Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 20
"Tabiki bos durmuyoooor!!!"
il mi? Futbolu sevip de, “GOL!” kalıbına
İs aşacak bir insanoğlu tanımam. Yaklaşmak başlı başına bir tepki olduğuna göre şaşırdınız. Bunu da kabul etmek gerekir.
Durun anlamadım deyip bırakmayın sakın. Anlamak başlı başına bir sağduyu serüveni. Vereceğim bir örnekle tabak gibi ortaya çıkacak konu (tabak gibi dedim ya! ehuehe). '94'te Metallica konserinde tüm korumaları aşıp Lars'ın kulağına eğilip GOL diye bağırmıştım. O bile bir an irkilmiş, neredeyim ben Tanrım, nedir bu, kim oldu, yenildik mi diye düşünmüştü. Sonradan bagetlerden birini kulağıma soktu, kel kafamda My Friend Of Misery'nin (yenildik mi diye düşündüğünü o an anladım, hüzünlü parça yaptı) en davullu
Ve and içtim stadyumun yumuşak tüyleri üstünde bir gün bir futbol oyunu yazarsam, “GOL!” diye gireceğim yazıya ki hem de, ne tüyü bu? (dedim kendi kendime, şaşırdım).
Her gün hepimiz yaşama yetişme telaşı içinde oradan oraya sürükleniyoruz (Ciddi misin? Walla). Bu arada ruhumuz da kimi zaman arkada kalıyor. Şimdi sizinle bir grup terapisi yapacağız. Gerekli malzemeler: UEFA EURO 2000, çalıştıracak kapasitede kompiter, lider müdür, sus müdür. Bunlarla eğlencesi daha düşünemiyorum diyeceğim ama, nedir? Eğlence miyiz hocam, hiç mi mesaj vermez bütün
Şöyle ki; GOL! (ah hah hah, hiç güleceğim yoktu, komik misin MÜDÜR, ellerini çek kafamdan)
Asıl olaya girmeden önce, bir kuble (0,5 oz) FIFA 2000 yazımı makaslayan Zebani'nin başına neler geldiğinden de bahsetmek istiyorum. Öncelikle nerede kalmıştık bir hatırlayalım. En son Ocak 2000'de, FIFA 2000, NHL 2000 ve NBA 2000'i aynı ay içinde açıklayıp menüler arasında kaybolmuştum (2000). Ondan sonra da baktım Zebani FIFA 2000 yazısında kısa da olsa bir paragrafı makaslamış, Zebani'nin bir kulağının yarım olduğuna dikkat ettiniz mi? (ısırırım abi) Şimdi gelelim UEFA 2000'e... Bu da Electronic Arts'tan bir futbol oyunu. Tempo düşer gibi oldu değil mi? Hemen oyuncu değiştirelim. Formasyonu 5-4-1'den 4-2-4'e getirelim, uzun paslarla sonuca gidelim derim. FIFA '98'den sonra Dünya Kupası nedeniyle yine Electronic Arts'tan, “temalı” World Cup '98 çıkmıştı ve FIFA'nın tahtını sallaması zor olmasına karşın birçok yenilik ve detaylarla desteklenmiş olmasıyla aynı zevki vermiş yine uzun saatler monitör başına kilitlemişti bizleri (ay ne kadar resmi yazdım, bunu saklayayım; save as 'Yaferin.doc')... FIFA 2000'den sonra şimdi de EURO 2000 nedeniyle farklı ve gelişmiş bir “FIFA tadında" oyunla (sevmedim bu cümleyi, çek, vicdan: azap, Zebani / kulak) EA Sports'un alışık olduğumuz mükemmel demolarından biriyle açılan, yine EA'in alışık olduğumuz basit arabirimli UEFA EURO 2000'inde ilk dikkatimi çeken, grafiklerinin “süper” ötesi gelişmiş olduğu oldu. Oyunu ilk önce Riva TNT 2 destekli bir makinede test ettim “Yuh!” gibi avam bir tepkiden sonra, dur ben bunu çok beğendim oynayayım dedim ve günlerce oynadım, başarıdan başarıya sürdüm atımı. At yoruldu ben yorulmadım. Oynanış tarzı ve tuşlar FIFA 2000'le aynı: Penaltı atışları kamera açıları açısından (ne kadar bozuk yapı, MÜDÜR sen öl bak şimdi aklıma geldi bu da, “açıları açısından” ne demektir ya?) değişmiş. Kar, yağmur gibi efektler daha “yumuşak” ve daha gerçeğe yakın. Oyuncuların yüzlerinde inanılmaz bir gelişme var. Sadece yüzlerinde de değil. Formalar tam oturmuş. Ayrıca “çamur” detayı eklenmiş. Yani futbolcular sahada düşüp kalktıkça formaları, dizleri bacakları çamur oluyor. Gerçi yeni efekt yaptık diye abartmış biraz programcılar ama olsun, güzel olmuş, gerçeklik katmış. Bu arada seyirciler de “süper”. Neden “süper” dedim, çünkü hem üç boyutlu hem de hareketli. Tek faulleri, hala ve hala profilden (korner
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 21
Futbol terimleri...
A'dan Z'ye Adam markajı: Rakibin tehlikeli ve işi bilen adamlarını yakın takibe alarak bir şeyler kapmaya çalışma yöntemidir. Defans oyuncuları, yetenekli forvetleri izleyerek kendilerini geliştirmeye çalışırlar. Başarılı olanına rastlanmamıştır. Çapraz koşu: Henüz yirmili yaşlarda milyarlarca paraya kavuşan, sosyete vampirlerinin posaları kalana kadar sömürdüğü, iyi oynayınca kral olan, kötü oynadığında küfür yiyen, taşlanan hatta dayak atılan, kendilerine futbolcu nick'ini bulmuş bir grubun sahada ne yapacağını bilmeden sağa sola koşuşturmasıdır. Diagonal pas: Kendini bilmez bir spikerin futbol dünyamıza kazandırdığı bir terimdir. 238,78 kullanım/maç değerine ulaşmasına rağmen ne anlama geldiğini ve niye dendiğini, diyen dahil hiç kimse bilmemektedir. İ..e Hakem: Unisex bir küfürdür. Yani konu adamının unisex olduğunu bildirir. Muhtemelen hakem gördüğünü çalmıştır. Ve muhtemelen yanlış görmüştür. Yaygın bir inanışa göre, bu tür, hep yanlış görür. Ofsayta düşmek: Kadınların her şeye burunlarını sokmasından bıkan erkeklerin, öyle bir kural koyalım ki hiçbir kadın anlamasın felsefesinden yola çıkarak uydurdukları bir şeydir. İşin garibi başarılı olmuştur. Kadın milleti asla ofsayta nasıl düşülür anlamamıştır. Bende anlatarak yardımcı olmak niyetinde değilim.
atışlarında örneğin) arada oluşan hatalı görüntüler. “Haydaa kartonmuş bunlar” imajı uyandırıyorlar, yazarın da Türkçesini bozuyorlar, cümle kuramıyor. Yazık. O kadar da uğraşmışlar... Ses efektleri iyi, her takıma göre ayrı tezahüratlarını zaten biliyorduk ama bunda biraz daha “canlı” geldiler kulağıma. Atmosfere katkısı yadsınamaz. Bir diğer olay da, stadyumların gerçeğe yakınlığı. FIFA'da daha geniş veritabanı oluşturmak gerektiğinden olsa gerek bu gerçekliği bulamamıştım ben.
Diğer ufak tefek ayrıntılara gelince; her kırmızı karta itiraz eden oyuncular gitmiş. Yaptığı ters hareket sonucunda kırmızı kart gören oyuncu; olayı sükunetle karşılayabiliyor. Sahayı terk ederken centilmence başını öne eğiyor. Hatta ağlıyor diyeceğim, abartmayayım ama belki de ağlıyordur, arkadan göremedim. Sahayı terk ederken demişken, oyuncu değişikliklerinde de farklı atraksiyonlar eklenmiş olaya. El sıkma (hoş geldin İsmet'cim, biz de arkadaşlarla çift kale maç yapıyorduk), kalçaya elleme (hadi tutar seni babında gaz veriş diyelim başka bir şey demeyelim buna), karna vurma (bacakların yorulursa karnınla koş, ye onları!), omuzdan ısırma (bunu tam anlayamadım) gibi... Bunların dışında, “ofsayt mantıklı”, ne demek istediğimi FIFA oynayanlar daha iyi anlayacaklardır kanımca (sır yaptım size)... Uzaktan şutlar yine girmiyor. Son vuruşlar, top alışlar ve paslar biraz daha estetik...
Bilmeyen Kalmayacak!!
FIFA ve FIFA tabanlı diğer oyunlardan farklı olarak, oyuncuların yorulmaları daha hızlı. Depar atarken özellikle, öyle FIFA'da Ben Johnson gibin (doping yapmıştı hatırlayınız, bir kez daha hatırlayıp utandıralım onu hep beraber) koşan adam gitmiş, yerine gelmiş bir yavaş insan. Müdür, koşsana koş yorulma dedikçe kesiliyor adam. Hem maç boyunca, hem de “W” ile turbo depar yaparken.
Spikerlerin anlatım tarzı çok da değişmemiş ama daha bir canlanmış ya da atmosfere daha bir sanki. Yalnız Chris yine aynı, usta anlatıcımız John, “neat-pass, 000, a strike into the top corner of the net, fantastic goal”