Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 103
VAMPIRE (03)
çareleri yoktu. Christof Anezka ile vedalaştı ve manastırdan ayrıldı... Bu arada, Christof'un kılıç kullanmadaki yeteneği ve gümüş madenini yaratıklardan temizlemesi kulaktan kulağa dolaşıyordu. Bu korkusuz şövalyenin yaptıkları şehirdeki bazı Vampir kabilelerinin kulaklarına gitmişti. Bu kabilelerin çoğu birbirleri ile sürekli savaş halindelerdi. Fakat bu savaşlar her zaman geceleri ve kimsenin görmediği yerlerde yapılırdı. Vampirlerin kimliklerini insanlara belli | etmemeleri gerekiyordu. Giydikleri insan maskesinin ardındaki kan emici yaratığı mümkün olduğunca insanlardan gizlemelilerdi. Bu yüzden güneş doğduğunda sığınaklarına saklanıyor, ve geceleri de sokakta kimseye dişlerini göstermiyorlardı. Vampir kabileleri sürekli kendi kabilelerine katacak, kabilesi için her türlü göreve çıkacak yetenekli insanlar arıyorlardı. Yetenekli, fakat ölümlü insanlar. Christof Romuald gibi. Christof'un yeteneğini fark eden kabilelerden birisi vardı... Brujah kabilesi. Brujah'ın lideri Ecaterina adında, ağzı peçeli gizemli bir kadındı. Ecaterina, Christof gibi bir vampir avcısının kendileri için yararlı olabileceğini düşünüyordu. Yalnız eğer acele etmezlerse diğer kabilelerinde Christof'un peşine düşeceğini biliyordu. Bu yüzden, ellerini çabuk tutmalılardı. Veya dişlerini... Christof, manastırdaki saldırganları temizlerken yaralanmıştı. Karanlık ara sokakta ağır adımlarla yürüyordu. Birden bir şey hissetti ve kendini kilitlenmiş, hareket edemez vaziyette buldu. Bu Ecaterina'ydı. Christof'u ara sokakta sıkıştırmış ve onu hareketsiz bırakmıştı. Christof'un tek yapabildiği Ecaterina'nın kendisine yapacaklarını seyretmekti. Önce öleceğini düşündü, fakat hayır, Ecaterina Christof'u öldürmeye değil, onu bundan sonraki yeni hayatı için hazırlamaya gelmişti. Ecaterina peçesini çıkartıp
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 102
"Vampire'ın oynanabilirliği gerçekten şimdiye kadar
Tuğhan ARSLAN tarslan@kamernet.com kasabalar, hatta ünlü kişiler, hepsi aynı. O dünyada da sabah güneş doğuyor ve akşam batıyor. Yalnız burası bizim dünyamızdan çok daha karanlık. Kötülüklerin, o her gün sokakta göremediğimiz vahşi kurt adamların, dev farelerin, kan emici vampirlerin insanların içine sızdığı tehlikelerle dolu karanlık ve kasvetli bir dünya. Kötülük insanları her an tehdit ediyor. Geceleri sokaklarda değil, pencerenin önünde bulunmak bile insan hayatı için tehlikeli. Burası World of Darkness. Burası kötülüğün hüküm sürdüğü karanlıklar dünyası. Kötü yaratıklar şehir duvarlarını zorluyor ve zaman zaman içeri sızıp masum insanlara saldırıyorlardı. Vampirler ise zaten çoktan duvarın öbür tarafına geçmişlerdi. Kendi aralarında gruplara ayrılmış, şehrin belli bölgelerindeki sığınaklarda saklanıyorlardı. Taa ki güneş batıp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar. Caine'in çocukları... Vampirler. Avrupa'da hızla çoğalıyorlardı. Prag'da şehirdeki insanların tek geçim kaynağı olan gümüş madenini bile bu iğrenç yaratıklar basmıştı. Şehirdeki halkın ise ne bunlarla baş edebilecek güçleri vardı, ne de cesaretleri. Önemli olan da buydu zaten, cesaret. O zamanlar cesareti ile şehri tüm bu pisliklerden temizleyebilecek gücü kendisinde bulan birisi vardı. Christof Romuald... Christof, 12. yüzyılın Prag'ında yaşayan bir eski çağ şövalyesiydi. Bir Swordbrethren şövalyesi. Karşısına çıkan her türlü kötülüğe karşı kanının son damlasına kadar savaşabilecek, şimdiye kadar kılıçtan geçirdiği hiçbir Vampire, hiçbir cehennem yaratığına içinde bir dünya düşünün. Tıpkı bizim dünyamız gibi, şehirler, karşı en ufak bir şey oynadığım RPG'ler arasında en iyisi diyebilirim."
hissetmemiş, kendine güvenen, onurlu ve dindar bir şövalye. Christof, Kral'ın emriyle Macaristan'daki Moravian vadisindeki Barbarlarla yapılan meydan savaşına çağrılmıştı. Bu, Christof Romuald'un kaderini değiştirecek olayların henüz başlangıcıydı. Savaş sırasında Christof barbarların kafalarını teker teker uçururken nereden geldiğini anlayamadığı hain bir ok ile vuruldu, ve gün batımı ile birlikte savaş meydanına yığıldı. Gözlerini açtığında kendisini bir Rahibe Manastırında yaralı vaziyette yatarken bulmuştu. İlk gördüğü şey hemen yanı başında, onun hayatını kurtaran ve yarasının iyileşmesini sağlayan, gözleri kadar yüreği de güzel bir rahibeydi. Rahibe Anezka. Christof o anda hayatını kurtaran Anezka'ya aşık olmuştu. Fakat bu aşk ikisi içinde yasak aşktı. Bir tarafta hayatı boyunca kötülüklerle mücadele etmiş bir şövalye, diğer tarafta manastırda kötülüklerden uzak temiz bir hayat süren bir Rahibe. Christof, yaralı olduğu için o geceyi rahibe manastırında geçirecekti. Yağmurlu ve her zamanki gibi karanlık bir geceydi. Gece geç saatte Anezka'nın çığlık sesiyle uyanan Christof, yarasının hala tam olarak geçmemiş olmasına rağmen yataktan kalktı ve yanında duran kılıcını aldığı gibi sesin geldiği yan odaya doğru ilerledi. Madenden çıkıp şehre sızan iki iğrenç yaratık manastırın içine kadar girmiş, rahibelere saldırıyorlardı. Şövalye, son gücüyle daha önce pek çok kez yaptığı gibi bu pislik yaratıkları da cehennemin dibine yolladı. Ancak, yarasına rağmen yaptığı tüm bu hareketlerin sonucunda bitkin düşmüştü. Christof sabah bir karar aldı. Hayatını kurtaran bu insanlara teşekkür olarak şehrin geçim kaynağı olan Gümüş Madenini bu cehennem zebanilerinden temizleyecekti. Daha önce pek çok cesur asker bu karanlık madene girmeyi denemiş, fakat bir daha çıkamamışlardı. Ama Christof kararlıydı, ve karar verdiği bir şey'den asla dönmemişti. Gidecek ve madendeki tüm yaratıkları cehenneme yollayacaktı. Bunu yapmalıydı. Yaptı da... Madenden dönüşte şehirdeki herkes sevinç içinde madeni kötülüklerden temizleyen Christof'u kutluyordu. Manastıra döndüğünde Christof Anezka'ya madenden çıkarken bulduğu kolyeyi hediye etti. Christof ile Anezka arasındaki yakınlaşmayı fark eden Peder, Christof'u manastıra kötülük getireceğini ve Anezka ile bir daha konuşmaması gerektiğini söyleyerek uyardı ve gece sokakları koruması için dışarı yolladı. Christof, karanlık sokakta biraz dolaşarak | birkaç ufak | paraziti temizlemişti, fakat manastırın önünden çok Hemen hızla koşan Christof, (içeride Anezka ve Pedere saldıran vampirler olduğunu gördü. Tüm kılıçtan geçirmesi çok uzun fakat yine de yara almıştı. Peder haklıydı, Christof, kendi mücadele ettiği kötülükleri manastıra bulaştırmıştı. Artık bir daha buraya gelmemeliydi. Anezka ile son kez konuştu. İkisi de birbirlerini seviyorlardı, fakat bu aşkın olamayacağını ikisi de biliyorlardı. Aşklarını kalplerine gömmekten başka