Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 18
Arda 'Ref' Erdikmen
Boş Laflar
19 Aralık Cuma günü okuldaki son dersimi biraz da baştan savma, az bilgi, çok laklak yaparak mesaiyi doldurduktan sonra eve ulaşıp parti hazırlıklarını yapmayı düşünüyordum. Bir dakika... bu kısım Nightshift ile aynı oldu, ama "heyecan" bire bir aynı ne yapalım...
Bu yıl gönlümde büyük hüsran yaratan "Nightshift 2008'in iptali" üzerine gelen en iyi haber 7DX'in 2008'de yapılacak olmasının duyurulmasıydı. Aslında üzerine değil, bu haber Nightshift öncesinde duyurulmuştu fakat iptal olayı sonrasında Skate'in attığı "Yok biz iptal etmiyoruz, 7DX aynen devam" mesajı gönlümüze su serpmişti.
Bir yıl boyunca bu günü iple çektikten sonra, parti vakti gelip çatmıştı işte. Fakat eskisinden farklı olarak artık bir sürü ayarlama gerekiyordu: "Hanımdan izin al, hanımın nöbetçi kalacağı günün hafta sonuna gelmemesi için çaba göster, okulda bitmesi gereken işleri hafta sonundan önce bitir, kendi yapacağın işleri cumaya kadar bitir". Hafta sonunda dikkatimi dağıtacak bir şey olmaması gerekiyordu ve sanırım bunu küçük hasarlarla atlatabilmiştim. Endo'nun "Scene'in yaş ortalaması her yıl 1 yaş artıyormuş" esprisi aslında iyi bir tespitti. Eskiden 20'li yaşların doldurduğu masalar şimdi kelli felli, göbekli, evli çocuklu heriflerle doluyor ve eminim hepsi benimle benzer ayarlamaları yapmışlardı. Bu durum yurt dışında yapılan partilerde de değişik değil. Bu yıl Breakpoint'te de bebekler, parmağı yüzüklü orta yaştaki "gençler" hatta "amca"lar vardı. Sanırım ben de onlardan biriyim artık.
Öncesi
Bir önceki gün geç yatıp geç mi kalksam, erken yatıp erken mi kalksam diye kafa yoruyordum. Sonunda geç yatıp geç kalkmaya karar vermiştim, saat 10 gibi uyanıp yola çıkacak, böylece partide gece yarısı uyuya kalma olasılığımı azaltmaya çalışacaktım. Fakat Cumartesi sabahı oğlum hafif hasta olarak uyandığı için sabah 8'de kalkmak zorunda kaldım ve eczane peşinde koşturmaya başladım. Bu durumda geç yatıp erken kalkmış ve uyuya kalma olasılığımı maksimize etmeyi başarmıştım. Evdeki tüm işler bittiğinde saat 12'yi bulmuştu ve eşyaları bir bir arabaya yükleyerek hızla Boğaziçi Üniversitesi'ne doğru yol aldım.
Hydrogen ve Endo'nun arabayla gelecekler için hazırladıkları müthiş tabelalama yetenekleri sayesinde parti mekanına 1 saat gecikmeli olarak ulaşabildim. Parti banner'ını hiç kimse tarafından görülemeyecek bir yere asma konusundaki becerilerini code ve grafik konusunda gösterebilirlerse Breakpoint'te yarışacak süper ürünlerimiz var demektir.
Giriş
Arabayla oraya buraya girmeye çalışarak geçirdiğim onca sinirli dakikanın sonunda parti mekanına girdiğim anda Boğaziçi Üniversitesi çarpık peyzajının yarattığı tüm sinir ve stres bir anda uçup gitmişti, sanki bir başka boyuta geçmiş gibi her şey geride kalmıştı. Kapıda beni Endo ile Hydrogen karşıladı. Nightshift07'te suratı biraz asık olan Hydrogen, bu yıl nedense çok keyifliydi, sürekli gülüyor, eğleniyordu. Bilmiyorum o dönemler başından neler geçiyordu, ama her ne varsa o dertleri bugüne kadar sürdürmemesi onun adına güzel olmuş bence.
İlk gün erken saatler olmasına karşın parti mekanı şimdiden dolmaya başlamıştı. Ben kendime yeni bir "Crescent" üyesi olarak, grubun geçen sene oturduğu masayı seçtim ve bagajdaki yükü Hydrogen'in yardımıyla boşalttım: 1084S, 37 ekran Philips TV, Alco'dan bir ay önce ödünç aldığım ZX Spectrum +3, Amiga 600, XPS M1330 laptop, bol miktarda yiyecek, içecek, uyku tulumu. Ben aygıtları yeni takmıştım ki kapıdan tanıdık simalar girmeye başladı. Sanırım Deniz Can Çelik geldi önce, scene'in sessiz gazetecisi. Elinde ses kayıt cihazıyla röportajlar yapar ve sonra yazılı olarak yayınlar. Lw3d, eski bir Amigacı, üstelik köklerinden mesleki olarak da kopmuş sayılmaz, bir Newtek distribütörü. Peşinden Özkano, tam bir retro tutkunu, ve bu işe hepimizden daha fazla zaman ayırıyor olsa gerek, modifikasyon konusunda da bulabileceğiniz nadir kaynaklardan biri. Onların getirdiği aletler içerisinde uzun zamandır görmek istediğim bir alet vardı: PC Engine! Sadece Japonya'da popüler olmuş bu alet, bence yapılmış en başarılı konsollardan biri. Sadece donanım olarak değil, Japonya'da o kadar tutulmuş ki üzerinde binlerce oyun da var ve hepsi iyi. Neden dünyaya yayılamadığı bir muamma. PC Engine ile geçirdiğim 3-5 dakikalık flörtten sonra içeriye Alcofribas girdi ve ben de belki başka biri de görür de inceler diye PC Engine'i çalışır halde bırakarak Alco'nun yanına geçtim (daha sonra PC Engine'e hep beraber geri dönecektik). Alco yanında bir (Schneider?) 6128 getirmişti. CPC ile son zamanlarda aşina olduğum için hemen başına geçip kurcalamaya başladım ve birkaç dandik demo izledik. Bir ara Skate, "Arkadaşlar birazdan hepinizi Commodore demolarına doyuracağım" dediğinde bizim bu işlere karnımız biraz tok olduğu için, Amstrad'ı da bağlayalım dedik, Skate "elbette çok seviniriz" dese de uygun kabloyu bulamadığımızdan dolayı bu mümkün olamadı.
Saat kaçtı hatırlamıyorum, bir anda acıktım. Önce Deniz "ben de acıktım yahu" diyerek bana katıldı, ama herkes yerleşmekle meşguldü, seminerler sürüyordu, çıkmayalım biraz bekleyelim beraber çıkarız dedim.
Partinin bu kısmında biz Alco ile bir ROM yazma aşamasına geçtik. ZX Spectrum için +3e ROM'larını uzun zamandır takip ediyordum. Bu ROM sayesinde birkaç direnç ve birkaç triyak dışında hiçbir ek donanıma ihtiyaç kalmadan Spectrum'a IDE harddisk bağlama şansımız oluyor. Özkan'ın getirdiği Willem ROM yazıcısı ile elimizdeki boş ROM'ları bir güzel doldurmaya başladık ve ben bu işten acayip keyif aldım. A600'ümü KICK3.1'e, Spectrum'umu DOS1.37'ye yükseltmiş oldum. Bu bile şimdiden gerçek bir kazanım olmuştu. Ama bu böyle bitmedi, partinin sürprizini Alco ve LW3D el birliğiyle beni ihya ederek yaptılar, bana bir adet ZX Spectrum +3 hediye ettiler! Bu aldığım en güzel hediyeydi belki de (tamam lisede hediye edilen Deep Purple (Fireball) ve Guns'n'Roses (Appetite, Lies) plaklarında da sevinçten ne yapacağımı şaşırmıştım ama bu da bir o kadar iyiydi). Bu hediye için, Gökhan, Türker ve Özkan'a ne kadar teşekkür etsem azdır.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 19
Aslında bugün yazıyı revize ederken sürekli masamda duran +3'ümün Türkiye'de ne kadar ender görülen bir makine olduğunu düşünüp duruyorum ve seviniyorum. Abartmadan söylemeliyim ki, hiçbir retrocu kolay kolay +3'ünü hediye edemez.
Bu olaylar gerçekleşirken bir taraftan grup arkadaşlarım Impetigo ve Beast gelmişler, kurulmaya başlamışlardı. Impetigo, "Ya bu ne sessizlik, biraz ses olmalı burda" deyip kolonlardaki sesi yükseltince aniden "Ya işte eksik buymuş, Breakpoint'te müzik hiç eksik olmazdı" dedim ona. Elbette içinde bulunduğumuz mekan çok küçüktü ve biraz sonra uyarı geldi biz de müziği bir süre kapamaya karar verdik.
Bu arada iyice açlıktan kudurmuş ve ona buna "hadi gidelim yiyelim" diyordum, ensemdeki Deniz Can Çelik'in "hadi biz gidelim yiyelim, böyle olmayacak" baskısı gittikçe artıyor, artık doğru karar veremiyordum. Zaten mekanda iki gruplu gibiydim, bir scene aktivitelerimi oluşturan Crescent ekibi (ki Alco'nun bu konuda bir tespiti var, Türkiye'de iki aktif grup var, bir Crescent, iki Glance diyor, Bronx'un uykuda olduğunu söylüyor. Kısmen de haklı. Impetigo ve Wisdom sürekli üretimde olan arkadaşlarımız) ve scene dışı & 8bit hobi aktivitelerime maruz bıraktığım CGTR ekibi. Her iki grupla da vakit geçirmek istediğimden ve bu iki hareket bir araya gelemediğinden dolayı her iki tarafla da tam ilişki kurmayı başaramadım. Neyse, sonunda bir mucize oldu ve Lw3d, Alco, Deniz, Beast, Impetigo aynı anda harekete geçtiler ve tam çıkarken Skate Lw3d ile Alco'nun önünü kesti, bir görev verdi, onlar dönmek zorunda kaldılar. Bu arada Deniz haklı olarak dellenip, "ben gidiyorum artık" diyerek çıktı. Bir süre sonra biz de Crescent ekibi olarak yola koyulduk. Ne yiyelim, nerede yiyelim, o vejetaryen (Impetigo), bu şekeri yüksek (Wisdom), öbürü doymam (Beast) derken bir baktık ki Orga'lar toplanmış bizi solluyorlar ve "hadi Wanderland'e" diyerek bizi çağırıyorlardı. 10 kişilik bir yemek grubuna katılarak güzel bir ziyafet çektik. Bu sırada Skate, şu anda tekrar kuramayacağım bir cümle kurdu, "Eyvah, abi saat 7'de seminer başlayacaktı" gibi bir şey, ki saat 7'yi 5 geçiyordu. Sonra hep beraber yemeye devam ettik.
Orga'ların programa bağlılıkları konusundaki relaks durumlarını mutluluk içinde fotoğrafladık.
Şekil 1.
Güzel fotoğraflar çekip, geyikler yapıldıktan sonra, Skate panikle, "ben çıkayım yahu" deyip Hydrogen ile birlikte yıldırım gibi çıktılar mekandan. Biz de yemek sonrası biralarımızı alıp mekana döndük. Bu kadar kalabalık ekibin hiçbir ödeme/hesap sorunu yaşamadan restorandan çıkması gözlerimi yaşarttı doğrusu. Demek ki oluyormuş.
Karınlar doyunca herkes aksiyona geçmişti. Bu sırada Alco ve Lw3D, forumun elektronik dehası Tolga'yı alıp kaçmışlardı. Sonra öğrendiğime göre Amstrad ve Spectrum'cuların kullandığı DSK sistemini floppy emülatörüne uyarlamaları için ikna etmeye çalışmışlar. Düşününce, mükemmel olurdu bu işte.
Bir ara Nightlord'un selamı ve webcam'i ortalarda dolanmaya başladı, bir ara görüşmek için Endo'nun yanına gittim, "şimdi koptu abi" dedi kaçırdım, başka bir anda yine aradım, bulamadım. Ama o beni unutmamış neyse ki bir scener yanıma yaklaşıp "Ref sensin değil mi?" dedi, "Nightlord seni istiyor!". Bu cümle parti sonrasında küçük bir geyik konusu oldu. Lw3d görüşmeye giderken yakasını paçasını düzeltip, "nasıl, iyi miyim? Kravat düzgün mü?" gibi sorular sordu.
Nightlord gerçekten de değişik bir adam, ben sadece 5-10 dakikalığına webcam bağlantısı kurdu sanıyordum, meğer bütün gece oradaymış. Hatta ben, partinin son dakikalarında, "bir şey yapmalı, elim boş çıkmamalıyım" falan diye dövünüp "İlk Partim Rehberi"ni fotoğraflarken arka planda fotoğrafa giren bir laptop'un ekranında Nightlord'un webcam görüntüsü çıkmış.
Bilgem yüce görüntüsünü pekiştirebilmek için alt açıya yerleştirdiği kamerası ve tanrı tarafından aydınlatıldığını zikreden tepe ışığıyla, webcam başında ziyaretleri kabul ediyordu.
Şekil 2.
Gece yarısı olmuştu ki, Impetigo bana "Sürpriz yarışma konusu neymiş?" diye sorunca hemen Skate'e koştum, "Labirent!" dedi, "İçinde labirent geçen bir oyun". Biraz düşündüm ve hemen koda başladım. Sabah 10'da deadline vardı, önümde uzun bir 9 saat vardı nede olsa. C# ve XNA kurdum, başladım yazmaya. 2 saat sonra elimde ortada anlamsızca gezinen arabalar olmuştu ki kahve molası geldi çattı. Kahve makinesinin başında ise nihayet Turbo ile baş başa kalmıştım! Geçen partide bana, "Bak bu partide varsın ya, sonra gelmezsin sen" diye bir iğnelemede bulunmuştu, scene'in kapısından bir görünüp kaybolanlar olduğunu bilerek. Ben de ona ceza olarak grafik çizdirdim. Labirent oyunum için laptopumun başına oturup yaklaşık 1 saat boyunca küçük arabalar çizdi. Bu süreyi bende ROM yazmak, PC Engine oynamak, Minimig kurcalamak, CPC'ye 10 PRINT "CPC Sucks"; : GOTO 10 programı yazmak suretiyle bir bug keşfetmekle geçirdim. Şöyle, CPC satır sonunda metni alt satıra taşıyamıyordu, bu sebepten satır başında hiç "ucks" kelimesi yoktu. Cık cık..