Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 29
Materyalist: Maymundan geldik bitanem, bak anlatayım dünya önce gaz ve toz bulutuydu... Evrimleşerek bugünkü süper halimizi aldık. Bakma sen Türkler biraz deforme, Mohaç Savaşı yüzünden böyleyiz. Çok kısaydı çok. İdealist: Yaratılış gerçeği, evrim teorisinin göçüşü. Evladım senin anlamadığın bu denge ve saadetin bir hükmedicisiz devamı. Darwin'in müthiş teorisi bir anda tüm kafası karışık materyalistlerin zihnini aydınlattı. Ona göre insanlık uzun süreçler sonunda bir takım evreler geçirerek bu haline ulaştı, evrimler hala devam ediyor ve insanoğlu var oldukça, insanlar evrim geçirecekler, değişecekler. Belki bu başka bilim adamlarının da söylediği gibi 20 yaş dişlerinin yok olması gibi veya altıncı parmağa sahip olmamız şeklinde olacak. Bu materyalist yaklaşımın iddiası. Buna karşı İdealistler hayatın tamamen yazılmış bir hikayesi olduğuna ve bu hikayenin bir güç tarafından anlatıldığına inanırlar. Bu hikayenin hiçbir yerine müdahale etmek bizim elimizde değildir. Hakikaten de eğer böyle bir güç yoksa dünya üç milyar yıldır, evren ise daha uzunca zamandır bu büyük dengesini nasıl korur?! Bunlar iki yaklaşımın da kendi içinde mantıklı olduğuna inandıkları ve savundukları teorileridir. İnsanlık bu iki cevap arasında gidip gelirken bazıları büyük hikayeye müdahale etmeye başlar. Genetik biliminin yakaladığı yüksek gelişim ivmesi sonucu insanoğlu neredeyse “Nasıl olduk biz?” sorusuna cevap olarak “Biz yaptık." diyebilecek duruma gelmiştir. Bilimin bu durdurak bilmez ilerleyişi bizleri ya çok rahat, sağlıklı, uzun bir yaşama ya da hikayede yapılan değişiklik yüzünden hızla sona götürecek. Umarım hüzünlü olmaz. Belki de en güzel yorumu Einstein yaptı :
yerleşim yerleri bulmak zorundadırlar, bu da kolay değildir. Bildiğiniz gibi (ehi) insanlar her şartta yaşamlarını sürdüremezler. Bu yüzden uygun imkanları olan gezegenleri bulmak ve onlarda yaşamak gerekmektedir.
Ve bu çalışmalardan da büyük meyveler toplarlar, uzayda yayılmadık alan gezilmedik yıldız bırakmazlar, Ama hala nüfus artmaya devam eder; daha da büyük bir hızla. Bu nedenle yerleşilen tüm gezegenler büyük önem kazanmıştır. Eğer biri bile yitecek olursa insanlar ilerleyen zamanda büyük sıkıntılar yaşayacaktır. İnsanoğlunun eskiden tek sıkıntısı kaynaklardı; fakat artık onları kendi de üretebiliyor şimdi ise sıkıntı o kaynakları nereye koyacaklarını bilememeleridir.
Biz bir Evolva'yız ve misyonumuz, görevde olduğumuz gezegeni korumak. Bir gün yine normal seyir halindeyken tarif edilemeyen bir cisim radarımıza yakalanıyor. Yine aracımızın içindeki göstergeler bu cisimde yaşam olduğunu tespit ediyor. Bir süre sonra dolu garabeti gebertmeye ne dersiniz?
“Ran b Baş İz oynamanın müthiş hazzı... Türkiye'de oynanması gereken insanlar: 1- Taksiciler (Hoş geldiniz, nereye gitmek istersiniz demelerini sağlamak ve durup dururken uzun menzilli küfür etmelerini engellemek için. Aslında liste uzun :)) 2- Minibüsçüler (Koyu Arabeskten arındırmak ve trafikte terör yaratmalarını engellemek için) 3- Atilla Taş (Bir an önce ses tellerini yok etmek ve aptal danslar yapmasını engellemek için. Aslında Genleriyle oynamaya gerek yok. Çakacaksın bi tane. 4- Millet Vekilleri (Ne desem boş!) 5- Cem Yılmaz (onun genleriyle zaten oynanmış, saf maymun) 6- Popçular (Genleriyle oynanıp bir an önce sincap yapılmalılar. Ve hemen sonra derin uzaya gönderilmeliler. Başka kurtuluş yolu yok!) 7- Magazin programları ve sunucuları (Yeterince yaratıklar zaten... Gen ameliyatı için o kadar masrafa değmezler) 8- Marilyn Manson - bilerek yanlış yazdım- Bunun ne olduğu zaten belli değil. Başarısız deney olarak dosyayı kapatmaktan başka çare yok (anladınız!) 9- Gameshow (gerçekten ihtiyacımız var :))
“Üçüncü dünya savaşını bilmem ama dördüncüsü oklar ve yaylarla yapılacak.”
“Evolva” da tam bu gelecekten bahsediyor. Tüm insanlığı etkileyen üçüncü bir global savaş daha gerçekleşir. Bu savaşın sonucu önceki ikisinden çok farklı olur. Çünkü ülkelerin kullandıkları teknolojiler birbirlerini yıpratmaktan çok yok etmek üzerinedir. Ve dünya hakikaten yok olma seviyesine gelmiştir. Ama son anda yine kendilerini aklı başında sanan ülke yöneticileri, herkesin insan ve kardeş, dost olduğunu hatırlamışlardır. Savaşın bitmesiyle durumun vehameti daha da fazla hissedilir. O koca medeniyetten geriye sadece yıkıntılar kalmıştır. İnsanlar binlerce yıldan gelen birikimlerini, teknolojilerini, yaşamlarını, kısacası geçmişlerini yitirmişlerdir. Ve tekrar kurmak kolay olmayacaktır. Tekrar el ele veren tüm insanlar, dünyayı yeniden inşa etmek için ortak bir çaba içine girmişlerdir. Bu çaba yavaş yavaş meyvelerini vermeye başlamış, özellikle genetik ve uzay bilimi alanlarında büyük aşamalar katedilmiştir. Genetik bilimi sayesinde insanlara sağlıklı, uzun hatta bitmeyen bir yaşam verebilmişler bu yüzden de nüfus artışı diye bir sorun da baş göstermiştir. Artık yeni şekil monitörümüzde daha da belirginleşiyor. Adeta yumurta gibi oval, sert bir cisim bu ve hızla korumakla yükümlü olduğumuz gezegene doğru gidiyor. Bekliyoruz...
Cismin gezegen yüzeyine çarpmasıyla beraber ikinci görüntüler elimize ulaşıyor. Cisim çok büyük bir hışımla oturuyor gezegenin yüzeyine ve garip etkileşimden sonra yumurtadan kollar çıkmaya, kollar da bir anda uzamaya başlıyor. Kolların girdiği diğer yerde bir yumurta daha oluşuyor ve bu yumurtadan da kollar çıkıyor, bu yolla da inanılmaz bir süratle gezegene yayılmaya devam ediyor. Bir anda belirli çıkışlar oluşuyor, bu çıkışlardan da eciş bücüş yaratıklar meydana geliyor. Hızla sağa sola koşmaya başlıyor yaratıklar ve gezegenin doğal yaşamı içindeki yaratıklara saldırmaya başlıyorlar.
Artık işimizi yapmalıyız. Elimizde, dünyamızda geliştirilen en yetenekli ve tehlikeli savaşçılar var; “genohunters”. Hepsi bir takım yönlerden gelişmiş dört cengaver, Birer özellikleri daha belirginleşmiş ve bu özellikleri ile birbirlerini tamamlayan bir dörtlü. İlk kahramanın çevikliği, ikincisinin hızı, üçüncüsünün ağırlığı, dördüncüsünün zekası daha gelişmiş. Savaşçılarımıza tüm emirleri biz veriyoruz ve onları gitmeleri gereken hedefe yönlendiriyoruz. Savaşçılar gezegenin yüzeyine ilk indiklerinde ellerinde sadece fiziksel güçleri oluyor. Yani düşmana sadece yumruk atarak karşı koyuyorlar. Ama savaşçıların tehlikeli olmasının nedeni süper yumruklara sahip olmaları değil. Düşmanlarına onların silahlarıyla saldırabiliyorlar. Çünkü düşmanlarının genetik yapısından kendilerine gerekli olan iyi genleri alarak vücutlarına adapte ediyorlar.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 28
olarak değişmiş bir-
2 OYUNLAR
Ali DEMİREL ilk yazım ve bu yazıda benimle ilgili sezebilecekleriniz, Gameshow gibi büyük bir okulda öğrenci olmanın verdiği tedirginlik hissi ve sizden gelen yani Gameshow arkadaşlık ailesinden gelen dostluğun rahatlığıyla birleşen bir heyecandır. Ne kadar uzun ve saçma bir cümle oldu değil mi ha? Ama hakikaten bu kadar karmaşık duygularla başlıyor ilk yazım. Nerden başladığını bilmediğim bir Gameshow tutkusuyla, bir dostumun yanına taşınmış gibiyim. İşte nerden ve nasıl başladığını bilmediğim, bilemediğim hatta tüm insanlığın da bilemediği bir soruyla giriyorum yazıma.
O herkese merhaba, bu benim Gameshow'umuza
Nasıl olduk biz? Neydeniz biz? İlk kim?
Ve daha nice yöresel sorular. Yeryüzünde benim gibi aşmış yaşam formlarının bile tek dogması olan bu sorunun cevabına yüzyıllarını veren insan medeniyeti ancak iki cevap bulabilmiş veya iki farklı tarza ayrılmıştır. Bunları isimlendirmek veya ayırmak gerektiğinde birinci yaklaşım her şeyin bilimin yüce ışığı altında açıklanabileceğini savunan “materyalizm”, ikincisi ise hayatta bazı şeyleri insan mantığının açıklayamayacağını, hatta insanların hayatlarını şekillendiren başka güçlerin olduğuna yani Tanrı'ya inanır. Bu yaklaşıma da “idealizm” diyoruz. Bu yaklaşımlar hayat üzerinde her konuda farklı düşündükleri gibi süper soruya da farklı cevap vermişler hatta bu cevapları bazen birbirlerinin yaşam hakkını kısıtlayarak iletmişlerdir. Soru ve tavırlara göre cevaplar şunlar; Abi biz nasıl olduk?