Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 93
Selam Zeboş Gameshow'un nisan sayısının güzelim sayfalarını çevirirken overdose bölümüne sıra geldi ve mailleri okumaya başladım. Birden karşıma adının Polat Yarışçı olduğunu söyleyen aksakallı bir dede çıktı: “kalk bilgisayarını aç ve overdose'a Mail yolla” dedi. Bende “000 dede ya saat sabahın beşi daha karga bile kahvaltısını etmedi” dedim ama anlamadı. Sonunda maili aksakallı dedenin bir küre var ve bu kürenin içini açmam gerekiyor. Bunun içinde alttaki şifre bölümüne “79030” yazmak gerekli. Ben yazıyorum ama içinin falan açıldığı yok. Zeb: Şeytan işine burnunu sokmuş bir kere. Bak şimdi küreyi açmadan önce elbise dolaplarında bir kart bulmuş olman lazım. Bu kartın üzerinde "Visit Ohama Beach" yazıyor. O kart var mı elinde?
3-)Televizyondaki reklamlar hakkında neler düşünüyorsun. Artık reklamları izlemek bence çok zevkli bir hale geldi. Ya sence?(gokoreççiiee:)) Zeb: Reklamlardan bazıları çok güzel, hem fikir olarak, hem çekim olarak. Fakat bazıları ciddi anlamda berbat. Hele o bahsettiğin kokoreççi ile yanındaki kestaneci fikri berbattan 10 kat daha kötü. Sempatik olmaya çalışırken reklam iticiliğin doruklarına ulaşmış ve hatta paldır küldür aşağı bile düşmüş, hala düşüyor. Üstelik bağlantı hızı da düşük (bir yerden bağlamam gerekiyordu:))) olmasını tercih ederim (40 yaşındaki kitap kurdu entellektüeller gibi konuştuk ya!). Nasıl da savuşturdum bu arada abonelik işini. Cevap verirdim ama yer kalmadı:))
Mektubumu senin için wordpad'de yazıp zengin metin biçimi ile kaydettim. Herkeste benim gibi yapsın. Aferin bana. Mektubumu yayınlarsan çok sevinirim. Neyse artık bu kadar yeter. Hadi byee! Mehmet Selim BEKİL Zeb: Walla aferin sana. Herkes senin gibi yapsın ve bana da mesaj verme telaşı kalmasın :)))
Geçen ay burada yer alan isimler, yanlış font kullanmamdan ötürü hatalı çıktı. Bunun için özür diliyorum. Ve bu isimleri kısa kısa
Emre Can Kılınç, Mahir Özdemir, Can Ahışka, Yunus Emre Feyzioğlu, Mehmet Kahraman, Mert Türkoğlu, Hakan Bilenler, Gürcan Çalık, Onur Çelik, Cihan Can, Reha Muhtar Kocataş isim:)), İbrahim Taşyurt, Sidar Şahin, Salih Kurt, Mert zorlamasıyla yazdım.(saçmaladım ben yaa:)) Dikkat et. Sorulara geçiyorum. Zeb: Bu aksakallı dede de çok olmaya başladı ya. Benim ismimi kullanarak okuyucuları rahatsız ediyor. Hayır bir yakalasam yolacağım tavuk gibi beyaz sakallarını (son derece yanlış bir benzetme ))1. Walla burada tek ben saçmalıyorum sanırdım. Bir yandaş buldum güzel oldu. Artık beraber saçmalayacağız ve süper saçma ikili olacağız. Cevaplar:
1-)Bir daha kapanıp açılsanıza çok zevkli oluyor. Hadi kapanıp açılın(gene saçmaladım) Zeb: Şu sıralar tekrar kapanıp, açılmamız gerekiyordu ama bir hata oldu. Nerede oldu ki? Acaba MEG bu sefer hesapları doğru mu yaptı ne? Niye yapıyorsun oğlum, okuyucuya mahcup oluyoruz burada :)). Bundan sonra okuyucu demeyeceğim. Birden çok saçma geldi bana, onun yerine GameShow dostları demek istiyorum. Çok daha sıcak, içten ve samimi. Değil mi?
2-)Şimdii ciddi ve çok önemli bir soru soracağım sana. Faust'un ikinci bölümünde takıldım. Kulübenin içindeki yatak odasında
Enç, yine işlek Tutku Tuzlu, Can Baran, Zero Cool (Yapma yaa! :)), Erhan Turgut, Aras Barlas (Mükemmel uyum), Harun İçöz, Alpay Levent, Tarık Şirin, Ali Can Ökten, Göker Manap, Hasan Ali Güleç, Ayşegül Erkan
4-) Bana iyi bir ISS ve modem tavsiye etsene. Zeb: KabloNet ve onların taktığı KabloModem. Ehe, şey oldu mu?
5-) Tiberian Sun'ın demolarındaki güzel kadın bizim burada oturuyor seni onunla tanıştırayım mı? Zeb: Yalan söylüyorsun çünkü şu anda yanımda kendisi, sen bir şey diyor musun? İleteyim hemen :)))
6-) Gameshow'a niye abone olunulmuyor ki? Yoksa derginin kapanma ihtimali falan mı var? Zeb: Bütün dergilerin kapanma ihtimali var bi kere, buna Aktüel, Tempo, Time gibileri de dahil. Bir gün hepsi kapanacaklar bu internet yüzünden. Çünkü Electronic Yayıncılık hızla gelişiyor. İnsanlar bilgisayarda dergi okuyorlar. Bana göre çok saçma bu durum. Yani dergilerin kendine has bir havası vardır. Elinde tutmak, sayfaları çevirmek, rahatça oturup okumak hatta koklamak ister insan (çok güzel kokuyor!). Yazıyla ve yazarla aramda radyasyonlu bir monitörün değil, mis gibi kokan o matbaanın has kokulu kağıdının izninizle tekrar yayınlamak istiyorum. Eğer bu ay da hatalı çıkarsa bu işi bırakıyorum :)))
Sarı, Emre Çınar'dan, Baran Akeren, Okan Kıran, Mete Hoca (Meraba hocam beni hatırladınız mı? :)), Boran Çamlık, İrem Uygun (barıştık di mi?), Efe Yaygel, Hamza Karakobra (Korkuyorum sizden!), Ertuğrul Arkan, Yiğit Ulucan, Çağlar Kalaycıoğlu.
(Evet dostlar işte bu ayın sonu. Bir şeylere başlamış da olsak bir yerde son nokta hep olmak zorunda, ama şimdilik buna son nokta demeyelim de üç nokta diyelim... Önümüzdeki aya kadar üç noktanın gerisini tamamlamak için tekrar burada olacağım. Eleştirilerinizi, mektuplarınızı ya da maillerinizi bekliyorum. Hayallerle dolu tabutum... stop...
Umail:
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 92
-Hikaye
ye mail göndermeyi unutmayın
Hikayeye mail göndermeyi unutmayın
(© 4-Online alışveriş sence ne kadar güvenli ya da ne kadar güvensiz. Yani bana çok zor geliyor. Yüzlerce dolarlık bir 3D kartın taaa Amerikalardan (ya da Taiwan'dan) buraya gelmesi. Güveneyim mi? Kime güveneyim? Zeb: Şimdi Online alışveriş güvenli, bunu rahatlıkla söyleyebilirim (Amazon'dan çook CD ve Video Kaset getirttim). %100 güven beklemeyin tabii. Ama bu işin ticaretini yapanlar güvenliği çok sıkı tutuyorlar. Birilerinin o tip siteleri kırması için her biri on binlerce dolar olan profesyonel Firewall yazılımlarını aşmaları gerek. Hacker arkadaşın çok vakti ve sabrı varsa ve pro ise kırabilir tabii ki. %100 güvenli sistem yoktur. İçini rahatlatacak bir şey daha söyleyeyim: Diyelim Hacker'ın biri siteyi kırdı ve müşteri dosyalarını ele geçirdi. O müşteri dosyalarını açtığı zaman İhsan Berktaş'ı aynen şu şekilde görür: waytjd435y68vjafakg88a97fha. Bu encrypt edilmiş dosyadır. Bu dosyayı okunabilir bir şekilde görebilmesi için Decrypt etmesi gerek. Ve bu da koskoca bir “Kriptografi” dilini bilmesi anlamına geliyor. Ayrıca alacağın şey 3D kart ise Türkiye'de hepsi var. Oradan getirtmene gerek yok Kamer'e bir telefon yeterli :))
bilgisayarcı olduğunu SöyLemişmiyaimę ydim?
amant....
5-Sence mi? Unreal Tournament mı? Hiçbiri deme! Ha! Tamam bir de Half-Life var tabii... Zeb: Bence Unreal Tournament. Hi-Tech FPS'lerin yüz akı (türü ben uydurdum!) Quake 3 görsel olarak, UT ise teknik olarak güzel. Half Life zaten başlı başına süper :))
7-Sence hangi ISS? Yani bu soru burada sorulmaz ama istersen yanıtı mail ile gönder ehehehe! Zeb: Walla o kadar bıktım ki ISS'lerden, tek söyleyeceğim KabloNet. Lütfen reklamlara kanmayın... İnce eleyip sık dokuyun. Türk Telekom haziran ayında Internet çıkış kapasitesini 2 katına çıkaracakmış. O zaman biraz daha nefes alır belki Türkiye'deki Internet.
kAmerin Evrendeki en
Şimdilik sorularım bu kadar. Ancak daha yeni açılıyorum, yakında benden kurtulamayacaksın. Değişik isimlerle 3-5 mektup birden göndereceğim (Şaka tabii. Yapar mıyım öyle şey 212). Byeee! İhsan “Neo” Berktaş Zeb: E sen daha 5-6 değişik isimle mail göndermedin mi? Bu Overdose'da yayınlanan mailleri hep başka insanlar mı yolluyor sanıyorsun? Hayır Overdose'u aslında 6 kişi okuyor ve 6 kişi sürekli isimlerini değiştirip değiştirip mail yolluyor! Onlardan birisi de benim :)) Bak şimdi başka bir isimle mail yollayacaksan şunları yapmayı unutma: *“Wordpad, Türkçe karakter, rtf ve başka bir isim” Çok kolay.
Selam Zebani (vay bee ne enteresan giriş) Galatasaraylı olduğunu duyduk.. Bizde aynen. Ne diyelim Cimbom'a finalde başarılar. Nisan sayısında okuduğumuza göre dergiyi alanların ancak dergiyle iletişim kuruyormuş. Aslına bakarsan bu bana çok ilginç geldi, çünkü iletişim konusunda Türklerin üstüne yoktur. Ülkemizdeki cep telefonu satış rakamı Japonya'dakinin 3 misli imiş hem de onların nüfusu bizimkinin 2 katı. Bu durumda ülkemizin iletişime ne kadar önem verdiğini gösteriyor???? Mesela bizim okulda bazı kızlar teknolojiye ayak uydurup dedikodularını cep telefonlarıyla yapıyorlar. Sen de mail adresi yerine cep telefonunun numarasını ver gör bak ne oluyor. Sana bir kaç sorum(uz) var. Zeb: He he he! Walla böylesine absürt bir durumu bu kadar esprili bir dille anlatman çok hoş. Seni tebrik ediyorum. Doğru ya, cep telefonu ile olan iletişimimizin dünyada bir eşi benzeri yok. Çok güzel yakalamışsın. Bravo. Benim cep telefonum yok. Olmaz da. Cep telefonu konusunda Türkler üzerine acılı fikirlerim ve teorilerim var. Bir ara açıklarım.
1- Bilim kurgu seviyorsun. Stephen King Kara Kule serisini okudun mu? Zeb: Kara Kule'yi 3 ay önce bizim Can Kantarcı (Kamer'de sansarcı diye okunur) verdi ama daha okumadım. Bu gidişle okumadan vermeyeceğim, ayrıca okusam bile okumadım diyeceğim kendisine (sakın çaktırmayın!). Can oğlum, duydun mu o kitap benim oldu :)). Nerden nereye...
2- Metal dinliyorsun. Sence en büyük? Zeb: Off çok zor bir soru hani yıllarca düşünsem... Gerisini biliyorsun. Metallica listenin bir hayli gerisinde. Sadece söyleyeyim dedim.
3- Dune serisinin bütün kitapları Türkçeye çevrildi mi? Ben ilk üçünü okudum. Zeb: Dördüncüsü de çevrildi 2 ay önce. Hatta sen bu satırları okuduğun sırada 5.si de çevriliyordur (bu ne be?
4- İnsanlar Metal dinleyenlere gıcık oluyor (Hem de onları hiç tanımadan) Ben de onlara gıcık oluyorum. Senin başına Metal dinlemekten ötürü tatsız bir olay geldi mi? Zeb: İnsanlar en sıradan, en küçük şeylere bile gıcık oluyor. Tolerans'ın sıfır olduğu yerde yaşıyoruz. Metal de neymiş? Ne acı değil mi? Ben bir aralar uzun saç ve top sakal bırakmıştım, insanlar tip tip bakardı, ben de “ne bakıyorsunuz lan, alırım aklınızı” demezdim. Yaşadığım en tatsız olay bu :)))
Dergiyle iletişim kurduğumuz için çok mutluyuz. Ne yapalım bizim cep telefonumuz yok. İnşallah bir daha ekonomik buhran yaşamazsınız. Siz hiç Dayı-yeğen Gameshow okuyucusu gördünüz mü? İzmir'den Yiğit Ulucan ve Yavuz Kafadar Zeb: Walla bu iletişimden ben de memnunum. Overdose'un Cep Telefonlu formatını düşündüm bir an ve terledim. Kabus, telefon zili olarak üstüme çökerdi
Artık Mail olarak mektup yollama a
Artık Mail
Beşiktaş herhalde. Hem de tavsiye sorulduğunu düşününce... ay ay! Anne-Oğul Gameshow okuyan gördüm ama Dayı-yeğen ikilisine ilk defa rastlıyorum. Çok güzel walla, Bunları duyduğum zaman seviniyorum, kalbim minik bir kuş gibi pır pır atıyor (ya bu sonlarda saçmalamak zorunda mıyım?) Sizleri tebrik eder ve mesaj vermenin sevinciyle dolup taşarım (ay yaal: “Overdose, Mail, Wordpad, Türkçe karakter, İmla kuralları, Rtf, Netscape, Explorer, Attach file, send... :)))”