Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 81
Ogan Kandemiroğlu'nun söyleşisine gelirsek, bir miktar Mevlüt Dinç tadı aldım açıkçası. Haklı bir gaz vardı ortada. Sonuçta döneminde birçok sağlam oyun projesinde çalışmış bir adam. Ve şimdi Türkiye'de oyun yapıyor. Yeni oyunları için şunu söyleyebilirim ki görsel olarak iyiler ama kullandıkları sistem biraz amatörce geldi bana. Yani GameMaker en fazla hobi oyunlar için uygun gibime geliyor. Ne bileyim ben kod yazarken bir başkasının sürükle bırak yapmasını sevmiyorum belki de :). Türkiye'deki firması ile önceden de birkaç eğitim yazılımı geliştirmiş sanırım. Şu sıralarda yaptığı oyunlarda genel olarak edutainment kapsamına girebilir. Şu Kurtarma helikopterini kullandığımız oyun biraz ilgimi çekti. Ama uzun vadede iyi midir bilemiyorum. Şimdi düşününce görevler farklı farklı ama yaptığımız şey hep aynı. Ufak bir oyun olarak yine de iyi. Ama Cumhuriyet oyunu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Belki arkadaşlarla oynamak için o kadar da kötü olmayabilir ama tek kişilik modda neyin nesi? Yani işin mücadelesi nerede?? Çok kişilik modda bile bence oyuncunun ilgisini çekebilecek yeterlilikte bir mücadele, bir challenge yok. Ama hakkını vermeliyim oyunun grafikleri vs. süper. Açıkçası kendisinden aldığım tek gaz, bunlar satılacak seviyede ise benim yaptığım oyunların da para etmesi gerektiği idi ama grafiker yok. Neyse girmeyelim bu konuya.
Bir de oyun turnuvası oldu. 3 oyunun turnuvası vardı. Emiliyn Hughes Soccer, Kick Off ve Lotus. Lotus haricindekilere katıldım. Aslında katılmayı düşünmüyordum ama baktım katılımcı sayısında açık var katılayım en azından bu efsane oyunları da oynamış olurum dedim, iyi de ettim. Buradan diğerlerine sesleniyorum: "Babalar, niye katılmıyorsunuz? Ne olacak yani unutmuşsanız? Amaç eğlenmek değil mi?". Turnuvalarda ilk maçımda kaybettim ikisinde de. Ama Kick Off'ta biraz direnebildim. En azından maç penaltılara kaldı ve 5 penaltıdan sonra yenildim :).
Gece uykusuz, bol geyik ve kod ile geçti ve oyunumu bitirdim. Bu arada Spritus'a teşekkürler. Onun gazı ile Turbo'dan oyunum için grafikerliği yapmasını istedim. O da sağ olsun, kırmadı, şirin şirin scener'lar çizdi bana :). Ayrıca Spritus oyuna bir müzik eklemem konusunda da çok yardımcı oldu. O olmasa çok boktan bir oyun olacaktı. Sağ ol Spritus :).
İkinci güne biz erken başlamıştık. Malum hiç uyumayınca güne erken başlayabiliyorsun :). Ama diğerlerinin gelmesi biraz vakit aldı. Saat 10:00'a kadar oyundaki birkaç hatayı düzelttim. Daha sonra ise heyecanla compo'ları beklemeye başladım. AmigaOS4'ün sunumu sağ olsun zaman kolay geçecekti. Öyle de oldu, beklediğim gibi olmadıysa da. En ön sırada olmama rağmen yarım saat sonra sızmışım, bir halt öğrenemedim OS4 hakkında :). Sonra da bakkada ile biraz konuştum bu konuda. O olmuş dedi bende iyi dedim :).
Günün bir diğer olayı ise Tesla'nın her makinada çalışan ama compo makinasında çalışmayan oyunu oldu. Anlaşılan o ki Java'nın "write once, run anywhere" iddiası pratikte her zaman işlemiyor. Tabii Bill Gates godoşuna da bu sorundaki katkılarından dolayı teşekkürlerimizi yolluyoruz :). Bu sorun yüzünden Tesla oyun kategorisinde yarışamadı ama wild'a girebildi.
Compo'lar başladı sonra. Geçtik yerlerimize ve izlemeye başladık. Hepsi birbirinden güzeldi. Salonda herkesin haklı gururu yüzlerine bakmadan da kolayca hissediliyordu. O ortamda bulunmak çok zevkliydi :). Oylama da zor oldu haliyle. Geriye sonuçları beklemek kaldı.
Parti bittikten sonra da mekânda takılacaktım ama arkadaşım ile de buluşmak istiyordum, hazır İstanbul'a gelmişken onu görmemek olmazdı. Alelacele ayrıldım parti mekânından. Ve böylece bir parti macerası da sona erdi. Ragnor/Manyetiq
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 80
İlk gün websitesinden aldığım adresi bulma telaşı ile başladı. Tarifteki bir kritik noktayı başta şaşırsam da biraz yürüyüş ve biraz gecikmeden sonra parti alanına varabildim. Üniversite kampüsünde parti alanını ararken oy.org'dan doganbir'e rastlamışım sanırım. İkimiz beraber bulduk ama ortama daha yeni gelmiştim ve üzerimdeki yabancılık hissini atamamıştım. Adamla doğru düzgün tek kelime bile etmedim. Hatta onun o olduğunu bile o gece o gittikten çok ama çok sonra öğrendim. Bu da ne demekmiş. Böyle sosyalleştiğimiz ortamlarda yabancılık hissinin bizi ele geçirmesine izin vermeyeceğiz. Sonuçta o ortamda bulunan herhangi biri ile hayatımın başka bir evresinde, başka bir yerde tanışsam büyük ihtimalle arkadaş olurdum zaten. Neyse partiye dönelim. İlk geldiğimde hala gelmeyenler falan vardı. Parti mekanı toparlanıyordu, bende boş boş gezindim etrafta ve birileri ile kaynaşıp muhabbete daldım. Ortam süperdi. Kafamı nereye çevirsem bir Amiga bir Commodore hatta Atari çıkıyordu. Tek üzüntüm eli boş gelmiş olmamdı. Neyse efenim işte böyle böyle partiye giriş yaptık.
Zaman aktıkça insanlar akmaya başlamıştı partiye. Bronx ekibinin gelişi gürültülü olmuştu. Açıkçası onları tanımıyordum (yüzleri tanıdık geliyordu gerçi) ama parti mekanına geldiklerinde milletin çıkardığı seslerden (ooo selam baba vb. selamlama çığlıkları diyebiliriz. :)) bu adamların önemli, sevilen adamlar olduğunu anladım. Bilmiyordum tabii o zaman bombadan bile gürültülü olduklarını :).
Neyse efenim bronx'tu resident'ti crescent'ti ascreaus'tu (galiba yanlış yazdım) geldikçe ortam renklenmeye ve gürültülü bir hal almaya başladı. Vigo geldiği gibi demo sergilemeye başladı. Şöyle bir baktım ama benim ilgim başka yerlerdeydi (gerçi neyle ilgileniyordum o sırada hatırlamıyorum, belki de kalabalık yüzünden izleyecek yer bulamamışımdır o da olabilir yani :)) crescent C64 ile müzik yayınına başladı anında. Bir yandan Vigo, bir yandan da crescent bizi SID'e boğdu :).
Bende o sıralarda boş oturmaktan sıkılmış ama "ulan şimdi başlasam on the fly'a ama ne yapacağım ki?" diye kendi kendime tartışıp duruyordum. Sonunda iyice gaza geldim ya da sıkıldım ve başladım dev-cpp+sdl'i download'a. Bağlantı hızlıydı anında indiler ve başladım programlamaya.
En iyi bildiğim şey oyun yapmaktı ve ne yapacağımı biliyordum. Partiden 1-2 ay önce şans eseri Mazzembly diye bir roguelike ile karşılaşmıştım. Bir demo grubu Assembly demo partisi ile dalga geçmek ve protesto etmek için yapmıştı bu oyunu. Neyse efenim gördüğünüz gibi konuyu çaldım ve kodu yazdım. Ama oyun için bir isim gerekiyordu ama aklıma bir şey gelmiyordu. Tam da o sırada crescent C64'te show must go on'u çalıyordu. Ve isim bulundu. Bayılıyorum yaw şu Queen'e. Freddy Mercury (cinsel tercihi ne olursa olsun) muhteşem bir müzisyendi. Yazık oldu genç yaşta ölmesi.
Bu arada söyleşilerden bahsetmeyi unuttum. İlk önce D4D Design ve geliştirdikleri Gazogen ile bir sunum ve ardından da bir söyleşi yaptılar. Eğlenceliydi açıkçası. Adamlar zevkle iş çıkarıyorlar. Güzel sistem geliştirmişler. İşin tek kötü yanı müşteri kitleleri pop gençliği. Asla sahip olmak istemeyeceğim bir müşteri kitlesi ama iyi para kazandıran bir kitle itiraf etmeliyim :). Yani o kitleye satabileceğin çok ama çok fazla şey var.