Plazma sayı 2, sayfa 132
Sayfanın metni

Sayfa 132

Ben de tetrisi çok oynamıştım ve aklıma hep uzun çubuğu beklediğim geldi. Farkında olmadan fikrimi bulmuştum. O gece de kız arkadaşım Mengü ile hikayeyi yazdık ve storyboard'ı çizdik. Kafamızda yapacaklarımız hazırdı.

Partiye İki Gün Kala

Ertesi gün parti için yaptırdığımız t-shirtleri ve bannerları almak için Hyper ile Beşiktaş'a gittik. Bu da iyi bir tesadüf olmuştu çünkü oradaki kırtasiyelerden oyun hamurlarını toptan ve ucuza almıştım. İşten kaytarmak için de iyi bir fırsat olmuştu.

O gece animasyonun sadece çok azını bitirebilmiştik. Ertesi gün de, Cosowi bizde kalacağı için çok çalışma fırsatımın olmayacağını düşünüyordum. Misafir adamı bırakıp da çalışmak olmazdı.

Ertesi gün oldu ve Cosowi geldi. Vigo onu bizim eve bıraktı daha doğrusu... O geceyi dışarıda geçirdik. Eve döndüğümüzde saat de epey geçti ve ben vazgeçmek üzereydim yaptığım işten. Mengü olmasaydı başarabileceğimizi sanmıyorum. Ben uyukluyordum ama o beni dürterek uyandırıyordu, kahveler, tatlılar yaparak beni işe teşvik etmeye çalışıyordu. Hatta kendisi de animasyonda kullandığımız binayı yapıyordu.

İşe Teşvik Olduğum An

Hafif uykulu bir şekilde neymiş bu PSP diye sitesine girdim. İşte o anda gözlerim açıldı, uykum gitti. Video da oynatıyormuş alet. O aralar zaten portable bir DVD player almayı düşünüyordum çok fazla seyahat ettiğimden dolayı. Hatta wireless internete bağlandığını görünce daha da bir uykum gitti.

Parti için hep çok iyi bir iş yapmak istemiştim. Hatta ilk günden itibaren çok çalışmıştım. Son anda umutlarımı tam kaybetmişken "Esas Invaders" da aklıma geldi. Yaptığım bütün iyi işler aklıma geldi ve PSP'yi unutup parti için bir şeyler yapmalıyım dedim.

Cosowi uyudu ve biz Mengü ile devam ettik. Sabaha parti başlayacaktı. Bir gecede hiç uyumadan bitirdik. Sadece müzikler kalmıştı. Onu da parti mekanında hallederim diye düşündüm.

Parti Başladı

Sabah olunca parti mekanına gittik hep beraber. Ben hemen bilgisayarımı H2o'nun yanına kurdum ve çalışmaya başladım. H2o'da grafiklerini yapmak istediğini söyledi. Konuştuk ve birlikte çalıştık. Müzikler ve sesler ile uğraşmak, videoyu bitirmek o kadar zaman aldı ki, deadline'a kadar geçen sürede partiden hiçbir şey hatırlamıyorum.

Parti esnasında hatırladığım tek komik olay da şu: Çalar saatin sesi için uygun bir ses bulamadım. Deadline'a 15 dakika vardı. Partide fondaki müzik kesilmişti. (muhtemelen Vigo şimdi ne çalsam diye düşünürken) Aniden H2o yerinden fırladı, yanıma geldi, "mikrofonu aç, mikrofonu aç" dedi. Kayıda bastım ve hayatımda gördüğüm en komik hareketi yaptı. Eliyle yanağını çekip yapıştırarak çakada çakada bir ses çıkardı. İşte çalar saatin sesi de tamamdı.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.