Plazma sayı 5, sayfa 38
Sayfanın metni

Sayfa 38

Rakı, Balık, Spectrum... ve Breakpoint 2008 dona kaldım. Daha ilk planda yanımda ilgiyle izleyen impetigoya dönüp “Bu yağ gibi akıyor be!” dediğimi hatırlıyorum. Gerçekten de yağ gibi akıyordu ve sebebini eve döndüğümde öğrendim. Birçok kişinin gözünden kaçmıştı ama “Masagin”, animasyonu yumuşatmak için bir motionblur teknolojisi kullanıyordu! Animasyonla uğraşanlar çok iyi bilirler. Motion blur, yani devinim bulanıklığı, gerçekliği yaratmanın en önemli ögelerinden biridir. Geleneksel (kalem kağıtla yapılan) animasyonda dahi motion blur etkisini yaratacak deformasyonlar kullanılır. Böylelikle hareket tamamlanmış olur, atlamalar ya da kesilmeler azalır. Hesaplanması ise çok pahalıdır.

30 demoyu peş peşe izlediğinizde fark o kadar açıktı ki efekti fark edin ya da fark etmeyin, demonun hiç teklemediğini, kare atlamadığını, gözünüzün hiç yorulmadığını görebiliyordunuz ve yarışma sonucuna da bu etki etmişti. Farbrausch demosu, “Masagin” birinci oldu. Sonuçlardan önce impetigo ile “Ne kadar cesur renk kullanımı, çok zordur bunları tasarlamak”, “adamlar her şeyi okuyorlar, var olan her şeyi kullanıyorlar, kilim desenlerini falan almışlardır” diyordum ki, hem haklı hem haksız çıktım: Demodaki en önemli bölüm, Panig'in havlusu çıktı. Ödül törenine, boynuna astığı havluyla çıktı, fark eden çok az kişi olmuştu. Ödül töreni sonrası GarbageTruck ile karşılaştım. Onun da boynunda bir havlu vardı. Beni görünce durdu; O'na, “Belki ben de senin havlundan bir demo yapmalıyım” dedim. Anlamamış gibi baktı. Tesadüf eseri Panig bir yerden belirdi ve “Bir havlu her işe yarar” dedi, Douglas Adams'a gönderme yaparak, Truck ikimize de garip garip bakmaya başlayınca, “Don't panic” diyerek oradan ayrıldım. Sonra neden hazır Panig'i yakalamışken sıkıp suyunu çıkarmadım diye dövündüm, partinin adamı, kazanan demonun sahibini elimden kaçırmıştım. İşin içinde Neuro olduğuna göre kod Python ile yazılmış olmalıydı, en azından sıkı bir tebrik etmeliydim.

Ona söylemeyi unuttum ama adamlar yeni bir tür yaratıyorlardı (bunu Leviathan'a söyledim, ben anlamam o işlerden ben sadece gitar çalıyorum dedi). İki grup da bu yıl iki boyutlu vektörlere yönelmişlerdi ve elbette bunun bir sebebi olmalıydı. 3D'ye bu kadar hakim olan ödüllü gruplar, neden iki boyuta dönmüşlerdi? Düşününce cevap çok basitti: HD. Yüksek çözünürlüklü (1920x1080) ekranlarda detay o kadar görünür hale geliyor ki, bunun tasarımınıza yansımaması imkansız. Mesela küçük nesneler kullanma lüksüne sahip oluyorsunuz. Üstelik bu küçük nesnelerin inanılmaz detayları olabiliyor. Kötü tarafı ise, düşük çözünürlüklü bitmap kaplamalarınızın iğrenç görünmesi. 3D objenin vektörel kısmı çok keskin ve mükemmel iken, üzerine kaplanan materyal çamur gibi bir şey oluyor. Bu durumu aşmak için iki yöntem kullanabilirsiniz: yüksek çözünürlüklü kaplamalar ya da procedural kaplamalar. Birincisi çok bellek, ikincisi hem bellek hem işlemci harcar. Bu yeni yüksek çözünürlüklü ortama hükmetmenin en pratik yolu vektör kullanmak. Böylece çözünürlük sorunu otomatik olarak halledilmiş oluyor. Bu problemi aşana kadar HD demolarda kaplamalı 3D objeler genellikle kötü etki yaratacaklardır. PC 4k yarışmasını alan HD demonun da kaplamasız 3D objelerden oluştuğunu da eklemek istiyorum.

Yunan grup ASD'nin veteran müzisyeni Amusic, ödül töreni sonrası bana “En iyi demo ödülünü aldık ama ben müzik ödülünü alamadım” diye dert yandı.

Şekil 7. Bir başka önemli nokta ise Farbrausch ve ASD'nin ne kadar ileri

görüşlü olduklarıydı. Bu iki grup zamanın ötesinde gibiydi gerçekten. Nedense Navis (ASD coder) ile sohbet ederken bunu

Yunan coder Navis ile partideki tüm Türkler (impetigo, decipher, wisdom, ref-4 kişi) aynı karede.

Şekil 8.

Real Wild kategorisindeki “Scheisse” (Bok) isimli kısa film ise scener'lar arasında kabul gördü. Aslında ismi gibi boktan bir filmdi, fakat kimse umursamadı, parti sonuna kadar her 10 dakikada bir, salonda “Scheisse” sesi duyuldu. Özellikle beğenilmeyen yarışma ürünlerinin izlenilmesinin hemen ardından “Scheisse” diye bağırılması eksik olmadı. Ayrıca Topy hemen tshirtlerini basıp satmaya başladı. Laf o kadar çabuk benimsendi ki, sanırım benim kaçırdığım birşey var diye düşündüm. Büyük olasılıkla geçen yıldan kalan (“Hallo-Was?” gibi) ya da web üzerinde süregelen bir geyik olduğunu sanıyorum.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.