Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 39
Rakı, Balık, Spectrum... ve Breakpoint 2008
Parti boyunca sürekli göçen sunum yazılımı screens.exe'yi yazan “Die Chefrocker” grubu üyelerine, sonunda orgalardan şaka yollu bir serzeniş, notepad aracılığı ile geldi.
Şekil 9.
Hem sevindirici hem üzücü bir olay ise tanıştığım tüm scener'lar eninde sonunda Nightshift demoparty'i sordular. Partimizin dünya çapında kabul görmüş ve hatırlanan bir parti haline gelmiş olduğuna emin oldum. Birçok scener, parti olması halinde Türkiyeye gelmek istediklerini de söylediler. Malesef bu yılki Nightshift için herhangi bir duyuru yapılmadı. emphasis>
Fiver2, bu yıl Scene.org ödüllerinde en iyi yönetmen ödülü aldıktan sonra, Leia ile beraber kafayı çekiyor. Bu fotografı çekmek için 3 kere tekrar yapmak zorunda kaldık...
Şekil 10.
Beni endişelendiren bir başka şey ise scene'in özgürlükçü ve protest yapısına büyük şirketlerin el atmasıydı. Bu yıl Sony finansmanıyla ünlü Plastic grubuna yaptırılmış olan bir PS3 demosunun, yarışma dışı özel gösterimi yapıldı. Ayrıca Farbrausch'un kazanan demosu aslında bir invitro idi ve avrupalı scener'ları amerikaya davet ediyordu. Nvidia, Amerikadaki partinin sponsoru idi ve partinin adı da “Nvision” olarak belirlenmişti. Parti sonunda Intel, pc demolarını kodlayanlara özel intel lisansı hediye etti. Nvidia ise 10 gruba (ilerde geri iade edilmek üzere) Nvidia developer kit'i hediye etti. Kişisel görüşüm şöyle: bir partiye sponsor elbetteki gereklidir, ama içeriğe etki ettiğinde bu işte bir hata var demektir. Birkaç şeye sinirlendim, Sony'e demo yapmayı kabul eden plastic'e, bunu scene demosu diye yayınlayan breakpoint orgalarına, uygar dünyanın demopartisini kovboy diyarına çekmeye çalışan Nvidia ve Farbrausch'a....
Partinin başında, Gasman'in yanına oturduğumda birşeyler kodladığını gördüm, ağır ingiliz aksanının arasından zorlukla seçebildiğim kelimelerden anladığım kadarıyla sohbete dalmak yerine oturup bir fast demo yapmaya karar vermişti. Son gün bazı yarışmalardaki işlerin çok zayıf kaçtığını gördükten sonra neden ben de birşeyler yapmadım diye dizlerimi dövdüm herzamanki gibi. Ama bu parti benim için tanışma ve sohbetle dolu oldu, birdahaki sefere oraya ulaştığımda elimin boş olmamasını umuyorum. Bunu da garantilemek adına Crescent'e katıldım. Wisdom ve Impetigo'nun harika müzikleriyle çalışmak çok zevkli olacak. Umarım Türkiye'deki tüm gruplar tekrar harekete geçer (özellikle Resident ve Demodojo) ve Farbrausch'un demosundaki ülke bayrakları dizisinde Türkiye'nin de yer alması sadece lafta kalmaz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 38
Rakı, Balık, Spectrum... ve Breakpoint 2008 dona kaldım. Daha ilk planda yanımda ilgiyle izleyen impetigoya dönüp “Bu yağ gibi akıyor be!” dediğimi hatırlıyorum. Gerçekten de yağ gibi akıyordu ve sebebini eve döndüğümde öğrendim. Birçok kişinin gözünden kaçmıştı ama “Masagin”, animasyonu yumuşatmak için bir motionblur teknolojisi kullanıyordu! Animasyonla uğraşanlar çok iyi bilirler. Motion blur, yani devinim bulanıklığı, gerçekliği yaratmanın en önemli ögelerinden biridir. Geleneksel (kalem kağıtla yapılan) animasyonda dahi motion blur etkisini yaratacak deformasyonlar kullanılır. Böylelikle hareket tamamlanmış olur, atlamalar ya da kesilmeler azalır. Hesaplanması ise çok pahalıdır.
30 demoyu peş peşe izlediğinizde fark o kadar açıktı ki efekti fark edin ya da fark etmeyin, demonun hiç teklemediğini, kare atlamadığını, gözünüzün hiç yorulmadığını görebiliyordunuz ve yarışma sonucuna da bu etki etmişti. Farbrausch demosu, “Masagin” birinci oldu. Sonuçlardan önce impetigo ile “Ne kadar cesur renk kullanımı, çok zordur bunları tasarlamak”, “adamlar her şeyi okuyorlar, var olan her şeyi kullanıyorlar, kilim desenlerini falan almışlardır” diyordum ki, hem haklı hem haksız çıktım: Demodaki en önemli bölüm, Panig'in havlusu çıktı. Ödül törenine, boynuna astığı havluyla çıktı, fark eden çok az kişi olmuştu. Ödül töreni sonrası GarbageTruck ile karşılaştım. Onun da boynunda bir havlu vardı. Beni görünce durdu; O'na, “Belki ben de senin havlundan bir demo yapmalıyım” dedim. Anlamamış gibi baktı. Tesadüf eseri Panig bir yerden belirdi ve “Bir havlu her işe yarar” dedi, Douglas Adams'a gönderme yaparak, Truck ikimize de garip garip bakmaya başlayınca, “Don't panic” diyerek oradan ayrıldım. Sonra neden hazır Panig'i yakalamışken sıkıp suyunu çıkarmadım diye dövündüm, partinin adamı, kazanan demonun sahibini elimden kaçırmıştım. İşin içinde Neuro olduğuna göre kod Python ile yazılmış olmalıydı, en azından sıkı bir tebrik etmeliydim.
Ona söylemeyi unuttum ama adamlar yeni bir tür yaratıyorlardı (bunu Leviathan'a söyledim, ben anlamam o işlerden ben sadece gitar çalıyorum dedi). İki grup da bu yıl iki boyutlu vektörlere yönelmişlerdi ve elbette bunun bir sebebi olmalıydı. 3D'ye bu kadar hakim olan ödüllü gruplar, neden iki boyuta dönmüşlerdi? Düşününce cevap çok basitti: HD. Yüksek çözünürlüklü (1920x1080) ekranlarda detay o kadar görünür hale geliyor ki, bunun tasarımınıza yansımaması imkansız. Mesela küçük nesneler kullanma lüksüne sahip oluyorsunuz. Üstelik bu küçük nesnelerin inanılmaz detayları olabiliyor. Kötü tarafı ise, düşük çözünürlüklü bitmap kaplamalarınızın iğrenç görünmesi. 3D objenin vektörel kısmı çok keskin ve mükemmel iken, üzerine kaplanan materyal çamur gibi bir şey oluyor. Bu durumu aşmak için iki yöntem kullanabilirsiniz: yüksek çözünürlüklü kaplamalar ya da procedural kaplamalar. Birincisi çok bellek, ikincisi hem bellek hem işlemci harcar. Bu yeni yüksek çözünürlüklü ortama hükmetmenin en pratik yolu vektör kullanmak. Böylece çözünürlük sorunu otomatik olarak halledilmiş oluyor. Bu problemi aşana kadar HD demolarda kaplamalı 3D objeler genellikle kötü etki yaratacaklardır. PC 4k yarışmasını alan HD demonun da kaplamasız 3D objelerden oluştuğunu da eklemek istiyorum.
Yunan grup ASD'nin veteran müzisyeni Amusic, ödül töreni sonrası bana “En iyi demo ödülünü aldık ama ben müzik ödülünü alamadım” diye dert yandı.
Şekil 7. Bir başka önemli nokta ise Farbrausch ve ASD'nin ne kadar ileri
görüşlü olduklarıydı. Bu iki grup zamanın ötesinde gibiydi gerçekten. Nedense Navis (ASD coder) ile sohbet ederken bunu
Yunan coder Navis ile partideki tüm Türkler (impetigo, decipher, wisdom, ref-4 kişi) aynı karede.
Şekil 8.
Real Wild kategorisindeki “Scheisse” (Bok) isimli kısa film ise scener'lar arasında kabul gördü. Aslında ismi gibi boktan bir filmdi, fakat kimse umursamadı, parti sonuna kadar her 10 dakikada bir, salonda “Scheisse” sesi duyuldu. Özellikle beğenilmeyen yarışma ürünlerinin izlenilmesinin hemen ardından “Scheisse” diye bağırılması eksik olmadı. Ayrıca Topy hemen tshirtlerini basıp satmaya başladı. Laf o kadar çabuk benimsendi ki, sanırım benim kaçırdığım birşey var diye düşündüm. Büyük olasılıkla geçen yıldan kalan (“Hallo-Was?” gibi) ya da web üzerinde süregelen bir geyik olduğunu sanıyorum.