İNEXESİ

NE KİM NEREDE YENİ ÖNCE SONRA

Merhabalar! Artık yeni bir köşemiz var: "İNEK-ESİ". Sayfa artırımı yaptığımız bu aydan itibaren, derginin bütününden bu bir kaç sayfalık sınırlı yerde size bilgisayardan öte, biraz da kültür ve sanat dünyasından, sosyal etkinliklerden; kısacası yaşamdan, insanlardan haberler verelim istedik. Bu köşenin, bilgisayarla uğraşmakla geçen saatlerin (bazen günlerin) ardından, artık yorulduğunuzu hissettiğinizde, gene derginizi elinize alarak kısa bir sürede olsa dünyada bilgisayar dışında ne olmakta, ne bitmekte haberdar olabileceğiniz, zihninizi dinlendirebileceğiniz bir köşe olması çabasındayız. Fark edebileceğiniz gibi bu bölümü birkaç arkadaşımız birlikte hazırlamaktalar. Ankara'dan Uçan Nilgün diye bir balık arkadaşımız, bu ayki girişi kadınlar, dergi ve dünyayı zaptetmekle ilgili komik, acayip, zararlı olan bir bölüm yazacak (tabiiki bu tavrını değiştirmezse yazılarının yayınlanma şansı düşebilir!!). Şaka bir yana sizi CAN'ından çok seven Nilgün arkadaşımız "UÇAN BALIK" adlı bölümde bu ay size yeni çıkan veya çıkacak filmleri tanıtacak. Sinan Erel (belki diğer dergilerdeki "VİZİLTİ" rumuzlu yazılarından tanıyacağınız) arkadaşımız da kitap tanıtımları yapacağı KIRINTI ile sizler ile birlikte olacak. Ayrıca ileriki aylarda elimizden geldiğince, Türkiye'de yeni çıkan veya çıkacak olan albümleri, bu albümleri çıkaran grupları veya insanları, geçmişlerini tanıtmaya çalışacağız. Tabii ki sizlerin de görüşlerinizi almak istiyoruz. Bu köşeyi zaman içinde ve elimizden geldiğince sizlerin istekleri ve şikayetleri doğrultusunda değiştirip geliştirmek arzusundayız. Bu arada havaların güzelleştiği, insanların melankoliden sıyrılıp canlandığı, bahar aylarında geleceğe dair çok güzel haberler aldık. Bu haberler arasında İstanbul'da yapılacak Guns'n'Roses konseri, Metallica konseri, Deep Purple konseri, Bon Jovi konseri ve İstanbul Festivali'ne geleceği söylenen Sting bizi pek mutlu kıldı. Sıra geldi arkadaşlarımızın yazılarına. Önce Uçan Balık.

Merhaba benim CAN'ımdan çok sevdiğim okuyucularım. Sonunda bu dergiye kadın eli değdi ve neşe geldi, sevimlilik geldi, sıcaklık geldi. (Bu daha bir başlangıç, ilk önce ben, sonra diğer hemcinslerim önce dergiyi sonra da tüm dünyayı ele geçireceğiz, hah hah haaa!). (Son öyle san! Nihohaha. -Ed.) Evet, dergimizin bu yeni köşesinde her ay sizlerle beraber olacağız. Sizlere kültür dünyasında neler gelip geçtiğini yazılarımda anlatacağım. Bu ay size müthiş haberlerim var. Daha önce hiçbir yerde okumadığınıza emin olduğum sinema haberleri, yeni, çok yeni filmler işte bu köşede ilk defa sizlerle tanışacak. Başlıyorum!

SİNEMA

ROCKY ŞİMDİ DAĞLARDA Son olarak "Oscar", "Dur, yoksa annem ateş edecek" gibi komedi filmleri çeviren Sylvester Stallone'un son filmi bir macera filmi. Stallone bu filmde bir park bekçisini canlandırıyor ve filmde Stallone'nin mahsur kalan dağcıları kurtarmak için giriştiği tehlikeli macera anlatılıyor. Bazı sahneleri İtalyan Alplerinde çekilen Cliffhanger'da düz duvara tırmanan Stallone dublör kullanmadı. 60 milyon dolara mal olan filmin yönetmeni Renny Harlin. Filmde rol alan diğer oyuncular ise şunlar: John Lithgow, Caroline Goodall, Michael Rooker, Janine Turner. Nefis doğa manzaralarını da izleyeceğimiz bu film pek yakında gösterime giriyor.

HOCUS POCUS Hocus ve işte karşımızda üç ünlü yıldız: Bette Midler, Kathy Najimy ve Sarah Jessica. Bu oyuncular 17. yy'da asılarak idam edilen üç cadının tekrar yaşama, ancak günümüz zamanına dönüşlerini Hocus Pocus'da canlandıracaklar. Kenny Ortega'nın yöneteceği film Salem, Massachusetts ve Güney California'da çekilecek. Bakalım bu üç tatlı cadı 20. yy'da cadılıklarını ne derece gösterebilecekler.. Filmin Temmuz ayında gösterime girmesi bekleniyor.

SEN DE Mİ JANET? Müzik süperstar'ı Janet Jackson da oyunculuğa soyundu. "Poetic Justice" adını taşıyan bu filmin diğer rollerini Tone Loc, Tupac Shakur ve Keith Washington paylaşıyorlar. Jackson, güneybatı LA'de yaşayan 19 yaşındaki bir kuaförü canlandırıyor. Tupac Shakur ise Janet Jackson'a aşık olan rapçi bir postacı rolünde. Aşk, müzik ve dans... Oyunculuğunu "Fame" adlı diziden hatırlayacağımız Janet Jackson'un nasıl bir sinema sanatçısı olduğunu yakında göreceğiz.

ROBOCOP 3 Ve Robocop geri dönüyor. Bu sefer OCP, Detroit şehrini yeni bir şehir inşa etmeye karar veriyor. Bunun üzerine Robocop evlerini savunan asilere yardım etmek için polis teşkilatından istifa ediyor ve asilere katılıyor. Robert Burke, Nancy Allen, John Castle ve Bruce Locke'un rollerini paylaştığı bu film bakalım Robocop serisinin sonuncusu mu?

BU SERİ HİÇ BİTMEYECEK "Elm sokağında kabus" dizisinin son ölümü, son kabus sanılıyordu ama bu film bitmedi. Görünüşe göre hiç bitmeyecek. "A nightmare on Elm Street part 7" orijinal adıyla çekimlere başlanan filmin başrol oyuncusu her zaman olduğu gibi Robert Englund. Filmde Freddy ölümden dönüyor ve... Eh, gerisini tahmin edebilirsiniz.

JURASSIC PARK Steven Spielberg'den Crichton'un bestseller kitabından sinemaya uyarlanmış bir yapım "Jurassic Park". Başrollerinin Sam Neill, Laura Dern ve Jeff Goldblum tarafından oynandığı filmin özeti kısaca şöyle: Çok gelişmiş bir eğlence parkında genetik olarak makinalaştırılmış dinazorlar, bir gün kendi kendilerine düşünmeye başlarlar ve bu çeşitli olayların meydana gelmesine sebep olur. Steven Spielberg + Bestseller olmuş bir kitap - sonuç ne olacak bakalım. Haziran ayında filmin gösterime girmesi bekleniyor.

WHAT'S LOVE GOT TO DO WITH IT? Bu şarkıyı hatırladık, değil mi? Tina Turner'ın hit parçalarından biriydi. İşte bu şarkı ve Tina Turner'ın hayatı sinemaya konu oldu. "Tina; What's love got to do with it" adlı filmde Tina'yı Angela Bassett canlandıracak. Filmin diğer oyuncuları ise Larry Fishburne ve Jennifer

THE LAST ACTION HERO Başrollerini Arnold Schwarzenegger, F. Murray Abraham ve Mercedes Ruehl'in paylaştığı filmde Schwarzenegger popüler hayali bir film kahramanı olan Jack Slater'ı canlandıracak. Filmin Haziran ayında gösterime girmesi bekleniyor.

KIPKTI

Ve diğer filmlere de kısaca göz atalım: © “Silver”, Sharon Stone'un başrolünü üstlendiği, William Baldwin ve Tom Berenger'in rol aldığı bir film. Bu filmde Berenger bir polis romanı yazarını, Baldwin ise bir multimilyarderi oynuyor. Ve, tabii ki, söylememe gerek yok, ikisi de Stone'un peşinde. © “Hot Shots! Part Deux”, bir dizi film serisi daha. Başrollerinde Charlie Sheen, Lloyd Bridges, Richard Crenna ve Valeria Golino var. En az ilk bölümü kadar komik olduğundan hiç şüphem yok! © “Addams Family” geri döndü. Orijinal adı “Addams Family Values” olan bu filmdeki oyuncular birincisinin aynı. © Ocak ayında gösterimde olan 'Wayne's World" özellikle gençler tarafından çok ilgi gördüğünden ikincisinin çekilmesine karar verildi. 1.5 trilyonun üstünde gişe hasılatı yapan bu yapımın devamı niteliğinde olan "Wayne's World 2" geçen filmin kadrosunu koruyor. Mike Myers ve Dana Carvey yine başroldeler. © "Needful Things" Stephen King'in hikayesinden uyarlanan bir film. Başrollerini Ed Harris, Bonnie Bedelia ve Amanda Plummer paylaşıyorlar. Konusu ise kısaca şöyle: Şeytan Castle Rock kasabasında yeni ve ucuz mallar satan bir dükkan açar. Sattığı mallara karşılık alışveriş edenlerin yaşamlarını satın alır. © Macauley Culkin, Christopher Lloyd, Whoopi Goldberg, Patrick Stewart, Leonard Nimoy, Phil Hartman, Frank Welker.. İşte "The Pagemaster” filminin süper kadrosu. Filmde Culkin bir kütüphanede saklanırken kitapların sayfalarının içinde kaybolan bir çocuğu canlandırıyor. 30 milyon dolarlık bir bütçesi olan bu filmde yüksek kaliteli animasyonlar bulunuyor. Film gelecek sene gösterime girecek.

© “Die Hard 3”, Bruce Willis'in başrolünü üstlendiği Die Hard serisinin sonuncusu. Konusu gayet ilginç ve bizleri de yakından ilgilendiriyor. Bu macerada Willis ve karısı bir yolcu gemisinde seyahat ederken Türk teröristlerin saldırısına uğruyor. 1994 yılında gösterime girecek film bakalım yurdumuzda nasıl yankı uyandıracak? İşte bu kadar. Umarım elektronik devrelerle dolu kafalarınıza (Neyle?? -Ed.) bilgisayarlar dışında bir şeyler sokmayı başarmışımdır. Bu ilk yazımın sonunda bu dergiye bir bayan yazar aldıkları için ne kadar mükemmel bir iş yaptıklarını hatırlatır, kendi başarılarımın devamını dilerim. (neden herkes benden nefret edecekmiş gibi bir his var içimde??) (Acaba neden?-Ed.) Benim CAN'ımdan çok sevdiğim Uçan Balık köşesine siz de katkıda bulunun. Okuduğunuz kitapların, gördüğünüz ve dinlediğiniz müziklerin tadını bizlerle paylaşın. Özellikle kitap konusunda diğer okuyucuların ilgisini çekebilecek kitapların isimlerini ve kısa konularını gönderin. (68000 Hardware Manual cinsi kitaplar olmasın.) Hep beraber yeni güzelliklerde buluşalım. Nice Uçan Balıklara...

NİLGÜN ÖZDAL

Bir bilgisayar dergisinde bilgisayara (kısman de olsa) karşı bir Yani, tamam bu aletler çok güzel, sevimli ve maharetli şeyler Yaşamınızı bir anda değiştiriyorlar ve sz ne kadar uzak durmaya çalışsanız da er veya geç hayatınıza giriyorlar. Bu kaçınılmaz bir Sürpriz. Ama onur esiri olduğunuzda yaşamınızı olumsuz yönde kileyacek bir olay. Tamam canım, hemen kızmayın. Size oyun oyna: mayın veya çrafik ve müzikle igilenmeyin cemiyorum. Sadece sinırlarınız farkında olun. Hani sınav dönemlerinde biraz daha dikkatli kullanın. Yani bu haşarı aeti verimli kullanın. Bu kadar laftan sonra, bilgisayarınızınekranından çözlerinizi alıp da birşeyler okumaya karar vermiş omalısınız. Ben de size birkaç kitap tavsiye edeceğim. © İBLİS BEKLİYORDU Bahsedeceğim birinci kitap ülkemizde ilk kez yayınlanan bir yazara ait, JOHN SAUL. Yurt dişindaklasik bir çek yazara rakip olarak çıkmış olan SAUL, odukça geniş bir ckuyucu kitlesine sahip. Sanırım bundan sonra adını daha sık düyacaksınız. Tabi korku severler SALLU farkına varmadan benimseyecekler. Altın Kitaplar Yayinevi tarafından yayınlanan İB-LİS BEKLİYORDU (SUFFER THE CHİLDREN) yazarın ilk romanlarından. Akıcı bir dile sahip. Bazı yerlerde kendinizi tempoya kaptırıp nerede olduğunuzu unutabilirsiniz . O yüzden şehir içi ulaesnasında okumanızı tavsiye etmem. Durağı veya iskeleyi kaçırabilirsiniz. En iyisi birkaç saat rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda okuyun (Gece yarısı 'bir bakayırı' diye aldım, elimden bıra kamayıp bir solukta btirdim, fena sarıyor -Ed.). SAUL'un diğer çalışmalarını de kısa sürede okuyabieceğimizi Umuyorum. Korkuseverler kaçırmasın. Aşağıdaki satırlar ne demek istediğimi daha iyi anlatacaktır. ".. çıldırdığını anladı. Kendini korumaya çalıştıysa da: yapacak bir şeyi yoktu. Düşmekter hala sersem gibiydi ve beyni hükmedemiyor, elini mi ayağını mı oynatması gerektiğini bilemiyor du. Bulanık gözleri arasından bıçağın doğru savrulduğu- 'nu gördü ama hiçbir şey hissetmedi. Sadece kolundan kan fışkırdı. ğını görüyordu. Kaçınmaya, kendini korumak için kolunu kaldırmaya çalıştıysa da felç olmuş gbiyd. Biçak durmadan iniyordu üzerine. Âz sonra hiçbir şey görmemeye başladı. Neden acı hissetmediğini düşündü. Acı duymalıyım, ölmek acı varmeli, dye düşündü. Ama acı duymuyordu. ağır ağır ölüme yaklaşmaktaydı. Zihni sisler iç- 'ne gömülürken dua etmeye başladı." © YARATIĞIN GÖZYAŞLARI İkinci kitabımız DEAN R. ait, YARATIĞIN GÖZYAŞ: LARI (DRAGON TEARS). Faza bir şey söylemeye gerek yok sanı- KOONTZ ve en son romanlarından bin. Aşağıdaki satırlar benim söyleyebileceklermden daha fazlasını anlatacaktır. — vücudu giysilernin altında dalgalanmaya başladı. İçi öfkeli çıngırak yılanlarla dolu bir çuval gibi. Yaratık... değişiyordu. Yüzü eridi, sonra yenicen biçimlend. Sanki her biri bir öncekinden daha

BEKLİYORDU

korkunç olan canavarlar yaratmaya dair tanrının demirci ocağında erimiş gibi. O mor yara izleri kayboldu. Sürüngen gözleri, karmakarışık saçları ve kaba sakalı da. Zalim ifadeli ağzı da. Bir an kafası biçimsiz bir et yığınına dönüştü. Sıvılaşan püre gibi bir şeye. Kanlar yüzünden kıpkırmızıydı yüzü. Sonra rengi koyulaşarak kızıl kahve oldu. Köpek maması tenekesinden boşaltılmış bir şey gibi parlıyordu. Birdenbire dokuları katılaştı. Şimdi kafası birbirlerine sarılmış farelerden oluşan bir top gibiydi. Kuyrukları korku uyandıran perçemlere benziyordu. Vahşi bakışlı gözleri parlak kan damlaları kadar kırmızıydı. Yağmurluğun büzülmüş yenlerinden yaratığın elleri değil, fareler sarkıyordu. Kabarık gömleğinin düğmelerinin arasından diğer kafaları uzanmaya başladı."

BAŞVERENLER

gen diğer kollara uzanmaya başladı." Ergun Hiçyılmaz

YARATIĞIN GÖZYAŞLARI

© BAŞVERENLER BAŞKALDIRANLAR Son kitabımız. ERGUN HİÇYILMAZ'ın özgün bir çalışması, BAŞVERENLER BAŞKALDIRANLAR. Şimdi size bir arkadaşımın yorumunu iletiyorum. | Tam manasıyla bir araştırma hikayesi. Türk tarihinde fazla da uzun olmayan bir süre önce yazılması ve konuşulması zor bazı konuları, bazı kişileri 'onlar böyle düşünüyorlardı' gibi bir yorumla, tek isim altında birleştirmiş, sayın Hiçyılmaz. Her şeyin ötesinde, klasik inceleme-araştırma kitaplarının soğukluğundan uzak, eski tarih hikayeleri gibi kaleme alınmış. Zamanında milletine çok şey vermiş, sonra şanssızlık, kadersizlik, açgözlülük veya yanlış anlaşılma gibi olan pek çok tarihi şahsiyeti buradan -bu kitaptan- çok daha değişik bir yönden gördüm. Kitabın sonundaki kaynaklardan direkt kopya olarak geçirilmiş olan Çerkez Ethem'le İsmet İnönü'nün telgraf mektupları kitabı iyice özelleştiriyor. Dörtdörtlük bir araştırma, bir kütüphane klasiği olmayı hakediyor.” Nezih DOLMACI Evet, şimdilik bu kadar kitap yeter. Gelecek sayıda görüşmek üzere, bol kitaplı günler.

SİNAN EREL

Evet, Nilgün Balık ve Sinan Kırıntı'dan bu aylık bu kadar. Umarım yazılarını beğenmişsinizdir. Nilgün için yazacağınız mektupları lütfen yazısının altındaki ANKARA adresine yollayın. Bunun dışında Sinan Erel'in köşesi veya genel olarak 'İNEXESİ' ile ilgili bir şeyler yazdıysanız, (ki bu bizim en büyük arzumuz) bu yazıyı lütfen aşağıdaki adrese yollayın:

İNEXESİ (veya AMİGA Dergisi PK:41-81311

Bu ay yazımızın sonunda Nilgün'e inat bizde bir film açıklaması yapalım dedik. Bu filmin prodüksiyonu tamamen bize ait olup her hakkı saklıdır. Haydi bağlayın kemerlerinizi film başlıyor! Film ortalama 65 saat sürecek olup 10 dakika mısır patlağı ve çiş molası yoktur, lütfen filme gelmeden önce çişinizi yapıp, patlaklarınızı da getiriniz. Salonda (pardon dergiyi okurken) kabuklu yemiş yemek kesinlikle yasaktır. Yıllar yıllar önce kendisini çok uzun saçlı sanan kısa saçlı, uzun boylu bir cüce varmış. Dökülmüş saçları ile ayrı bir ekolmüş. Üstelik de millete 'pantul giyiyor, ekikiki' diye dalga geçerken kendisi etek döpyes takım giyermiş. Adı da... Rattle Head'miş. Her ay çıkan Amiga dergisine, ırgatlık yaparak yazı yazarmış. Netekim bu sevimli, suratsız, kol düğmeleri bozuk uzun cüce yazı yazmaktan ve Flick Off (footbowl oyunu) adlı oyunu oynamaktan da hiç anlamazmış. Genede cücemiz kendisini reddeden Amiga dergisi yöneticilerini, OECD, NATO, OPEC ve Büyük Biraderden tüyü kopararak kafalamış ve dergide bir köşe kapmış (bu köşenin adı da: "Nahenga Amiga" imiş). Dino Hinli ile yaptığı röportaj, kendisine B.A.R. (Best Abzürt Reporting) ödülünü kazandırmış. Ama bununla da yetinmeyen cüce, dergi çalışanları ile ilgili başka bir abzürt reporting ile bütün dünya rekorlarını kırmış ve dünyanın yaş dolu gözler önünde E.T.K.H.A.T. (En Teknik Kızarmış Hindi Of All Times) ödülünü de kazanmış. İşte esas oğlanın kısa yaşam öyküsü. Bu filmin ana konusu esas oğlanın yaşam öyküsü 2017 yılının mavi bir kış günü, aylardan Ağustos. Fonda, adlı bir grubun "Like a Player" adlı parçası çalmakta, Kamera bir camı kırarak aşağı iner arkadan küfürlü melodiler gelmeye başlar, kameraman kaçar. Yönetmen yardımcısı (biz) azimle kamerayı eline alır, kalınan yerden itinayla devam eder. İki saatlik bir inişten sonra kahramanımızın kulak memesi görünür. Yönetmen anırır: bırakta kameraya Kahramanımız ahenkle kameraya döner. Saçlarını rüzgara bırakır, peruğu uçar, kafası parıldar. 5276 deneme sonunda hala bir kare bile çekilememiştir. Rattle'ın kafa parıltısı etraftaki halk sakinlerini rahatsız etmektedir. Yönetmen Rattle'ın Head'ini siyaha boyar. Çekim devam eder. Film biter. Yönetmen küser. Fakat insanlık bende kalsın der ve film yeniden başlar. Rattle “En büyük Fenerbahçe" der. Ardından "Saçınızın parlaklığı için Hibar Pank'ı seçin” der. Zıplar, takla atıp havada döner sallar. Yere düşerken “Aslında ikimizde kazanabiliriz. Ni hohühi” der. Rakibi kabul etmez 'Hayır yalnız ben kazanacağım” der. Bu konuşmalar yönetmeni bayar. 'De gidin len oradan. Gölgelerin gücü adına ben hiç uğraşmıyorum, yıkayıp çıkıyorum' der. Bu konuşmalar üzerine makyajcı kaçar. Film iyice hızlanmıştır. Seyirci gerilimi hissetmektedir. Zaten film de 'sınır ötesi bir aşk filmi' olmaktan çıkıp karate-maceraya dönüşmüştür. O sırada 'Alaska fniq0' diye bir ses duyulur. Karanlıkta sesin sahibi seçilmez ama kel kafasının göz kamaştıran parıltısı insanların kuşku ile Rattle'a bakmalarına sebep olur. Bunun üzerine Rattle nükte ve cinfikirli bir hareketle ağlaya ağlaya tatlı bir melteme biner ve uzaklara gider. Sonradan katilin uşak olduğu nedense anlaşılır. Film bu sefer gerçekten biter. Yönetmen içinden 'Benden iyi dedektif ha' diye geçirir. Akabinde yönetmen, 'mahir ama bedbin' (ne demekse?) bir edayla 'hadi dağılın ulan, ne o, ayımı oynuyo' deyip birikmiş olan gözü yaşlı, hisli seyirci kalabalığını dağıtır. Film bayağı bir ödül alır. Özellikle cam kırılma sahnesi çok beğenilir. En iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Nedeni bilinmez ama 'Aldık ödülü işte, boşuna deşmeyelim, ödülü de kaybetmeyelim' politikasıyla örtbas edilir. Bu arada esas oğlanın yaşam öyküsü ile film arasında ki alaka bulunamaz, zaten bulanlar da diğerlerine söylemezler. Bu bayağı bir insanın kendini intihar etmesine, Mars birikler komutanının işten kovulup, 'Et ve ciklet çiftlik ürünleri” gibi tuhaf adlı zaten sonradan iflas edecek bir şirket kurmasına sebep olur. THE END, BİTTİ. SON Hadi dağılın, daha bir sürü yazı var.