Plazma sayı 2, sayfa 55

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 55

Uykusuzluk ve yorgunlukla da olsa Vigo ve Nightlord, asma katın kenarında aşağıyı görebilir bir şekilde düzenlenmiş organizasyon kabininde yerlerini aldılar. Cumartesi bile Nightlord, havya becerisini gösterip on-the-fly bir switchboard yapmaya kastı ya, gönül ister ki artık parti için bir standart setup kutumuz olsun ve kim parti yapacaksa ondan yararlansın. Neyse ki benim scene zamanlarımda Gayrettepe'de oturmuşluğum var ki, aralarda bir yerde bir elektronikçinin varlığından haberdar idim. Yoksa parti vakti Karaköy'e gidip gelmek tatsız olurdu hani. Teknik problemler, özellikle Nightlord'un epey terlemesine yol açtıysa da izleyiciye batacak kadar da bir problem teşkil etmedi. Perdenin ışık alması, kablonun sinyal aktarmaması gibi basit sorunlar, anında müdahalelerle hızlıca çözümlendi.

Nightlord, sanırsam içinde bir rapper ya da animatör barındırıyor; hem enerji hem de mikrofonu kullanış şekli bakımından. Bense tam tersi, sahnede, ön planda görülmeyi tercih etmeyen asosyal bir kişi iken Vigo da tuttu, H2O bir konuşma yapsın, sen de çevirisini yap dedi. Arada yer yer bazı kısımları unutarak da olsa öz fikrini bozmadan çevirmeye özen gösterdim; tabii hamamdaymış gibi terleyerek... Tam bitti, kimse de soru sormaz derken sorular da uzatınca o kısımda soranların da ingilizce sormasından istifade ettim açıkçası. Aslında partilere yabancı birkaç scener'ın gelip konuşma yapması gerçekten güzel olur. Yurtdışındaki partilere gitmeyenler çoğunlukta olduğu için böyle bir organizasyon, -maliyeti yüksek olsa da- buradaki scener'lara kanımca en çok gaz veren etkenlerden biri olur. Hele yabancı 1-2 grup release yapmak ve şamatası için gelmeye başlasa, ortamdaki gruplara çok büyük bir motivasyon sağlayacağını garanti edebilirim.

Partinin organizasyonuyla ilgili en büyük şikayetim de bir organizasyon tişörtünü giyememiş olmam. :o( Şaka bir yana, ekiptekilerin eşlerinin ve kanka, kuzen, dayıoğlu gibi katılımlarıyla organizasyon problemsiz yürüdü; özellikle Vigo'nun eşi Yeşim ve Nightlord'un kuzenlerinin, büyük bir sabırla tüm süre boyunca kayıt masasında oturmaları gerçekten takdire değer. Bağlasalar beni duramazdım orada, içeride öyle keyifli bir ortam ve muhabbet varken.

Kişisel ilgi alanım olan başka bir seminerle çakışması yüzünden, Cumartesi akşamüstü olan etkinlikleri kaçırmış olmam da benim bahtım! 7dx'te de parti, İstanbul Bienali ile aynı zamana gelmişti; bu sefer de önemsediğim bir seminer vardı, İstanbul gettolarını ele alan. İşin eğlenceli tarafı da buydu; öyle bir seminere katılıp arkasından Kuştepe'nin hardcore yapısına gelmek eğlenceli bir deneyim oldu. Ama cross-development üzerine olan semineri kaçırmak da üzücü oldu bu vesileyle. Hazır konusu açılmışken seminerlerin bu partide çok da tatmin edici olmadığını söylemek isterim. Seminer olması güzel, lakin biraz daha demo ve demoscene olgusuna yakın şeyler olsa iyi olurdu. Hades'in donanım semineri, biraz 'resmi' kaldı ve daha çok bir hardware-geek modundaydı. Scene içinde kabloları doğru bağlamayı bilen sayısını düşününce bu seminerin çok da verimli olmadığını düşünebilirim. Zaten içerik olarak hardware'den ziyade software, teknikler vs üzerine yoğunlaşmak daha güzel olacaktır. Hele hele scene'e yeni insanların katılımı gözlemliyorsak, bu insanların hangi efektin ne olduğunu, mantık olarak nasıl yapılabildiğini anlatan bir seminer, eminim 3-5 donanım seminerinden daha işe yarar olacaktır. Scene tarihi üzerine yapılan seminer de ilgi çekiciydi; üç farklı jenerasyonu aynı anda görebilmek Türkiye'de scene'in yaklaşık 20 senedir var olduğunun altını çiziyordu.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.