Amiga Dünyası sayı 8, sayfa 62

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 62

Bir Alman firması olan Rainbow Arts'ın FRP türündeki ilk oyunu olan Legend of Faerghail, Bard's Tale tipinde ve Bard's serisinden daha zor bir oyun olarak karşımızda. Bundan yaklaşık olarak 6 ay evvel tek disketlik demosu ülkemize gelmişti. Bu demodan oldukça kaliteli bir FRP olduğu anlaşılıyordu. Oyun geldiğinde ilk izlenimlerimiz, demonun her şeyi tam olarak yansıtmadığıydı. Sonuçta beklediğimizden daha komplike, zor ve bir o kadar da kaliteli bir oyunla karşılaştık. Bard's Tale'e yaklaşık olarak 2 yıldır yerli, yabancı tüm bilgisayar dergilerinde gerek ipucu, gerekse maze haritaları olarak değinilmekte. Sanırım Legend of Faerghail bundan daha uzun bir süre bütün dergileri işgal edecek. Oyunun diğer bir özelliği de daha önce X-OUT'un grafiklerini yapmış olan ve Avrupa'da bir Software firmasında çalışan CELAL KANDEMİROĞLU'nun LEGEND OF FAERGHAIL'in kapak ve poster resimlerini çizmiş olması. Fakat oyunun özellikleri sadece bunlarla bitmiyor. Oyun Bard's Tale 1, 2 ve Phantasie 1 ve 3'ten de karakter almanıza olanak sağlıyor. Böyle bir şey daha önce hiçbir oyunda yapılmamıştı. Bu sayede eğer bu oyunlarla daha önce oynadıysanız ve oyundaki karakterleriniz yüksek level'lardaysa, bu gelişmiş karakterleri bu oyunda kullanabilirsiniz. Gerçi karakterlerin transferleri kusursuz olmuyor fakat yine de oyuna büyük bir avantaj ile başlıyorsunuz. İşte bunlar LEGEND OF FAERGHAIL'in bazı özellikleri, diğer özellikleri de yeri geldiği zaman aşağıdaki satırlarda anlatacağım.

MACERACININ GÜNLÜĞÜ SAYFA 01

Ben TAULUS, gezgin bir yazarım. Beni maceraperest biri olarak da nitelendirebilirsiniz. Çok uzun bir hayat yaşadım ve tüm ömrüm boyunca inanılmaz olan birçok olayla, kaybolmuş ırklarla ve kayıp diyarlarda, inanılmaz güçteki büyücülerle karşılaştım. Gelecek olan nesillere bir ışık tutması maksadıyla bu günlüğü yazmaya karar verdim.....

En inanılmaz maceralarımdan biri de GTYMOR’da geçti. Gtymor oldukça büyük bir kıtada. Çok uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra bu kıtaya vardım. Yanımda sadece altın ve macera için bir araya toplanmış olan ufak bir grup vardı. Benimle beraber bu uzun ve zorlu yolculuğa çıktıklarında 20 kişiydiler. Kıtaya ulaştığımızda ise sadece 5 kişi kalmışlardı. Gtymor toprakları üç krallığa aittir. En büyük ve güçlüleri CYLDANE'dir. Burayı güçlü savaş lordu, Kont HAGROR yönetir. Cyldane'de uçsuz bucaksız ormanlar bulunur. Bu ormanlar o kadar sık ve gizem doludur ki, içlerine girenleri aç bir ejderha gibi yutar ve bir daha da o kişilerden haber alınamaz, daha doğru bir deyişle alınamazdı. Bu gün birçok kavimin yaşadığı bu ormanda, yüzlerce yıl önce büyük bir terör vardı. Kont Hagror'un dedesinin dedesi bu olaylara son vermek ve aynı zamanda da azalan itibarını yükseltmek için ormana, gözyaşı ormanına, bir keşif grubu gönderdi. Bu grup uzun araştırmalar sonunda VORTAG adındaki kötülüklerin kaynağıyla karşılaştılar. Vortag güçlü bir büyücüydü, amacı ise tüm ormana sahip olmaktı. Bunu kısmen başarmıştı. Keşif grubu zorlu bir mücadeleden sonra Vortag'ı ve onun uşaklarını yendiler. Grup daha sonra buraya yerleşti. Ormanın ortasındaki bu toprakları yaşanabilir hale getirdiler. Şimdiki kontun dedesinin dedesi de bu toprakları keşif grubunun komutanına verdi. Daha sonraları komutana kont unvanını bahşetti. Kont TAGRAN yerleştikleri bölgeye THYN adını verdi. Çevredeki ağaçlar kesildi ve buraya büyük bir kale inşa edildi. Aradan geçen yıllarda çeşitli ırklar bu topraklara huzur bulmak amacıyla akın ettiler. Thyn yıllar geçtikçe Dwarf ve Elf'lerin de yerleşim merkezi oldu. Cyldane ise yıllar geçtikçe gücünü kaybetmeye başladı. Bu sebeple Cyldane'ye bağlı olan birçok derebeylik, buna Thyn da dahil, bağımsızlıklarını ilan etmeye başladı. Bunlar benim Cyldane’de kraliyet arşivlerinden öğrenebildiklerim….

Gtymor'da Cyldane'den başka iki büyük krallık daha vardır. Bunlardan ilki vahşi ve barbar bir krallık olan Tronalm'dır. İkincisi ise tutucu ve bağnaz bir dine sahip olan Funlgaal'dir. Buraları da ziyaret ettim.........

SAYFA 61

Cyldane'ye geldiğimde kont'un yakın ilgisiyle karşılaştım. Anlattıklarımı büyük bir ilgi ile izleyen Kont, onuruma ziyafetler verdi. Yanımdaki 5 macerapereste de yeni silah ve zırhlar armağan etti. Buradaki birkaç hafta boyunca oldukça iyi ağırlandık. Ardından ben uzun yıllardır kimsenin gitmediği, daha doğrusu gidemediği, Thyn'a gitmeye karar verdim. Artık hiç kimsenin Thyn'a gidememesinin nedeni, buraların oldukça tehlikeli olmaya başlamasıydı. Kont yanıma koruyucu vermek istediyse de, ben yolculuğa beraber çıktığım 5 arkadaşımın yeterli olacağını söyleyerek Kont'u kibarca reddettim. Bu bilinmeyen yerde bulacağımız ganimetleri yabancılarla paylaşmak arkadaşlarımın hoşuna gitmezdi....

Oldukça zorlu bir yolculuktan sonra Thyn'a vardık. Yolda arkadaşlarımdan 3'ü öldü. Tanrım, sanki bütün Orc ve Dwarf'lar çıldırmış gibi. Kimse ile konuşmak mümkün değil. Hiçbir yerde duymadığım lisanları konuşan bu ırklar, bizi düşman sanıp, mümkün olan her fırsatta bize saldırdılar. Büyücümüz TALISHWAEV, sonunda çok güçlü bir büyü yaptı ve kalanları sağ salim Thyn kalesine getirdi. Fakat büyü için ödediği fiyat çok pahalıydı, hayatıyla ödedi. Kaleye vardığımızda insanlar bize inanamaz gözlerle baktılar. Sonradan öğrendim. Hiç kimse gece yarısı dışarıda sağ kalamazmış. İlk olarak kuruyan boğazımızı temizlemek için bir bara gittik. Barda birçok ırktan canlılar vardı. Bir köşede duran bir Dwarf bağıra bağıra savaşın

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.