VAMPIRE THE MASQUERADE REDEMPTION

un ayı ilk özel oyun ekli

“Ben ilk lanetlenmiş olanım; zamanın başlangıcından, sonuna ve hatta zamanın ötesinde sonsuzluğa kadar. Ben kardeşinin etini ilk tatmış olanım. İlk kanı ben akıttım, ilk defa ben kıskandım. Çılgınlığın boşluğundayım... bir ruhum yok benim. Ne insanım, ne melek, ne de şeytan. Ben.. Vampir. Bana sakın acımaya kalkma çünkü ben sana asla acımam. Bakışlarıma yakalanırsan, çılgınlığımın bulaşıcı olduğunu anlarsın... ve benden kaçamazsan eğer, ölmek için Tanrı'na dua et, çünkü çılgınlığım gibi lanetim de bulaşıcıdır... Aahhh... hissedebiliyor musun?.. Sana ölümle yaşamı aynı anda sunuyorum. Artık sen de bizden sana diyorum ki hiç de hoş gelmedin aramıza!!!”

VAMPIRE THE MASQUERADE REDEMPTION

"Vampire'ın oynanabilirliği gerçekten şimdiye kadar

Tuğhan ARSLAN tarslan@kamernet.com kasabalar, hatta ünlü kişiler, hepsi aynı. O dünyada da sabah güneş doğuyor ve akşam batıyor. Yalnız burası bizim dünyamızdan çok daha karanlık. Kötülüklerin, o her gün sokakta göremediğimiz vahşi kurt adamların, dev farelerin, kan emici vampirlerin insanların içine sızdığı tehlikelerle dolu karanlık ve kasvetli bir dünya. Kötülük insanları her an tehdit ediyor. Geceleri sokaklarda değil, pencerenin önünde bulunmak bile insan hayatı için tehlikeli. Burası World of Darkness. Burası kötülüğün hüküm sürdüğü karanlıklar dünyası. Kötü yaratıklar şehir duvarlarını zorluyor ve zaman zaman içeri sızıp masum insanlara saldırıyorlardı. Vampirler ise zaten çoktan duvarın öbür tarafına geçmişlerdi. Kendi aralarında gruplara ayrılmış, şehrin belli bölgelerindeki sığınaklarda saklanıyorlardı. Taa ki güneş batıp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar. Caine'in çocukları... Vampirler. Avrupa'da hızla çoğalıyorlardı. Prag'da şehirdeki insanların tek geçim kaynağı olan gümüş madenini bile bu iğrenç yaratıklar basmıştı. Şehirdeki halkın ise ne bunlarla baş edebilecek güçleri vardı, ne de cesaretleri. Önemli olan da buydu zaten, cesaret. O zamanlar cesareti ile şehri tüm bu pisliklerden temizleyebilecek gücü kendisinde bulan birisi vardı. Christof Romuald... Christof, 12. yüzyılın Prag'ında yaşayan bir eski çağ şövalyesiydi. Bir Swordbrethren şövalyesi. Karşısına çıkan her türlü kötülüğe karşı kanının son damlasına kadar savaşabilecek, şimdiye kadar kılıçtan geçirdiği hiçbir Vampire, hiçbir cehennem yaratığına içinde bir dünya düşünün. Tıpkı bizim dünyamız gibi, şehirler, karşı en ufak bir şey oynadığım RPG'ler arasında en iyisi diyebilirim."

hissetmemiş, kendine güvenen, onurlu ve dindar bir şövalye. Christof, Kral'ın emriyle Macaristan'daki Moravian vadisindeki Barbarlarla yapılan meydan savaşına çağrılmıştı. Bu, Christof Romuald'un kaderini değiştirecek olayların henüz başlangıcıydı. Savaş sırasında Christof barbarların kafalarını teker teker uçururken nereden geldiğini anlayamadığı hain bir ok ile vuruldu, ve gün batımı ile birlikte savaş meydanına yığıldı. Gözlerini açtığında kendisini bir Rahibe Manastırında yaralı vaziyette yatarken bulmuştu. İlk gördüğü şey hemen yanı başında, onun hayatını kurtaran ve yarasının iyileşmesini sağlayan, gözleri kadar yüreği de güzel bir rahibeydi. Rahibe Anezka. Christof o anda hayatını kurtaran Anezka'ya aşık olmuştu. Fakat bu aşk ikisi içinde yasak aşktı. Bir tarafta hayatı boyunca kötülüklerle mücadele etmiş bir şövalye, diğer tarafta manastırda kötülüklerden uzak temiz bir hayat süren bir Rahibe. Christof, yaralı olduğu için o geceyi rahibe manastırında geçirecekti. Yağmurlu ve her zamanki gibi karanlık bir geceydi. Gece geç saatte Anezka'nın çığlık sesiyle uyanan Christof, yarasının hala tam olarak geçmemiş olmasına rağmen yataktan kalktı ve yanında duran kılıcını aldığı gibi sesin geldiği yan odaya doğru ilerledi. Madenden çıkıp şehre sızan iki iğrenç yaratık manastırın içine kadar girmiş, rahibelere saldırıyorlardı. Şövalye, son gücüyle daha önce pek çok kez yaptığı gibi bu pislik yaratıkları da cehennemin dibine yolladı. Ancak, yarasına rağmen yaptığı tüm bu hareketlerin sonucunda bitkin düşmüştü. Christof sabah bir karar aldı. Hayatını kurtaran bu insanlara teşekkür olarak şehrin geçim kaynağı olan Gümüş Madenini bu cehennem zebanilerinden temizleyecekti. Daha önce pek çok cesur asker bu karanlık madene girmeyi denemiş, fakat bir daha çıkamamışlardı. Ama Christof kararlıydı, ve karar verdiği bir şey'den asla dönmemişti. Gidecek ve madendeki tüm yaratıkları cehenneme yollayacaktı. Bunu yapmalıydı. Yaptı da... Madenden dönüşte şehirdeki herkes sevinç içinde madeni kötülüklerden temizleyen Christof'u kutluyordu. Manastıra döndüğünde Christof Anezka'ya madenden çıkarken bulduğu kolyeyi hediye etti. Christof ile Anezka arasındaki yakınlaşmayı fark eden Peder, Christof'u manastıra kötülük getireceğini ve Anezka ile bir daha konuşmaması gerektiğini söyleyerek uyardı ve gece sokakları koruması için dışarı yolladı. Christof, karanlık sokakta biraz dolaşarak | birkaç ufak | paraziti temizlemişti, fakat manastırın önünden çok Hemen hızla koşan Christof, (içeride Anezka ve Pedere saldıran vampirler olduğunu gördü. Tüm kılıçtan geçirmesi çok uzun fakat yine de yara almıştı. Peder haklıydı, Christof, kendi mücadele ettiği kötülükleri manastıra bulaştırmıştı. Artık bir daha buraya gelmemeliydi. Anezka ile son kez konuştu. İkisi de birbirlerini seviyorlardı, fakat bu aşkın olamayacağını ikisi de biliyorlardı. Aşklarını kalplerine gömmekten başka

VAMPIRE (03)

çareleri yoktu. Christof Anezka ile vedalaştı ve manastırdan ayrıldı... Bu arada, Christof'un kılıç kullanmadaki yeteneği ve gümüş madenini yaratıklardan temizlemesi kulaktan kulağa dolaşıyordu. Bu korkusuz şövalyenin yaptıkları şehirdeki bazı Vampir kabilelerinin kulaklarına gitmişti. Bu kabilelerin çoğu birbirleri ile sürekli savaş halindelerdi. Fakat bu savaşlar her zaman geceleri ve kimsenin görmediği yerlerde yapılırdı. Vampirlerin kimliklerini insanlara belli | etmemeleri gerekiyordu. Giydikleri insan maskesinin ardındaki kan emici yaratığı mümkün olduğunca insanlardan gizlemelilerdi. Bu yüzden güneş doğduğunda sığınaklarına saklanıyor, ve geceleri de sokakta kimseye dişlerini göstermiyorlardı. Vampir kabileleri sürekli kendi kabilelerine katacak, kabilesi için her türlü göreve çıkacak yetenekli insanlar arıyorlardı. Yetenekli, fakat ölümlü insanlar. Christof Romuald gibi. Christof'un yeteneğini fark eden kabilelerden birisi vardı... Brujah kabilesi. Brujah'ın lideri Ecaterina adında, ağzı peçeli gizemli bir kadındı. Ecaterina, Christof gibi bir vampir avcısının kendileri için yararlı olabileceğini düşünüyordu. Yalnız eğer acele etmezlerse diğer kabilelerinde Christof'un peşine düşeceğini biliyordu. Bu yüzden, ellerini çabuk tutmalılardı. Veya dişlerini... Christof, manastırdaki saldırganları temizlerken yaralanmıştı. Karanlık ara sokakta ağır adımlarla yürüyordu. Birden bir şey hissetti ve kendini kilitlenmiş, hareket edemez vaziyette buldu. Bu Ecaterina'ydı. Christof'u ara sokakta sıkıştırmış ve onu hareketsiz bırakmıştı. Christof'un tek yapabildiği Ecaterina'nın kendisine yapacaklarını seyretmekti. Önce öleceğini düşündü, fakat hayır, Ecaterina Christof'u öldürmeye değil, onu bundan sonraki yeni hayatı için hazırlamaya gelmişti. Ecaterina peçesini çıkartıp

(04)VAMPIRE ardında gizlediği o iğrenç yüzünü gösterdi ve dişlerini Christof'un boynuna geçirdi. Tüm sokakta çığlık sesi yankılandı. Christof, bir süre sonra sanki uzun süre çölde kalmış gibi büyük bir susuzluk hissiyle uyandı. Ama bu susama suya değil, KANAYDI... Evet, Christof artık bir vampir olmuştu. Artık, eskiden gözünü bile kırpmadan kılıçtan geçirdiği, bu dünyada yeri olmadığına | inandığı lanet yaratıklardan birisi haline gelmişti. Christof tüm inancını yitirmişti, ruhunun kaybolduğuna, lanetlendiğine inanıyordu. Masumların kanını emerek beslenmek, güneş ışığından uzak durmak, bunlar Christof gibi bir şövalye için tahammül edilemez bir şeydi. Ancak bununla yaşamayı öğrenmeliydi, çünkü o artık ölümsüzdü... O artık bir anan vampirdi...

Evet arkadaşlar, Vampire: The Masquerade - Redemption'ın konusu KISACA böyle. Yaklaşık 1000 kelime içinde sizlere böyle derin bir konuyu anlatabildiğim için kendimle ne kadar gurur duyduğumu söylesem inanmazsınız. Hayır boşuna ısrar etmeyin söylemeyeceğim, çünkü inanmazsınız. Oyun ilerledikçe Christof artık lanetlendiğine ve aşkına zarar vereceğine inandığı için Anezka'yı unutmaya çalışsa da, Anezka onu unutamıyor ve “Ben seni bu halinle de seviyorum Vampirim benim” dercesine rahibe olmasına rağmen dinden imandan çıkarak Christof'u bulmak için yollara düşüyor. Eee tabii burası World of Darkness, sokaklar çok güvenli değil. Anezka, aşkını ararken Vampir köle satıcıların eline düşüyor. Bunu öğrenen Christof'da, Anezka'yı kendi soktuğu bu delikten kurtarmak adına Brujah kabilesinden ayrılıyor ve Anezka'yı bulmak için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Fakat bu o kadar kolay olmayacak. Çünkü dedim ya, burası World of Darkness. Christof'un 1241 yılında başladığı Anezka'yı bulma çabaları 800 yıl boyunca sürecek. Daha doğrusu Christof derin bir uykuya yatacak ve uyandığında tüm yazı boyunca bir kısır döngü oluşturabilirim fakat görüyorsunuz yapmıyorum. Çünkü size Vampire: hakkında anlatacağım çok şey var.

Belki kimileriniz biliyordur, World of Darkness, White Wolf firmasının ünlü Masa üstü FRP oyunları için kendi yarattığı bir dünya. Vampire: The | Masquerade'de aslında bir Masa Üstü FRP oyununun PC'ye taşınmış hali. Oyun, tamamiyle World of Darkness'da geçiyor. Ve tahmin edebileceğiniz gibi Masa üstü versiyonundaki tüm bilgiler, tüm kurallar, mekanlar, büyüler, karakterler, karakter oluşturma sistemi,

"oyunu ilk açtığınızda kontrollerin ne kendini 1999 yılında bulacak. Kafanız karıştı biliyorum, en iyisi senaryoyu kendiniz oynayarak görmeniz. Aslında oyunu oynadıkça senaryo sürekli gelişiyor, bu yüzden anlattıkça anlatırım, fakat oyun zevkinizi bozmamak için daha fazlasını anlatmıyorum. Bakın anlatıyor muyum? Hayır. Bilirsiniz son zamanlardaki oyunların 9690'ı konu özürlü silikon oyunlar. Uzun zamandır bende dahil çoğu kişinin sabırsızlıkla beklediği Vampire da ise böyle muhteşem bir senaryo olduğunu görmek beni gerçekten çok sevindirdi. Senaryo kısaca şöyle... diyerek yazının buraya kadar yazdığım kısmını aşağıya Copy-Paste tekniği ile tekrar yazarak kısaca her şey aynen oyuna aktarılmış. Eminim Vampire'ın masa üstü versiyonunu oynayanlar bu “oyunu çok daha zevkle oynayacaktır. Ancak inanın bana, RPG'nin J'sini bilmeyen (olamaz hata yaptım, hemen mall atın heh heh) birisi olsanız bile oyunu hemen kavrayacaksınız. Çünkü Vampire'ın oynanabilirliği gerçekten şimdiye kadar oynadığım RPG'ler arasında en iyisi diyebilirim."

Oyunda trafik kazası sonucu bir vampire dönüşen... yok öyle değildi bu hikaye. Nasıldı? Her neyse, yukarıda yazmıştım orayı okuyun. Beni tekrar hikaye yazmaya zorlamayın lütfen heh heh. Evet, oyunda Christof Romuald adında karizmadan öte bir şövalyeyi yönetiyoruz. Christof'un ölümsüzlüğe adım atmasıyla 800 yıl sürecek olan macerası 12. yüzyılın Prag'ında başlıyor ve senaryo boyunca Viyana'ya, ardından da modern çağda 1999 yılının Londra'sı ile New York'una kadar uzanıyor. Bu uzun macera boyunca Christof'u biz yöneteceğiz ve onu yönetmek hem çok zevkli, hem de çok kolay. Zaten oyunu ilk açtığınızda kontrollerin ne kadar VAMPIRE (05)

kolay olduğunu göreceksiniz. Tüm komutlar Mouse'u kullanarak rahatlıkla verilebiliyor. Misal ben, Vampire oynadığım sırada kolum kırık olmasına rağmen rahatlıkla oynayabildim. Tamam abartmayalım kırık değil bir burkulma. Fakat kırığı aratmayacak şekilde ağrıyor hehe. (iyi çevirdim) Neyse, yani demek istediğim, kutsal ESC tuşu dışında klavyeye elinizi bile değmeden rahatlıkla oynayabilirsiniz. Gerçi yine her oyunda olduğu gibi kısa yol tuşları var ama bunları zaten tek Mouse tıklaması ile yapmak mümkün. Mouse ile yapamadığımız tek hareket SHIFT tuşuna basılı tutarak rakibe tüm gücümüzle saldırma hareketi. Yani alternatif vuruş şekli de diyebiliriz.

"Vampirlerin Manası KAN. Vampirler büy

Yalnız buna genellikle bitirici vuruşları yaparken ihtiyacımız oluyor. Gerçi ben kırık kolla bu tuşu pek kullanamadım ama çevremdekilerin “Abi bitirici vuruş yapmam lazım be, bak enerjim de bitiyor, şu Shift tuşuna basar mısın bir zahmet” sözlerim üzerine bana yardım etmeleri ile bitirici vuruştan da eksik kalmadım. Şimdi dilerseniz oyun ekranı ve kontroller hakkında size biraz brifing vereyim. Hemen ardından bir yemek tarifi ile programımız devam edecek.(bunu dememeliydim) Vampire'da karakterimizi 3. kişi perspektifinden görüyoruz. Kamerayı Mouse'u ekranın kenarlarına sürükleyerek istediğimiz yöne çevirebiliyoruz. Ancak kamera sadece kontrol ettiğimiz karaktere odaklı olduğu için öyle her yöne çevirmek mümkün değil. Aslında ALT tuşuna basılı tutularak karakterin bakılabildiği söyleniyor fakat dediğim gibi kolum kırık olduğu için (Hayır Burkuk) pek deneyemedim. Neyse, kamera kontrolü bu şekilde. Peki karakter kontrolü ne şekilde diye soracak olursanız (üçgen esprisi yapmayacağım korkmayın) onun da yanıtını hazırlamıştım... şuraya bir yere koymuştum ama... hah buldum. Karakter kontrolleri de belki inanmayacaksınız ama Mouse ile yapılıyor. Ekranda herhangi bir yere sol tuş ile tıkladığınızda yönettiğiniz karakter oraya emin adımlarla yürüyor. Eğer tıkladığınız yer uzak bir yer ise karakteriniz oraya hızlı adımlarla uçarcasına koşuyor. Eğer tıkladığınız yer bir direğin tepesi veya düz bir duvar ise karakteriniz bu kıl davranışınıza hiçbir şey yapmayarak tepkisini ortaya koyuyor. Tabii ki oyunu sadece kamerayı çevirip oradan oraya koşturarak oynamıyoruz. Yerlerden objeler toplamalı, hazine sandıkları açmalı, kapıları ittirmeli, ve hatta gerekirse savaşmalıyız. Tüm bunları yine o biricik Mouse'umuzun sol kulağı ile yapıyoruz. Mouse oku o kadar akıllı ki, tanıdığım çoğu kişiden daha mantıklı olduğunu söyleyebilirim. Mesela yerden bir obje alacaksınız, Mouse'u bu objenin üzerine getirdiğinizde ok bir el şeklini alacak. Bu el şekli, “objeyi tokatlamak” manasına gelebileceği gibi asıl anlamı “obje alınabilir” demektir. Ya da diyelim bir kapı açacaksınız, veya bir düğmeye basacaksınız, Mouse'u üzerine getirdiğinizde bu kapı veya düğme yanıp sönmeye başlayacak. Bu konuda “itfaiyeyi çağırın“ gibi iğrenç bir espri yapılabildiği gibi, o yanıp sönen şeyle interactive ilişkiye girebileceğiniz de söylenebilir. Veya diyelim bir düşmanın üzerine Mouse'u götürdünüz, kafasına kafasına vurmak istiyorsunuz. Bu gibi durumlarda imleç hemen bir kılıç şeklini alıyor ve biz de sol kulağa basarak elimizdeki silah ile düşmanın kafasına kafasına vuruyoruz. Bir de şehirlerde belli yerlerde bulunan ve programcılar tarafından ölmemesi için yerleştirilmiş bakkal, kasap, eczacı, silah satıcısı gibi zararsız insanlar var. İşte akıllı Mouse ikonu burada da kendini gösteriyor ve bu insanların

Üzerine geldiğimizde ona vurmamamız, onu sevmemiz, kucaklamamız gerektiğini anlayarak kılıç ikonu yerine el bombası... ay pardon konuşan iki kafa ikonuna dönüşüyor. Eee tabii sevginin resmi yapılamadığı gibi ikonu da yapılamıyor, onlar da işte konuşan kafa ikonu yapmışlar... yoksa o mutluluk muydu? Her neyse. Gördüğünüz gibi işlemlerin büyük bir kısmı sol Mouse tuşu kullanılarak yapılıyor. Peki şimdi diyeceksiniz Sağ Mouse Tuşu ne işe yarıyor? Programcılar bu tuşu dışlamışlar mı yoksa? Hayır. Mouse'un sağ tuşu oyundaki 60'dan fazla büyüyü kullanmaya yarıyor. Bunların arasında Vampirlere özel yetenekler de dahil. Kan emmek gibi mesela. Büyüleri ve nasıl kullanıldıklarını daha sonra en ince detayına kadar anlatacağım merak etmeyin. Şimdi biraz da oyun ekranını tanıyalım. Ne demişler; Ekranını tanımayan oyununu... neyse.(okuyucunun bir iğrenç espriyi daha kaldıramayacağını düşündüm de) Alttaki menü, eğer görüş açısını biraz genişletmek için basarak kapamazsak oyun boyunca haşır neşir olacağımız biricik menümüz. Menünün ortasındaki boşlukta grubumuzdaki karakterlerin 3 boyutlu yüz resimleri var. Dikkat ettiyseniz grubumuzda dedim çünkü oyunda ilerledikçe birden fazla karakteri kontrol edeceğiz. Her ne kadar oyunun baş karakteri Christof olsa ve hikaye onun etrafında dönse de, oyun ilerledikçe yanımıza katılan her karakterin de kendince bir hikayesi ve bir kişiliği var. Yani öyle gelip de “Hey yabancı, sana katılabilir miyim?*“ şeklinde oluşan gruplardan değil bu. Oynadıkça bunu çok iyi göreceksiniz. Neyse, bu 3D resimlerin altında 3 bar var. Bunlardan en üstteki mavi bar karakterin enerjisini gösteriyor. Bu bar karakter insanda olsa Vampirde olsa aynı bar. Onun altındaki ikinci bar ise insan karakter ile Vampir karakter arasında farklılık gösteriyor. Eğer karakter insansa bu barın rengi mor oluyor ve Mana oranını gösteriyor. (neden mana hep mor renk olur?) Mananın ne olduğunu herkes biliyor değil mi? Mana, büyü yapmak için gereken enerji anlamına geliyor. Mananız büyü kullanmadığınız sürece yavaş yavaş artıyor. Tabii bu Vampirler için geçerli değil. Vampirlerin Manası KAN. Vampirler büyü yapmak için kana ihtiyaç duyuyorlar. Aslına bakarsanız, vampirler her şey için kana ihtiyaç duyuyorlar. Vampir karakterlerde bu Mana barın rengi kırmızı oluyor. Her yaptığınız büyü, daha doğrusu Discipline kan havuzunuzdan belli bir miktar kan götürüyor. Kanı arttırmanın birçok değişik yolu var. Bunlardan en zevklisi ve en ucuzu sokakta dolaşan sevimli kan depolarının boyunlarını emmek. Merak etmeyin, bir insanın gereken bir kural. Neyse ne diyorduk? Ha karakter resminin altındaki barları anlatıyordum. Mana ve Kan barının altındaki üçüncü bar ise yine insanda ve vampirde değişiyor. Aslında bu barlar insanlarda ve vampirlerde değişse de, sonuçta yaptığı şeyler aynı: 3. bar Vampirlerde turuncu renk ve Frenzy yani çıldırma oranını gösteriyor. Bu frenzy oranı çok zor durumda kaldığınızda, hararetli savaşlarda ve özellikle de kanınız az iken üst üste darbeler aldığınızda ortaya çıkıyor. Frenzy oranını mümkün olduğunca kontrol altında tutmaya çalışın. Eğer frenzy barı tamamen dolarsa ekranda bir flaş çakacak ve o karakter kana

"Yapımcı firma Nihilistic, Vampire için NOD kanını emip bıraktığınızda bunu fark etmeyecektir. Fakat etraftaki askerler büyük sorun. Eğer sizi sokakta birini emerken görürlerse “em ya kardeşim em rahatına bak oh oh” demeyeceklerdir. Bu yüzden kurbanlarınızı mümkün olduğunca sakin ve kuytu bölgelerde emmelisiniz. Aslına bakarsanız ben oyun boyunca insanların kanını çok gerekmedikçe emmedim. Onun yerine kan tüplerinden içmeyi tercih ederim. Fakat unutmayın, Christof artık bir vampir, yaşamak için emmeli, emmek için gerekirse öldürmeli. Öl ya da

| öldür. Bu, oyunda sürekli uymanız

Perhapı But kı

8susamış bir canavara dönüşecektir. Bu durumda o karakter için yapabileceğiniz tek şey gruptaki diğer Vampir arkadaşlarına saldırmamasını sağlamak için onlardan uzak tutmak. Çünkü frenzy olan bir Vampir kontrolden çıkıyor ve yanında dost veya düşman kim varsa kanını emmek için saldırıyor. Ayrıca saldırdığı kişinin kanın son damlasına kadar emmeden de bırakmıyor. Bu yüzden, frenzy barını savaşlar sırasında sürekli kontrol edin. Eğer baktınız hızla artıyor, kendinizi hemen Heal yaparak Frenzy'i biraz dindirebilirsiniz. İnsanlarda ise bu Frenzy barının olduğu yerdeki bar beyaz renk ve Faith yani inancı simgeliyor. Buda Frenzy nin tam tersine azalmaması lazım. oranını sürekli yüksek tutun. İnancınızı yitirdiğinizde karakterinizi de yitirirsiniz ona göre, Dikkat ettiyseniz karakterlerin 3D resimlerinin altındaki barların hemen yanında ufak yeşil bir nokta var. Bu yeşil noktalar o karakteri gruptaki diğer karakterlerin takip etmesini sağlıyor, Yani diyelim tüm karakterlerin yeşil ışığı yanıksa, hepsi birbirini takip edecektir. Sadece birinin yesil ışığı yanıyorsa, sadece © karakteri takip edeceklerdir. Eğer tüm karakterlerin ışıkları sönükse herkes özgürce istediği gidebilir. Böylece kimse kimsenin peşinden gitmez ve her karakteri aynı ayn kontrol

BANA BİR HİKAYE ANLAT

edebilirsiniz. Evet, oyun ekranını tanımaya devam ediyoruz. Menünün en isolundaki düğmeler kesin dikkatinizi çekmiştir. Çekmediyse Şimdi çeksin lütfen, Sol üstte yan yana 3 düğme var. Defance, Neutral ve Attack. Bunlar grubun duruş şeklini belirlememize yardimci oluyor. Defance modundayken gruptakiler bir girmiyorlar. Neutral ise normal duruş şekli. Genellikle Neutral de durmanızı tavsiye ederim çünku

Masa üstü FRP oynayanlar bilir, oyunda hikaye anlatan ve oyunu kontrol eden bir DM yani Dungeon Master vardır. Vampire, bu DM mantığını Multiplayer moduna mükemmel bir şekilde taşıyor. Oyun, Lan veya İnternet üzerinden 4 kişiye kadar Mulüplayer desteği veriyor. İstenirse bu 4 kişiden birisi ST yani Story Teller olarak hikayeyi yönlendirebilir. ST, haritaları istediği gibi değiştirme, diğer oyunculara Experience verme, istediği yere istediği objeyi ve yaratığı yerleştirme ve oyun içi NPC'leri kontrol etmek gibi özelliklere sahip. Yani herhangi bir sınırlama koymamak için oldukça uğraşmışlar. Vampire, Story Teller modu ile Multiplayer alanında bir devrim yapabilir. Bunu zaman gösterecek. Multiplayer olarak arkadaşlarınız ile oldukça güzel vakit geçirebilirsiniz. Tabii bunun için oyunun orijinal versiyona ihtiyacınız var. Benimde ihtiyacım | var. Zeboş istiyorum orijinalini oyunun :)

en iyisi bu. Tabii duruma (göre değiştirmeniz gerekebilir. modunda da gruptakiler düşman gördükleri anda ne (pahasına olursa olsun deliler gibi saldırıyorlar ve düşmanı öldürene dek haritanın diğer 'ucuna kadar kavalıyorlar. Ne (yazıkki bu davranışlarının sonucunda genellikle büyük hasar alıyorlar. Bu uç dugmenin altındaki büyük düğmede dağılan grubu tekrar bir araya toplanmaya çağırıyor. Yine menünün solunda 5 küçük düğme var. En alttaki buttan harifa ekranını açıyor. Haritada nerede plduğunuz tam olarak gösterilmiyor. Sadece hangi bölgede olduğunuzu görebiliyorsunuz. Bu yüzden yönünüzü tahmin ederek bulacaksınız. Sağ üstteki kılıç kalkan resmi olan İnventory buttonu ilede elinizdeki eşyalara silahlara ve zırhlara ulaşıyorsunuz, Buradaki göğüs bölgesine aldığınız zırhları sürükleyip bırakarak giyebilirsiniz. Baş bölgesine de kask ve demir maske gibi Zırhları giyebilirsiniz. Başın yanındaki bölmeye ise boyuna takılan koruyucu boyunluk, kolye vb gibi şeyleri giyiyoruz. Yanlardaki bölmelere ise elimizde tutmak için kiliç, kalkan, silah, meşale gibi şeyleri sürüklüyoruz. Kol bölgelerine de bilezik, eldiven gibi şeyler giyiyoruz. Onun altındaki ufak boşlukta yüzükleri giymemiz için ayrılmış, Bu arada ufak bir not diyeceğim ama aslında çok önemli bir not; oyunda İnventory de veya herhangi bir yerde bir öbjenin üzerine Mouse ile gelip beklerseniz, o objeyle ilgili bilgileri görebilirsiniz. Neyse ben şu düğmeleri açıklamaya devam edeyim heh heh. İnventory'nin altındaki göz resimli düğme ile © zamana kadar öğrenmiş olduğunuz Discipline yani büyüleri görebiliyorsunuz. Yukarıda her büyünün bir kategorisi var ve her kendine has büyüleri var. Nasıl büyü 09 yapacağınızı birazdan anlatacağım merak etmeyin. Discipline düğmesinin solundaki Ouest düğmeside oyunda aldığımın görevleri gösteriyor. Görevler hakkında daha detaylı bilgi öğrenmek için o görevin isminin üzerine Mouse'u getirmemiz yeterli. Son olarak sol üstteki demir kask resimli Character buttonu ilede karakterimizin özelliklerini gördüğümüz ekranı çıkartıyoruz. Bu ekran, bir Ouest bitirdiğinizde veya şehirlerdeki sığınaklarınızda yatak yada tabuta tıklayarak Rest dediğinizde de çıkıyor. Yukarıda, karakterin hangi kabileye ait olduğunu, kaçıncı jenerasyon Vampir olduğu ve ne kadar Experience kazandığı yazıyor. Klasik RPG'ler de olduğu gibi her görev bitirişinizde, veya her düşman öldürüşünüzde vs Experience puanınız artıyor. Kazandığınız bu Experience puanlarını

35 Intelligence gerekiyor. En alttaki üç özellik ise Charisma, Manipulation ve Appearance. Bu özelliklerde genellikle insanları (veya canlıları diyelim) etkilemeye dayalı büyüler için gerekiyor. Mesela düşmanın kontrolünü ele geçirme büyüleri gibi. Ayrıca Manipulation özelliğiniz arttıkça şehirlerde yaptığınız silah ve zırh alımlarında daha az para ödersiniz. Ne güzel değilmi? Evet bencede. Ayrıca yine bu ekranda sağdan yeni büyüler öğrenebilir, veya zaten bildiğiniz büyüleri geliştirebilirsiniz. İlk başlarda sınırlı sayıda büyü kategorimiz var fakat oyunda ilerledikçe yeni kategoriler eklenecektir. Bu arada dikkat ettiyseniz burada birde Humanity diye bir bar var. Humanity, oyunda yaptığınız kötü eylemlere göre azalıyor, iyi şeyler yaptığınızda ise artıyor. İyi şeylerden kastım mesela oyun arasında karakterlerle frenzy olan bir Vampir kontrolden çıkıyor ve yanında do veya düşman kim varsa kanını emmek için saldırıyor.

konuşurken verdiğiniz iyi cevaplar. Görevlerdeki başarınız vs. Eğer önünüze geleni doğrar ve masumların kanını emerek öldürürseniz Humanity niz düşer. Ve Humanity bittiğinde karakteriniz tüm insanlığını kaybederek tamamen kontrolden çıkar ve içindeki canavar onu ele geçirir. Böylece oyunda biter. Oyunda bazı çok güçlü silahları veya zırhları kullanmak için en fazla 40 Humanity gerektiği falan gibi şeyler görürseniz sakın kanmayın. Güçlü olmak için kötü olmaya değmez. Gerekirse çıplak elle boks yaparak savaşın ama Humanity'i 70'in altına düşürmeyin. Oyunda üç farklı son var ve Humanity'nizin oranı, bitişini da görev sonlarında veya istediğiniz zaman sığınağınıza gidip Rest diyerek belli özelliklerinize dağıtabilir ve bu özellikleri arttırabilirsiniz. Karakter özellikleri üç gruba ayrılıyor. İlk üç özellik Strenght, Dexterity ve Stamina. Bunlar silah kullanmadaki yeteneklerimiz. Bazı büyük silahlar belli miktarda bu özelliklerden istiyor. Mesela minimum 45 Strenght isteyen bir kılıcı 44 Strenght ile kullanamazsınız. Aynı şeyler bu üç özelliğin altında ortadaki Perception, Intelligence ve Wits özellikleri içinde geçerli. Tek farkı bu sefer büyüler için olması. Örneğin Fireball büyüsünü yapabilmek için en az (10) vampire etkiliyor. Oyunun sonunda iyi olmanın mükafatını alacaksınız emin olun. (ipucu hehee) Evet. Şimdide menünün biraz sağına kayalım, en sağına. Burada üstte 5: küçük kutucuk var. Burası Items bölümü. Yani İnventory'e girmeden direk hemen kullanmak istediğiniz tek karelik iksirleri en fazla 5 tane olmak üzere buraya sürükleyip bırakıyorsunuz ve oyun içinde bu iksire sağ tuş ile basarak içiyorsunuz. Ouick İtems'in altında ise 6 tane şekil var. Burası da Guick Disciplines bölümü. Mantık olarak Guick Items ile aynı, tek farkı büyüler için olması. Disciplines menüsünden en çok kullandığınız büyüleri buradaki 6 kutudan birinin içine sürükleyin o kadar.

Şimdi gelelim büyülerin nasıl kullanıldığına. Biliyorum, yazının başından beri bu anı bekliyordunuz. Hatta kimileriniz beklemekten uykuya daldı. Uyuyanları hemen bir Awaken büyüsü ile uyandırıp beni dinlemeye çağırıyorum. Vampire'da büyü yapmak, şeyden daha kolay... eee ne diyecektim. Neyse. Yani anlayacağınız çok kolay. (özelliklede Diablo oynayanlar için) Tek yapmanız gereken yapacağınız büyünün ikonuna Mouse'un sol “ kulağı ile tıklayarak büyüyü seçmek ve oyun ekranında Mouse'un sağ kulağına basarak kullanmak. İşte bu kadar basit. Boşuna beklediniz heh heh heh. Yalnız büyülerin kullanımı büyüye göre değişiyor. Örneğin Heal veya Celerity gibi büyüleri (Self büyüler) | Kullanırken » Sağ tuşa nerede basarsanız basın fark etmez. Ancak Fireball gibi bir büyüyü kullanırken mutlaka bir düşmanın Üzerine sağ tuşla basmanız gerekiyor. Ayrıca Awaken büyüsü, diğerlerinden farklı olarak ölen vampirin alt menüdeki resmi üzerinde kullanılıyor. Aynı şekilde bir objeyi tanımlamaya yarayan Spirits Touch Discipline'ini kullanmak içinde etmek istediğiniz objenin üzerinde kullanmalısınız. Büyü kullanmanın bir diğer yolu var, oda Scroll lar. Bunlar hazır büyüler. Yani ezbere bilmediğiniz bir büyüyü bir defa olmak üzere bu Scroll lardan okuyarak yapabiliyorsunuz. Oyunun ilk başında çok fazla büyü bilmediğiniz için bu kağıt parçalarına epey bir ihtiyacınız olacak. | (11)

Evet arkadaşlar. Umarım bütün bu anlattıklarımdan sonra Vampire'ın oynanışıyla ilgili aklınızda en ufak bir soru işareti kalmamıştır. Eğer kaldıysa, O soru işaretini çıkartıp bana E-Mail ile yolluyorsunuz, bende size elimden geldiğince yardım ediyorum. Şimdide isterseniz oyun hakkında biraz yorum yapalım.

Öncelikle arkadaşlar size şunu söylemeliyim ki; Vampire: The Masguerade - Redemption benden tam puan aldı. Oyun tek kelimeyle MÜKEMMEL. Bir kere Grafikler şimdiye kadar gördüklerimin en iyisi. Yapımcı firma Nihilistic, Vampire için NOD Engine isimli yeni bir oyun motoru yaratmış. Zaten grafikleri ilk gördüğünüz anda ağzınız açık kalacak. Akabinde salya akmaları gözlenebilir dikkatli olmanızda fayda var. Detaylar olağanüstü. Karakterlerin yere ve duvara düşen gölgeleri ışığın kaynağına göre gerçek zamanlı olarak değişiyor. Vampire'ın yapımcısı ve Nihilistic'in başkanı Ray Gresko; “Ouake 3, yada Unreal gibi popüler oyun motorları böyle bir RPG oyunu için uygun değildi ve yetersiz kalıyordu. Bizde sıfırdan kendi motorumuzu yarattık ve Bende aferin Ray ve aferin tüm Nihilistic çalışanları diyorum. Mükemmel bir iş başarmışlar. Grafikler için daha ne demeliyim bilemiyorum. 10 üzerinden 20 vereyim bari ne diyeyim. Ses efektleri de oldukça iyi. Özelliklede seslendirmeler çok başarılı yapılmış. Konuşmalar | sırasında karakterlerin ağız hareketleri tam uyuyor. Ama beni asıl bitiren oyunun müzikleri oldu. Müzikler olağanüstü ve ortama göre değişiyor. Eski çağdayken o zamana uygun müzikler çalarken, modern çağa gelindiğinde daha çok Techno tarzı gaza getirici müzikler çalıyor. Karakterler yerlerine çok iyi oturmuş ve | senaryoya mükemmel uyuyorlar. Bilirsiniz, oyunlarda başrol karakterinde iş yoksa, oyun ne kadar iyi olursa olsun

| Şimdiden söylüyorum, Vampire, bu sene çıkan a Ve çıkacak olan oyunların en iyilerinden birisi sizi kendine çekmez. İşte burada vampir avcısı Christof devreye giriyor. Christof bence son yıllarda yapılmış oyun karakterleri arasında en karizmatik ve en oyuncuyu kendine çeken karakterlerden birisi. Öylesine yaratılmış 3 boyutlu bir şovalyeden çok, kendi kişiliği olan birisi gibi. Sadece Christof'un o elinde kılıcı ile pelerininin dalgalanışını görmek için bile alınabilecek bir oyun. Hay Allah yine kendimi kaptırdım. Ayrıca Vampire'ın en büyük artılarından biriside iki çağda geçmesi. şimdi diyeceksiniz bunun ne artısı var. Öyle demeyin işte heh heh. İki ayrı çağ, neredeyse iki ayrı oyun gibi. Tamam çok abarttım ama inanın atmosfer tamamen değişiyor. Peki sadece atmosfermi? Hayır. Modern çağa gelindiğinde © eski çağda gördüğünüz Christof ve diğer vampirler dahil her şey (büyüler hariç) değişiyor. O pelerinli ve elinde kılıçlı, şovalye Christof tipi gidiyor, yerine kot pantolonlu ve at kuyruklu (yapma be Nihilistic) modern Christof geliyor. Eee 800 yıl insanı biraz değiştiriyor tabii. Aslında Christof yine aynı Christof, sadece biraz modaya uyuyor o kadar. Bu arada artık

© eski kılıç balta gibi silahlar yok. Onun yerine Alev Makinası, Molotof Kokteyli, Klasik Tabanca gibi silahlar var. Zavallı Christof, vampirliğe henüz yeni alışmıştı. Şimdi birde ilk defa gördüğü bu yeni aletlere alışması lazım. Eminim bunun üstesinden de gelecektir. Tabii sizin yardımlarınızla. Vampire, benim Fallout'dan bu yana oynadığım en iyi RPG'lerden birisi. Hatta en iyisi diyebilirim. Diablo 2 ile — | aynı zamanda çıkması iki oyun Vampirle röportaj arasında iyi bir rekabet oluşturdu. Bana sorarsanız Vampire Diablo 2'den çok daha iyi bir oyun. Fakat Diablo'nun isminden dolayı çoğu kişi Diablo 2'yi alacaktır. Yinede Activision, Vampire'ın satış rakamlarından oldukça memnun. Vampire, oldukça Lineer bir RPG olmasına karşın oyunun derin senaryosu oynayana bir film seyrediyormuş hissi veriyor. Single Player modu oldukça uzun ve oyalayıcı. Hatta oyun son vampiri ve baş düşmanınız Vampir lordu Vukodlak'ın Hit Pointinin (Enerjisinin) 2000 olduğunu söylemem belki Zeb: Şaka şaka... ha ha ha! Kızmadın Vampir: 900 yıldır kan revan içinde ama onurumla yaşarım. Hiçbir ölümlü Zeb: Ne? Ama daha yeni başladık röportaja? Vampir: Merak etme kanını alıp, canını geri vereceğim. Boynunu aç. akacak kan damarda durmaz derler Vampir: Eeee? Zeb: Yani o kadar! Söylemiş kendini Vampir: Kim demişse doğru soylemiş. Şimdi sana kan testi yapacagım, boynunu aç aptal ölümlü. Beni zor kullandırtma. Zeb: Bir korku düştu canıma Acep halim n'ola benim Derman ola mı derdime Acep halim n'ola benim Vampir: Ne diyosun be? Gel buraya... Zeb: Haç'im var geri çekil iblis! Vampir: Benim adım Chris Seni pis domuz Ne ölümden korkmak ayıp Ne de düşünmek ölümü Zeb: Haydaaa, entel vampire çattık. Neyse sabah oluyor ben kaçıyım artık ciddi ciddi. Wampir: Bu kadar yeter gel buraya!

başınıza neler geleceğine dair kafanızda bir fikir oluşturabilir. Allah yardımcınız olsun heh heh. Aklıma gelen tek eksisi istediğiniz yerde Save edememeniz. Oyun yeni bir yere geldiğinizde kendi otomatik save yapıyor. Fakat Nihilistic yaptığı bu hatayı anlamış olacak ki, istediğiniz yerde Save yapmanıza olanak tanıyan bir Patch çıkaracağını açıkladı. Sanırım | siz bu yazıyı okuduğunuz sırada Patch | çıkmış olacaktır.

Burada ve daha önceki

Şimdiden söylüyorum, Vampire, bu sütunlarda alıntılanan yazılar Anne Rice'in

SENE çikan Ve çıkacak olan oyunların mükemmel kitabı “Vampirle en iyilerinden birisi. Daha ne Görüşmeye” aittir. diyebilirim ki. Gidin ve emin... Yok Okumanızı tavsiye ederiz olmadı... heh heh hen... :) A ARE)

VAMPIRE' DA DİSİPL

Common a — Kan Gereken Özellikler” işinin kanınılemerek Yok Pool'u doldurur. la Bir miktar kan karşılığı Karakterin sağlık - Joranını arttırır. üre için Karakterin Strengih'ini arttırır. Geçici bir süre için Karakterin arttırır. süre... Anladınız sa Stamina'yı arttırır. len ve Torpor'a giden bir Vampiri | Torpor'dan çıkartarak tekrar canlandırır. (15 Yok Ölüm anındaki enerji aynı kalır, — İBulunduğunuz yerden sığınağınıza” İsihirli bir geçiş Kapısı oluşturur. Bu kapıdan istediğiniz an geçebilirsiniz.

Walk the Abyss İNT 25 & Wits 25

Tılsım | Discipline — İkan — Özellikler Belirlediğiniz çevredeki bir hayvanı — | geçici bir süre sizin grubunuz için 5 Manipulation 25

—. Savaşmasını sağlamanın yanı sıra, bir süreliğine sizin için savaşacak hayvanlar (kurtlar) 10 Charisma 25 | | Gruptaki çılgın birinin Frenzy oranını Manipulation 50 düşürerek içindeki arı sakinleştirir. |

Geçici bir süre, bir hayvanın kontrolünü | ele geçirmeyi sağlar, Manipulation 60 Sizin Frenzy oranınızı, hedeflediğiniz

düşmana aktarır. Virüs bulaştırmak gibi. (20 Manipulation 70

Gereken Özellikler

HARİTALAR

Tanımlanamayan bir objeyi (silah, iksir, | kalkan vs) tanımlamayı sağlar, irite 'Aklınızda bulunsun, tanımlanmayan objeleri satarken her zaman düşük fiyattan vererek kazık yeriz. :) Psişik güçler kullanarak göremediğimiz yerleri gezinmemi korkutarak çıldırtır.(hem — korkutur, hem çıldırtır

“Açıklama | Gereken Özellikler Belirlediğiniz hedefin kontrolünü ele geçirmenizi sağlar. Hedefi olduğu yere çiviler. İle aklını allak bullak eder | Düşman dergi çıkarmaya çalışan 5 Wits 50 — | Belirlediğiniz hedefin kontrolünü tamamiyle size geçirir.

Manipulation 25

Charisma 60

Discipline — » (Gereken Özellikler Ölüleri sizin için sağlar. — MAZ?

savaşmalarını sağlar. Shambling Hordes'dan farkı ölülerin sizin kontrolünüzde olması, ruhunu çağırarak sizin için savaşmasını (15 Perception 50 sağlar. | Hasar verici bir gaz bulutu çıkartır. — | nda bunu herkes yapabiliyor öyle — 20 İNT 60 Belirlediğiniz hedefi anında ve aniden

Bediz

İNLER VE BÜYÜLER

Obfuscate Discipline of Shadows Cloak of the Gathering

Mask of a Thousand Faces Dread Gaze

(Entrance ment

Theft of Vitae Cauldron of Blood

Sadece ölümlüler için

Decay

Acidic Touch

Atrophy Turn to Dust Blood Rituals Discipline Prison of Ice

Call Lightning Ignore the Searing Flame

Elemental

Kan — Gereken Özellikler: Sizi görünmez yapar, görünmez iken sadece bir düşmana yakın dövüşte yürürken görülebilirsiniz. | Tüm grubu geçici bir süre için görünmez yapar, iz Kendinizi düşman tarafından birisiymiş gibi göstermenizi sağlar.

Wits 40

Yönettiğiniz

karakterin gücünü arttırarak

Açıklama İl Gereken Özellikler | manların saldırmalarını durdurur vi bir süreliğine sersemletir. Ayrica Awe ile

Charisma 25 yaklaşır. (birini emmek için çok iyi bir yöntem) Hedeflediğiniz kişiyi kontrol altına almanızı sağlar. 15

Appearance 50

Charisma: Güçlü bir süre için büyük pençelere dönüştürür. Pençelerin en büyük avantajı çok seri saldırı yapabilir. Yönettiğiniz karakteri yerin altına sokarak orada güvenli bir şekilde durum değerlendirmesi yapmanıza olanak tanır. (dedim ben?) Yönettiğiniz karakteri geçici bir süreliğine bir kurt köpeğine dönüştürür. Yönettiğiniz karakteri geçici olarak bir gaz bulutuna dönüştürür. Bu sayede darbe almadan istediğiniz yere uçabilirsiniz.

| top bu sizin grubunuzdakileri de etkileyebilir. Bildiğimiz klasik Fireball (Etrafınızda bir alev çemberi oluşturur ve

Hedefi kızartma yapar. Hedefi çürütür.

Hedefi çürütmekten beter eder. :) |

Hedefin güçlerini azaltır. Hedefe büyük miktarda hasar verir. (nasıl?)

(Açıklama: Dondurur. Dondurma yapar. (iğrençti tamam)

50 & Wits 50 Ateşe karşı dayan. Hemen yanınıza bir ç sizin için savaşmasını sağlar.

Gereken Özellikler |

Uyan!

“Karanlığın günahkar çağrısına cevap ver. Boşuna çabalama, buna direnemezsin. Gözlerini kapatman fayda etmez, çünkü gözlerin kapalıyken bile kırmızı görürsün. Hem niye üzülüyorsun ki? İnsanlar demez mi “Acılar azalır.” diye? Karanlığa karış ve paylaş onlarla acını... Bu yoldan geri dönüş yok artık. Şunu daima hatırla; sen artık ne insansın, ne melek, ne de şeytan. Sen bir vampirsin!”