Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 28
Oyun Yapabilecek Hale Gelmek hala eğlencenin çok çok önemli, hatta kimi zaman grafikten de ön planda olduğunu düşünüyorum. Nintendo DS tecrübelerime istinaden şunu söyleyebilirim ki, ya Japonlar ya Nintendo bu işten çok iyi anlıyor.”
Alcofribas, 6.11.2009
Evet o eğlence faktörünü tanımlamak için ben hala bizim eski dergilerimizdeki “oynanabilirlik” kelimesini çok seviyorum. Ve oynanabilirliğin bir oyunda en önemli kavramlardan biri olduğuna katılıyorum.
Fakat benim dikkat çekmek istediğim nokta şu. Bir oyunu oluşturan bileşenlerin her biri oyunun yaşamında farklı roller oynuyor.
Örneğin oynanabilirlik. Oyunu alıp oynayan kişilerin oyundan zevk almasını ve sevmesini sağlayan şey. Ancak kopya oyun olmayan bir pazarda, oyunun ilk satın alma kararında, grafiklerin oynanabilirlikten daha fazla dikkate alındığını düşünüyorum. Bu adil olmayabilir ama bence kaçınılmaz gerçek bu.
Öte yandan yazıda da dediğim gibi oyunun sevilmesinde bence müzikler de inanılmaz önemli, ama yine ilk satın alış kararında grafikler kadar etkili değil.
Sanırım görsel bileşenden gelen data diğer duyulara göre o kadar fazla ki oyun denilen medyada ister istemez ilk değerlendirilen şey oluyor.
Grafikleri kötü ama oynanabilirliği yüksek oyunlarda problem şu oluyor. Bu oyunlar dilden dile duyuldukları için satış rakamları daha yavaş bir eğri ile artıyor. Günümüz pazarında da bir oyundaki oynanabilirlik fikirleri güçlü ise aynı fikirleri kullanan yeni oyunların ortaya çıkması en fazla 9-12 ay içinde gerçekleşiyor. Dolayısıyla birileri dokuz ayda o kötü grafikli ama iyi oynanan oyunun iyi grafiklisini yapıveriyor. Oyuncular da o oyunu alıyorlar.
“Oyun grafiği çizmenin de özel bir dal olduğunu burada vurgulamak gerek bence. Her tasarladığım ya da yapmaya giriştiğim oyunda ilgili sektörde profesyonel olarak çalışan arkadaşların yardımını isterim (grafiker/müzisyen). Maalesef bu arkadaşlar genelde yaratıcı besleme sunmak yerine yanlış yönelmiş kaygılarıyla köstek olurlar.
Sinema'da da benzer sorunu müzik konusunda yaşıyoruz ve hatta büyük bütçeli Türk filmlerinde bu problemi görebiliyoruz: Film müziği üretecek yetenekte kimse olmadığı için filmlerde sözlü müzik, piyasada albüm olarak kullanılan müzikleri filmin içinde, başında, ortasında, alakasız yerlerde duyuyoruz. Yani “oyun” dediğimiz (bence) “sanat eseri”, tamamen kendine has bir çalışma yöntemi gerektiriyor. Ülkemizde böyle bir sektör olmadığı için, hatta “bilgisayar oyunları” küçümsendiğinden dolayı milletin kasıtlı olarak uzak duruyor olması bu konuda yetişmiş “uzmanların” sayısını bir hayli düşürüyor.”
Ref, 6.12.2009
Oyun grafiklerinin bazı özel, oyun yapımına has yönleri olduğu yönündeki tespitine katılıyorum. Bu oyun yapımına has özellikler arasında bir takım teknik kısıtlar en göz önünde olanı. 3D oyunlardaki poligon sayılarına dair kısıtlar, veya kullanılan parçacık motorlarının getirdiği kısıtlar, ya da sınırlı kaynaklara sahip platformlardaki 2D çözünürlük ve renk sayısı kısıtları, oyun yapımında çalışan bir grafikerin karşılaştığı ekstra problemler. Bu hatırlatma benim için de iyi oldu, bu konu hakkında ileride yazacağım yazılarda bu özel koşullarda grafikerlerin nasıl çalıştıklarına dair kaynaklar bulundurmayı unutmamalıyım.
Müzik konusunda da haklısın. Film “score” ile normal ticari müzik albümleri arasındaki farka değinmişsin. Bu konuda söylediklerine aynen katılıyorum. Ayrıca oyun “score”ları da çoğu zaman film müziklerine yakın olmakla beraber ufak farklılıklar içeriyor. Mesela oyuncuyu baymadan uzun süre loop edebilmeli, veya oyuncu oyun dünyasında dolaşırken mekanlarla ilişkilendirilmiş müziklerin birinden diğerine rahatça geçebilmeli. Aynı şekilde çeşitli olaylarda müzik yine rastgele zamanlarda değişebilmeli (mesela ambient müzikten savaş müziğine geçiş vs.) Keza yine oyundaki ses efektleri ile iyi örtüşmeli (ki bu problem aslında filmlerde de var).
Kısacası oyun yapımında rol oynayan sanat dalları müzik, resim ve yazın, oyun yapımı bağlamında uygulanırken, bu bağlamın getirdiği bazı özel teknik kısıtlar ve ihtiyaçlar içinde icra ediliyor. Bu konuların her birinde yazdığım yazılarda özellikle bu oyun bağlamına özel kısıtlara değinmem gerektiğini bana hatırlatmış olduğun için teşekkürler.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 29
Nightlord bana "senden bir yazı istiyorum, scene'den uzak kalmak ile ilgili olabilir" diye bir mesaj yollamıştı. Aslında askerdeyken sadece scene'den mahrum kalmamıştım. Ama en çok koyan şey buydu. Üstelik bilgisayar ile ilgili bir görev alamamış, az da olsa teselli bulamamıştım.
Bunun yerine zamanımı, bu iş bittikten sonra neler yapabileceğimi düşünüp, bunları not alarak geçirmiştim. Bunun için epey zamanım vardı. Hatta bilgisayar başına oturma fırsatı bulduğum kısıtlı zamanlarda javascript ile denemeler yapıyordum. Ve hatta Winamp'in AVS pluginini kullanarak demo yapma girişimlerimi de hatırlıyorum :). Ayrıca karakalem ile pixel grafik denemelerimi de unutmamak lazım :).
Elbette ki bunları, aslında ben çok iyi scener'ım süperim falan diye anlatmıyorum. Vatan millet tamam ama askerlik gerçekten can sıkıcı bir durumdu. Neyse işte, geldi ve geçti. Önemli olan şimdi neler yapacağımdı. O zaman aldığım o notlar halen siyah kaplı yıpranmış o minik defterimde öylece duruyor. Belki de bu notların birçoğunu unutacağım ve hiç yapmayacağım.
Scene'in şimdiki hali, ben askere gitmeden öncekiyle hemen hemen aynı. Welcome 2007 introsunun scroll'unda "Aman boş durmayın. Bir şeyler yapın" babında şeyler yazmıştım. Anlaşılan beni pek takan olmamış :P Ne zaman yeniden canlanacağız merak ediyorum. Ya birileri bir şeyler yapacak ve bir şeyleri tetikleyecek ya da bu suskunluk böyle sürüp gidecek, ta ki her şey tamamen yok oluncaya kadar. Eğer bu birilerinin umurundaysa gerçekten bir şeyler yapmalılar (yani yapmalıyız).
Şekil 1.
Bazen düşünüyorum da artık o 7d5'ler, Nightshift06'lar geride kaldı. Zaten o zamanlar da bir gün tüm bunların bitip tatlı birer anıya dönüşeceğini düşünmüştüm, ama bu kadar da erken değil. O ruhu yeniden yakalamamız lazım. Peki bu nasıl olacak? Tabii ki demo çıkararak ve yeniden rekabet ortamını oluşturarak. Belki bir parti yapılırsa her şey değişebilir. Bunu o zaman göreceğiz.
Bu arada insanlarda "hah tamam spritus geldi, resident demo çıkaracak" beklentisini de ayrıca kınıyorum :) Eee sizler ne yapıyordunuz bunca zamandır. Koca 2 senedir çıkmış kaşı gözü düzgün bir demo yok maalesef. Çıkaracağım ilk demoda bu durumu göz ardı etmeyeceğim (evet bu bir tehdit ;)
Her ne kadar bu tip şikayetler sürekli oluyorsa da demoscene hala çok güzel bir olay. Böyle bir komünitenin parçası olmak gerçekten güzel bir his. Sırf buradan edinilen arkadaşlıklar bile yeter aslında. Umarım daha çok uzun sürer. Halen "demoscene öldü başımız sağ olsun" geyiklerinin yapılıyor olmasına rağmen.
Spritus/Resident, 31/8/2008