Plazma sayı 4, sayfa 19

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 19

Ve Harp geçişi... Her zaman orkestrasyonlarda hoşuma giden bir detaydır. Burada Drey brass section crescendosunun ardından yaylıların armonisinde sadece en tiz notayı bırakırken önünde harpı kullanıyor ve dinleyiciyi öyle bir noktada bırakıyor ki...

Şekil 5. Drey

Do La... Sol re mi... Bir anda nefesimi kesen piyano melodisi. Öyle yalın, öyle samimi, öyle dokunaklı... Sol el piyano da Fa Major - Sol Major - La Minör arpeji ile o yalın melodiye eşlik ediyor. Daha burada piyanonun büyüsünden kurtulamamışken La minörle beraber giren violaların arpeji bütün benliğimi teslim alıyor. Hiçbir şey kendini tekrar edemiyor. Bir de bakıyoruz ki yeni bir gelişme sekansına girmişiz bile. Hem de olaylar o kadar hızlı ve dinamik gelişiyor ki. O piyano melodisine gireli henüz 4 ölçü olmuşken violaların arpeji başlıyor. 6. ölçüde bu arpej çift sesli hale geliyor. 8. ölçüde o muhteşem brass melodisi, tüylerimi diken diken eden askeri trampet ritmiyle beraber katılıyor bu ustaca hazırlanmış dokuya. Drey'in sanatçılığına, kurduğu müzikal cümlelerin tetiklediği duygu yoğunluğuna mı odaklanayım, bütün bunları yaparken gösterdiği teknik ustalığa mı (hiçbir enstrümanın doğal sınırlarının dışında kullanılmaması, volume mixingindeki inanılmaz temizlik, nota vuruşlarındaki şiddet dinamizmi) odaklanayım bilemiyorum. Her nota her bir enstrümandan çıkabileceği en temiz ve yalın haliyle çıkıp karmaşık ama kusursuz bir uyumdaki bu müzikal dokuda kendine ait yeri alıyor.

Ardından gelen 8 ölçü ise daha az göz önünde olan bir harp geçişiyle başlıyor. Bu sefer Drey orkestrasındaki enstrümanların rollerini değiştiriyor. Piyano arka plan arpeji ile geri dönerken, tiz yaylılar 4 ölçü boyunca bizi brass section ile baş başa bırakıyor. Burada benim çok hoşuma giden bir olay da bu 8 ölçü boyunca çok hakim bir melodi olmaksızın sadece armonik bir ilerlemenin parçayı domine etmesi. Benim gibi kontrapunto severler için çok lezzetli olan bu bölüm son 4 ölçüde yaylıların brass section ile karşıt yükselip alçalan çizgisi ile zenginleşip bizi her şeyin başladığı yere doğru götürüyor.

Sonraki 8 ölçüde piyanodan önceki ilk yükselişte tanıştığımız melodi ile tekrar buluşuyoruz. Bu sefer ilk seferkinden farklı bir armonik yürüyüş içinde dolayısıyla daha farklı, hatta daha olgun ve belki biraz da vedalaşmaya hazırlanan bir örgü içinde. Zillerle yapılan bir crescendo bütün orkestrayı sessizliğe yöneltirken bizi tekrar ana melodi çanlar ve bas yaylılarla bırakıyor.

Parça bittiğinde nasıl bir yoğunlukla, ustalıkla ve ölçülülükle karşılaştığımı nasıl bir şahesere maruz kaldığımı bütün benliğimle hissettim. İşte bir sanatçının teknik temellerindeki sağlamlığı, sanatsal ifadesindeki özgünlüğü ve dürüstlüğü birleştireceğine dair inanılmaz bir örnek. Zaman zaman bu mükemmel birleşimi yakalamanın hiçbir zaman mümkün olamayacağına inanıyorken, her 4-5 yılda bir karşıma çıkan bir eser, beni bu derecede etkileyip, bu mükemmelliği hep aramamız gerektiğini ve belki bir gün yakalayabileceğimizi tekrar öğretiyor. Drey'e, her şeyden önce bana teknik ve sanatsal mükemmelliğin mümkün olduğunu tekrar öğrettiği için teşekkür ediyorum. Scene'e girdiğin o kutlu güne ve buna dolaylı olarak aracı olan Plazma dergisine ayrıca teşekkür ediyorum.

Scene bu ülkede ne zaman ne iniş çıkışları yaşayacak bunu kestiremiyorum. Ama verilen organizasyonel ve yayınsal emeklerin karşılığında hiçbir şey olmasa bile sadece Drey'i kazanmamız ve onun bu şaheseri yaratıp bizlerle paylaşmasına meydan sağlamamız bile şahsen bana yeter...

Müzikleri

Bu parçaların hepsini http://7dx-party.org adresinden indirebilirsiniz. Burada değindiğim parçaların yanında Chaotigue/Demodojo City of Jaded Eyes isimli bir parça yayınlarken, Crescent'ın iki usta müzisyeni Wisdom ve Impetigo da 7D7 Jam isimli ortak bir çalışma yayınladılar.

Machine's Dream - Drey/Demodojo

Bu benim için hayli gaz ve ilginç bir parçaydı. Benim gibi 80 sonu 90 başı gitar riffleri ekolünden gelen biri için özellikle parçadaki ritm gitar kullanımı çok güzel bir unsurdu. Aslında parçayı daha dikkatli incelediğimde zaten benim beğenmemi sağlayan bazı başka unsurları da görebiliyorum.

Bir kere Drey'in genelde seçtiği akor dizilimleri tam benim zevkime göre. Bol bol gaz La minör Fa majör geçişleri olsun, interlude'deki Fa majör, Sol majör, La minör, Mi minör dizilimi olsun, bunlar teenage rock'çı yıllarımızda kanımıza işlemiş bir kere... Şimdi duyduğumuz yerde kafa sallayıp power stance durumuna geçiyoruz (power stance ile ilgili olarak bakınız school of rock filmi)

Zaten parçanın ilk iki dakikasındaki ritm gitar temellerinin üzerine interlude'den önceki 4 ölçülük solo da iyice beni benden alıyor. Ben olsam orada daha en az 12 ölçü daha gitar öttürmeye devam ederdim bu gazla... Ama işte ölçülü insan Drey tadı damağımızda bırakmasını bir kez daha beceriyor.

Ama Machine's dream sadece gitarlardan ibaret bir parça da değil. Baştaki piyano introsu, 3. dakika civarlarında giren sentetik seslerle yapılan interlude bölümü, parça boyunca bas gitarın gösterdiği değişimler hep yine çok ustaca. Özellikle bas gitardaki duru ama sağlam melodiler parçaya çok önemli bir referans noktası sağlıyor. Zaten akor diziliminin arkasında sabit akorda kalan bas kullanımı hep hoşuma gitmiştir, bu parça da en iyi örneklerinden biri.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.