Plazma sayı 3, sayfa 57
Sayfanın metni

Sayfa 57

Ne joystickler kırdık arcade'leri oynarken. Her yer joystick çöplüğüne dönerdi. Tamir ede ede kablosu kısalır, bazen tepesi kopar, altından çıkan demirlere elimizle bastırarak fire tuşunun da kablolarını bir taraftan birbirine değdirip öyle oynardık. Hatta bir keresinde kafam güzel bir vaziyette Stunt Car Racer oyununu ekrana arkam dönük vaziyette karşıma ayna koyup joystick'i de ters tutup oynamayı denemiştim, gerçekten de çok zevkliydi.

Bir de BDE ve MDE vardı tabi. Önce BDE'yi yazmıştım. Sonra BDE kullanarak MDE'yi, sonrada MDE kullanarak Tuna ERTEMALP'ın Super Assembler'ini. Böylece artık Döküm Eklerindeki Assembly kodlarını da yazabiliyordum.

Bakırköy'de BILTEK firmasından da MULTI ICE III, FINAL III kartuşlarını almıştık. Oyunları kırıp spritelarını öldürüyorduk. Oyunu çalıştırınca spriteların içinden geçiyorduk. Bir ara Commodore dergisinde Erle Elektronik'in ürettiği VOICE MASTER diye bir kartuş görmüştük. Sloganları "Sesinizle program yazın, ıslığınızla program yapın"dı. İşte bu rüya makineniz için daha o zamanlar bizi hayrete düşüren bu olayı hala PC'lerde görememekteyiz. SIMON'S BASIC de vazgeçilmezlerim arasındaydı. O programı 14 yaşında bir çocuğun yazdığını öğrendiğimde daha bir azim gelmişti bana.

Bir de Light Pen vardı tabi. Bir fototransistör ve bir yazılımdan ibaretti. Televizyon ekranına elimizdeki kalemle resimler çiziyorduk.

SAM konuşma programı da unutulacak gibi değil. Az besmele çektirmedik Commodore'a.

Sonra Commodore 128 de aldım bir tane. Amiga her zaman rüyalarımı süsleyen bir makineydi, her C64 sahibinin olduğu gibi. Ama hiçbir zaman bir Amigam olmadı.

Lise yıllarında laboratuvarda yaptığımız analizler için milimetrik blok üzerine çizdiğimiz grafiklerle Spektrofotometre cihazından elde ettiğimiz absorbans değerlerinden yoğunluklarını hesaplardık. Bir süre sonra kağıda çizmekten sıkılıp bu işi benim için yapan Spektrofotometre programını C128'de yazmıştım. Sonra hızımı alamayıp kolon kromatografisi içinde bir program yazdım. Şimdi ismini hatırlayamadığım buna benzer 2 tane daha vardı.

PC'lerin piyasayı ele geçirmesiyle birlikte bir anda Commodore'un piyasadan silinmesini uzun yıllar kabullenemedim. O teneke kutu nasıl olur da benim mükemmel Commodore'umu piyasadan silerdi.

Abim babamla birlikte Teleteknik'in çıkarttığı 10 kasetlik bir ders paketini almak için Beyazıt'ta bir yerle anlaşmıştı ve kasetleri almaya gidip geri almadan geri dönmüşlerdi. Sonra sorduk neden almadınız diye. Adamlar bir programla sıkıştırıp 8 kasete sığdırmışlar. Babam da "Ben 10 kaset istiyorum" diye diretince almadan geldiklerini söyledi :).

Sonra Commodore dergisinde bir reklam görmüş abim: "Commodore'unuzu getirin Amiga'yı götürün" diye. Toplamışlar hemen makineyi doğru Eminönü'ne. Tam varıyorlar dükkana, abim diyor "Tüh ekran kablosunu almayı unuttuk" diye. Neyse giriyorlar dükkana, koyuyorlar masaya Commodore'u, tamam güzel, adam bir de üstüne para istemez mi! Ama reklamda öyle bir şeyden bahsetmiyor. Tabi toplayıp emektar Commodore'u getiriyorlar geri :).

PEEK'ler, POKE'ler, SYS'ler, LDA'lar, STA'lar, Akümülatör, Register derken bu günlere geldik. C128 emülatörünü PC'me ilk kurduğumda, ilk yazdığım komut 10 PLAY “ABCDEF” oldu. 4+1'den dökülen notaları duyduğumda gözlerim doldu.

97'de elektronik kursuna gittim. Çünkü şunu çok iyi biliyordum ki bilgisayar elektronikle desteklenirse daha bir güzel olacaktı. Ne kadar pratiğimizi fazlaca geliştirmemiş olsa da elbette çok faydasını gördük. 02'de Bilge Adam'da Yazılım Mühendisliği eğitimine katıldım. .NET'te yazılım geliştirdiğini zanneden ama algoritma kuramayan çok insan tanıdım.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.