Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 56
İlk önce SEGA'nın el makinelerinde çıkan Carvup nihayet Amiga'da da karşımızda. Kırk sekiz kademeden oluşan run'n jump tipi bu oyunda başrolde, küçük ve oldukça sevimli bir araba var. Bu kırmızı arabanın adı Arnie. Arnie, dünyasını kötü kaptan Grim'den kurtarmak için var gücüyle savaşıyor. Fakat Grim'in yardımcıları Arnie'nin dünyasını tahrip etmeye çoktan başlamışlar. Arnie, dünyası tamamen yok olmadan bir şeyler yapmak zorunda. Bunun içinde, işe Grim'in yardımcılarının tahrip ettiği yerleri düzeltmekle başladı. Önünde çok uzun bir yol var ve Arnie tek başına.
İşte siz bu anda kelimenin tam manasıyla 'tam gaz' oyuna giriyorsunuz. Amacınız eğri büğrü platformların üstünden geçerek, Grim'in adamlarının bozduğu yerleri düzeltmek. Şimdi oyun esnasında kullanacağımız bazı silahları görelim:
Ejector Seat: Bir kol dışarı çıkarak yakınınızdaki her şeyi yok eder.
Spare Tyres: Ateş tuşuna basılıyken, arkanızdan uçarak kendisine çarpan her şeyi yok eder.
Oil Cans: Yere yağ bıraktığınız zaman, yağa değen nesneler kontrollerini kaybederek düşer ve yok olurlar.
Steam: Ejector Seat gibi, peşinizdeki her şeyi yok eder.
Depth Charge: Bu arkanızda herhangi bir şey bırakmanızı sağlar. Bunlara değen nesneler yok olur.
The Backfire: Arabanın arkasını korur. Arkadan gelen düşmanlarınızı dumana boğar.
Mortar Bombs: Önünüzden ateş ederek ilerlediğiniz platformu temizler.
Gun: İşte en kullanışlı silahınız. Bununla önünüze çıkan her şeyi yok edebilirsiniz.
Evet, bu silahları görünce 'işimiz kolay' diye düşünebilirsiniz. Ama düşmanlarınızı görmeden karar vermenizi tavsiye etmem. Şimdi biraz da oyunun kademelerine göz atalım.
İlk bölümlerde, kendinizi bir şatonun bahçesinde bulacaksınız. Çevrenizde ise oldukça kalabalık bir hayalet ordusu var. Bu arada katil yarasaları da unutmamak lazım. Burada etraftaki kanları temizliyoruz.
Bölüm sonlarında ise bir bonus bölümü ve ardından da o bölümde kurtardığımız arkadaşımızı göreceğiz.
Dördüncü bölümde kemikler üzerinde ilerliyorsunuz. Çevredeki köpeklere dikkat.
Beşinci kademede, kendinizi bir LEGO dünyasında bulacaksınız.
Altıncı bölümdeyse müzik dünyası, piyano tuşları ise çok ilginç.
Yedinci kademede Western dünyasına geleceksiniz. Burada ise kovboy ve kızılderililer var.
Sekizinci bölüm Müzedeki Hayalet dizisini hatırlatıyor. Esrarengiz bir müzenin içinde ilerliyoruz. İçeride kaplumbağalar, çekiç ve melekler var.
Son bölümde ise etrafta dolaşan kızgın bir surattan başka bir şey yok. Bu bölümde ne yapılması gerektiğini ben de bilmiyorum, ne temizlenecek platform ne de vurulabilecek cinsten yaratık var. Etrafta gezinen surata ise, henüz bir şey yapabilmeyi başaramadım.
Ayrıca, oyun sırasında uzun atlayışlar yapmanız gerektiği yerlerde sakın joystick'i yana çekmeyin, sadece fire'a basarsanız daha uzun atlarsınız.
Yolunuz açık olsun, çünkü buna ihtiyacınız olacak.
CORE DESIGN 512 Kbyte-TEK DİSKET
GRAFİK:............................... % 80 SES:......................................% 80 OYNANABİLİRLİK:.............. % 85 GENEL:................................% 85
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 57
Obitus, Role Playing Game ile Arcade elemanlarının mükemmel bir biçimde kaynaştıkları, pek çok hit oyuna imzasını atmış Psygnosis firmasının yeni oyunu. Oyunda esrarengiz bir şekilde Middlemere adlı yere transfer edilmiş Wil Mason isimli karakteri canlandırıyorsunuz. Wil Mason şövalyeler, troller, zindanlar, kaleler, büyücüler ve prenseslerle dolu bu yerde pek rahat değil. Kendisini her an rahatsız eden ve ölümün kol gezdiği şehirden olabildiğince çabuk çıkmak istiyor. Siz ise onun tek kurtuluş umudusunuz.
Şimdi Wil Mason'un hapsolduğu bu yerin hikayesini hep birlikte okuyalım.
Middlemere; Kral Cirkassia tarafından mutlu bir şekilde yönetilen, halkın mutlu, hayatın ise toz pembe olduğu bir ülkeydi. Kral da halkının ve ülkesinin bu durumundan memnundu ama kendisi pek mutlu değildi. Tüm hayatı boyunca tacını ve muhteşem krallığını devam ettirecek varisler istemişti, ama onun bu isteği hanedanının da sonu olmak üzereydi.
Drakehurst kalesinin derinliklerinde ise kötü büyücü Domakk kirli işler çeviriyordu. Kendisi insanların mutlu olduğu bir ülke görmek istemiyor ve Cirkassia'nın krallığını çökertmek için elinden geleni yapıyordu. Kralın tahtına bir varis için olan isteği, Domakk'ın uzun zamandan beri beklediği büyük fırsattı. Kralı bir insan kılığında ziyaret etti ve ona bir Kraliçe ve tahtına varis sözü verdi. Tabii bu arada taht odasına çeşitli büyüler yapmayı da unutmadı. Kral neşe içinde bu olayın gerçekleşmesini beklerken Domakk sözünü tuttu ve Kral'a Middlemere'in daha evvel görmediği bir düğün düzenledi.
Bir süre sonra Kral Cirkassia dört erkek evlada kavuşmuştu. Çocuklar büyüdükçe içlerine Domakk tarafından aşılanmış kıskançlık ve kin duyguları da gelişti. Kardeşler birbirlerinden nefret etmeyi öğrendiler. Birbirlerinden o kadar çok nefret ediyorlardı ki Kral ölür ölmez ülke için savaşmaya başladılar. Hiçbiri aralarındaki bu savaşı kazanamadı ve Middlemere güç olarak bölündü. Sonuç tam bir hüsrandı. Savaş senelerce devam etti ve bitmesi için en ufak bir belirti bile yoktu. Bu arada Domakk olanlara sadece gülümsüyor ve daha çok karışıklık çıkartmaya çalışıyordu.
Bir gün, büyü ya da başka bir şekilde Middlemere'in tam ortasında garip bir makine belirdi. Garip makinenin büyük korkusu etrafa çok çabuk yayıldı ve dört savaşçı kardeş kalelerinde korku ile oturup cezalandırılmayı beklediler. Ama hiçbir şey olmadı. Hatta yavaş yavaş makinenin bir tehdit unsuru olmadığını anladılar ve onda kullanıma hazır bir enerji gördüler.
Dört kardeşten hepsi de tek tek makineyi ziyaret ederek ondan parçalar aldılar. Artık hepsi makinenin bir bölümüne sahiptiler. Bu arada öğrendikleri başka bir şey ise yönetmenin makine parçalarına sahip olunca daha kolay olduğuydu. Parçaya sahip olan, güce de sahipti.
Bundan sonra kardeşler, aralarındaki savaşa son verip, bir anlaşma imzaladılar. Makinenin geri kalan parçaları güvenli bir biçimde saklandı ve Middlemere eşit olarak dörde bölündü. Birdenbire kardeşler toprağın dörtte birini yönetmeye razı olmuşlardı ama her kardeşe ait olan parça çok sıkı bir biçimde korunmaktaydı.
Tam bu sırada... Wil Mason Middlemere'in rüzgarlı yollarında arabasıyla evine doğru ilerlemekteydi. Doğada gece araba kullanmak şehirde araba kullanmaktan çok daha kolaydı. Etrafta göz alıcı sokak lambaları ya da mide ağrısına neden olacak neon lambaları yoktu.
Yağmakta olan yağmur yoldaki virajlar arttıkça hiç yardımcı olmuyor aksine Wil'in fren yaparak yavaşlamasına sebep oluyordu. Etrafı saran karanlık ve yağmur damlalarının ritmik sesleri Wil'in rahatlamasını ve son birkaç saatin stresini atmasını sağlıyordu. Tek düşüncesi en kısa sürede evine varmaktı ve zaten az sonra da eve varmış olacaktı.
Fakat kısa görüş mesafesi ve yoldaki bir kütük Wil'in yoldan çıkmasına ve arabasının bozulmasına sebep oldu, eve gitmesini de biraz geciktirdi.
Wil konforlu arabasını terk edip yardım bulmak için yağmurda yürümeye başladı.
Yolda yaklaşık yirmi dakika kadar yürüdükten sonra etrafta hala bir yaşam belirtisi ya da bir ses yoktu. Sonra sol tarafında, yolun dışında bir ışık gördü ve çitin üzerinden atlayarak ona doğru ilerlemeye başladı fakat gariptir ki ışık ona pek yaklaşmıyordu.
Wil bu garip durumla karşılaşınca yola geri dönmeyi düşündü ama merakı onu yoldan daha da uzaklaştırdı. Bina çok eski bir kuleydi, hatta yüksekliğinin bir kısmını da kaybetmişti. Kuleye giriş için dört kapı vardı. Wil açık olan kapıdan içeri girdi.
Ardındaki kapının kapanmasıyla Wil kendini yuvarlak bir odada bulur. Cebinden ıslak bilgisayarını çıkardıktan sonra yere oturup durumunun bir değerlendirmesini yapar. Kulenin içinde tatlı bir şekilde yankılanan yağmurla rüzgarın sesi ve üstüne çöken yorgunluk Wil'in uyumasına neden olur.
Wil kuş sesleri ile uyanır. Yağmur durmuştur. Etrafta bilgisayarını göremeyince şaşırır. Fakat birazdan fark edecekleri, çok daha fazla şaşırmasına sebep olur. Etrafına bakındığında, her şeyin eskisi gibi göründüğünü fakat, hem daha temiz hem de daha yeni olduklarını fark eder. Ama kesin olan hala aynı kulede olduğudur. Kapıları açmak için yaptığı hamle, en kötü kabusunda bile hayal edemeyeceği bir durumla karşı karşıya gelmesini sağlar. Kapıların hepsi ya bozulmuş ya da kilitlenmiştir.
Dışarı çıkmak için yaptığı tüm çabalar boşa gider ve geçen zaman tekrar uykusunun gelmesine sebep olur.
Wil'in ne kadar uyuduğu hakkında bir fikri yoktur ama uyandıktan hemen sonra neler olduğunu ve dışarı nasıl çıkıp, evine nasıl ulaşacağını düşünür. Ve birden gördüğü şeyle gözleri parlar. Yerde bir anahtar vardır!
Oyun bizim için bundan sonra başlıyor. Yerdeki gümüş anahtarı alarak kapılardan birini açmalıyız. Anahtar kapılardan sadece birini açıyor. Diğer kapıların anahtarlarını oyunun içinde buluyoruz. Bu arada önümüzde geniş bir kontrol paneli var. Bu paneldeki eat, take, use, info gibi komutları kullanarak etraftaki eşyaları alabilir, onları inceleyebilir ve kullanabiliriz. Bu komutların yanında ise pusula benzeri bir gösterge var. Bunun ortasındaki kişi bizi simgeliyor. Burada East ve West'e basarak yüzümüzü istediğimiz yöne çevirir. North ve South'a basarak da o yönde ilerleyebiliriz. Bu göstergenin sağında ise o anda aldığımız ya da kullandığımız eşyayı görebileceğimiz bir gösterge var. Buradaki eşyaları değiştirmek için yandaki yukarı ve aşağı olan oklara basmalıyız. En sağdaki cam küre ise disk değiştirmemiz gerekince ya da etrafta okumamız gereken bir kağıt bulunca işimize yarıyor. En soldaki yeri seçerek ise gücümüz ve yorgunluğumuz hakkında bilgi alabiliriz ve üzerimizdeki ağırlığın miktarını öğrenebiliriz. Oyun esnasında artan yorgunluğumuzu uyuyarak gidermek mümkün ama bu arada geçen zamanın aleyhimize işlediğini de daima hatırlamalıyız.