Amiga Dünyası sayı 11, sayfa 23
Sayfanın metni

Sayfa 23

RAY TRACING, belli formüllerle bir resim hesaplamaya verilen genel isimdir. Bu formüller ışık, obje yansımaları, yüzey materyali gibi konuları da kapsadığından ray-trace yöntemi kullanılarak yaratılan görüntü, gerçek hayattaki görüntüye çok yakındır. Bu yöntemin tek kötü yanı, sahnedeki ışık kaynaklarından çıkan her ışının teker teker hesaplanmasıdır. Bu da çok uzun bir zaman alabilmekte (3-48 saat).

Animasyonların hiçbir aksaklık olmadan gösterilmesine REAL-TIME PLAY-BACK denmektedir.

Sahnedeki objelerin her obje yüzeyinde oluşacak görüntü yansımalarının gerçekçi olarak hesaplanmasına ve yüzeyin herhangi bir maddeyle kaplı olduğunu belirtmek için kullanılan hesaplara genel olarak REFLECTANCE MAPPING adı verilmekte.

Ekrandaki dikey ve yatay çözünürlüğü (piksel adedini) belirtmek için RESOLUTION terimi kullanılmaktadır.

Bilgisayar ekranında, istenen renkleri oluşturmak için kullanılan üç temel renk vardır. Bunlar istenilen oranlarda karıştırılarak 4096 renkten birini elde etmeniz gayet kolay. Bu üç renk kırmızı (R), yeşil (G) ve mavidir (B). Bir rengi oluşturan temel renk oranları bilgisayara R-G-B sırasıyla girilir. Bu yüzden de bu üç rengin kısaca adları RGB olarak yerleşmiştir.

Video ve bilgisayarda görüntü sinyalinin tam olarak senkronizasyonunu sağlamak için kullanılan standarda RS-170A kodu verilmiştir. Bu standart sayesinde görüntü sinyali kaynakları arasında fazladan birime gerek olmadan alışveriş yapmak mümkün.

Video stüdyolarında filmi kare kare hareket ettirmek ve bunun üzerinde değişiklikler yapmak için VCR cihazına bir bağlantı yuvasıyla bağlanan bir cihaza gereksinim vardır. Bu işi SINGLE FRAME ANIMATION CONTROLLER adı verilen cihaz yapmakta. Belli zaman süreçlerindeki görüntüleri hafızasına alarak bunları silmeniz, değiştirmeniz ya da yerine başka kareler kaydetmeniz mümkün.

Video kaynaklarından çıkan sinyalin sadece renk bilgisini ayarlamaya yarayan kontrole SUBCARRIER PHASE denir ve ayar 0 ile 360 derece arasında yapılabilmektedir.

Video kaynak ve almaçlarını birbirleriyle senkronize edebilmek ve bu sayede genlock'un temel işlevini yapmayı sağlayan birime SYNC GENERATOR adı verilir.

Video sinyalinde resim ve satır başlangıçlarını belirleyen sinyallere SYNC SIGNAL (senkronizasyon sinyali) adı verilir. Ekran tarama ışını, bu sinyale göre ekranı taramaktadır.

Video kayıt cihazlarında belli noktaları işaretlemeye yarayan sinyale TIME CODE (zaman kodu) adı verilmiştir. Bu kod sayesinde filmin istediğiniz bir karesine çok kısa sürede ulaşmanız mümkün. Eski cihazlarda bu sinyaller boş bir ses kanalına ses olarak kaydedilirdi. Bu sisteme SMPTE TIME CODE denmekte. Fakat teknoloji geliştikçe yeni cihazlar ve yeni yöntemler yaratıldı. VITC TIME CODE (Vertical Interval Time Code) artık bütün dünyada kullanılan standart bir sistem haline gelmiştir. Bu yöntemde markalama sinyalleri görüntünün üzerine kaydedilir.

Bilgisayarda hızlı ve akıcı bir animasyon yapmak için kullanılan yöntemlerden biri de, VEKTÖR GRAFİKLER'dir. Bu yöntemde objeler temel noktaları kullanılarak üç boyutlu olarak görüntülenir. Tabii ekranda gözüken gerçek üç boyut değildir. Noktaların koordinatları bazı formüllerden geçirilerek üç boyutun iki boyuta yansıması bulunur ve bu yeni koordinatlar kullanılır. Vektör grafiklerde yüzeyler ve ışık hesaplanmadığı için sadece temsili bir resim elde edilir. Vektör grafikler de iki gruba ayrılır. Bunlardan ilki herkesin görmüş olduğu TEL VEKTÖR GRAFİKLERİ'dir (Wire-frame vector graphics). Burada sadece kenarlar ve noktalar çizilecektir. Yüzeylerin arkasında kalan çizgiler de gözükecektir. İkinci tip vektör grafikleri ise YÜZEY KAPLAMALI VEKTÖR GRAFİKLERİ'dir (solid vector graphics). Buralarda yüzeylerin derinlik değerleri göz önüne alınarak bir sıralama yapılır. Bakış noktasına göre en uzakta kalan yüzeyden en yakın yüzeye kadar sırayla tüm yüzeyler, önceden belirlenen renklerle boyanır.

Avrupa'da bir sürü korsan grubu, demolarında her iki tür vektör grafikli animasyonlar kullanmaktadırlar. Bunlarda, normal animasyon programlarına göre bir fark vardır. Animasyon karelerinin tüm hareketleri daha önceden hesaplanarak kaydedilir. Daha sonra ufak bir gösterici programla yapılan animasyon kullanılır.

Animasyonlarda objeyi oluşturan noktalara da isim verilmekte: POINT ya da VERTEX (çoğulu vertices) olarak tanımlanan noktaların arasındaki çizgilere de EDGE denmekte.

Bazı animasyonlarda bir objenin parçalanarak başka bir objeye dönüştüğünü görmüşsünüzdür. Bu işleme METAMORPHOSE veya METAMORPH adı verilmekte.

Bazı animasyon programlarında daha kolay ölçü alabilmek için ekran kare kare bölünür. Bunlara GRID denmektedir. OBSERVER terimi ise bazen kamerayı tanımlamakta kullanılmakta. Bir kareyi görüntülemek için kullanılan süre PAL sistemlerde 1/50 sn, NTSC'de ise 1/60 saniyedir. Bu süreye JIFFY adı verilmekte.

Belli görüntü karelerinin devamlı olarak ardarda gösterilmesine LOOP (döngü) modu adı verilmektedir.

Bilgisayarlarda yaratılan animasyonlar, disketlere kaydedilirken animasyonun her karesi teker teker kaydedilecektir. Fakat bu çok fazla yer tutacağından, genelde DELTA COMPRESSING adı verilen yöntem kullanılır ve animasyonun disketteki uzunluğu bir hayli düşürülür. Bunun için resimler sırayla birbiriyle EXOR işleminden geçirilerek fark resimleri (DELTA DATA) elde edilir. Daha sonra da bu fark resimleri sıkıştırılarak kaydedilir. Animasyon oynatıldığında, her kare tekrar EXOR'lanarak eski haline getirilir ve gösterilir.

Animasyon hazırlarken çok obje kullanılıyorsa, istenmeyen bir karmaşa ortaya çıkacak ve bu da animasyonu etkileyecektir. Bu karmaşayı önlemek için yaratılan objelere ve bunların parçaları olan altobjelere isim vermek mümkün. Bu sayede hangi objenin hangisine bağlı olduğu da tanımlanabilir. Bu yönteme HIERARCHY denmekte.

Profesyonel video stüdyolarında renk değerlerinin açısal ve elektriksel olarak görülmesini sağlayan cihaza VECTORSCOPE adı verilir.

Video kayıt cihazlarına, stüdyolarda kısaca VTR (Video Tape Recorder) veya VCR (Video Cassette Recorder) adı verilmekte. Üstünde kayıt için kaset bulunduran el kameralarına ise CAMCORDER adı verilir. Bunların çoğunda kaydı izlemek için de bir siyah-beyaz ufak bir ekran vardır.

Video kayıt ortamlarında çoğu zaman elde olmadan görüntü netliği bozulabilir. Bu iyi kullanıldığında bazen gayet güzel efektler yaratmak mümkün. Fakat animasyonlarda görüntü gayet net olmaktadır. Görüntüyü video filmlerine benzetmek için kullanılan tekniğe MOTION BLUR denmekte.

OSCILLOSCOPE (Osiloskop) adı verilen cihaz sayesinde bütün elektriksel akımlar görüntüye çevrilir. Bu cihazlar daha çok profesyonel stüdyolarla elektronikçilerde bulunur. Stüdyolarda kullanılan modeller kolaylıkla video sinyal parçalarını (chroma, luminance, Sync sinyalleri) gösterebilecek şekilde modife edilmiş ve WAVEFORM MONITOR adı verilmiştir.

Video cihazlarında kasede kaydedilen sinyaller sabit değildir. Daha iyi kayıt ve okuma sağlamak için bu sinyalleri sabitlemek gerekmekte. Bu işlemi de TIME BASE CORRECTOR (kısaca TBC) adı verilen cihazlar yapmakta.

Video efekt cihazlarında geçen bazı efektlere de kısa adlar verilmiştir. Bunlardan en basitlerini aşağıda kısaca belirtmekte fayda görüyorum.

Sabit bir görüntüyü küçültüp hareketli bir video sinyal üzerine bindirildiği tekniğe PIP (Picture-in-picture) denmekte. Ekranda 3*3'lük bir matris şeklinde 9 kare resmi görüntülemek için NINE PICTURE STROBE adı verilen yöntem kullanılır. Sabit bir görüntünün parça parça kaybolarak aynı anda ekranda başka bir görüntünün oluşturulmasına DIGITAL DISSOLVE denmekte. Ekranın iki yarıya bölünerek bir kısımda sabit görüntü gösterilirken diğer tarafta da hareketli film gösterilmesine SPLIT SCREEN denmekte.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.