Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 21
Emir 'Skate' Akaydın
Şekil 1.
Bir haftalık bir çabanın ardından Ouiss/Reflex ile kontağa geçmeyi başardım. Ouiss kimdir, necidir, scene'de neler yapmıştır bunların hepsi röportaj içerisinde açık ve detaylı bir şekilde yer alıyor. Ancak bir ön bilgi edinmek isterseniz aşağıdaki linkten CSDB'deki profilini ve yayınladığı ürünleri inceleyebilirsiniz. Elbette ki CSDB'deki tarihçede eksikler var ama Ouiss'in en önemli demo ve oyunları listede yer alıyor.
Ouiss'in CSDB'deki profil linki: http://noname.c64.org/csdb/scener/?id=844 Online Röportajın Soru ve Cevaplarına geçelim...
Skate: Merhaba Matthias, öncelikle bu röportajı yapmayı kabul ettiğin için sana çok teşekkür ederim.
Ouiss: Bir şey değil.
Skate: Sen scene'i bırakalı yaklaşık 10 sene oldu ve ardında birçok sıkı demo, oyun, koleksiyon ve tool bıraktın. Bu röportajı yapmamdaki öncelikli amacım seni yeni Türk scener'lara tanıtmak, özellikle de Commodore 64 platformunda programlama ile ilgilenenlere. Hadi klasik soruyla başlayalım. Bize biraz kendini tanıtabilir misin? İsmin, yaşın, doğduğun/yaşadığın ülke vb.
Ouiss: Gerçek adım Matthias Kramm. Almanya'da doğdum ve halen Munich yakınlarındaki "Garching" isimli küçük bir Alman kasabasında yaşıyorum. 29 yaşındayım.
Skate: Bildiğim kadarıyla scene kariyerine 1993 yılında başladın. Ancak tahmin ediyorum daha öncelerinde de bilgisayar kullanıyorsundur. Tam olarak ne zaman bilgisayar kullanmaya başladın? Commodore 64 ilk bilgisayarın mıydı?
Ouiss: C64 benim ilk bilgisayarımdı ama programcılığı daha ön yaz okulunda öğrenmiştim. "LOGO" isminde (yanılmıyorsam) eski Apple bilgisayarlarıyla çalışıyorduk. 1986 yılı civarlarıydı. C64'ümü bir iki yıl sonrasında almıştım. Tam zamanından emin değilim ancak eski disk koleksiyonlarımda (hala duruyorlar, PC'imde de yedekleri mevcut) 1988 tarihlerine rastlıyorum.
Genç Matthias Commodore Basic'iyle oynaşırken. :)
Şekil 2.
Skate: Programlamayı yaz okulunda mı öğrendin? Çok ilginç. Özellikle de o yıllar için. Peki programlamaya Basic diliyle mi başladın?
Ouiss: Evet, elbette ki. Herkes Basic ile başladı. Hala elimde iki disk dolusu her türden cool basic programları duruyor (kayan yazılar (8'er pixel, henüz $D016 kullanmadan), parlayan borderlar (POKE 53281), vs. :))
Skate: "Herkes Basic ile başladı", eğer 1990 yılından önce doğdularsa. :)
Elbette ki. Programlamaya Javascript ile başlayan, C64'ün 64-Bit C Compiler'ı olduğunu sanan yeni jenerasyondan bahsetmiyorum. :)
Skate: C64 scene'ine nasıl bulaştın?
Aslında bulaşmadım, yani başlangıçta. Programlamaya oyun yazarak ve onları 64'er magazine'e satarak başladım. "Game On" ve "Magic Disk" C64 magazinleri sayesinde scene hakkında ucundan kıyısından fikir sahibi oldum ve scene ilgimi çekti. Yanlış hatırlamıyorsam Mamba scene magazini bir demo yayınladı o sıralar. Sonrasında ilk olarak Slash Designs grubuna üyelik başvurusu yaptım, ancak kısa süre sonra onlardan ayrıldım ve bir süre sonra da Reflex'e katıldım (Reflex ile "Nova" isimli oyunumu gördükten sonra benimle irtibata geçen PVCF aracılığıyla kontağa geçtim)
Skate: Demek scene kariyerine oyun programcılığıyla başladın. İlk olarak Muehle isimli bir oyun yayınladığını biliyorum. O oyundan önce başka oyun projelerin var mıydı?
Ouiss: Aslını sorarsan Muehle zincirin halkalarında epey ilerde kalır. İlk oyunum (aynı zamanda ilk yayınlanan oyunum) "Boom" ismindeydi (tek kişilik shoot'em'up), ve 64'er tarafından yayınlanmıştı. Daha sonra "Ace" (Tron benzeri bir oyun) ve "Cyclones" (bir strateji oyunu) oyunlarını hazırladım. Bu ikisi hiçbir zaman resmi olarak yayınlanmadılar. Ondan sonra (ve Art Project Studios isminde oyun geliştirmeye odaklı bir gruba katıldıktan sonra) Muehle ve Nova II'yi yayınladık.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 20
Son olarak yine parçanın genelindeki giriş, gelişme, sonuç akışı ve seslerin ve mixingin teknik kalitesine hayranlığımı dile getirerek bu güzide parça ile ilgili düşüncelerimi tamamlayayım. Yüce yetenek Drey'in hastasıyız ailecek ve her parçasını heyecan ile beklemeye devam ediyoruz.
Şekil 6. Hydrogen
Drey
Şarkıyı ve ismi geçen müzisyenleri tanımayanların bir isim kargaşası yaşamaması için ilk başta bazı açıklamalar yapayım. Drey aslında bir FRP hikayesinde bir karakterin adı idi. Ardından, Hydrogen adlı C64 müzisyeni, bu karaktere ithafen Drey isimli bir SID müziği yaptı. Ardından scene'e yeni ilgi duyan bir diğer müzisyen kendisine scene takma adı olarak Drey'i seçti. Sonra da Drey takma adlı bu müzisyen Hydrogen'in Drey adlı SID müziğine pc'de remix yaptı. Hala kafanız karışmadıysa şimdi karışacak. Drey karakterini ilk yaratıp, FRP hikayesine koyan da zaten Drey (müzisyen olan) idi. :)
Bu nasıl orijinal bir orkestrasyondur. Etnik, senfonik, metal nasıl bu kadar güzel dengelenir. Bir kez daha akıllara durgunluk verecek bir iş ile karşı karşıya kalmanın tarifsiz dumur ve mutluluğunu tadıyorum.
Önce Drey vardı. Kadim zamanlardan beri yaşayan bir irfan. Sonra Hydrogen ona bir SID besteledi. Şimdi Drey o SID'i başka bir medyada canlandırdı. Biz normal ölümlüler de bu yetenek pınarı soydan daha başka neler çıkacak diye bekler olduk.
Öncelikle şunu itiraf etmeliyim. Ben Drey'in SID versiyonunu resmen anlamamışım. Yani kendimi hayret ve dehşetle kınıyorum. Orkestrasyonu dinledikten sonra orijinali yeniden dinlediğimde zaten orada olan bazı temel armonik öğeleri resmen tamamen kaçırmış olduğumu fark ettim. Bunun için daha önce Drey SID ile ilgili olarak Hydrogen'e saygı ve tapınmalarımı yeterince iletmemiş olmaktan dolayı utanç içindeyim.
Parçanın orijinal kompozisyonunda yer alan 50. saniyedeki akor değişimi, aradaki interlude ve interlude sonrasındaki solo melodi (orkestra versiyonunda elektro gitarın seslendirdiği) harika öğeler ve Hydrogen'e şapka çıkartıyorum.
Orkestrasyonda ise Drey bu esere hak ettiği kalitede bir aranjman ve teknik mükemmellik ile yeni bir boyut getiriyor. Yine günlerce parçayı tekrar tekrar dinleyerek bu iki ustanın uyguladıkları trikleri tespit edip öğrenmeye çalışıyorum.
Drey orkestrasyonda parçayı biraz daha yavaşlatarak başlamış işe. Bu hem bas ritmi taşıyan çello/kontrbas grubunun daha gerçekçi ve doğal duyulmasını sağlıyor, hem de daha sonra giren slow heavy metal bateri ritminin daha patlayıcı bir etki yaratmasını sağlıyor bana göre.
Beni benden alan bir diğer trik 4. ölçüde giren tef + üçgen zil karışımı etnik perküsyon. Ben daha buna diyecek söz bulamazken 8. ölçüde giren darbukaların etnik ritmi güçlendirmesi ve aynı anda önde yine brass section'ın melodiye girişi, 12. ölçüde ritim gitar ve baterinin girişi, 16. ölçüde lead gitarın girişi, 18'de modülasyon ve ardından süper bir geçiş ile Hydrogen'in harika interlude bölümünün obua, yaylılar ve hafiflemiş etnik perküsyon ile girişi. Sanki arka arkaya birbirinden güzel resimlere bakıp daha birindeki detayları inceleyemeden diğerinin gelmesi gibi bir his yaratıyor bende. Bu parçanın özellikle ilk 26 ölçüsünün kompozisyon derslerinde build-up örneği olarak okutulması lazım, yok böyle bir akış. Zaten interlude'den sonraki patlayıcı final solosu ve son bölümde ritim, lead ve yaylı basların birleşimi böyle muhteşem ve görkemli bir orkestrasyon örneğini de harika tamamlıyor.
Bunun ardından bize kalan bu iki üstada bol bol ilham dilemek ve "yok mu şöyle başka kuzen, yeğen, dayıoğlu, amca kızı" diye sormak oluyor.
Bu tip bir eserle karşılaştığım zaman birbiri ile çelişen iki dürtü hissediyorum. Birincisi, "Ne kadar hayran kaldığımı ifade etmeliyim. Yok bu yazdıklarım yetmedi bir paragraf daha yazıp falanca unsura olan hayranlığımı da dile getireyim". İkincisi ise "Böyle bıdı bıdı yazıp durmayayım parçanın ne kadar aşmış olduğu zaten gün gibi açık, ben kimim de bu kadar review yazmaya hak görüyorum kendimde".
İşte bu iki dürtünün ortasında bir yerleri tutturmaya çalışıyorum ama tutturamama ihtimalimi göz önüne alarak açık açık yazayım dedim: Burada yazabileceğim her şeyin ötesinde bir miktarda bu parçaya hayranlık duymaktayım. Bu parçaya ve bunun gibi gelecekteki parçalara umarım benden çok daha ehil insanlar da geri besleme verirler.