Plazma sayı 4, sayfa 8

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 8

2 Mart Cuma - İstanbul'a Yolculuk

Parti günü gelip çatmıştı işte. Sabah 4'te kalkıp genel bir hazırlık yaptım. Son kontrolleri de yaptıktan sonra saat 7 civarı evden çıkıp Mgzzy'nin evine uğradım. Zile basmadığım halde nasıl bir rastlantıdır ki tam kapısına vardığımda kapıyı açtı :) Yanında değil çanta, ufak bir torba bile olmadan evden ayrıldı. Benim yanımda ise içinde bir ton şey olan bir sırt çantası vardı. Otobüs terminaline gittik, otobüse bindiğimizde saat 9 civarıydı. Sonunda İzmir'den ayrılıyorduk.

Şekil 1.

Yol boyunca uyumaya çalıştık, parti mekanında uyanık olmamız lazımdı. Tüm çabalarımıza rağmen uyuyamadık ve yorgunluğumuzu gideremedik. Vapur seyahatinin geldiği sırada yavaş yavaş uyumaya başlayan Mgzzy'i uyandırdım. “Uyanık ol vapurda gezeriz” gibisinden bir şeyler dedim, ardından fark etmeden ben uyudum :) Mgzzy beni uyandırdığında otobüsümüz vapurdaydı. Kapılar açılınca ilk işimiz tuvaleti ziyaret etmek oldu. Dalgalardan dolayı, sallana sallana işemek zor bir işti, bunun da üstesinden geldik...

Akşam 6-7 civarı yolculuk bitti, İstanbul'a ayak bastık! Mgzzy, İstanbul'daki arkadaşı Beelzebub ile telefonda görüştü, Taksim'de buluşmayı planlıyorduk fakat olmadı. Beelzebub doğruca parti mekanına gitti, biz de kısa süreli özgürlüğümüzden yararlanıp Taksim'e uğradık. Bir şeyler yemek için önce McDonald's'a uğradık, buradaki hayvani fiyatları gördükten sonra karşı caddedeki Simit Sarayı'na gittik. Bir şeyler yedikten sonra parti için hazırdık! Ama bir saniye, gideceğimiz yer neredeydi? Taksim Meydanı'nda etraftaki taksicilere yolu sorduk sürekli. Hiçbirisi de Bilgi Üniversitesi'nin Kuştepe Kampüsü'nü bilmiyordu. Ben sürekli Mgzzy'e “Vigo'nun anlattığı yolu izleyelim” diyordum, o da taksiyle gitmeyi savunuyordu.

Sonunda onu da ikna ettim, Vigo'nun anlattığı yolu denedik. Mecidiyeköy'e gitmek için metro aradık etraflarda. Gözümüzün önündeki metro istasyonunu uzaklardaki bir gazete bayisinden öğrendik, ne kadar dikkatsizmişiz meğersek! Gazeteci elemanın dediğine göre Mecidiyeköy yazarmış metroda. Biz de girdik metroya ve gideceğimiz yönü aradık. Etrafa çok yabancıydık, sanki başka bir ülkeden gelmiştik. Eminim partideki tek yabancı ülkeli arkadaş Xc8 bile İstanbul'u bizden daha iyi biliyordur :) Metroya bindik, etrafta durak çizelgesini aradık. Uzakta bir durak çizelgesi vardı ama Mecidiyeköy yazmıyordu. Mgzzy'e “Olm sanki yanlış şeye bindik gibi” dedim. O da baktı çizelgeye, biraz daha dikkatli baktı ve 32 puntoluk -sanırım- “Birinci Levent” yazısının altındaki 10 puntoluk “Mecidiyeköy” yazısını gördü. "Has***tir" diyerek birbirimize baktık, çünkü bir durak geçmiştik Mecidiyeköy'ü :) Hemen karşı yöndeki metroya atlayıp Mecidiyeköy'e vardık. Bir otobüs durağındaki Milli Piyango'cu amcaya yolu sorduk ve biraz muhabbet ettik. O da yolu bilmiyordu, bize Bornova'da turşucu bir arkadaşı olduğunu ve tanıyıp tanımadığımızı sordu :) Tanırız tabii, Bornova'da kaç tane turşucu olabilir ki :P ... Neyse, otobüse binme fikrimiz de boşa çıktı. En sonunda yakınlarda bir yerlerde taksiye atladık veee parti mekanına vardık!

Nightshift'e Hoş Geldik

Üniversiteye adım attıktan sonra Nightshift posterinin olduğu kapıya yöneldik. Posterleri takip ederek parti mekanı olan study hall'e vardık. Ortama ilk ayak basışımda oldukça heyecanlıydım. Yeni bir ortama girişin heyecanı üzerimden geçtikten sonra kendime geldim, ilk olarak bizi karşılayan Decipher'la tanıştım. Sonrasında da Ragnor, Stranger, Vigo ve ortamdaki diğer kişilerle tanıştım.

Biz geldikten 15 dakika kadar sonra Beelzebub geldi. Onunla da tanışmış oldum. Hazır biz birlikteyken fotoğraf makinesi olanlar birden üstümüze gelip fotoğrafımızı çektiler.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.