Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 21
Bir gün Zebaninin biri evinde oturuyormuş. İçinden de şöyle düşünceler geçiyormuş: "Şimdi ben Megamiga'nın köle yazarlardan sorumlu baş köle yazarıysam, elimdeki şu iki yabancı dildeki oyunun yazısını yazacak bir BAŞ ENAYİ KÖLE YAZAR'a ihtiyacım var. Hımm, Omay olmaz, beni yer. Turbo bir kodu mu oturtur. Hah. İşte... Bir kondu mu oturacak tek köle yazarı buldum. Zaten geçen sayı iki sayfayla kurtarmıştı eşşoğlueşşek, dur şu oyunları ona yazdırayım da aklı başına gelsin." İşte benim Kasım '95 sayısı için Fransızca ve Polonyaca iki oyunu tanıtmamın sebebi (yalan söylüyor şerefsiz, ben böyle gaddar bir insan değilim yahu. Sadece bu adamı Polonyalı zannettim ve "oyunu yazar mısınız?" dedim o kadar -zebani) Tamam. Kişisel sorunlarımla sizin başınızı ağrıttım. Oyunumuza bir bakalım: Öncelikle oyunumuzun adı DOMAN... Polonyalı World Software firması yapmış. Basit bir beat'em up. Büyü bile yok. Oynadığımız karakter bööle, Conan gibi, Cüneyt Arkın gibi bir adam. Elinde kılıcını, kahramanca düşmanlara (Nedense bu tip oyunlarda düşmanlar ve varılacak yerler sağda olur) karşı savunup henüz anlamadığım bir amaç için (Oyunun başında İç:
açıklanıyor da Polonyalı olmadığım için anlayamadım.) canını dişine takıyor. Oyun az önce belirttiğim gibi sağa git, adam öldür tipi bir oyun, Ama yine de monotonluktan uzaklaştıran birkaç özelliğe sahip. Örneğin insanlarla arada konuşmalar falan oluyor, (Eğer Polonyalı olsaydım, her halde bu konuşmalar sayesinde oyundan hiç soğumazdım) Efektler inanılmaz derecede güzel. Dikkatle dinlediğinizde bir boka benzemediğini fark ediyorsunuz. Ama oyunu oynarken, ister istemez kendinizi kaptırıyorsunuz. Grafikler de fena değil. Mortal Kombat'ımtrak kan kayıpları var, Ama güzel olan, kanların yerde kalıp sonsuza dek orada ikamet etmesi. Anlayacağınız, ailenizle oynayabileceğiniz son derece insancıl bir oyun. Gelelim kontrollere... Joystick'i sola iterseniz, adam sola, sağa iterseniz sağa, yukarı iterseniz yukarı, aşağı iterseniz aşağı gidiyor (Mantıklı). Ateş tuşu ile baktığınız yön, adam kılıçla düz bir giriş yapıyor. Ateş ile arkanızdaki yön düşmanın boynuna doğru bir darbe oluyor. En zevklisi düşmanınızı savunmasız bir anında
İşte kafa böyle yarılır. Baltana sağlık abi!..
Yandaki yarmalardan birisini seçip vahşete başlayın.
yakalayıp kafasını uçurmak. Tabii bunun size de yapılacağını düşünmeniz gerek. Ateş tuşu ve yukarı, adamımızı zıplatarak düşmana agresif bir saldırı yaptırıyor. F1 tuşu efektleri açıyor, F2 kapıyor. F3 tuşu ekranı PAL, F4 ise NTSC yapıyor. ESC tuşu bu "güzel!" oyundan çıkmaya yarıyor. Oyun hakkında söyleyecek başka söz bulamıyorum. Yani ne kadar uğraştıysam da büyü bulamadım (büyü yerine belanı bulmuşsun sanki -Zebani). Ama ümidinizi kesmeyin. Oyunun içinde bulduğunuz adamdan eşya alırken herifteki aletlere bir bakın. Belki vardır. Bu arada, bir tavsiye... Sakın oyunun hemen başında tabancayı almayın. Bir boka yaramıyor. Herifler yanınıza gelince hemen girişiyorlar, ve siz ateş edene kadar oyunun başında sahip olduğunuz 7 canı da kaybediyor, hakkın rahmetine kavuşuyorsunuz. Eğer oyundaki düşmana bir kaç kere vurduğunuzda savunmasız bir şekilde, öyle kabak gibi ayakta duruyorsa hemen kafa koparma hareketi yapın. Enerjisi ne olursa olsun hemen ölüyor. Genelde oyun çok zor. 7 hakla başlanmasına rağmen, çabucak bitebiliyor. Eğer bu tip oyunları hiç oynamadıysanız yanına bile yaklaşmayın. Her şeye rağmen, uzun zamandır vahşi bir arcade oyunu açlığıyla yanıp tutuşanlara ilaç olabilecek düzeyde. Doman, bir oyun olarak monoton, ama bir beat-em-up olarak çok da fena değil. Özellikle yemek sonrası ailenizle güzel ve huzurlu vakit geçirmek istiyorsanız, yatmadan önce mutlaka bu oyunu oynayın. Son derece huzur verici bir dizayna sahip, pasifist bir oyun. Siz siz olun, önce oyunu bir görün, sonra alıp almamak konusunda düşünün. Ben bu oyunu çektirdiğim beş diskime yanıyorum.
Suicyeo
A Mirage 078
7080
A1200'ün A500 1 MB
Hayatımız hep birileriyle savaşarak mı geçecek? |P
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 20
Şimdi sırada en kötü kabusum olan Endoplazmik Retikulum var. Naber Endo? Neler yapıyorsun? Nerelerdesin? Bizi soracak olursan işte burada uğraşıp duruyoruz. İnsanların dertlerine, sevinçlerine, öfkelerine tercümanlık yapmaya, çözüm bulmaya çalışıyoruz. Şimdi, derginin kapağındaki "dünyanın en satmayan" yazısında herhangi bir numara yok. Yani o büyük, küçük harfleri iş olsun diye yazdım. Galiba çok boş vaktin var ki oturup bu yazıda bir anlam aramışsın. Neyse, boşuna uğraşmışsın ne diyeyim. Bu tip şeylerle uğraşacağına oturup oyun oyna, çöz bize yolla, Bu daha iyi olur dimi? Derginin maddi külfiyeti demin de dediğim gibi alınmasına, satılmasına, okunmasına ve reklam verilmesine bağlı. Bu dünyadaki tüm dergiler için geçerli yegane kuraldır. Biz şu 6 sayıdır bunu çok sıkıntılı da olsa gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bakalım nereye kadar gidecek? Assembler diye üzülmene gerek yok artık. Al sana Assembler, hem de baba bir Assembler. Bundan bana $DFF0S9A'lık yapma tamam mı? Evet kısa ve içerik olarak boş bir mektup yolladığın için seni zap'lıyor, bundan sonra daha çok ve daha uzun mektuplar bekliyorum. Şimdi git artık hücre arkadaşlarının yanına (Lan Turbo gülme
Frontier II geliyor, en çok ben seviniyorum...
işerim üstüne)...
Şimdi sırada önceleri iyi bir Amigacı olan ancak PC'nin sahte ışıltısına kapılıp bir PC alarak (P)roblem (C)omputer olduğunu gören bin pişman Raven (bizim Raven değil o hep sırıtır) isimli bir vatandaş var. Raven merhaba. Mektubunda ki duygu akan cümleleri okudukça içim parçalandı. Gözlerim yaş doldu. "Doğacak şafağa inanmayanlar, gecenin karanlığına mahkumdurlar” lafını PC almadan önce mi düşündün sonra mı? Neyse asıl önemli olan gerçekleri görmen. Sende yapmak istediklerini o bilgisayarda yapamayacağın için Amiga'nın değerini anlamış bulunuyorsun. Bir bilgisayarda oyun başka şeylerin de yapılacağını anlamış bulunuyorsun. Bilgisayarının gerçek Multitask olarak çalıştığını görmek, bilgisayarında sorunsuz müzik yapmak istediğini anlamış bulunuyorsun. Bir Directory Opus, Adpro gibi programlar kullanmak istediğini anlamış bulunuyorsun. Her şeyden önce Raven, sen bir Amiga sahibi olmak istediğini, "Gerçeklerin kanıta ihtiyacı yoktur" diyerek anlamış bulunuyorsun...Dergiyi gerçekten çok beğendiğini belirtmişsin. Sağ ol var ol. Daha çok eksiklerimiz var. Bunları karşılıklı fikir alışverişi yaparak çözeceğiz zaten, Bu duygularının aynısını dinlediğin müzik türünde de uygulamanı istiyorum. Buna göre artık vazgeç şu tekno ve rap sevdasından. Bak gelmeyeyim oraya. Gorefest dinle, Carcass dinle, Kreator dinle. En azından bir-iki kez dinleyip ondan sonra "çok boktan müzik" de. Diğerleri gibi kulaktan dolma bilgilerle “teneke gürültüsü" deme. Bu hareket 20. yüzyılda yapılan en cahilce hareketlerden biridir. Üstelik bunu okul okumuş adam/kadın da yapıyor. Bu arada yukarıdaki "vazgeç şu tekno ve rap sevdasından" sözlerimi ciddiye alma sakın. Ben insanların dinlediği müziğe karışmam. Kim ne isterse onu dinler, Beni ilgilendirmez. Bu tip yargılamalar özel hayata karışmak gibidir. Kimseye benimle aynı müzik türünü dinlemediği içinde tavır takınmam (böyle çok ruh hastası var emin ol). Neyse Raven bu güzel mektubun için sana teşekkür ediyorum ve dergiyi devamlı almanı temenni ediyorum. Mektup yazmayı unutma ve kendine iyi bak. Bu arada kendine bir A1200 temin etmeyi de unutma, Bye 4 next time.
Şimdi sırada konuşma diliyle yazı dilini birbirine çok güzel ve rezil bir şekilde dolayan (nasıl oluyorsa?) Beşiktaşlı LEVENT TAŞDEMİR var. Levent koçum mektubundan anladığım kadarıyla tamamen “sorunlu” bir adamsın. Bir memnun oluyorsun ama hemen ardından ufacık bir şeye gıcık da oluyorsun. Senin anlayacağın "nötr" bir hayat yaşıyorsun, yazık sana. Şimdi dergideki © "çızık" -bilgisayarın tarama aletinin (scanner) "sıçık" olduğundan dolayı o biçimde çıktı. Yani kasıt yok. bizde şaşkınız. İdare etmeye çalışıyoruz. Bu arada Özgür abinle iyi geçin kızınca tükürür. Orada esas olarak ALİ ÇALIK hıyarıyla uğraşman gerekiyor, Bu arada Omay'ı azla sevmiyorsun galiba. Mektupla yazdıklarını Omay'a gösterdim ve çok kızdı. Seni de Kamer Bilgisayar'a geldiğin için tanıyormuş. Bu konunun üstüne dediğini Bence Omay'la iyi geçin. Aynı şeyler Turbo içinde geçerli. O, Japonya başbakanının Orama Koma...olduğunu veya İspanya başbakanının Edward Domaldagel olduğunu biliyor ama büyük bir ihtimalle seni ilk gördüğü yerde Orama koyup, İspanya'ya Domaldagel'in yanına gönderecek. Benden söylemesi, ol. Üstelik Çizgi Romanını da beğenmemişsin. Yandın bittin sen. Bu arada benim ismim için (yani zebani için) kendince kelime oyunu oynayıp şöyle bir sonuç çıkarmışsın: "AZİBNE" misin? Yani oturup bunu düşündüğün için sende “AZPUŞT" değilmişsin Levent. Gerçek adımı hala bilinen sebepler yüzünden açıklayamıyorum. Biraz daha sabret. Yazar olmak istiyorsan biraz daha beklemen gerekiyor. Evet şimdilik "HOŞTÇAKAL!" ve kendine iyi bak (ben de böyle şeyler bulmakta zorluk çekmem hatırlatırım)...
Evet dostlar bu aylıkta bu kadar. Zaten şu anda saat sabahın beşi. Hıyar Turbo'yla hır gür konuştuktan sonra bu mektupları yazmaya karar verdim. Gözümden uykular şapır şapır akıyor. Şimdi yatağıma yatacağım ve Carcass'ın "HeartWork" muhteşem melodilere ve yatağımın yumuşacık gövdesine bırakacağım kendimi. Bu ayda diğer aylarda olduğu gibi görevimi yapmanın mutluluğu ve huzuru içindeyim. Sorununuz ne olursa olsun. Her yere danıştıktan sonra bir de buraya danışmayı ihmal etmeyin. Kimbilir belki gerçek çözüm hiç tahmin etmediğiniz yerde keşfedilmeyi bekliyordur... ADRES: ZEBANİ ZONE P.K 177 BAKIRKÖY - İSTANBUL
* Ahmet Kurtaran merhaba. Oyunları danışabileceğin birisini arıyorsun ama bizim oyun açıklayanların hepsi bu konuda acayip bilgilidir. Mesela Turbo, Mr.Oz, Omay, yeni Adventure-FRP'ci Suicyco hepsi oyun konusunda uzmandır. Eye of the Beholder'ın üçüncü katındaki merdivenin nerede olduğunu ben bilmiyorum. Benim bildiğim bizim apartmanda var bir tane o da gürültü terörü yaratan komşu teröristlere gidiyor. Bunun için bizim FRP-Adventure yazarı Suicyco'yu rahatsız et, Civilization için al sana bir cheat: Shift'e basarak 1'den 9'a kadar olan numaraları dene bakalım ne olacak? Nezleye iyi gelecek bir ilaç bilmiyorum, merhemi olsa başına sürermiş". şimdilik bay bay... * Vay Barış naber? En sonunda bizim gibi Aşure derili, katil suratlı birisini daha bulduk, sevinçliyiz hepimiz. Yalnız gönderdiğin resim tahmin ettiğimiz tipi kat kat aşıyor abi. İlk gördüğümüz anda korkmaya başladık. Ancak yine de kendine has bir şirinliğin var (karikatür olduğundan herhalde). * Sevgili ORBAY BUSOYDAN, ismini "ORHAN" olarak yazdığım için özür diliyorum. Normal olmayan ortamlarda çalışmamdan dolayı geçici bir körlüğe yakalanmam nedeniyle çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz (genel istek üzerine uzatabiliriz). Yani anlıyorsun dimi? Bundan sonra sana asla ORHAN! demeyeceğim, söz!!... * Ray-Trace'in ilk bölümünü kaçıran SELAMİ YURDAĞUL, sana derginin ilk sayısındaki ray-trace'in fotokopisi yerine dergiyi yollasam nasıl olur. Fazla bir fiyat farkı olmaz bence. Kullanmak istediğin program makinanın konfigürasyonu ile doğru orantılı olacağı için buna sen karar ver. İyi bir makina demek her