The Story of Mr. Long Box, gerçek hikaye

[song = data/stream/tetrisb.mid][title = The Story Of Mr. Long Box]-Gerçek Hikayesi-

RYU vs Karate Kamil

Nightshift için aylarca önceden çalışmaya başlamıştım. Aslında ilk yaptığım proje bu değildi. Street Fighter'dan RYU ile bizim Karate Kamil'in dövüşünü canlandırdığım bir animasyon hazırlıyordum. Partiye 3 gün kala Vigo'ya gösterdim ve aylarca süren çalışmam da suya düşmüş oldu. Vigo Karate Kamil'i kullanmamamızın daha uygun olacağını söyledi. Rip olduğu için hem etik olmayacağını hem de telif hakkı vs. gibi şeylerin çıkabileceğini söyledi. İstemeyerek de olsa bu projeden vazgeçmek zorunda kaldım.

Ödüller Açıklandı

Tam o sırada ödüller açıklandı. Gözlerime inanamadım. Wild için ödül PSP'ydi ve benim yarışmaya katılacak hiçbir işim yoktu. Umutsuzluğa kapılmadım ve sakin olmaya çalışarak 2 günde nasıl güzel bir iş çıkarırım, onu düşündüm. Ofisten kaçtım ve bahçede saatlerce oturdum. Tabii ki ödül de teşvik edici olmuştu ama asıl önemli olan partiye güzel bir işle katılmaktı. (yalan tabii ki)

Tetris

O sırada eskiden bir tetris videosu seyretmiş olduğum aklıma geldi. Videoda komiklik maksadında iki genç, büyük karton kutulardan tetris karakteri yapmışlar ve içine girip şehrin içinde dolaşıyorlardı. Peşlerinde de kamerayla gezen birisi vardı. Görüntü çok komikti çünkü tetrisler şehrin içinde uyabilecekleri yerler arıyorlardı. Şekillerine göre bir oraya bir oraya koşuşturup, sığdıkları yerleri bulmaya çalışıyorlardı.

Ben de tetrisi çok oynamıştım ve aklıma hep uzun çubuğu beklediğim geldi. Farkında olmadan fikrimi bulmuştum. O gece de kız arkadaşım Mengü ile hikayeyi yazdık ve storyboard'ı çizdik. Kafamızda yapacaklarımız hazırdı.

Partiye İki Gün Kala

Ertesi gün parti için yaptırdığımız t-shirtleri ve bannerları almak için Hyper ile Beşiktaş'a gittik. Bu da iyi bir tesadüf olmuştu çünkü oradaki kırtasiyelerden oyun hamurlarını toptan ve ucuza almıştım. İşten kaytarmak için de iyi bir fırsat olmuştu.

O gece animasyonun sadece çok azını bitirebilmiştik. Ertesi gün de, Cosowi bizde kalacağı için çok çalışma fırsatımın olmayacağını düşünüyordum. Misafir adamı bırakıp da çalışmak olmazdı.

Ertesi gün oldu ve Cosowi geldi. Vigo onu bizim eve bıraktı daha doğrusu... O geceyi dışarıda geçirdik. Eve döndüğümüzde saat de epey geçti ve ben vazgeçmek üzereydim yaptığım işten. Mengü olmasaydı başarabileceğimizi sanmıyorum. Ben uyukluyordum ama o beni dürterek uyandırıyordu, kahveler, tatlılar yaparak beni işe teşvik etmeye çalışıyordu. Hatta kendisi de animasyonda kullandığımız binayı yapıyordu.

İşe Teşvik Olduğum An

Hafif uykulu bir şekilde neymiş bu PSP diye sitesine girdim. İşte o anda gözlerim açıldı, uykum gitti. Video da oynatıyormuş alet. O aralar zaten portable bir DVD player almayı düşünüyordum çok fazla seyahat ettiğimden dolayı. Hatta wireless internete bağlandığını görünce daha da bir uykum gitti.

Parti için hep çok iyi bir iş yapmak istemiştim. Hatta ilk günden itibaren çok çalışmıştım. Son anda umutlarımı tam kaybetmişken "Esas Invaders" da aklıma geldi. Yaptığım bütün iyi işler aklıma geldi ve PSP'yi unutup parti için bir şeyler yapmalıyım dedim.

Cosowi uyudu ve biz Mengü ile devam ettik. Sabaha parti başlayacaktı. Bir gecede hiç uyumadan bitirdik. Sadece müzikler kalmıştı. Onu da parti mekanında hallederim diye düşündüm.

Parti Başladı

Sabah olunca parti mekanına gittik hep beraber. Ben hemen bilgisayarımı H2o'nun yanına kurdum ve çalışmaya başladım. H2o'da grafiklerini yapmak istediğini söyledi. Konuştuk ve birlikte çalıştık. Müzikler ve sesler ile uğraşmak, videoyu bitirmek o kadar zaman aldı ki, deadline'a kadar geçen sürede partiden hiçbir şey hatırlamıyorum.

Parti esnasında hatırladığım tek komik olay da şu: Çalar saatin sesi için uygun bir ses bulamadım. Deadline'a 15 dakika vardı. Partide fondaki müzik kesilmişti. (muhtemelen Vigo şimdi ne çalsam diye düşünürken) Aniden H2o yerinden fırladı, yanıma geldi, "mikrofonu aç, mikrofonu aç" dedi. Kayıda bastım ve hayatımda gördüğüm en komik hareketi yaptı. Eliyle yanağını çekip yapıştırarak çakada çakada bir ses çıkardı. İşte çalar saatin sesi de tamamdı.

Teknik kısımlar

Başta tamamen stop motion yapmayı düşünmüştüm. Bu kadar sınırlı sürede bitiremeyeceğimizi anlayınca After Effects'te birkaç teknik kullanarak işi hızlandırdım. Mesela güneşin yukarıdan indiği sahnede sadece tek fotoğraf kullanarak animasyonunu yaptım. Stop motion olsaydı arka arkaya hareket eden bir sürü fotoğraf kullanmak zorunda kalacaktık. İyi ki After Effects varmış :

Murphy Rulaz

İşi teslim ettim ve zombi şeklinde gösterilmesini bekledim. İşi yaparkenki teknik aksaklıkları yazsam en az iki sayfa daha eklemem gerekir. Murphy kurallarının süper bir şekilde işlediği bir kez daha kendini göstermiş oldu... "İşini son dakikaya bırakırsan kesin bir aksaklık çıkar."

Parti esnasında da kendime güvenim tamdı. Eminim ki herkes benden (artistlik gibi olmasın) kaliteli bir iş bekliyordu. Ara ara yanıma gelenler ve bu parti için yaptığım işi merak edenler beni çok heyecanlandırmıştı. Hatta Vigo'nun partiden önceki sözleri de beni çok etkilemişti. "Oğlum, herkes merakla bekliyor acaba partide mrr ne release edecek diye"

Öğrendiğime göre yurt dışından insanlar da merak ediyorlarmış ne yapacağımı. Bu gazla elimden geleni yaptım parti için. Tabi PSP'nin payı da büyük... :

[b]Mr. Long Box on da Screen

Partideki hafızam tamamen silindi, deadline'a kadar olan süredeki... Sadece bu detayları ve bizim video gösterilirkenki heyecanımı hatırlıyorum. En ön sırada Mengü ile birlikte oturuyorduk. Mengü'nün anlattığına göre ben heyecandan tavşan gibi titriyormuşum. Seyrederken, insanların beğendiklerini anlamıştım. Herkes gülüyordu ve oradakilerin deliler gibi güldüğünü duymak benim için çok güzeldi. İçimden "olmuş" dedim. "Gene yaptım herhalde..."

Video bittiğinde herkes hala gülmeye devam ediyordu. İlk defa bu kadar çok alkışlanan bir işim oldu. O anki atmosferden anladım ki herkes çok beğenmişti.

Partide genel olarak heyecan zaten çok yüksekti. Ben de o kadar heyecanlanmıştım ki videomuz gösterildikten sonra Mengü'yü elinden tuttum ve okulun müzik odasına götürdüm. Biraz piyano çalarak kendime geldim : Geri geldiğimde herkes beni arıyormuş meğer tebrik etmek için. O anki heyecanı da hiç unutamayacağım herhalde. Oscar alsam bu kadar mutlu olamazdım.

Kısacası, scene'in bir üyesi olmaktan çok mutluyum. Kısa süre önce scene'e dahil olmuştum ama şimdi görüyorum ki scene, hayatımın, galiba vazgeçilmez bir parçası oldu.

mrr / BNX

05.04.2006