Gameshow sayı 51, sayfa 48

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 48

Yazılarıma üç ay ara vermiştim (yıllık iznimin sadece bir bölümünün üç ay olduğuna dikkat çekmek isterim! Tamamı 10 ay, ama bunu MEG henüz bilmiyor, hehe!). İşin aslı, ÖSS belasıyla boğuşmaktaydım ve onu başımdan savar savmaz döndüm. Tüm ÖSS mağdurlarına en içten geçmiş olsun dileklerimi yolladıktan ve yakınlarına sabır, kendilerine de acil şifalar diledikten hemen sonra, bir an önce asıl konumuza geçmek istiyorum. “SICAK... Hepimizin gayet iyi bildiği gibi; elimize kılıcımızı alıp zindanlara daldığımız, öcükleri böcükleri yok edip experience, altın falan toplayarak bir yandan level atlayıp öbür yandan da büyü müyü yaptığımız oyunlara kısaca FRP diyoruz. (nefis bir tanımlama olmadı belki ama kabaca durum bu). Ayrıca, orayı burayı klikleyip, bulduğumuz eşyaları doğru yerlerde kullanıp, çeşitli bulmacalar çözerek ilerlediğimiz oyunlara da adventure adını veriyoruz. Buraya kadar her şey yolunda. Peki, sayın yargıçların ve iddia makamının huzurunda kamuoyuna sormak istiyorum: Soulbringer ne tür bir oyundur? (nefis konu bağlamaca diye ben buna derim!) Sanırım doğru cevap ne biri, ne de öbürü olmalı. Tamam, Soulbringer'da bir karakterimiz var, onun beş tane özelliği var, bu adamın leveli var, büyü yapma yeteneği var. Yapılacak görevler, konuşulacak NPC'ler var. Ama mesela yeterince serbestlik yok; hadi onu geçtik, silah kullanmanın veya zırh giymenin karakterin hiçbir özelliğiyle ilgisi yok. Geliştirebileceğimiz yetenekler yok. Kısacası bir FRP'den beklediğimiz her şey yok. Öte yandan, oyunun bizi içine sürükleyen bir hikayesi, çözmemiz gereken bulmacalar ve izlememiz gereken bir yol var. Yani oyunda adventure izleri de mevcut. Anlatmak istediğim şu: Yapımcılar bile ne yapmak istediklerine tam karar verememişler. Bu yüzden oyunumuz iki tür arasında sıkışmış, iki arada bir derede kalmış, adına da “FRP-adventure” denmiş. Ama bana sorarsanız ikisi de olmamış, olamamış. Bu yüzden izninizle oyuna kısaca “ucube” demek istiyorum. Oyunu bu kadar yerin dibine soktum ama; umarım sizde bir önyargı yaratmamışımdır. Oyun hakkındaki son kararı vermeden önce

B: geldim! Yıllık iznimin bir bölümünü kullanmakta olduğumdan dolayı hem FRP hem adventure...

Artun ÖZSEMERCİYAN artun@okamernet.com len altı kral tarafından zulüm, baskı, Taki Harbinger adında bir kahraman isyan başlatana ve Revenantları bir avlayıp ruhlarını Ruhların Kuyusu'na hapsedene kadar (mükemmel yer seçimi, tebrik ettim

Oyunun geçtiği dünyanın tarihçesi kısaca böyle. Bizim olaylara bulaşmamız ise Revenantların uykularından uyanmaları ve dünyanın üzerine yeniden karanlığın çökmeye başlamasıyla oluyor. Babamız, ölüm döşeğinde, son isteğinin Madrigal'da yaşayan amcamız Andrus'u ziyaret etmemiz olduğunu açıklıyor. Ama aylardır yağmakta olan kar düşünülürse, bu intiharla neredeyse eşanlamlı (valla! TDK sözlüğüne baktım :-)). Yine de eşek değiliz tabii, sırtında taş taşıyıp bizi bugünlere getiren son isteğini yerine getirmek üzere yollara düşüyoruz (aslında bu devirde babana bile güvenmeyeceksin ama o devirde güveniyorlarmış işte, ehe). Birkaç gün yürüdükten sonra, Neyse ki bir sandalcıya rastlıyoruz. O da bizi Madrigal'a atıveriyor. Bundan sonra yapmamız gereken amcamızı bulmak (...sanıyoruz ama eninde sonunda yapmak zorunda olduğumuz şey tabii ki dünyayı kurtarmak. Babaymış, amcaymış bunlar hikaye! Aslında işin ucunda amca yerine babayı bulmak da mümkün ama orasını karıştırmayalım): Ancak hemen söyleyeyim, canavar gibi bir bilgisayara ve 3D hızlandırıcı karta sahip değilseniz dünyayı kurtarmaya falan hiç heveslenmeyin, oturun oturduğunuz yerde! Çünkü Infogrames firması oyunu tamamen üç boyutlu bir ortamda ve bir yığın özel efektle süsleyerek hazırlamış. Zaten bu oyuna dur diyen olmazsa, yakında ben de işimden olacağım. Evimdeki, şu anda özelliklerini size açıklamaktan hicap duyduğum ve upgrade edilmek için bana yalvaran gözlerle bakan zavallı bilgisayarım (evet, ne yazık ki can!)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.