Plazma sayı 1, sayfa 80

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 80

İlk gün websitesinden aldığım adresi bulma telaşı ile başladı. Tarifteki bir kritik noktayı başta şaşırsam da biraz yürüyüş ve biraz gecikmeden sonra parti alanına varabildim. Üniversite kampüsünde parti alanını ararken oy.org'dan doganbir'e rastlamışım sanırım. İkimiz beraber bulduk ama ortama daha yeni gelmiştim ve üzerimdeki yabancılık hissini atamamıştım. Adamla doğru düzgün tek kelime bile etmedim. Hatta onun o olduğunu bile o gece o gittikten çok ama çok sonra öğrendim. Bu da ne demekmiş. Böyle sosyalleştiğimiz ortamlarda yabancılık hissinin bizi ele geçirmesine izin vermeyeceğiz. Sonuçta o ortamda bulunan herhangi biri ile hayatımın başka bir evresinde, başka bir yerde tanışsam büyük ihtimalle arkadaş olurdum zaten. Neyse partiye dönelim. İlk geldiğimde hala gelmeyenler falan vardı. Parti mekanı toparlanıyordu, bende boş boş gezindim etrafta ve birileri ile kaynaşıp muhabbete daldım. Ortam süperdi. Kafamı nereye çevirsem bir Amiga bir Commodore hatta Atari çıkıyordu. Tek üzüntüm eli boş gelmiş olmamdı. Neyse efenim işte böyle böyle partiye giriş yaptık.

Zaman aktıkça insanlar akmaya başlamıştı partiye. Bronx ekibinin gelişi gürültülü olmuştu. Açıkçası onları tanımıyordum (yüzleri tanıdık geliyordu gerçi) ama parti mekanına geldiklerinde milletin çıkardığı seslerden (ooo selam baba vb. selamlama çığlıkları diyebiliriz. :)) bu adamların önemli, sevilen adamlar olduğunu anladım. Bilmiyordum tabii o zaman bombadan bile gürültülü olduklarını :).

Neyse efenim bronx'tu resident'ti crescent'ti ascreaus'tu (galiba yanlış yazdım) geldikçe ortam renklenmeye ve gürültülü bir hal almaya başladı. Vigo geldiği gibi demo sergilemeye başladı. Şöyle bir baktım ama benim ilgim başka yerlerdeydi (gerçi neyle ilgileniyordum o sırada hatırlamıyorum, belki de kalabalık yüzünden izleyecek yer bulamamışımdır o da olabilir yani :)) crescent C64 ile müzik yayınına başladı anında. Bir yandan Vigo, bir yandan da crescent bizi SID'e boğdu :).

Bende o sıralarda boş oturmaktan sıkılmış ama "ulan şimdi başlasam on the fly'a ama ne yapacağım ki?" diye kendi kendime tartışıp duruyordum. Sonunda iyice gaza geldim ya da sıkıldım ve başladım dev-cpp+sdl'i download'a. Bağlantı hızlıydı anında indiler ve başladım programlamaya.

En iyi bildiğim şey oyun yapmaktı ve ne yapacağımı biliyordum. Partiden 1-2 ay önce şans eseri Mazzembly diye bir roguelike ile karşılaşmıştım. Bir demo grubu Assembly demo partisi ile dalga geçmek ve protesto etmek için yapmıştı bu oyunu. Neyse efenim gördüğünüz gibi konuyu çaldım ve kodu yazdım. Ama oyun için bir isim gerekiyordu ama aklıma bir şey gelmiyordu. Tam da o sırada crescent C64'te show must go on'u çalıyordu. Ve isim bulundu. Bayılıyorum yaw şu Queen'e. Freddy Mercury (cinsel tercihi ne olursa olsun) muhteşem bir müzisyendi. Yazık oldu genç yaşta ölmesi.

Bu arada söyleşilerden bahsetmeyi unuttum. İlk önce D4D Design ve geliştirdikleri Gazogen ile bir sunum ve ardından da bir söyleşi yaptılar. Eğlenceliydi açıkçası. Adamlar zevkle iş çıkarıyorlar. Güzel sistem geliştirmişler. İşin tek kötü yanı müşteri kitleleri pop gençliği. Asla sahip olmak istemeyeceğim bir müşteri kitlesi ama iyi para kazandıran bir kitle itiraf etmeliyim :). Yani o kitleye satabileceğin çok ama çok fazla şey var.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.