Amiga Dünyası sayı 8, sayfa 63

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 63

SAYFA 66

Her şey Thyn topraklarının altında değerli taşların bulunmasıyla başlamış. Değerli taşlara olan düşkünlükleri dünyaca bilinen Dwarf'lar da Thyn'a akın etmişler. Her yerde madenler kazmış ve bu madenlere yerleşmişler. Madenler gittikçe daha derinleşmiş. Hatta barmen Dwarf'ların dünyanın merkezine dek kazdıklarını iddia etti. Ormanın doğal sakinleri olan Elf'ler de bu durumdan pek hoşlanmamışlar. Herkes Elf'lerin Dwarf'larla pek iyi geçinemediğini bilir. İki ırk arasındaki sürtüşme, sonunda hırsız bir Dwarf'ın bir Elf büyücüsüne ait büyü kitabını çalmasıyla, patlama noktasına gelmiş. Elf'ler de Dwarf'ların kamplarına düzenledikleri ani bir baskınla, herkesi öldürmüşler. Bu uzun ve kanlı geçecek olan bir savaşın başlangıcı olmuş. İşte biz tam böyle bir zamanda, büyük bir savaşın ortasında Thyn'a gelmiştik. Bu da karşılaştığımız Dwarf ve daha birçok canlının neden bize saldırdığını açıklıyordu. Savaş sadece Elf ve Dwarf'larla sınırlı kalmamış. Bölgenin tek hakimi olmak için bütün ırklar kıyasıya bir mücadeleye girmişler. İnsanlar ise bu ırklar içinde en güçsüz ve sayıca az olanları......

SAYFA 70

Thyn'daki üçüncü günümüz. Grubumuza katılan yeni bir üyemiz var. Kendisi acımasız ve korkunç bir güce sahip olan bir savaşçı. Kimi zaman böyleleri kendinizi ve grubu korumak için bulunmaz kişilerdir. Thyn'da ilk izlenimlerimiz, iki adet büyük Dwarf madeni ve bir Elf kalesi. Geceleri yolculuk etmek hemen hemen imkansız. Sadece gündüzleri keşif yapabiliyoruz. Thyn'da birçok yerde kalabileceğimiz tavernalar var. Fakat buralara gece olmadan ulaşmak zorundayız. Sadece güçlü bir grup dışarıda kamp kurabilir.....

SAYFA 72

Bugün Thyn kalesinin komutanı olan ve aynı zamanda da bütün bu toprakların sahibi olması gereken, Kont ELVORF ile görüşeceğiz.

Kontun karşısına çıktığımızda oldukça şaşırdım. Bunun en büyük nedeni de, umduğumun aksine karşımda genç, güçlü ve etkileyici biriyle karşılaşmamdı. Kont bu haliyle, bir soyludan çok, bir savaşçı izlenimi veriyordu. Görünümü barbar olan Thorn'u bile etkiledi. O şimdiye dek pek az şeyden etkilenmiştir. Kontun büyük bir sıkıntısı vardı. İnsanlar ölüyor ve o bir şey yapamıyordu. Elinde de ancak kaleyi koruyabilecek miktarda asker vardı. Savaşı durdurmak, topraklarında barışı sağlamak istiyordu. Fakat elindeki kuvvetler oldukça yetersizdi. Kontun tek çaresi vardı, o da Cyldane'den yardım istemek. Cyldane Kontu

Hagror'un kendisine yardım edeceğine emindi. Bundan ben de emindim, fakat Kont Hagror'un olan ve bitenden pek bir haberi yoktu. Geriye tek bir seçenek kalıyordu, o da Kont Hagror'a haber vermek ve ondan yardım kuvvetleri almak. Fakat Elvorf bize bunun başarı şansı çok az olan bir ihtimal olduğunu söyledi. Şimdiye dek bu görev için birçok grubu gönderdiğini ve bu grupların da tek tek yok edildiğini anlattı. Biz ona geldiğimiz yolu ve nasıl geldiğimizi anlattığımızda ise bize inanamadı. Fakat biz geldiğimiz yoldan geriye dönemezdik. Güçlü bir büyücümüz yoktu. Kont bize Cyldane'ye diğer bir yol olduğundan bahsetti. Bu yolda Dwarf madenlerinden geçiyordu. Fakat hangi madenden olduğunu kendisi de bilmiyordu. Buradan kurtulmak için tek çıkar yol bu madenleri araştırmaktı. Buna mecburduk. Aksi takdirde ömrümüzün sonuna dek burada kısılıp kalacaktık. Kont görevi başarırsak bizi hayal edemeyeceğimiz şekilde ödüllendireceğini vadetti....

SAYFA 78

Silahlarımızı yeniledik. Bugün grubumuza yeni bir eleman katıldı. Kendisi bir çeşit büyücü. Fakat ne yazık ki eski büyücümüz kadar usta değil. Fakat hiç yoktan iyidir. Ben hemen madenlere girme taraftarı değilim. Daha doğrusu madenlerin derinliklerine. İlk olarak biraz tecrübe kazanmanın daha faydalı olacağını düşündüm. Bu sebeple çevreyi araştırmaya başladık. İki madenin de ilk katlarını iyice inceledik. Daha sonra Elf kalesini araştırdık. Burada çok faydalı zırh ve silahlar bulduk. Bizi daha evvelden uyardıkları için, ürkütücü bir görüntüye sahip olan bu kaleye hiç girmedik. Artık Dwarf madenlerinin alt katlarını araştırmaya hazırız. Umarım başarırız.....

ÖNEMLİ NOTLAR Ben TAULUS, bu notları gelecek nesillere ışık tutması için yazıyorum. Bu notlarda, karşılaştığım bütün ırklar, bildiğim ve gördüğüm tüm büyüler, karşılaştığım iyi, kötü tüm karakterler ve kullandığım tüm silahlar hakkında aydınlatıcı bilgiler bulabilirsiniz.

IRKLAR BÖLÜMÜ SAYFA 01

Çok yer gezdim ve bu yerlerde değişik birçok ırkla karşılaştım. Bunların kimisi çok zeki, kimisi de bir öküz kadar aptaldı....

SAYFA 03

İNSAN: İnsan diğer tüm sınıflar içerisinde nüfusu en fazla olan ırktır. Çok kabiliyetlidir, bu sebeple aklınıza gelebilecek olan bütün sınıflara girer. İçlerinde çok kötülerinin olabileceği gibi, oldukça iyileri de vardır. İnsanoğlu öldüğü zaman iyi bir tapınakta ya da tecrübeli bir rahibin gözetiminde tekrar canlandırılabilir. İnsan diğer ırkların aksine geceleri göremez. İnsanda ne bir Dwarf'ın gücü, ne de bir Elf'in zekası vardır. Fakat insanoğlu zamanla, çalışma ve tecrübe ile bu özelliklerini yükseltebilir. Kısacası gelişmelerinin anlamsızlığı hakkında bir söylev çekerken, başka bir yerde bir barbar umursamaz bir tavırla birasını içiyordu. Barmenle konuşarak olayların iç yüzünü öğrendik.

sınırı yoktur. Birçok ara ırkı vardır. Fakat genel anlamda bunların arasında pek bir fark yoktur.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.