Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 84
başlıyor. Yine ay yine mektup yağdı Overdose'a yani mail! Bu durumda sanırım mail sistemi mektup yollamak en iyi ve en kısa yol. O halde sizden ricam artık mektupları mail olarak yollamanız olacak. Şimdi buyrun:
iste en cana soRU, MAvra, HikaYe...Herşey Bat
Sims aldım oynuyorum ilk iki gün güzel geçti sonra yaptığım her şey tekdüze gelmeye başladı, işe git, gel, yat, kalk, karınla ve çocuğunla ilgilen vs. vs. vs.... ve sıkıldım. Şimdi bundan sonra yazacaklarım ucuz felsefe yapmak için değil (ki okuduğum bir iki kitapla bunu zaten yapamam). Bu sadece beyin jimnastiği Polat(abi), sadece içinden çıkamadığım düşünceler. Felsefeye ilgi duymaya başladığımdan beri çevremde oluşan olaylara daha detaylı ve denetleyici bir gözle bakmaya başladım çünkü bu olayların bir parçası da benim. 19 yaşıma daha yeni girdim ve hayatımın 9 senesinin çok çabuk geçtiğinin farkına vardım, günlerim hep aynı geçiyor, içinde yaşadığım dünyada aynı Sims'lerden hiçbir farkım yok sadece bana ayrılan zamanla bu dünyada yer kaplıyorum gibi geliyor. Geçenlerde bir filmde iki arkadaş felsefi potansiyellerini geliştirmek için yola çıkıyorlardı (belki sende izlemişsindir), biri sonunda pes edip eline aldığı cipsi örnek göstererek “ben bu cipsi yediğimde bundan tat almasını biliyorum ve hissediyorum ama sen bunun içindeki protein ve vitaminleri düşünerek yiyorsun” diyerek hayat görüşleri arasındaki farkı anlatıyordu. Bense o cipsi sadece hayatta kalabilmek için yiyorum. İnsanlara daha ön yargısız bakıyorum, konuşurken yüzlerine değil ruhlarına bakmaya çalışıyorum çünkü vücutları onların sadece kılıfları. Ruhları dedim aynaya baktığımda kendimi göremiyorum Polat. Düşündüğüm ve kendi kendimi sorguladığım zaman kendimi daha iyi tanıyorum. Kısaca hayatın sadece yapay bir hayvanat
“Mektup mektup mektup mektup mektup mektup mektup bahçesi gibi olduğuma (belki çok ağır bir benzetme) inanmaya başladım. Burada senin yardımına ihtiyacım var benden daha büyük biri olarak senin görüşlerini bilmek isterim. Sana mektup yazan bir çocuğun sorusunu okumam işin tuzu biberi oldu. Soru: Ölünce sana gelen melek iki şans veriyor dünyaya geri dönmek ister misin, ya da cennete mi gitmek istersin?. Senin cevabını biliyoruz bense cennete gitmek isterdim. Çünkü tanımaya asla fırsat bulamadığım birçok insan orada Polat, hayatı yaşamamın tek sebebi bir gün son günümün geleceğini bilmem. Senin cevabında sevdiğim müziği tekrar dinlemek ve (bence en önemlisi) arkadaşlarımı tekrar görebilmem demiştin. Arkadaşlar, bunu düşündüm ve içinden çıkamadığım soru bu. Ben de arkadaşlarımı görmek için geri dönebilirim ya ailem ya arkadaşlarım, arkadaşlarımı seçmem demek hayatta bazı şeylerden zevk alabildiğimi gösteriyor ama onların da eninde sonunda gelecekleri yer bize meleğin teklif ettiği yer değil mi? Daha kendi sorularım arasında çelişkiye düşüyorsam ne yapacağıma nasıl karar vereceğim? Bilmiyorum Polat bugünlerde buna çok kafa yordum uzun lafın kısası, hayatın çok yapay olduğuna inanmaya başladım, madem bu dünyada gelip geçiciyim etrafıma neden faydalı olmayayım veya olayım? Seçimim olmaktan yana ama. Açıkçası söylemek istediklerimi tam olarak yazabildiğime inanmıyorum buradan sanki hayattan bezmiş biri gibi görünüyorum (hayattan bezecek kadar yaşamadım daha ve daha hayatı öğrenecek kadar da yaşamadım bunun farkındayım) ama tam tersi ben yaşadığım hayata saygı duymuyorum o kadar. Bu şimdiki düşüncem doğru veya yanlış üzerinde düşündükçe ve çelişkiye düştükçe fikrimin değişeceğinden ve beni daha fazla kafa yormaya iteceğinden de biliyorum. Evet Polat efendi bu felsefe içine bizi iten sensin (en azından ben senin sayende felsefe okumaya başladım) ve sana bu konuda hem büyüğüm olarak hem de düşüncelerin olarak saygı duyuyorum nerede yanlışım var? Eleştirilerin neler? Bir arkadaşımın bana söylediği ben kendimi küçümsüyor muyum açıkçası bu bana çok ağır bir küfür gibi geldi. “Niçin bu nedensiz yaratılış/ yok olacaksa bir gün her yaratılmış” - Mephisto “Bir frag için ruhumu bile satarım” - Nurettin “Focus” Tan (yok biraz abarttım galiba)
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 85
Zeb: İşte felsefeye bulaşmanın bu tip riskleri var. Sürekli hayat ve bir dolu kavram hakkında bir şeyler söyler ve çekilir kenara, kişinin varoluş boşluğunu derinleştirir, bazılarını iter o derin boşluğa umursamaksızın. İçindeki suskun kalan sesi uyandırır, çığlık attığını duymaksızın. Gözlerini açar asla doğası bilinmeyen gerçekliğe, kör olmana aldırmaksızın. Nurettin keşke sana bir şeyler söyleyebilsem. Beri doğru veya yanlış bir kriter değilim hayatın yapay olduğunu söylemek için. Ne tanımaya fırsat bulmadığım birçok insan için bir cennetim ne de bana cennet teklifinde bulunacak bir meleğim var. Sadece son gününün gelmesini bekleyen birisinin bunu amaç edinmesini anlamıyorum. Bu bir yanılgı Nurettin. Sadece hissettiklerine tek anlamı kendin vereceksin bunu söyleyebilirim. Benim de çok sıkıldığım oldu yaşamdan, çevremden ve birçok şeyden, Muder'le Ankara'da sabah kahvaltısı yerken “çok fazla değişken var" demiştim (o da belirtti bunu yazısında, o günü net hatırlıyorum). Başka hiçbir şey söyleyememiştim. Benden daha fazla bir şeyler söylememi bekler gibiydi ve benim ona sunduğum sadece sessizlikti. Tek düşündüğüm poğaça ve çaydı. İşte bu kadar. Hepimiz milyarlarca yıldır bıkıp usanmadan devam eden diyalektiğin parçalarıyız. Önünde 2 seçenek varsa en basitini seçeceksin. Eğer o 2 seçeneğin de zor olduğunu data deyip canımı sıkma. pis herif!) Zeb: Fifa 2000 oynarken neden MP3 dinlersin ki? Please more data... Olmazsa ikile... Ehe şaka. Bildiğim kadarıyla Fifa 2000 çalıştığında diğer application'ları kapaman gerekiyor. Bu yüzden MP3'leri dinleyemiyor olabilirsin.
2 - Şu Microsoft© (nereye ulaşm.....) un oyunlarında mesela NBA INSIDE DRIVE 2000 gibi diğer oyunlarda olmayan DIRECT 3D seçeneği mevcut. Normalde SOFTWARE'de anca çıkardı. Ne iş bu? (Benim bilgisayarın P166 olduğunu söylemiş miydim? :) Zeb: Direct 3D bildiğin gibi ekrandaki 3D objeleri oynatmak ya da görüntülemek için yaratılan bir program. OpenGL teknolojisinin kardeşi diyebiliriz. Software renderer'ın başa çıkamadığı yerlerde devreye giren yararlı bir program anlayacağın. 3D kartlar ile uyum için de çalışması da başka bir avantajı (sorun çıkardığına dair dedikodular duydum Microsoft koridorlarında. Taa buradan duydum hem de. Zaten nasıl duyulmasın ki? Microsoft bu. Bill Gates ossursa haberimiz oluyor :))). Ha bu arada Windows Millenium yine tanıtım
sorununuz ne olursa olsun, her yere danıştıktan sonra bir de Overdose'a danışmayı ihmal etmeyin. Kimbilir belki de gerçek çözüm hiç tahmin etmediğiniz yerde keşfedilmeyi bekliyordur.
HAZIR MISTIZA
düşünüyorsan basit olanını sen yaratacaksın. Kendini küçümseme bir daha (biterken söylenen söze bak!).
Bak koçum seni severim bilirsin. Bu yollarda harcanmanı istemem. Çocukluğunu bilirim senin. Tamam mı koçum. Hadi bakayım. Hadi canım. Şu soruları cevapla sonra ikile. Hadi iki gözüm. Sıkmayayım topuğuna. Zeb: Hangi yollar abicim? Ben “orada, burada hatta şurada” olmak üzere birçok yolda harcandım. Neredeydin? Bir de harcanmamı istemiyordun değil mi? Ah ah senin gibi koruyuculardan çektim ben ne çektiysem. Hadi gel sık topuğuma da kurtar beni bu yoldan, ehe! Cevap istiyorsun değil mi? Bekle biraz ya da aşağıya bak:
1- Şu FIFA 99'da bilgisayarda MP3 dinlerken oyunun sesi kendi kendine kısılıyordu ve MP3 sesi sankim oyunun sesiymiş gibin devam ediyordu. Yavaşlama olmadan çok mükemmel, olağanüstü ve anektodumsu bir tatta oyunu oynuyorduk. Şu FIFA 2000 niye bunu yapmıyor da beni kızdırıyor hee. GÖZÜME girmen için bu soruyu cevapla. Pentium 166*32MB RAM*ESS çipsetli ses kartı, DIRECT X-7(tüyünden yününe kadar hepsini yazıyorum sonra mor sırasında göçmüş. He he, ay çok komik, neyse ben çok güldüm biraz da siz gülün...
3- Gittiğim internet cafe'nin ekran kartını mı ne yaktım? Vallahi bilmeden. Kuran çarpsın. Ekran kartının çıkabildiği (max) çözünürlüklere baktım 1920*1280 vay be! Hemen deneyeyim dedim. Nereden bilirdim? Bir daha çalışmadı. Güvenli kipte de açılmadı, restore/scanreg falan kar etmedi. YAW BU BİLGİSAYAR NİYE BÖYLE AÇILMIYOR dedim utanmadan. Hayır S3 4MB falan olsa vereceğiz parasını ama ekran kartı ASUS TNT2 ULTRA idi. Yemeden içmeden para biriktirsem anca gözlüğünü alırım. Hay ben o ekran kartını oraya koyan zihniyete diyeyim. Vallahi içim yandı (snıf snıf) Zeb: Hmmm! demek öyle, Sen sakın Kamere uğrama. Oradaki makinelerin de çözünürlüklerine bakayım derken bozarsan ekran kartlarını Engin seni ne yapar biliyor musun? Çok ciddiyim kızartır. Hatta ateşte çevirir seni. Biz de afiyetle yeriz.
(rezalete bakın!) Overdose 8 3