Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 54
Yeni bir demoparti daha iyisiyle, güzeliyle bitti; hepimiz evlerimizde uykusuzluğun verdiği ağırlık ve buna karşı giderek azalan dirençle son demlerimizi yaşıyoruz. Yarın yeni bir gün ve iş ortamları, bazılarımızın okulları bizleri güncel hayata çağıracak. Kimimizin eşleri, tekrar normale dönmemizi bekliyor olacak... Varsın beklesinler! Bu güzel ateşi hemen söndürmemek gerek. Partiden aldıklarımız, 1-2 güne kadar yayınlanacak release'ler bizi bir süre daha ayakta tutmaya yeter. Sonra forumda da bir süre muhabbeti ateşli geçer, partiye gelenler yapılanlar üzerine konuşur...
Esas ondan sonrası önemli; partiyi ve scene ruhunu ayakta tutmak elimizde. Parti dışında release'lere biraz önem verebilirsek; sadece partiden partiye değil de arada da 3-5 bir şeyler yayınlamaya başlarsak, eminim ki Türk scene'i belirli bir ivmeyle parlamaya başlar.
Ocak'ta parti duyurulduğundan beri Vigo ve Nightlord epey hassasiyetle buna eğildiler. Tabii ki günlük iş hayatları, yoğunlukla buna girişmelerine engel oluyordu; koordinasyon zorlukları olabiliyordu. Çalıştığım yerin avantajını kullanarak 2000 adet afişi beleşe bastırmayı sağlamıştım; kar ve yoğunluğundan dahi Vigo afişleri 10-15 günde ancak gelip alabildi. Hoş zaten iyi de oldu; zeki matbaacı Freehand dosyayı basacağına üzerinde yazıların olmadığı TIFF resmi baskıya vermiş, siyah da zemin olduğu için de yazıyı üstüne basmak gibi bir müdahale doğrudan yapamadık; gümüş yazı rengini o yüzden kullandık. Ardından da (scene kedisi) Mrr ve Vigo kar ertesi gelip aldılar afişleri...
Partinin konseptli kurgulanması, güzel bir alt-metinle desteklenmesi ve genel olarak bir konsept/ürün olarak tasarlanmış olması, en çarpıcı ve keyif veren unsuruydu. Umarım önümüzdeki partilerde bu geleneği devam ettirirler, hatta konsept yaklaşımı, compo'ların da içinde olur ve ortaya konan çalışmalar genel bir kavrama işaret eder. Üretilenlerin her birini birer kelime olarak algılarsak birlikteliklerinden oluşacak cümle, eminim okuması keyifli bir metin haline gelir.
Gelelim partinin review'ına... Cuma'dan beri aslında organizasyon için aksiyon başlamıştı. Özellikle Karate Kid olarak adlandırdığımız IK figürünü hazırlamak 4-5 saatimizi aldı. Hyper bu konuda epey sabırla ve dikkatli çalıştı; o boyda bir uygulamanın ve taşıyacak köpüklerin de tek parça olmadığı düşünülürse... Ama mekandaki düzenlemeden sonra bir hayli keyif veren bir öge oldu (hoş, 8-bit Con için çok daha uygun olurdu). Tabii Cuma günü, gece 12'lerde parti mekanını terk etmeden önce hepimiz kidoyla birer anı fotoğrafı çektirdik (fotolar nerdeeee!).
Cumartesi öğlen gibi kalkıp dolu bir çanta ve uyku tulumumla keyifle parti mekanına vardığımda organizasyon ekibi dışında zaten 10-15 kişi vardı ve yavaş yavaş tanıdık simalar mekanda kendilerine ayrılmış masalarda yerlerini almaya başladılar. Partinin yeri o açıdan çok verimliydi; iki katlı yapısı sayesinde grup masaları ve bireysel masalar ayrılmıştı ve grup masalarında PC olmayan bilgisayarlar ve bunlarda çalışanlar mekana girenleri karşılıyordu. Internet, olması gerektiği gibi uzak bir köşede idi. Zaten o bilgisayarlar da çoğunlukla üretim amaçlı kullanıldı. Sadece 2-3 bilgisayarda internet yoğunlukta kullanılıyordu; biri yanlış hatırlamıyorsam domain-jacking falan yapıyordu, orada onca keyifli iş varken 'X'(Ed: Reklama girmemesi için ismin yerine X kullandık) domain ismini ya satın aldı ya da ele geçirmişti. Üst katta en keyif veren olaylar arasında çok genç birkaç çocuğun Hyper'dan da az yönlendirme alarak oturup pixel grafik yapmaya başlamaları oldu. Partiye geldiklerinden son dakikaya kadar azimle oturup grafik yaptılar ya, insanların gözü yaşarıyordu. Tabii biraz da insanlarla kaynaşmaları ve sohbet etmeleri de -belki de kafadengi 1-2 kişi bularak yeni oluşumları gebe bırakmaları- iyi olurdu. Kimbilir belki ufaktan 1-2 grup oluşumu daha vardır, bizim takip edemediğimiz...
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 55
Uykusuzluk ve yorgunlukla da olsa Vigo ve Nightlord, asma katın kenarında aşağıyı görebilir bir şekilde düzenlenmiş organizasyon kabininde yerlerini aldılar. Cumartesi bile Nightlord, havya becerisini gösterip on-the-fly bir switchboard yapmaya kastı ya, gönül ister ki artık parti için bir standart setup kutumuz olsun ve kim parti yapacaksa ondan yararlansın. Neyse ki benim scene zamanlarımda Gayrettepe'de oturmuşluğum var ki, aralarda bir yerde bir elektronikçinin varlığından haberdar idim. Yoksa parti vakti Karaköy'e gidip gelmek tatsız olurdu hani. Teknik problemler, özellikle Nightlord'un epey terlemesine yol açtıysa da izleyiciye batacak kadar da bir problem teşkil etmedi. Perdenin ışık alması, kablonun sinyal aktarmaması gibi basit sorunlar, anında müdahalelerle hızlıca çözümlendi.
Nightlord, sanırsam içinde bir rapper ya da animatör barındırıyor; hem enerji hem de mikrofonu kullanış şekli bakımından. Bense tam tersi, sahnede, ön planda görülmeyi tercih etmeyen asosyal bir kişi iken Vigo da tuttu, H2O bir konuşma yapsın, sen de çevirisini yap dedi. Arada yer yer bazı kısımları unutarak da olsa öz fikrini bozmadan çevirmeye özen gösterdim; tabii hamamdaymış gibi terleyerek... Tam bitti, kimse de soru sormaz derken sorular da uzatınca o kısımda soranların da ingilizce sormasından istifade ettim açıkçası. Aslında partilere yabancı birkaç scener'ın gelip konuşma yapması gerçekten güzel olur. Yurtdışındaki partilere gitmeyenler çoğunlukta olduğu için böyle bir organizasyon, -maliyeti yüksek olsa da- buradaki scener'lara kanımca en çok gaz veren etkenlerden biri olur. Hele yabancı 1-2 grup release yapmak ve şamatası için gelmeye başlasa, ortamdaki gruplara çok büyük bir motivasyon sağlayacağını garanti edebilirim.
Partinin organizasyonuyla ilgili en büyük şikayetim de bir organizasyon tişörtünü giyememiş olmam. :o( Şaka bir yana, ekiptekilerin eşlerinin ve kanka, kuzen, dayıoğlu gibi katılımlarıyla organizasyon problemsiz yürüdü; özellikle Vigo'nun eşi Yeşim ve Nightlord'un kuzenlerinin, büyük bir sabırla tüm süre boyunca kayıt masasında oturmaları gerçekten takdire değer. Bağlasalar beni duramazdım orada, içeride öyle keyifli bir ortam ve muhabbet varken.
Kişisel ilgi alanım olan başka bir seminerle çakışması yüzünden, Cumartesi akşamüstü olan etkinlikleri kaçırmış olmam da benim bahtım! 7dx'te de parti, İstanbul Bienali ile aynı zamana gelmişti; bu sefer de önemsediğim bir seminer vardı, İstanbul gettolarını ele alan. İşin eğlenceli tarafı da buydu; öyle bir seminere katılıp arkasından Kuştepe'nin hardcore yapısına gelmek eğlenceli bir deneyim oldu. Ama cross-development üzerine olan semineri kaçırmak da üzücü oldu bu vesileyle. Hazır konusu açılmışken seminerlerin bu partide çok da tatmin edici olmadığını söylemek isterim. Seminer olması güzel, lakin biraz daha demo ve demoscene olgusuna yakın şeyler olsa iyi olurdu. Hades'in donanım semineri, biraz 'resmi' kaldı ve daha çok bir hardware-geek modundaydı. Scene içinde kabloları doğru bağlamayı bilen sayısını düşününce bu seminerin çok da verimli olmadığını düşünebilirim. Zaten içerik olarak hardware'den ziyade software, teknikler vs üzerine yoğunlaşmak daha güzel olacaktır. Hele hele scene'e yeni insanların katılımı gözlemliyorsak, bu insanların hangi efektin ne olduğunu, mantık olarak nasıl yapılabildiğini anlatan bir seminer, eminim 3-5 donanım seminerinden daha işe yarar olacaktır. Scene tarihi üzerine yapılan seminer de ilgi çekiciydi; üç farklı jenerasyonu aynı anda görebilmek Türkiye'de scene'in yaklaşık 20 senedir var olduğunun altını çiziyordu.