Jurassic Park 3

1993 yılında Steven Spielberg'in çektiği Jurassic Park pek çok bakımdan sinema teknolojisinin geldiği son noktayı temsil etmekteydi. Büyük çoğunluğu bilgisayar ortamında yaratılmış dinozor modellemeleri hayranlık uyandırıcıydı. Bazı yakın çekimlerde ise dev maketler kullanılmıştı ki, onların da bilgisayar ortamında yaratılanlardan bir farkı yoktu. Michael Crichton'un aynı adlı romanından uyarlanan, yine Michael Crichton tarafından senaryolaştırılan film, insanlık ve doğanın gücüne göndermeler yapan sağlam bir kurguya sahipti. 4 sene sonra çevrilen ikinci film umulanın çok altındaydı ve başarısız oldu. Ün kazanıp, bunun sonucunda devamı çekilen her filmde olduğu gibi, pek fazla yenilik içermiyordu. Jurassic Park III'ün vizyona gireceği haberini almamla beraber merak etmeye başladım. Özellikle Tea Leoni'nin oynuyor olması daha bir ilgimi çekmişti (e güzel kadın :) ve Dr. Alan Grant rolündeki Sam Neill de geri dönüyordu. Bir süre sonra fragmanları yayınlanmaya başladığında dinozorların inanılmaz derecede gerçekçi yapılmış olması dikkatimi çekti. Ve sanki film fazlaca action içeriyordu. İlk fikirler kafamda oluşmaya başladığında artık nasıl bir film izleyeceğim ve neler beklemem gerektiğim de şekillenmişti. Ve izlemeye gittim... Yanılmamışım. Film her saniyesinde hareket içeriyor. Dinozorlar her zamankinden daha vahşi ve akıllılar. Tam anlamıyla bir gerilim filmi formatı hakim. Bir koşuşturmaca içinde bir dinozordan kaçıp diğerine yakalanıyorlar... Aslında bu duruma da hak vermiyor değilim. Yani, zaten yaratıcılık adına Jurassic Park I her şeyi yapmış, gerekli mesajları vermişti, bundan sonra çekilen filmlerin gişe filmi olmasını beklemekten daha doğal bir şey olamaz. Ama insan yine de bundan 8 sene önce sinemanın geldiği son noktayı temsil ediyor dediğimiz bir filmin devamının ortalamanın üzerinde zevkler sunmasını bekliyor. 92 dakikalık (ilk film 127 dakikaydı) Jurassic Park III boyunca, dinozorların gerçekçi efektleri, ani action sahnelerinde insanların zıplamasını ve Tea Leoni'yi izledim. Bir başyapıt olmadığını bilerek gittiğim filmde “fazlasını beklemediğim” için hayal kırıklığına uğramadım. Ama yanılmış olmayı dilerdim. Altuğ Canıtez

CUR T. sinema OVERTURE

"Kültürsüzlük başınıza vurduğunda" bir okuyucu