Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
Merhaba arkadaşlar! Bu ay sizinle en eski animasyon tekniği olmasına rağmen her zaman en popüler olmuş bir animasyon tekniğini, "cell" animasyonunu inceleyeceğiz. Yazımda mümkün olduğu kadar animasyon yaparken karşılaştığım sorunların çözümlerini açıklayacağım ve genelde çok yapılan yanlışları düzeltmeye çalışacağım. Tasarlayacağınız animasyonları yapmak için size, artık ekonomik bir standart haline gelen Deluxe Paint 3 programı lazım olacak. Ayrıca HAM modunda çalışmayı seven arkadaşlar için animasyon yapmak zor da olsa, bunu denemeleri için Photon Paint'in 1.8 veya daha üst bir versiyonu gerekecek.
Herhalde pek çoğunuz okul sıralarında "cell" animasyonunun basit bir türünü yapmışsınızdır; defter sayfalarının en alttakine bir hareketin başlangıç noktasını çizersiniz, daha sonraki sayfanın köşesine bunu biraz değiştirerek kopyalarsınız, böyle devam edip defter köşelerini doldurduktan sonra yaprakları birbiri arkasına çevirirseniz "cell" animasyonunun basit ve okullarda popüler olan bir türünü gerçekleştirmiş olursunuz. Bu teknik en karışık çizgi filmlerde bile aynıdır. Değişen ve animasyonun kalitesini belirleyen iki etken ise çizimin kalitesi ve her saniye başına düşen kare sayısının fazlalığıdır. Bir bilgisayar işin içine girince bu teknikteki pek çok sorun yok olur ya da azalır. Mesela sizin çizimlerinizi bilgisayar boyayacaktır, hem de kenarlardan taşırmadan ve boyanın renk tonunu hep aynı bırakarak, üstelik hareketin ana karelerini bir kez çizdikten sonra ara karelerin yaratılması çocuk oyunudur (bunu daha önce deneyip başarısız olduysanız bir de yazıda anlatacağım tekniği deneyin...). Şimdi isterseniz gelin işin tekniğine dalalım...
Masaüstü Çalışmaları:
Şunu şimdiden kabullenin ya da bu işi baştan bırakın: Animasyon yapmak da, model uçak ya da gemi yapmak gibi sabır ve uğraşı gerektiren ve vakit ile emek harcayan bir hobidir. Bilgisayarınızda iyi bir animasyon görmek istiyorsanız, bu animasyonu ilk önce iyi tasarlamalı ve bütün ön hazırlıkları da bilgisayar başında değil, masabaşında yapmalısınız. Pek çoğunuza bu başta garip gelebilir. "Madem bilgisayar kullanıyorum, niye ön tasarımları elle yapayım, niçin kağıt kalem kullanayım" diyebilirsiniz. Deyin, demekten zarar gelmez, fakat eğer bu ön hazırlıkları sırf bilgisayarı kullanmış olmak için bilgisayarda yapmaya çalışırsanız lüzumsuz yere vakit harcar, sıkılır ve yaptığınız işten soğursunuz.
Şimdi gelelim masabaşı çalışmanızda size lazım olacak malzemelere; her şeyden önce size bol bol "pelür" denen ince ve şeffaf kağıtlardan gerekecek. Kağıt üzerine yaptığınız çizimleri bilgisayarınıza aktarmak için yazının sonunda bir teknik anlatacağım, bunu gerçekleştirebilmek için de size A4 Asetat lazım olacak. Bundan başka size modellik yapacak bir arkadaşınız ya da en azından bir boy aynası da önemli bir gereksinim. Bu arada en önemli gereksiniminiz sabır olacağı için sinirli anlarınızda ya da kendinizi gerçekten hazır ve rahat hissetmeden animasyon yapmak üzere bir şeylere başlamayın. Eğer bütün bunlar hazırsa masabaşı çalışmasını, tasarlayacağınız şeylerin tipine göre 3 ana bölümde incelemeye geçelim.
İyi bir animasyon yapmak için şüphesiz ilk ihtiyaç, animasyonda geçen ve doğal bir hareketin, çizim olarak taklit edilmesidir ve tahminimce de renk efektlerinden sonra tasarımı için en uzun zamanı harcayacağınız konudur. Buna bir nevi "Hareket Analizi" de diyebiliriz. Hareket analizi yaparken, hareketini çizeceğiniz canlı ister insan olsun ister hayvan (hatta sizin yarattığınız bir canavar) tüm eklemlerini ve ana vücut parçalarını şematik olarak çizerek, onun gövdesini ve hareketi sırasında oynatacağı yerleri iyice tanımlamalısınız (bkz. şekil 1). Bir cismi bu şekilde tanımladıktan sonra, sıra bu hareketin gerçeğini yapan bir canlıyı izlemeye ya da bu genelde mümkün olmadığı için mantık sınırları dahilinde bu hareketin nasıl olabileceğini bulmaya gelir. Bu noktada en basit teknikle ve en yorucu olarak, tek tek çizimler yapar ve ilkin eklem noktalarının yer ve durumlarını çizip gövde parçalarını bunlara ekleyerek sonuca ulaşmaya çalışırsınız. Size biraz vakit kaybettirecek fakat kafa yormaktan kurtaracak bir yöntem ise, canlının gövde parçalarını tek tek asetata çizip keserek eklem noktalarından şeffaf ve kaliteli elbise "çıt çıt"larıyla tutturarak kendinize hareketli maketçikler oluşturmaktır. Bu sayede tek tek, yanlış ve oransız ara çizimler yapmaktan kurtulursunuz ve yalnız iyi bulduğunuz pozisyonları kağıda dökersiniz. Niçin bu maketçikleri asetattan kesmeniz gerektiğine gelince; asetat şeffaftır ve çizdiğiniz parçaları kesmek için illa etrafında düzgünce gitmeniz gerekmez, daha kısa ve kaba şekilde de bu işi sıkılmadan halledebilirsiniz. Daha az ekonomik bir yöntem ise kalın bakır telleri kargaburnu ile büküp iskeletler oluşturduktan sonra bunları maket çamuru ile kaplayarak üç boyutlu ve hareketli maketler hazırlamak ve bunları model olarak kullanmak. En pahalı yöntem ise sanat okulu öğrencilerinin kullandıkları ve büyük kırtasiyecilerde bulunabilen tahta bebekçikleri kullanmak, ama fiyatlarını gördükten sonra pek rağbet edeceğinizi sanmıyorum. Herhangi bir modelin bir pozisyonunu kağıda geçirmek için asetat kağıdı destekleyip dik tutabilecek bir destek edinmeniz de büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu noktada bir iki hatırlatmam olacak. Birincisi, yazı sonunda anlatacağım teknikle ekrana girilen çizimler kağıt üzerindekilerle aynı büyüklükte olacaklardır. İkincisi bir canlının boyutlandırması için, bilgisayarın fırça boyutlandırmasını kullanabilirsiniz. Bunun için ise ekrana hareketin tümünü değil de, eklemleri ve gövde parçalarını ayrı ayrı geçirmeniz ve sonra yeniden birleştirmeniz gerekir. Bu sayede, örnek vermek gerekirse, yürüyen bir adamın tüm hareketinin ana karelerini çizip, gövde parçalarına ayırarak ekrana geçirirsiniz, daha sonra kısa, uzun ya da iri bir adam istediğinizde her parçayı fırçaya alıp boyutlandırır ve birleştirirsiniz. Bu yöntemi kullanacaksanız, her hareket karesinin eklem ve gövde parçalarını, aralarında gerekli boşlukları da bırakarak ayrı ayrı asetatlara çizin, hepsini bir araya toplamayın. Diğer bir tavsiyem de işi fazla büyütüp hareketin ayrıntılarını kağıtta çizmeye kalkmayın, bilgisayar kullanmanızın bir değeri kalmaz. Son olarak da bu uzunca gözüken açıklama gözünüzü korkutmasın, kelimelerle uzun süren bu işlemi gerçekte her hareket başına 5-6 dakikadan fazla sürmemektedir.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 11
Özellikle kısa zamanda yapıp arkadaşlarınıza göstererek övüneceğiniz animasyonlar yapmak için en güzel yöntem bence, hazır ve tanınan çizgi roman karakterlerini kullanıp, orijinal karaktere sadık kalınarak canlandırma yapmaktır. Bunun için size gerekecekler, istediğiniz kahramanları ihtiva eden ve mümkün olduğunca çok değişik pozlarını da verebilen çizgi romanlar olacaktır. Hatta, çizgi roman kahramanlarının bebekleri kolay ve ucuz olarak pek çok oyuncakçıda bulunabildiği için onları model olarak da kullanabilirsiniz. Çizgi roman karakterleri genellikle tam doğal hareketler yapmaya uygun değildirler. Dikkatli olup bu kahramanların kişiliklerine uygun hareketleri siz belirleyin. Eğer bu şekilde çizgi roman kahramanları kullanma yoluna gidecekseniz genellikle senaryo bulma zorluğu da çekmeyeceksiniz. Tipleri ilk önce kağıtlara kopya edin, sonra hareketlerinin "uç" noktalarını bulup çizin ya da kopyalayın, ara çizimleri kolaylık sağlamak için bilgisayarınızda yapacaksınız. Dikkat ettiyseniz bu yöntemde masa başında daha az oturup, bilgisayarı daha çok kullandınız. Daha iyi ve tatmin edici sonucu amatörce, ekonomik ve az zamanda verdiği için bu benim favori yöntemim.
Animasyonlarınızda tasarlayacağınız son şey ise tabii olarak senaryo, efektler ve zamanlama gibi muhtelif kontrol unsurları. Senaryo yazmak artık sizin hayal gücünüze kalmış bir şey ve üzerinde uzun uzun durmamıza gerek yok. Bu konudaki tek uyarım, başlangıçta kendinizi fazla kaptırıp karışık ve altından kolay kolay kalkamayacağınız (ya da bilgisayarın altından kalkamayacağı) senaryolar yazmamanız. Efektlere gelince, öncelikle bir görüntü efektini tasarlarken mümkün olduğu kadar istediğiniz hareketin ekranda gözükeceği şekli kafanızda yinelemeli ve renkler, hareketler ya da ani parlamalar gibi olayların gerçekte nasıl gözükebileceğine konsantre olmalısınız. Ayrıca efekt olarak yalnızca ışıldama, metaliklik, ekranda alışılmamış şekilde hareket eden acayip cisimler gibi şeyleri kastetmek yanlış olur. Aynı zamanda, birinin yapması gereken özel bir hareket, kişiliklere ait değişik hareket biçimleri, alışılmamış arkaplanlar ve konular da efektlere girer. Bir efekt tasarlıyorsanız öncelikle ne istediğinize karar vermiş olmalısınız ve hayal gücünüzle kaleminiz (ya da mouse'unuz) arasındaki bağlantıyı elde edebilmelisiniz. Bu da ancak çok çalışırsanız elde edebileceğiniz bir beceri. Zamanlama ise, animasyonun her yerinde karşılaşacağımız bir olay. Animasyonunuzun her olayının zamanlamasını ilkin ayrı ayrı ayrıntıda oluşturun ve daha sonra bunlara dayanarak ana zamanlamayı yapın. Bir örnek vermek gerekirse, kahramanınız sahnede belli bir mesafeyi yürüyecekse bize ilk gereken hareketin hızı, yani dolaylı olarak her adım arasındaki süredir. Daha sonra gerekli mesafenin kaç adımda katedileceğini ve hareketin toplam zamanını tasarlayabilirsiniz (ya da tam tersini). Bütün bunları yaparken sık sık zamanlama diyagramları yapmanız gerekecek. Bu diyagramları yapmanın standart bir yolu yoktur, kendi istediğiniz gibi bunları düzenleyin. Dikkat etmeniz gereken bunların o anki ihtiyaçlarınıza tam uyacak argümanları içermesidir (mesela şekil 2'deki gibi). Animasyonunuzun zamanlamasını masa başında kabaca hesapladıktan sonra, bilgisayarda hareketin ne kadar doğal olduğunu izleyip rötuşlarınızı yapabilirsiniz.
Kağıttan Ekrana ...
Tasarımlarınızı masa başında oluşturduktan sonra, bilgisayarınızın başına geçebilmek için, bu tasarımların kağıttaki halleriyle ekrana aktarılmaları gerektiği aşikârdır. Bunu yapmanın pek ekonomik olmayan pek çok yolu var. lightpen kullanmak, grafik tableti almak, vs... üstelik bu aletler her zaman ki de benim bulduğum bir yöntem sorunlarınızı kolayca çözecektir. Yöntem pek basittir, kağıt üzerindeki çizimleri uygun bir kalemle A4 Asetat kağıdına geçirirsiniz. Daha sonra bu asetat kağıdı, monitörünüzün ekranının önündeki çıkıntıya yapışkan bantlar kullanarak tutturursunuz. Çizim programınız Deluxe Paint veya Photon Paint'te olduğu gibi bir + işaretine benzer mouse işaretçisine sahipse, ekrandaki bu işaretçi ile çizimin "altından gidip" ekrana aynen geçmesini sağlarsınız. Bu arada programın eğri çizme, elips gibi fonksiyonlarından da yararlanarak düzgün ve temiz çizimler yapabilirsiniz. Ancak bu işlemin gerçekleşmesi için ufak ekranlı bir televizyona veya en iyisi monitöre sahip olmalısınız. Asetat kağıt büyük ekranlı televizyonlarda, gerekli uzaklıklarda ekrana yapışabilir (ekran tüpündeki elektrik yüklenmesinden). Flat square televizyonlar veya monitör filtresi olan monitörler ise bu işe tam uygundurlar. Kullanacağınız kalemin renginin biraz şeffaf, fakat aynı zamanda okunaklı olmasına dikkat edin. Kırmızı renk genelde en uygun renktir. Asetata en çabuk tutan kalemler "waterproof" yani sudan etkilenmeyen kalemlerdir. Üstelik bunları silmek için kullanacağınız aseton, Asetat kağıda zarar vermez ve çok uçucu olduğundan çabuk kurur ve monitörünüzün buhardan etkilenmesi gibi problemlerin de önüne geçer. Bu yöntemin bir kolaylığı da, kağıttaki çizimlerin boylarının değişmeden ekrana geçmeleridir.