Plazma sayı 8, sayfa 54

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 54

Hydrogen: Puppet's show, tansiyonu oldukça iyi ayarlanmış bir giriş bölümü ile bizi karşılıyor. 00:30'a kadar olan bölüm, gerçekten çok başarılı. 00:29'da giren bilinçli detonelik ve 00:30'daki atonal bölüm de harika diyemesem de enteresan. 00:40'taki ana keman melodisi ve genel harmoni gerçekten çok güzel ve bence şarkının zirve noktası. 01:41'de, geri plandaki bass, hoş bir Jazz solosuna giriyor. Ancak bu solo çok çabuk bitiyor, 5 sn'den biraz daha uzun sürseydi çok daha anlamlı olabilirdi 01:46'da gene ana melodi, başka bir lead enstrüman eşliğinde giriyor. Buradaki lead sound biraz fazla belirsiz. Arka plandaki akış, çok uzun süre aynı devam ediyor ve hatta 02:06'daki transpozisyon dahi, monotonluğu çok aşamıyor. 02:30'da gene aynı melodiye dönülmesi ile, bence oldukça başarılı bir şekilde başlayan bu müzik, biraz sıradanlaşıyor. 02:50'de yani son bölümde, başlangıçta keman ile çalınan melodinin, başka bir enstrümanla tekrar edilmesi, müzikal bütünlük açısından isabetli olmuş. Burada genel olarak soundun kuvvetlenmesi de şık olmuş. Genel olarak Puppet's show, biraz daha kısa olsaydı ve cazip öğeler biraz daha belirginleştirilseydi, daha da iyi olabilirdi. Ancak şu haliyle de gayet güzel bir müzik.

In the Morning

Nightlord: Slowhand'in dönüşü bence kelimenin tam anlamıyla aslan gibi oldu. Slowhand zaten sound olarak çok iyi bir SID müzisyeni. Ben asıl Rising'deki müziğe daha çok vuruldum ancak In the morning de gayet güzel bir parça. Bana göre tek eksiği bütün parçanın aynı ritm ve akor dizisi önünde devam etmesi. Sanırım kısa zamanda compoya yetiştirilmek için yapılmış olması yüzünden böyle bir durum var.

Fakat buna karşın compoda daha aşağıda yer alan parçaların neden önüne geçtiğinin çok basit bir nedeni var. Melodiler. Gayet leziz ve akılda kalıcı melodiler ile parça dinleyiciyle hemen bir bağ kuruyor.

Sağlam bir parça. Daha nicelerine diyorum.

Hydrogen: In the morning, Reggae ritimleri üzerine kurulmuş, hoş akorlara sahip, melankoli ile umut arasında giden ilginç bir müzik. İnsanı yormayan ve rahatlatan bir doğaya sahip. Keşke biraz daha fazla melodik öğe barındırsaydı. 00:14, 00:26, parçanın backbone'unu oluşturan, en keyifli kısımları. Soundlar çok spesifik olmasa da, parça gayet iyi sound ediyor. Peki Slowhand'in 7dx 2010'da yayınlanan iki müziği arasından, Rising'mi, In the Morning'mi deseniz, kesinlikle Rising derim:)

Trapped

Hydrogen: Nightlord'u bu müziği çok duygulu ve güzel bir bestenin, maalesef aynı güzellikte aranje edilememesinin, müziğin gerçek değerine ulaşmasının önünde engel teşkil edebileceğini örnekliyor. Genel kompozisyon gayet başarılı. Melodi uzunlukları tadında. Müzik insanı sıkmayacak ölçüde değişkenlik içeriyor. Harmonik öğeler, özellikle bazı bölümlerde harika kullanılmış. 00.28 ile ağırlığı artan yaylılar, 00:38 ile gerçekten çok güzel tat alıyor. Ve 00:50'lerde giren gitar melodisiyle muazzam güçlü bir şekilde kavuşuyor. Gitar solosu, melodik anlamda gerçekten çok başarılı. 01:30'daki duraklamanın ardından giren sert riffler ve arka planda yükselen üflemeliler, müziğe değişimi tam zamanında katıyor. Ardından gitgide sertleşen sound eşliğinde giren ikinci gitar solosu bizi bitişe bağlıyor. Ancak bu güzelliklere, müzikal kıyım diyebileceğim kayıt ve icra hataları açık bir darbe vuruyor.

Arpej esnasında 00.07'deki elin slide ederken gitar teline sürtmesi kaynaklı ses, arpej boyunca loop ediyor. Harika başlayan lead gitarın 01:00'da hatalı-gecikmeli icrası sonucu oluşan küçük kaosun müziğin en duygusal noktasına vurduğu darbe. Gene aynı şekilde 01:10'daki küçük kaos. Ara ara gerçekleşen belli belirsiz 1-2 hata. Bunlar bence kompozisyonun başarısını anlamayı güçleştiriyor, zira parçayı bu hali ile iyi algılayabilmek için, birkaç kez dinlemeniz gerekiyor. Olumsuzluklara rağmen Trapped bir ara mp3 player'ımda sürekli loop ediyordu ve hüzünlü bir modda dinlendiği zaman gerçekten sarsıcı bir melodik ve harmonik bir güç şarkıda mevcut.. Trapped kesinlikle rafine bir final versiyonunu hak eden, karakter sahibi bir beste.

Pixel Grafik Yarışması

Spritus: Her yıl pixel grafik yarışmasının katılımcıları genelde aynı olurdu. Fakat 7dx 2010'da, Arcane/Glance'i hariç tutarsak 2 yeni grafiker katılım göstermiş. Üstelik kaliteli çalışmalarla. Bu yarışmada Turbo/Bronx, Hydrogen/Glance gibi kaliteli pixel artistleri göremediğimiz gibi maalesef ben de katılım gösteremedim. Partide bir ara Drey'in de bir pixel girişimini gözlemledim fakat yetiştiremediği için yarışmaya katılmadı. Yine de Drey gibi yetenekli bir scener'ın bu girişimi beni heyecanlandırdı. Umarım bu alanda da güzel eserler vererek bize ne derece çetin bir rakip olduğunu gösterir diye temennide bulunarak yarışma ürünlerine geçiyorum.

Piçak

Hydrogen: Hoş bir piksel, fakat kompozisyon açısından biraz yalnız, çizilen objenin de kolay bir obje oluşu, resmin genel değerini düşürüyor.

Şekil 2.

Spritus: Octopus'un yarışmaya gönderdiği son çalışma olan bu grafik görece diğerlerinden daha basit olmuş. Amiga'nın klasik grafik modunda 15 farklı renk kullanılarak çizilmiş. Grafikteki bıçağın siyah sapında görülen minik ışık oyunları ve metal parçada bulunan tarama geçişleri dışında açıkçası bahsedilecek pek bir tarafı olmayan bir çalışma. Yine de Octopus'un çizdiği diğer grafiklerden, onun ne kadar yetenekli olduğunu görebiliyoruz ve kendisinin bu yolda devam etmesini, scene'e böyle güzel katkılarda bulunmasını diliyorum.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.