Joker'in 7D8 Raporu
Retro bilgisayarRaporu: Kemal 'Joker' Akyürek
NS08'in yapılmamasının ardından, acaba bu sene 7DX partisi olacak mı düşüncesi, yazın sonlarında 7D8'in yapılacağının açıklanmasıyla yerini sevince bırakmıştı. NS07 katılabildiğim tek scene partisi olmasından ve daha önce 7DX partilerine katılamamış olmamdan dolayı parti tarihini sabırsızlıkla beklemeye başlamıştım. Bu sefer her ne olursa olsun bu partiye gidecek ve Nightlord'un ilk partim rehberinde anlattıklarını uygulayacaktım. Sadece beklemek yerine bir şeyler de yapmam gerekiyordu, partiye elim boş gitmek istemiyordum. Bir sorun vardı, ben daha code olayında çok yeniydim sadece 1 tane intro yapabilmiş (sağ olsun Nightlord'un büyük yardımlarıyla) o da zaten logo ve scroll'dan ibaretti. Partiye katılacakların hepsi çok çok iyi tanıdığımız ustalardı, kendi kendime oğlum şimdi rezil olacaksın desem de; sadece scroll ve logo bile olsa partiye elim boş gitmeye gönlüm hiç razı değildi, o halde ikinci intromu partide çıkaracaktım.
Nasıl bir intro diye düşünürken kendi kendime zaten çok şey mi biliyorsun ki bir de düşünüyorsun ne yapayım diye söylenip ikinci introda logo olarak duvarın arkasından kendini izleyenlere utangaç bir şekilde bakan ve yavaş yavaş ortaya çıkmaya çalışan birini (yani kendimi) :) çizmeye karar verdim, iyi de ben kağıda Cin Ali bile çizerken zorlanırım, evet itiraf ediyorum logoyu çizmek tam 1 haftamı aldı :) (tabii iş yoğunluğu ve akşam eve geç gelince yorgunluktan halimin olmaması bu süreyi uzatmıştı), evet logo bitmişti ama intro ismi ne olacaktı, tabii ki ikinci introm olmasından dolayı Second. Buraya kadar güzel de sadece 1 scroll ve logo gözüme biraz az gelince; yaw şu scroll'u acaba nasıl soldan sağa kaydırırım diye düşünmeye başladım epey bir deneme sonunda cevabı bulmuştum. Scroll da okey eee geriye ne kaldı bir de sprite yapıp swing yaptık mı, oldu bu iş. Peki nasıl bir sprite olacak, evet cevap basitti Dream. Çünkü yıllardır hep nasıl yapıyorlar bunları deyip merak ederken Hades'in tutorial'ları ile karşılaşınca Hades'in deyimiyle code yazma hastalığına yakalanmış, Nightlord'un tutorial'ları ile bu hastalık ilerlemeye başlamıştı :). Skate de bu hastalığı körükleyince ortaya benim gibi 35 yaşında code öğrenmeye çalışan hastalar çıktı ve yıllardır yapmak istediğim bir hayalimi gerçekleştirme fırsatım vardı önümde. O yüzden de sprite'da dream yazmaya karar verdim. Önce Sprite Pad ile harfleri oluşturup daha sonra code'a ekledim. Sprite işi tamam da swing esnasında sprite sağ kenara gelince diğer taraftan çıkıyor bunu nasıl engelleyeceğiz. Şunu söylemek istiyorum sprite konusunda TR-demoscene'de yazılı olan tutorial'lar çok işimi gördü adeta hepsini satır satır ezberledim, sorun $D010'dan kaynaklanıyor, sağ olsun Skate forumda detaylı bir şekilde anlatınca iş çözülmüştü.
İntro şekillenmeye başlamıştı ki benim işler bir anda yoğunlaşınca her şeyi yarım yamalak bırakmak zorunda kalmıştım. Olsun nasılsa partiye daha 2 aydan fazla zaman var yaparım nasılsa deyip, bırakınca bir baktım tarih 19 Aralık Cuma olmuş, neyse biraz da partide kasar introyu bitiririm artık.
Cuma gecesi partiye götüreceklerimi bir liste yaptım, ardından Timur (Aegis/Ascraeus) ile konuşup 4. Levent'te buluşmaya karar verdik.

Soldan sağa: Joker, Aegis
Şekil 1.
Cuma gecesi belki de benim için en uzun gecelerden oldu bitmek bilmedi, bir an önce sabah olsa da partiye gitsem diye sabırsızlanıyordum. Sonunda beklenen büyük gün gelmişti, 20 Aralık Cumartesi sabahı 07'de kalkıp listedekileri bir çırpıda hazırladım, eksik bir şey kalmasın diye 2 kez kontrol edip, evden fırladım, annem oğlum kahvaltı etmedin daha nereye dese de heyecandan kahvaltı aklıma bile gelmemişti. Bir önceki gün hava güzel olunca Cumartesi günü de hava güzeldir diye beklerken yağmurla karşılaşınca, gideceğim yer ile oturduğum yer çok kısa mesafe olmasına rağmen kucağımda monitör hemen bir taksiye atladım daha monitörü kucağımdan indirmeden 4. Levent'e gelmiştim bile. Taksiden inip Aegis/Ascraeus'u cepten aradım fakat o da ne cep telefonu kapalı ve yağmurun tam altında kucağımda sevgili 1084 ile kalmıştım, hemen yakındaki simitçiye kendimi zor attım, monitörü ve çantamı kenara koyup Aegis'ı tekrar aradım fakat telefonuna ulaşılamıyor. 4. Levent metro çıkışı diye sözleşmiştik fakat 4. Levent'te 4 farklı yerden metro çıkışı var ve hangi çıkışta buluşacağımızı konuşmamıştık :), hava yağmurlu ve telefona ulaşılamıyor süper bir başlangıç oldu diye düşünüp tekrar aradım fakat sonuç aynı telefona ulaşılamıyor. Artık yapacak bir şey yok hazır simitçideyim bari kahvaltı edip Aegis'ın beni aramasını beklemekten başka çarem yok deyip masaya oturdum.
Aradan yaklaşık 20 dakika geçmişti ve hala bir haber yoktu, saat 10 gibi son bir kez daha arayıp gitmeye karar verdim; ve oleyy telefon çalıyordu, Aegis telefonu açar açmaz neredesin kaç saattir muhabbetinden sonra acı gerçek :) ortaya çıkmıştı, yağmur yağdığı için metronun içinde beklemiş dışarı çıkmamıştı :) , tabii metroda telefon çekmediği için de ben telefona ulaşamıyordum en sonunda dışarı çıkıp bakmaya karar verince telefona ulaşabilmiştim. Hemen hızlı bir şekilde kahvaltı yapıp dışarı attık kendimizi, bir taksiye binip o sihirli kelimeyi söyledik: “Boğaziçi Üniversitesi”. Bu kelimeyi söylemek bile heyecanlandırmıştı bizi çünkü aylardır beklediğimiz an gelmişti ve biz oraya doğru yola çıkmıştık. Aegis daha önce birçok kez bu partilere katılmasına rağmen benden daha çok heyecanlıydı, yerinde duramıyordu, sürekli oğlum daha gelmedik mi? Çok var mı? Kaç dakika sürer diyerek hem taksicinin hem de benim gülme krizine girmemize neden olmuştu. (tabii ortamın sıcaklığını bildiği için haklıymış meğer). Artık Hisarüstü'ne gelmiştik ve Kuzey Kampüsü'ne giriş yapıp kapıdaki görevliye partiye geldiğimizi söylediğimizde görevlinin şaşkın bir şekilde bize bakmasından bilmediğini anlamamız çok sürmemişti. Taksiyle içeride 3-4 tur atıp birçok kişiye partinin yerini sormamıza rağmen sonuç aynıydı, hiç kimse bilmiyordu, kucağımızda monitör, bir yandan yağmurdan korumaya çalışıyor bir yandan da Aegis sağa sola koşturarak parti mekanını bulmaya çalışıyorduk, hatta bir ara Aegis bana dönüp “olm parti iptal oldu da bizim mi haberimiz yok” derken, parti banner'ını görünce biraz rahatladık, hemen merdivenlerden aşağı inip inşaatın içerisinden geçerek ( hatta yolda inşaatta ne işiniz var diye soran olursa topumuz kaçtı abi onu alacaktık geyiğini yaptık :) ) sonunda parti mekanına ulaştık, işte o an gözlerimiz sevinçle parlamıştı. Hemen içeri daldık. Soldaki sınıfın içerisine meraklı bir şekilde baktığımızda içeridekilerin de meraklı gözlerle bize baktığını görünce orası olmadığını anladık ve sağ taraftaki diğer sınıfa yöneldik, içeride Skate'i görünce derin bir ohhh çekip içeri girdik, içeride Skate ile birlikte iki kişi daha vardı, Skate masaların üzerine koymak için dikkatli bir şekilde straforları kesiyordu, yardım teklifimize siz sadece keyfinize bakın diyerek, sanki partinin mükemmel bir organizasyonla geçeceği sinyalini en baştan vermişti.
Hemen monitörü ve C64'ü kurma faslına geçip bir çırpıda kurduk ve yaşasın SID diyerek SID'leri peş peşe çalmaya başladık. Peşimizden Hydrogen kapıda belirmişti, biz eşyalarımızı yerleştirelim derken arkamıza döndüğümüzde içerisi dolmuştu bile. Ama ne coşku ne heyecan, herkes ilk defa katılıyormuş gibi heyecanla birbirine sarılıyor hal hatır soruyordu. Tabi bu coşku büyük üstat Vigo'nun kapıda görülmesiyle doruğa çıktı. Ben yaw iki aydır introya dokunmadım biraz bakayım desem de içerideki ortamın sıcaklığı ve Nightlord'un ilk partim rehberinde anlattıklarının aklıma gelmesiyle introya daha sonra bakarım diyerek, tanışma faslına girmiştim. Kapıda sigara esnasında Gnostic ile tanıştık, kendisini bir TV programında görmüş ve forumdan tanıyordum, Vigo ve Gnostic ile kapıda biraz sohbet ettik fakat yağmur ve soğuk artık orada durmamıza engeldi, tam içeri girelim derken arkadan birisinin şen şakrak bir şekilde “yaw şu banner'ı daha gizli bir yere koyamadınız mı” demesiyle geriye döndük; tabii ki bu kadar şen ve güler yüzlü insan Arda'ydı, bu arada Arda için birkaç şey söylemek bir insan bu kadar mı çabuk kaynaşabilir kadar mı pozitif ve enerjik olur, inanılmaz bir sempatisi var. :)

Şekil 2.
İçeriye girdiğimizde ortam iyice şenlenmişti. Aegis ile sohbet ederken yanımıza bir anda gelen bir arkadaş abi sen Joker değil misin deyince bir anda şaşırmıştım, kendini tanıtınca forumdan Seiko olduğunu anlamış ve sanki kırk yıldır tanışıyormuş gibi sohbet etmiştik. Seiko da bizimle beraber takılınca üç kişi olmuştuk masada. Biraz demo izleyelim derken organizasyon parti programını açıkladı, akşam sürpriz bir yarışma vardı, Seiko bana dönüp ben gece kalmayacağım yarın sabah tekrar gelirim yarışma neymiş merak ettim dese de ortamın sıcaklığından 10 dakika sonra fikrini değiştirip gece kalmaya karar vermişti. Aegis'le bir ara bayram neşesi olsun diye yaptığım bayramtro'yu :) izlerken; abi dur bakayım şuna diyerek yanımıza Norvax geldi ve kendisiyle tanışma fırsatı yakaladık, son derece neşeli ve sevecen izlerken gülmekten gözlerinden yaş geldi, ekranda halay çeken sprite'lar. Hadi kahve içelim diyerek dışarı çıkıp kahve sigara molası verip içeri girdik, bir anda karşımda Lw3d'yi görünce hemen yanına gittim, ayaküstü sohbet ederken yanındaki arkadaşı göstererek tanıştırayım dese de ben daha önce forumdan ve ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıdığım fikirlerine ve bilgisine değer verdiğim, en az Arda kadar sempatik ve alçakgönüllü bir insan olan Alcofribas'ı tanımıştım zaten. Kendisiyle hemen sohbete dalıp gittik, daha sonra yaw arabada eşyalar var onları indireyim dediğinde dur abi yardım edeyim deyip birlikte monitör falan beklerken meğer Alcofribas bütün marketi yanında getirmiş, o ne öyle cipsler, colalar, sandwich'ler poşetler dolusu, sağ olsun herkesi düşünmüş. İçeri taşıyıp masanın arkasına yerleştirdik. Sonra Lw3d gel bak sana ne getirdim diyerek başka bir masaya götürdü, masa bizim masanın hemen yanındaydı ve Arda'nın oturduğu masanın üzerinde duran Spectrum +2 128K'yı göstererek bunu sana getirdim diyerek şaşkın bakışlarım altında bana uzattığında yaşadığım çocukça sevinci anlatmam mümkün değil. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Saat 17'ye geliyordu ve benim intro hala yarım bir şekilde bekliyordu. Tam dur şunu bitireyim artık dediğimde Aegis'i C64'te intro izlerken görünce dayanamayıp intro izlemeye başladım. Bilmediğim birkaç efekti de sordum kendisine, sağ olsun büyük bir sabırla detaylı bir şekilde anlattı, Aramızda kalsın partide logoswing olayını da öğrenmiş oldum Aegis'ten. Artık acıkma sinyalleri geliyordu hadi yemeğe gidelim diyerek Seiko ve Aegis'le Hisarüstü'ne doğru yola çıktık, yemek dönüşü gece için markete girip ne kadar abur cubur varsa :) alıp geri geldik. İçeri girdiğimizde seminer çoktan başlamıştı. Dikkatli bir şekilde oyun yapımıyla ilgili seminerleri dinleyip epey bir bilgi edindik. Hepsi birbirinden değerli ustalar bizlere tecrübelerini aktardılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Ozkano ve Lw3d yanlarında bugüne kadar hiç görmediğim o kadar çok cihaz getirmişlerdi ki hangisine bakacağımı şaşırdım, Özkano Amiga'da floppy emulator'ü tanıttı, emeği geçenlerin eline sağlık. Tam yaw biraz Lw3d ve Alcofribas'la sohbet edeyim diye yanlarına gitsem aaa bak şu da gelmiş diyerek ayrılıyordum, artık bir sonraki partiye inşallah.
Artık saat 22 olmuştu ve benim intro :) hala iki ay önce bıraktığım yerdeydi, artık tamam deyip açtığımda önce kodlara bir göz attım, sonra yaww ne yapacaktım en son deyip nerede kaldığımı bulmaya çalıştım, o arada Skate elinde kahve ve çikolata ile gelip bize ikram ettiğinde yok abi sağ ol ben getirmiştim desem de; “yok alacaksın mecburi ikramdır deyince :)” bir anda bütün uykum gitti. Kahve iyi gelmiş uykum iyice açılmıştı, kodlara göz attım ve evet kaldığım yeri buldum, sprite en sağa geldiğinde en sondaki iki sprite bir bit yana açılıyordu, takılıp kalmıştım, Aegis'e baktım etrafta görülmüyordu, Skate'de aşırı yoğun bir şekilde oradan oraya koşturuyordu, işte o anda Endo gözüme ilişti, kendisine rica ettim hemen bakıp benim daha önce haftalarca uğraşıp bulamadığım hatayı bulup düzeltmesi 1 dakikasını almadı, ve olayı detaylı bir şekilde anlatması, bende yaww bu kadar değerli insanlardan biz niye daha fazla şey öğrenmeye çalışmıyoruz sorusunu aklıma getirdi. Herkes birbirine yardımcı olmak için adeta can atarken biz hiçbir şey yapmadan bekliyoruz, işte her zaman söylediğimiz scener ifadesinin en çok yakıştığı kişilerdi buradakiler. Hepsi birbirinden mütevazı ve yardımsever. Süper insanlar. Endo'nun sayesinde artık geriye bir tek text mesajını yazmam kalmıştı, Aegis'le birlikte text'i de bitirince (ki buradan tekrar özür dilerim kendisinden, eşeklik edip Endo'ya credits vermeyi atlamıştım text'te), birden introda müzik olmadığını fark edip Aegis'le gülmeye başladık, tabii ya müziksiz intro duvaksız geline benzer (ahahha ne alaka bende anlamadım). İyi de müzik nereden bulacağız derken karşımızda bu işin üstatlarından Murat (Axl/Accuracy) belirince Aegis dur müzik işini de hallettik sanırım deyip rica etti kendisinden, büyük bir mütevazılık içerisinde hemen yanımıza oturup yaptığı SID'leri dinlemeye başladık, içlerinden en uygun olanı seçip işte bu dedi ve sağ olsun introda kullanmam için yaptığı SID'i verdi. Tekrar çok teşekkür ederim kendisine. Ohhh intro bitti demeye kalmadı, bir anda Endo elinde kağıtla karşımda belirip Joker seni de sessiz demo yarışmasına yazdık deyince bir anda kendime geldim, tam yaa şeyy, meyy derken Endo Erol Taş vari bir kahkaha atıp yanımdan uzaklaşmıştı bile.
İyi de nasıl olacak bu sessiz demo diye Aegis'e sorarken acı gerçeği öğrenmiş oldum, meğer Endo'ya gidip beni sessiz demoya yazdıran Aegis'miş. Kendisi Endo'dan daha acımasız bir şekilde gülerek bir şey yok oğlum ekranda demo oynayacak sende takımına işaretlerle anlatacaksın diyerek özetledi, ehh napalım katılacağız iyi de bizim takımda kimler var Spiritus, Gnostic ve Zen bizim takımdı, karşı takımda Vigo olduğunu öğrenince sıçtık şimdi, adam duayen zaten, kesin dağıtırlar bizi diye düşünürken, yarışma başlamıştı bile, ilk biz anlatacaktık demoyu, Gnostic karşıda demoyu işaretlerle anlatacak biz de sırtımız ekrana dönük, demoyu bilmeye çalışacaktık, daha Gnostic göz işareti yaptığında sanırım 2 veya 3 saniye içerisinde Spiritus demoyu bilince tamam abi bu iş, bizde Spiritus varken sırtımız yere gelmez diye düşündüm. Çünkü benim balık hafızam isim konusunda çok zayıftı, demoyu yüz kere de izlesem ismi aklımda kalmazdı, bu demo için değil her şeyde böyledir. İsimleri aklımda tutamam. Karşı takım demoyu bilmeye çalışırken bir ara gözüm Norvax'a da ne büyük usta Nightlord laptop'tan partiyi online izliyordu, olamaz deyip hemen ekrana yapıştım :). Norvax kulaklıklarla Nightlord'la sohbet etse de sohbeti bölüp Nightlord'a selamı çaktım. Neyse karşı rakip Vigo'nun gözlüklerinden kopya çekerek ehehehehe (çamur at izi kalsın) demoyu hemen bildi ve durum eşitlendi. İki takım da sırayla anlatmaya devam etti, ve en son demoda Spiritus anlatınca Gnostic bilir gibi oldu ama zaman yetmedi maalesef ve diğer takım son demoyu bilip yarışmayı kazandı, kendilerini tebrik eder bir sonraki yarışmada intikamımız acı olacak diyerek meydan okurum. (yenilen pehlivan güreşe doymazmış :)) artık gece epey ilerlemiş saat 01:30 falan olmuştu. Herkesin uykusu gelmeye başlamıştı ama 1 kişi hariç Nightlord :) tabi arada 10 saat fark olunca uykusunun gelmemesi normal :) online bir şekilde partiyi izliyor.
Dev ekranda Edge of Disgrace'i izleyince bende uyku falan kalmadı sadece derin bir nefes alıp ohhhaaaaaa demekle yetindim, bu demoyu daha önce de izlemiştim ama dev ekranda cidden çok farklı oluyor. Artık uyku vakti gelmişti, hemen yanımda getirdiğim pad'imi ve battaniyeyi serip uzandım, uyandığımda sabah olmuştu ama herkes uyuyordu, karşımda Skate sandalyelerin üzerine uzanmıştı; uyumadan önce de, uyanınca da 1 kişi aynı yerde ayaktaydı, Impetigo abi nasıl bir iştir bu bir ara sırrını öğrenmek isterim senden. Etrafta Aegis ve Seiko'yu aradım, Seiko derin bir uykudaydı, ama Aegis ayakta geziyordu, dışarı çıkıp kahvaltı yapıp geldiğimizde içeride hala uyuyanlar vardı, zaten uyanmaları çok geçmedi, herkes ayaklandı bir anda, fakat Nightlord hala Norvax ile sohbet edip parti'yi izliyordu.
Bugün son gündü ve bendeki heyecan gittikçe artıyordu, evet bugün compo'ya katılacaktım, hemen introyu son bir kez daha kontrol etmek için MMC'ye attım ve bir de C64'te izledim, bilmiyorum ama gerçek C64'te izlediğim demo ile VICE'de izlediğim demo arasında çok fark var; VICE'da izleyince hiç zevk almıyorum. Neyse konuyu dağıtmayalım C64'te kontrol edip hemen flash disc'e atıp introyu Skate'e teslim edip compo'ların başlamasını beklemeye başladım.

Öğlen olduğunda ortam yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı herkesin gözünden uyku akıyordu. En son Aegis yanıma gelip bende kaçıyorum deyince ortalıkta 15-20 kişiden fazla kimse yoktu, ben Seiko ile birlikte partinin sonuna kadar kalmaya kararlıydım, artık compo'lar başlamak üzereydi ve heyecandan da yerimde duramıyordum; tabii derece beklediğimden değil de, daha ikinci introm ile partide compo'lara katılmıştım ve ekranda benim intro gösterilecekti, şunu belirtmek istiyorum arkadaşlar ne olursa olsun bu partilerde yarışmalara katılmak anlatılamayacak derecede heyecanlı, kesin tavsiye ederim benim gibi küçücük de olsa bir ürün ile katılın ve ne demek istediğimi anlayın.
Önce müzikle başlandı, ama ne müzikler, hele Nightlord'un da katıldığını öğrenince yaw ne müthiş bir insan demekten kendimi alamadım. Müziklerin hepsi birbirinden güzeldi, sabahları Deathrophy dinlemeden işe başlamıyorum :), grafik de Turbo, Hydrogen ve Spiritus'un tablo güzelliğindeki eserleri ile adeta kendimizden geçtik. Oyun bölümünde Darklight yine hünerlerini göstermiş, ama Paradox'un Zıpzıp isimli oyunu da bir o kadar usta işiydi. Demo compo'da ise Paradox'un Point demosu son derece etkileyiciydi. Bu parti benim için hiç unutamayacağım anılarla dolu ama yarışmaların sonunda Ragnor'un gelip sen ikinci olmalıydın demesi, inanın bana yaww bir insan bu kadar mütevazı nasıl olur dedirtti, Ragnor'un demosu benim yaptığım introyu ezer geçerdi ve Ragnor buna rağmen son derece mütevazı bir şekilde bunları söyleyebiliyordu, abi iyi ki sizleri tanımışım. Evet parti bitmişti ama hiç gitmek istemiyordum, yani parti 1 sene sürse hiç itiraz etmez memnun olurdum, parti sonunda Arcane ile biraz ortalığı toplayıp, çantamı hazırlamaya başlamıştım, artık kapıya kadar çıkar taksiye binerim derken, yanıma Extremist nickli arkadaş gelip nereye gideceğimi sordu, Çeliktepe deyince de yolumun üzeri seni bırakabilirim demesi benim için sürpriz oldu, Extremist ve Seiko ile birlikte parti mekanından ayrılırken bir sene nasıl geçecek diye sabırsızlanmaya başlamıştım bile. Partide her şey kusursuzdu, başta organizatörler olmak üzere emeği geçen, katılıp ortamı şenlendiren herkese sonsuz saygılarımı sunuyorum.