Plazma sayı 5, sayfa 97
Sayfanın metni

Sayfa 97

Bir Scener Eşinin Gözünden Demoscene ve Scenerlar keşfediyor. Ve kabusum başlıyor “Allah aşkına nedir bu demoscene”

Bunlar da yetmiyormuş gibi, tam o sırada ailesi yıllardır oturduğu evden taşındığı için, eski odasındaki her şeyi bize gönderiyorlar. Yarabbi kutular dolusu teyp kaseti (sonra onların Commodore oyun kasetleri olduğunu öğreniyorum), dergiler, Commodore disketleri, bilgisayar parçaları, daha ne olduğu konusunda hiçbir fikrimin olmadığı binlerce ıvır zıvır. Nightlord bunları kutsal emanetlermiş gibi karşılayıp, evimize gelen misafire yatak odası planladığımız odayı bir güzel donatıyor. Neyse !

İlk birkaç hafta, aralıksız demo seyrediyor. Çok sevdiklerini üst üste defalarca seyrediyor. Odasından gelen demo müziği, Çin işkencesi gibi, pencereyi açıp “İmdat” diye bağırmak istiyorum.

Bu on yılın içindeki en zor zamanlar sanırım bu keşfin hemen arkasından, ilk demosunu yapmaya karar verdiği zamanlardır. Partiye yetiştirme telaşı içinde kendini o kadar kaptırdı ki, birkaç ay görüşmedik desem yeridir. O süre içerisinde o kadar çok şikayet edip, söylendim ki ben bile kendimden nefret ettim, o hiç etkilenmeyip azimle devam etti :) O kadar kızdım ki, ne yaptığını anlamak için hiç çaba göstermedim. Sonuçta okumanın haricinde herhangi bir hobisi olmayan sıradan bir Türk insanıydım ben ve ufkum almıyordu bu olayı.

Ta ki bu birkaç ayın sonunda, Nightlord beni PC'nin başına oturtup ilk demosunu seyrettirene kadar. Water'ı hayranlık ve şaşkınlık içinde seyrettim. Bu kadar zaman uğraşıp bu çok etkileyici ama kısacık şeyi mi yapmıştı. Demek bu kadar zor bir olaydı bu. Ve o kadar heyecanlı ve mutluydu ki. Sanırım bir şeyler üretmenin çok farklı ve insanı mutluluktan deli edebilecek bir olay olduğunu ilk o zaman fark ettim. Benim için o demo dönüm noktasıdır. Kızmayı bırakıp, ne yapıyor diye ilgilenmeye başlamamın dönüm noktası. (bu demonun bana ithaf edilmiş olmasının bu kararımda sanıldığı kadar etkisi yoktur :) )

İtiraf etmeliyim ki bu ikimize de iyi geldi. Benim açımdan, ilk olarak söylenmeyi bırakmış oldum (ya da çok azalttım diyelim). Dolayısı ile huzurumuz arttı. İkincisi, sırtını seyretmeyi bırakıp, omzunun üstünden ekranı seyretmeye başladım ki, gördüklerimi beğendiğimi itiraf etmeliyim. Artık ciddi bir demo izleyicisiyim. Tabii ki kendim takip edip, indirip izlemiyorum. Ama Nightlord izlerken ona katılmak hoşuma gidiyor. Hatta favori gruplarım ve demolarım bile var (Glance/Living mesela :) ) Pixel Art'a olan saygım Hydrogen'in Bronx logosunu yapmaya çalışma teşebbüsümle bin kat arttı. Baka baka taklit bile edemedim :) Artık her grafiğin önünde saygıyla eğiliyorum. Müziğe hayatımın her aşamasında çok ilgisiz biriydim (çok yetenekli bir ailenin yeteneksiz tek ferdi olmanın verdiği utançla sanırım) ama pencereyi açıp imdat diye bağırma aşamasından, bazı demo müziklerini MP3 player'ıma yükleyip dinleme aşamasına geldim. Gösterdiğim gelişmeyi takdir etmelisiniz :)

Tabi bunları, kendi gösterdiğim çaba ve sabrın haricinde sevgili öğretmenim Nightlord'a da borçluyum. Yıllar boyunca bütün sorularıma hiç sıkılmadan cevap verip her şeyi benim anlayabileceğim seviyede anlattı. Aynı demoyu belki onuncu kez seyredip, onuncu kere hangi gruba aitti diye sorsam bile :) (Bütün bunları camiaya bir scener daha kazandırabilir miyim diye yaptığından şüphelenmiyor değilim:)) sadece son zamanlardaki “kod yazmayı öğrenmek istiyorum” taleplerime, kendi yazdığı tutorial'ları okuyarak başlayabileceğimi söyleyerek, usta manevralarla kıvırıyor. Ama bir şeyleri kendi kendine kurcalayıp öğrenmek ve öğrendiklerinden bir şeyler üretmek çok zor şeymiş. Bunu yapabilenleri ne kadar takdir ettiğimi kelimelerle anlatmak zor.

Ve sonuç olarak bu 10 yıllık süreçten öğrendiğim en önemli şey, insanın kendini değerli hissedebilmesi için herhangi bir işte çalışıp para kazanmasına gerek olmadığıdır. Birazcık disiplin ve kararlılık ile bir şeylerin başına oturup, üretilen güzel şeylerden tüketip sonra da küçücük de olsa bir şeyler üretmek yetebiliyormuş.

Şekil 2.

Ve son olarak, demoscene kavramının bende nereden nereye geldiği:

1. Demoscene denen şeyden tamamen habersiz olduğum mutlu ve mesut yıllar

2. “Batsın bu demoscene, adını bile duymak istemiyorum” de-

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.