Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 66
** GP2X
için GP32 emülatörlerini ne zaman yayınlarsın?
Sanırım 2007 yazında ama ne yazık ki kesin bir şey diyemiyorum.
** Programlamaya nasıl başladın?
İlk bilgisayarıma sanırım 6 yaşımdayken sahip oldum. Dragon32'ydi ve televizyonun önünde duran o garip obje beni büyülemişti. Paketini açtıktan sonra babam kitapçığını okurken bilgisayarı kilitlediğimi hatırlıyorum. Bana çok kızmıştı, ben ise bu BİLGİSAYAR'dan çok etkilenmiştim. Annem beni ve kız kardeşimi odadan çıkartıp, ortamı sakinleştirmişti. Babam sanırım, 15 - 20 dakika kadar daha kitapçığını okuduktan sonra "reset düğmesine basınız" ibaresini bulabilmişti. Birçok akşamımı televizyonun önünde saçma sapan oyunlar oynayarak ve ne yaptıklarını anlamak için upuzun BASIC satırları yazarak geçirmiştim. Ancak bu yazdığım BASIC kodlarının hiçbirini çalıştıramamıştım keza onlar başka bilgisayarlar içindi ve o zaman için bunların niye çalışmadığını hiç anlayamadım :_)
İkinci bilgisayarım 1988'de geldi. Harika bir Spectrum +2A ve tanrım, çok tatlıydı. CPC, C64 veya MSX gibi renkli değildi ama gençliğimi kasetlerle, dergileri tekrar ve tekrar okuyarak ve BASIC'i öğrenerek geçirdim. Assembler öğrenmek istiyordum ama kavrayamıyordum. Her neyse, diyebilirim ki Speccy benim ilk çocukluk takıntımdı. Ah, eski güzel oldskool günleri.. :-)
14 veya 15 yaşındayken, 3'üncü bilgisayarıma sahip oldum. Süper bir 286'ydı, DRDOS 5.0, 1024 KB RAM, 256 KB VGA ve 40MB HDD :-). Kurulu programlar arasında harika bir sanat eseri olan 'Turbo Pascal' vardı ki, örnekleri beni etkilemişti. Aylarımı ekrandaki bu garip satırları çözmeye ve ne işe yaradıklarını anlamaya çalışarak geçirdim. Diyebilirim ki, Pascal'ı kendi başıma öğrendim. function, procedure, unit, değişkenler vs. hepsi yavaş yavaş zihnimde anlam kazandı.
Açıkçası bütün bir programı yazmak için gereken temel birçok şeyi hiç anlamamış olmama rağmen var olan programları düzenleyerek (çoğu zaman) hiç beklenmedik sonuçlar elde ediyordum :-). Yeni yılda hediye olarak "Turbo Pascal Manual" istedim. Ve sonunda Pascal'ı tamamen öğrendim. Birkaç ay sonra Pascal listeleri beni korkutan PC-Intern 2.0 kitabını (ne güzel ve ağır bir kitap!) almıştım. Bilgisayarların daha önce hiç bilmediğim bir düşük seviye (low-level) dünyası vardı: interrupt'lar (kesmeler), DMA'lar, timer'lar, bellek, VRAM vs.! Sanırım 16 yaşındaydım ve tanrım, şok olmuştum. C öğrenmek zorunda olduğumu biliyordum, özellikle de PC-Intern 2.0 C örnekleri bana öğrenmek için yeni bir mücadele sunduğundan beri. Bir Turbo C/C++ kitabı aldım ve 3 uzun gün içinde C'yi öğrenmiştim. C oldukça Pascal'a benziyordu ama daha sıkıydı. O kadar çok sevdim ki hala daha iyi bir programlama dili bulamadım. Bir 14400 bps modem almak ve BBS'lere bağlanmak gerisini getirdi: Demoscene! Bir sürü güzel eğitici döküman, assembler ve muhteşem efektler: yıldız (starfield), alev, plazma'lar, tünel'ler vs.. Ne yıldı ama! Daha o noktada bir inektim (geek).
O zamandan beri birçok bilgisayar, handheld ve console kullandım ve her birinde gayet iyi kod yazabildiğim 24 programlama dilini öğrendim. Çünkü bu sistemleri seviyordum, ve programlamayı seviyordum. Hepsi size içeriğini küçük ve anlaşılır parçalara bölerek soyutlaştırıp, sanallaştırarak tek bir insan beyninin algılayabilmesini sağlayacak aynı temelleri paylaşıyordu.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 67
Çoğu zaman insanları programlama öğrenmeye cesaretlendirmeye çalışıyorum. Bu sanki gizli bir mesajın şifresini kırmak, güzel bir bulmacayı çözmek gibi bir şey. Sadece eğlenmek için! :-)
yapımı(homebrew) oyunlarla uğraşmak konusunda bir planın var mı? Bir süre önce bir tane yaptığını hatırlıyorum (hiç bitmemişti), çok güzel grafikleri vardı ama bir oyundan çok bir demoya benziyordu...
Evet, o oyunu bir süre önce tasarlamıştım. Grafikerim benden daha meşgul (tembel? :-) ne yazık ki, bu bizim ana engelimiz.
Oyun verilen kısa zamanda küçük hayvanları yakalamaya çalıştığınız, Bomberman'imsi hızlı bir oyun olarak tasarlandı. Dalgalar, rüzgar, batmış ağaçlar, balıklar ve genel olarak fizikler sunulacak düşmanlardı. Ve bütün fizik motoru oyunun bir parçasıydı, sadece göz alıcı bir efekt değildi. Bunun dışında, GP2X veya NDS gibi diğer handheld'lere de port edilebilirdi.
Şimdi ilgi çekici bölüm. Bir gün bir grafikerin benimle güçlerini birleştirmesini bekliyorum. Ya da grafikleri "açık kaynak" yapar ve herkesin grafik/animasyon katkısında bulunmasına imkan tanıyabilirim. Oyun tahmin ettiğiniz kadar çok grafik gerektirmiyor, çünkü çoğu zor iş programlama ile hallediliyor: su, yansımalar, alpha blending vs.. Yani kendini motive olmuş hisseden herhangi bir grafiker/animatör varsa bana bir özel mesaj bırakması yeter :-).
** Sony'nin PSP'si
için programlamayı düşündün mü?
Evet, PSP için de programlama hoş olabilir. 16:9 ekran emülasyon konusunda beni korkutuyor (çünkü tüm sistemler 4:3), ama yine de 4.1"lik 16:9 bir ekranda 4:3 de kötü değil.. sanırım! En büyük dezavantaj... mmm.. PSP'm yok :-)
** Yazılım
geliştirdiğin sistem nedir?
Eski bir ACER laptop (model 1714i, CPU P4 HT 3.40 GHz, 1 GB RAM, ve 120 GB HD, 17" TFT, extended keyboard).
Gerçi GP32 kodlarımın çoğunu Pentium 3 500 MHz ve 128 MB RAM ile yazmıştım.
IDE'min temeli bir DOS box (edit!) ve kendi devkit'im (web'te bulabileceğiniz birden çok devkit'in ve kendi birkaç komut satırı aracımın derlenmesinden oluşan). Devkit kendi içinde derinlemesine test edilmiş durumda ve öyle tatlı ve kullanması kolay ki (sadece iki komut 'compile' ve 'link') birçok sefer benden onu yayınlamamı istediler. Tüm devkit'in paketli hali 350 MB ve içinde GP32, GP2X, NDS, GBA, NGC, XBOX, PS2, WIN32 ve DC için bir sürü derleyici ve kütüphane içeriyor.
** GP2X
için hiç ticari bir yazılım yayınlamayı düşünüyor musun yoksa bütün o muhteşem çalışmalarını bedava mı dağıtacaksın?
Herkes için ücretsiz :-). Kazancın çok düşük olduğu, küçük topluluklardaki ticari yazılımlardan nefret ediyorum.
** GP2X
için GP32'den daha uzun bir ömür görebiliyor musun?
Bundan emin değilim. Tüketim oranı arttıkça elektronik ürünlerin ömürleri de kısalıyor. Her neyse, hayat sürenin tadını çıkar ve gerisini boş ver :-)