OBITUS
Retro bilgisayar
Obitus, Role Playing Game ile Arcade elemanlarının mükemmel bir biçimde kaynaştıkları, pek çok hit oyuna imzasını atmış Psygnosis firmasının yeni oyunu. Oyunda esrarengiz bir şekilde Middlemere adlı yere transfer edilmiş Wil Mason isimli karakteri canlandırıyorsunuz. Wil Mason şövalyeler, troller, zindanlar, kaleler, büyücüler ve prenseslerle dolu bu yerde pek rahat değil. Kendisini her an rahatsız eden ve ölümün kol gezdiği şehirden olabildiğince çabuk çıkmak istiyor. Siz ise onun tek kurtuluş umudusunuz.

Şimdi Wil Mason'un hapsolduğu bu yerin hikayesini hep birlikte okuyalım.
Middlemere; Kral Cirkassia tarafından mutlu bir şekilde yönetilen, halkın mutlu, hayatın ise toz pembe olduğu bir ülkeydi. Kral da halkının ve ülkesinin bu durumundan memnundu ama kendisi pek mutlu değildi. Tüm hayatı boyunca tacını ve muhteşem krallığını devam ettirecek varisler istemişti, ama onun bu isteği hanedanının da sonu olmak üzereydi.
Drakehurst kalesinin derinliklerinde ise kötü büyücü Domakk kirli işler çeviriyordu. Kendisi insanların mutlu olduğu bir ülke görmek istemiyor ve Cirkassia'nın krallığını çökertmek için elinden geleni yapıyordu. Kralın tahtına bir varis için olan isteği, Domakk'ın uzun zamandan beri beklediği büyük fırsattı. Kralı bir insan kılığında ziyaret etti ve ona bir Kraliçe ve tahtına varis sözü verdi. Tabii bu arada taht odasına çeşitli büyüler yapmayı da unutmadı. Kral neşe içinde bu olayın gerçekleşmesini beklerken Domakk sözünü tuttu ve Kral'a Middlemere'in daha evvel görmediği bir düğün düzenledi.
Bir süre sonra Kral Cirkassia dört erkek evlada kavuşmuştu. Çocuklar büyüdükçe içlerine Domakk tarafından aşılanmış kıskançlık ve kin duyguları da gelişti. Kardeşler birbirlerinden nefret etmeyi öğrendiler. Birbirlerinden o kadar çok nefret ediyorlardı ki Kral ölür ölmez ülke için savaşmaya başladılar. Hiçbiri aralarındaki bu savaşı kazanamadı ve Middlemere güç olarak bölündü. Sonuç tam bir hüsrandı. Savaş senelerce devam etti ve bitmesi için en ufak bir belirti bile yoktu. Bu arada Domakk olanlara sadece gülümsüyor ve daha çok karışıklık çıkartmaya çalışıyordu.
Bir gün, büyü ya da başka bir şekilde Middlemere'in tam ortasında garip bir makine belirdi. Garip makinenin büyük korkusu etrafa çok çabuk yayıldı ve dört savaşçı kardeş kalelerinde korku ile oturup cezalandırılmayı beklediler. Ama hiçbir şey olmadı. Hatta yavaş yavaş makinenin bir tehdit unsuru olmadığını anladılar ve onda kullanıma hazır bir enerji gördüler.
Dört kardeşten hepsi de tek tek makineyi ziyaret ederek ondan parçalar aldılar. Artık hepsi makinenin bir bölümüne sahiptiler. Bu arada öğrendikleri başka bir şey ise yönetmenin makine parçalarına sahip olunca daha kolay olduğuydu. Parçaya sahip olan, güce de sahipti.
Bundan sonra kardeşler, aralarındaki savaşa son verip, bir anlaşma imzaladılar. Makinenin geri kalan parçaları güvenli bir biçimde saklandı ve Middlemere eşit olarak dörde bölündü. Birdenbire kardeşler toprağın dörtte birini yönetmeye razı olmuşlardı ama her kardeşe ait olan parça çok sıkı bir biçimde korunmaktaydı.

Tam bu sırada... Wil Mason Middlemere'in rüzgarlı yollarında arabasıyla evine doğru ilerlemekteydi. Doğada gece araba kullanmak şehirde araba kullanmaktan çok daha kolaydı. Etrafta göz alıcı sokak lambaları ya da mide ağrısına neden olacak neon lambaları yoktu.
Yağmakta olan yağmur yoldaki virajlar arttıkça hiç yardımcı olmuyor aksine Wil'in fren yaparak yavaşlamasına sebep oluyordu. Etrafı saran karanlık ve yağmur damlalarının ritmik sesleri Wil'in rahatlamasını ve son birkaç saatin stresini atmasını sağlıyordu. Tek düşüncesi en kısa sürede evine varmaktı ve zaten az sonra da eve varmış olacaktı.
Fakat kısa görüş mesafesi ve yoldaki bir kütük Wil'in yoldan çıkmasına ve arabasının bozulmasına sebep oldu, eve gitmesini de biraz geciktirdi.
Wil konforlu arabasını terk edip yardım bulmak için yağmurda yürümeye başladı.
Yolda yaklaşık yirmi dakika kadar yürüdükten sonra etrafta hala bir yaşam belirtisi ya da bir ses yoktu. Sonra sol tarafında, yolun dışında bir ışık gördü ve çitin üzerinden atlayarak ona doğru ilerlemeye başladı fakat gariptir ki ışık ona pek yaklaşmıyordu.

Wil bu garip durumla karşılaşınca yola geri dönmeyi düşündü ama merakı onu yoldan daha da uzaklaştırdı. Bina çok eski bir kuleydi, hatta yüksekliğinin bir kısmını da kaybetmişti. Kuleye giriş için dört kapı vardı. Wil açık olan kapıdan içeri girdi.
Ardındaki kapının kapanmasıyla Wil kendini yuvarlak bir odada bulur. Cebinden ıslak bilgisayarını çıkardıktan sonra yere oturup durumunun bir değerlendirmesini yapar. Kulenin içinde tatlı bir şekilde yankılanan yağmurla rüzgarın sesi ve üstüne çöken yorgunluk Wil'in uyumasına neden olur.
Wil kuş sesleri ile uyanır. Yağmur durmuştur. Etrafta bilgisayarını göremeyince şaşırır. Fakat birazdan fark edecekleri, çok daha fazla şaşırmasına sebep olur. Etrafına bakındığında, her şeyin eskisi gibi göründüğünü fakat, hem daha temiz hem de daha yeni olduklarını fark eder. Ama kesin olan hala aynı kulede olduğudur. Kapıları açmak için yaptığı hamle, en kötü kabusunda bile hayal edemeyeceği bir durumla karşı karşıya gelmesini sağlar. Kapıların hepsi ya bozulmuş ya da kilitlenmiştir.
Dışarı çıkmak için yaptığı tüm çabalar boşa gider ve geçen zaman tekrar uykusunun gelmesine sebep olur.
Wil'in ne kadar uyuduğu hakkında bir fikri yoktur ama uyandıktan hemen sonra neler olduğunu ve dışarı nasıl çıkıp, evine nasıl ulaşacağını düşünür. Ve birden gördüğü şeyle gözleri parlar. Yerde bir anahtar vardır!
Oyun bizim için bundan sonra başlıyor. Yerdeki gümüş anahtarı alarak kapılardan birini açmalıyız. Anahtar kapılardan sadece birini açıyor. Diğer kapıların anahtarlarını oyunun içinde buluyoruz. Bu arada önümüzde geniş bir kontrol paneli var. Bu paneldeki eat, take, use, info gibi komutları kullanarak etraftaki eşyaları alabilir, onları inceleyebilir ve kullanabiliriz. Bu komutların yanında ise pusula benzeri bir gösterge var. Bunun ortasındaki kişi bizi simgeliyor. Burada East ve West'e basarak yüzümüzü istediğimiz yöne çevirir. North ve South'a basarak da o yönde ilerleyebiliriz. Bu göstergenin sağında ise o anda aldığımız ya da kullandığımız eşyayı görebileceğimiz bir gösterge var. Buradaki eşyaları değiştirmek için yandaki yukarı ve aşağı olan oklara basmalıyız. En sağdaki cam küre ise disk değiştirmemiz gerekince ya da etrafta okumamız gereken bir kağıt bulunca işimize yarıyor. En soldaki yeri seçerek ise gücümüz ve yorgunluğumuz hakkında bilgi alabiliriz ve üzerimizdeki ağırlığın miktarını öğrenebiliriz. Oyun esnasında artan yorgunluğumuzu uyuyarak gidermek mümkün ama bu arada geçen zamanın aleyhimize işlediğini de daima hatırlamalıyız.

Her neyse, yerden aldığımız anahtarı kullanıp kuleden çıktıktan sonra kendimizi bir ormanda buluyoruz. Burası fazla geniş bir yer değil ama siz yine de elinize kalem ve kağıt alıp hemen bir harita çizmeye girişin çünkü, harita kullanmadan bu oyunu bitirmek belki imkansız değil ama çok zor. Ormanda ilk yapmanız gereken etraftaki okları bulmak. Bunlara NE yönünde rastlayabilirsiniz. Daha sonra ise karşınıza çıkan okçuları öldürüp, onlardan ekstra oklar elde edebilirsiniz. Etrafta gezdikçe çeşitli meyveler ve yiyecekler buluyorsunuz. Bunlar zamanla ya da yaptığınız savaşlar nedeni ile azalan enerjinizi arttırmanıza yarıyorlar. Yine ormanda karşılaşacağınız ak sakallı ihtiyarlarla konuşun ve onların sözlerine kulak verin. Onları sakın öldürmeyin ve eğer ellerinde değerli bir eşya varsa onu karşılığına bir şey vererek almaya çalışın. Çünkü, ona ateş ederseniz elindeki eşyayı bırakarak yok olacağı gibi onunla beraber de gidebilir ve siz de sonsuza dek Middlemere'de kalabilirsiniz. Bu sözlerim sadece ormanda karşılaşacağınız kişiler için değil tüm oyundakiler için geçerli. Bu arada ormanda karşılaşacağınız ve gücü çok yüksek olan şövalye ile şimdilik dövüşmeyin ve oyunun ileri safhalarını bekleyin. Ormanda her yeri gezip iki çıkışı da bulduktan sonra batıdakinden girerek ormanı terk edin ve madene ulaşın. Diğer çıkış bir yere çıkmıyor ve size boşuna enerji ve vakit kaybettiriyor.

Ormandan çıktıktan sonra madene ulaşmak için değişen oyun planında ilerlemelisiniz. Bu planda ekranda batı ya da doğuya doğru ilerleyebiliyorsunuz ve isteğinize göre Wil'i joystick'le yönetebiliyorsunuz. Etrafta mancınıkla taş atan adamlar, ağaçlardan kafanıza taş fırlatanlar ve çalıların arasına gizlenmiş okçulardan oluşan büyük bir kuvvet var. Bunlara karşı sizin ise sadece okunuz ve şimdilik elinizde varsa bıçağınız var. Fakat elinizdeki oku bile kullanırken birçok yara alabileceğiniz için bence en iyisi takla ata ata gitmek. Madene vardığınızda kalem ve kağıdınızı tekrar elinize alsanız iyi olur. Ve bu sefer çok yorulacağınız garanti edilir. Maden iki bölümden oluşmakta; birinci kısım yeryüzünde olan ve Drakehurst kalesine ulaşmanızı sağlayan bölüm. İkincisi ise ilkinin altında olan ve git git bitmeyen karmakarışık yollara sahip olan bölüm. Üst katta dolaşırken etrafta bulacağınız meşaleleri ve lambaları yolları aydınlatmak için kullanın. Etrafta daha evvel rastlamadığınız yaratık ve adamlarla karşılaşıyorsunuz. Yaratıkları öldürün ama adamlarla mutlaka konuşun ve ellerindekileri herhangi bir şekilde almaya çalışın. Drakehurst kalesinin girişini koruyan muhafızı öldürdükten sonra kalenin içine giriyorsunuz. Bu bölümün oyun planı ormanda ve madende karşılaştığınız ve yine madene giden yolda karşılaştığınız iki oyun planının bir arada kullanımı. Joystick'i kullanırken mouse ile de iş görüyorsunuz. Ama kaleye girmeden evvel 1 adet Light Key, 12 adet Light Keys, 1 adet Gold Key almış olmanız gerekiyor yoksa kaledeki kapıların hepsini açamazsınız. Gerekli olan ilk 6 adet Light Keys'i ormanda bir Mandarin ya da ona benzer ismi olan birinden alıyorsunuz. İkinci 6 adet Light Keys'i de madendeki bir savaşçıdan alıyorsunuz. Diğer anahtarlardan 1 adet Light Key'i yerde buluyorsunuz. Geri kalan 1 adet Golden Key'i ise madenin alt katına hemen indiğinizde buluyorsunuz. Yalnız madenin alt katına inerken yanınızda ipin bulunmasına dikkat edin yoksa yukarı çıkamazsınız.
Tüm anahtarlar yanınızdayken Drakehurst kalesine giderseniz kapıların hepsini açmakta pek zorlanmıyorsunuz. Giriş kapısını açmak için muhafızı öldürdükten sonra 1 adet Light Key'i kullanmalısınız. İçerideki biri dışında her kapı diğer Light Key'lerle açılabiliniyor.
Kalenin içinde sizi bekleyen çeşitli tehlikelere karşı daima hazırlıklı olun ve okunuzu ya da bıçağınızı yanınızdan ayırmayın. Tavandan düşebilecek bir avizeye ve her an sizi öldürebilecek bir giyotine karşı da hazırlıklı olun. Kaledeki işlerinizi bitirdikten sonra ise kaleyi terk ederek tekrar madene dönün ve alt kata inerek alabileceğiniz her şeyi toplayın ve etrafı iyice araştırın. Çünkü, duvarlardan birinde elinizde bulunan Blue Gem'i koymak için bir yer var. Blue Gem'i buraya koyunca daha evvel duvarla kaplı olan bir yol meydana çıkıyor. Bu yoldan girip etrafta biraz dolaştıktan sonra yolun ağzında bir savaşçı ile karşılaşıyorsunuz. Şu anda bunu geçmeniz zor. O nedenle hemen ormana dönün ve elinizdeki kırmızı Fire Powder'ı kullanarak daha evvel savaşmadığınız şövalyeye ateş edin. Kırmızı Fire Powder onun işini tek vuruşta bitirecektir. Onun koruduğu yoldan içeri girince, ileride bir küre buluyorsunuz. Bu küreyi de aldıktan sonra kuleye geri dönerek elinizdeki 1 adet Heavy Key ile kapalı olan üç kapıdan NE'ye bakanını açabilirsiniz.
Bu arada üstünüzdeki eşyalardan birazını bırakmalısınız yoksa her an yorgunluk sebebiyle oyun sona erebilir ve hatta belki de dikkatsizce davranıp tam buraya ulaşacakken ölmüşsünüzdür.
OYUN SIRASINDA DİKKAT ETMENİZ GEREKEN NOKTALAR:
- Hiç bir zaman için yanınızda gereğinden fazla eşya taşımayın. Bu gereksiz yere yorulmanıza ve enerji kaybetmenize sebep olacaktır.
- Savaşçıların dahi ilk önce Info ile özelliklerini görün ve size bilgi verebilecek kişileri öldürmeyin.
- Mutlaka bir harita çıkarın. - Aceleci olmayın ve oyunu büyük bir sabır ile oynayın.
- Hızla enerji kaybettiğinizi fark ederseniz hemen eşyalarınızı bırakıp bir şeyler yiyin.
- Sizden kuvvetli savaşçılarla savaşırken vur-kaç taktiği kullanın.
- Bulunduğunuz yerleri büyük bir dikkatle araştırın.
Psygnosis / 4 Disket
GRAFİK.........................: % 85 SES ............................... :%75 OYNANABİLİRLİK........: % 70 GENEL .......................... :%75
