Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 85
1- Ben www.adventuregamer.com diye bir siteye üyeyim bilmem biliyor musun? Oradan bana mail'ler geliyor. Bunlardan birinde Monkey Island 4'ün çıkacağı haberi vardı. Doğru mu? Zeb: Bilmez olur muyum? Rana Aydın adventuregamer'a üye olacak da ben bilmiyeceğim. Olur muymuş öyle şey :)). Şaka bir yana bu tip sitelerin verdiği hizmetler çok güzel. Oyun sever herkesin bu listelere üye olmasını talep ediyorum. Hatta bakın bana mail atanlar size söylüyorum eğer üye olmazsanız ben sizi zorla üye yaparım (böyle de tehdit mi olurmuş). Monkey Island 4'ün çıkacağı haberi dedikodu olabilir. Resmi olarak açıklanmadı daha ama o sitelerin sahiplerinin büyük kulakları vardır ve o kulaklar Lucas Arts'a kadar uzanıyor olabilir.
yerde keşfedilmeyi bekliyordu
HAZIR MISINIZ?
2- Bu arada o siteye sen de üye ol, çok güzel haberler yolluyorlar. İngilizce olduğundan dolayı copy paste yapamayacaksın ama olsun. Bu arada üye olurken zorluk çekenler var, tarif edeyim dedim, amaç millete hizmet (ve sana). Sağda bir çubuk var, altlara doğru orada boş bir satır var oraya mail adresini yazıp yollaman yeterli oluyor. Zeb: Nasıl teşekkür edebiliriz size bayan? Bi de biz çok meşgulüz (ben ve Overdose'cular), sen hepimizi üye yapar mısın oraya? Zaten birçok mail listeye üyeyim. Durmadan sanatsal ağırlıklı nude resim yollayıp duruyorlar lehe, öhöl yanlış anladınız! sanat diyorum lütfen :)).
Ben de geçenlerde uzaylı gördüm :P
3- Ben geçen gün bir cd'den virüs girince (sizin ki değil sizin hijyen cd'nizden virüs girmez) babamdan azar işittim. Bütün demo cd'lerimi çöpe attım, ama sizinkileri değil. Ama babam demo cd'leri kullanmama izin vermiyor (her ne kadar kendisi kullanıyor olsa da). Geçen gün aklıma geldi size yollayayım bir isteyen olur verir diye ama yanlış anlarsınız diye yollamadım. Ben açıklamayı yapayım da sonra gönül rahatlığıyla yollarım. Zeb: Şöyle bi taktik izle; Bilgisayara virüs sok ve sonra baban kullandığı zaman “Baba, baba! aman tanrım bilgisayara virüsler girmiş, Sanırım senin kullandığın demo CD'lerinden bulaşmış. Bakma öyle baba!” de (arkada gerilimli bişeyler çalsın, ışıkları da hafif söndür ve kafanın arkasına güçlü bi ışık koy ki yüzünü Bu babalar var ya, her şeyin en iyisinin kendi bildikleri gibi olduğuna inanıp sonra da tersini yaparlar ya... bişeyler yazmak lazım cümlenin ama cevap uzadı). Walla bize yollama çünkü bizde kullanmıyoruz demo CD'leri, hatta bizimkileri bile bizim yaramız var!)
4- Bu Amen'den vazgeçilmişmiş! Oyunun yapımcıları (isimlerini ağzıma almaya bile tahammül edemiyorum) TA: Kingdom için çıkartacakları ek görev paketine kendilerini vermişlermiş. Ya bu adamlar o ucube oyunun tutmadığını anlamadılar da mı, Amen gibi kırdığın camın parçasını bile silah olarak kullanabildiğin bir oyundan vazgeçtiler. Zeb: Bu TA Kingdom bizim ülkede pek tutmadı ama gavuristan da oldukça meşhur. Yoksa uğraşmazlar, ne tüccardır onlar ben tüccarlara)
Neyse bu kadar yeter. Çok yazdım zaten, hem hikayeyi yaz hem mektubu elimde yorulmuştu. Bu arada eklemeyi unutmadığım bir not var OVERDOSE'A MEKTUP YAZMAYANIN BİLGİSAYARINA VİRÜS GİRSİN BİR DAHA DA ÇIKMASIN İNŞALLAH. Rana Aydın Zeb: Aman hanımefendinin eli mi yoruldu? ay ay! Yazık. Zaten siz hanımefendiler bir elinizin yağda diğerinin de balda olmasını istersiniz (gider ayak sataşalım di mi?). Neyse geçenlerde cosmopolitan okurken bir hanımefendi sevgilisinden şu yüzden ayrılmış: “Overdose mail yazmasını söyledim kaç defa, hem de Türkçe karakterlerle yazıp rtf kaydederek göndermesini söyledim. Beni hiç dinlemedi. Ben de
Çek ayrıldım”. Böyleleri de var! Sevgili Zebani ve bütün Gameshow. Nasıl başlayacağımı bilemiyorum ama bir yerlerden başlamak lazım. Altı aydır derginin gidişatını izliyorum ve her ay biraz daha umutsuzluğa düşüyorum. Bunun derginin kalitesi ile bir alakası yok, dergiyi yüz üstü bırakıp giden kişiler ve derginin şu anda bulunduğu kötü noktaya gelmesiyle ilgili. Mart ayına kadar herhangi bir şey söylemeye niyetli değildim ama artık dayanılmaz derecede canımı sıkmaya başladı bu konu. Amatör ruh kelimesini kendilerine göre yorumlayıp size sitem dolu mektuplar göndererek, dergimizi değiştirmeye kalkışmaları, üstelik kötü olan şeyleri değil de bize yarayan bizim için özenilerek yapılmış eklere karşı çıkmaları sabrımı taşırdı. CD vermenin ya da başka bir ek vermenin neresi amatör ruha ters onu da anlamadım ya, Aylardır bu tür mail'leri görüp sinirim bozuluyordu ve en sonunda bu kişilere bizim de karşı çıkmamız gerektiğine karar verdim ve bu mail'i yazdım. Amatör ruhu diğer dergilerden farklı olmak sayan, onların bize sunduğu hizmeti dergimiz Gameshow'un vermesinin yanlış olduğunu düşünen bir avuç insan yüzünden derginin bu kadar çıkmaza
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 84
e-mektup kısmı başlıyor. Yine karşınızdayım işte. Bu ay yine mektup yağdı Overdose'a yani mail! Sadece 1 adet geldi. Bu durumda sanırım mail sistemi mektup yollamak için en kısa yol. O halde sizden ricam artık mektupları mail olarak yollamanız olacak. Şimdi buyurun:
işte en çabala
ISI
Selam, Umarım Overdose'a bu mail adresinden mektup atılıyordur. Bir yanlışlık yaptıysam özür dilerim. GameShow daha küçücükken, el kadarken, yeni yeni renkli olmaya başladığı zamanlarda 1. batma tehlikesini yaşadı; sonra büyüdü gelişti güzelleşti serpildi, ama (bence) nedensiz yere kapandı; şimdi öğreniyorum ki 3. batma tehlikenizi geçiriyorsunuz. Ne oluyor size kuzum? Beni baydı yani. Sizi baymıyor mu? 1. batma tehlikenizde gazeteciden alıp arkadaşlarıma sattığım GameShow'ların sayısını ben bile unuttum ama yeter artık. Neyse, bazı sorular da soracaktım bu eleştirimin yanında: Zeb: Demek bu derginin batma durumu seni baydı (batmıyoruz demeyi unutmayayım da). Ama böyle durumlar yaşamak bizi hasta ediyor. Çünkü bizim babalarımız zengin değil, zart zurt holdingler yok arkamızda, kağıdımızı, boyamızı kendimiz alıyoruz, matbaalarda sürünüp dergi taşıyoruz, hiçbir şey önümüze hazır olarak gelmiyor, üretiyoruz. Bir avuç genç olarak bir dergi çıkarmanın olabilecek tüm zorluklarını yaşıyoruz. Yabancı dergilerin piyasayı ele geçirdiği (yani siz okuyucuları) şu günlerde biz kendi kalemizi savunuyoruz. Senin de bizimle beraber savunma yapmanı beklerdik. Ayrıca zamanında arkadaşlarına sattırdığın dergileri bugün sitem edercesine söyleyip soktuğun için de teşekkürler (ne gergin bir başlangıç)
1. İnternetteki açık arttırmalar ne derecede güvenilir? Mesela demin Yahoo Auctions'ta 0.5$'a Quake 3 buldum. Zeb: Kesinlikle güvenilir. Özellikle Yahoo gibi şirketlere bu konuda güvenebilirsin. Çünkü işi sıkı tutuyorlar ve zaten riskli olan bir ortamda alınacak her türlü önlemi alıyorlar. Ben bir seferinde Yahoo Auctions'ı hack etmeye çalıştığımda karşıma 300 tane firewall çıktı :)). Yani bu tip siteleri hack etmek de zor. Yani güvenebilirsin (bu kadar uzadı bu cevap)
2. Bir de “shipment” problemi var tabi. “Shipment” fiyatlarını nereden öğreneceğim ben? — | Zeb: Kesinlikle güvenilir. Özellikle Yahoo gibi şirketlere ...ay pardon cevap bayağı uzamış farkında değilim:)). Shipment hiç problem değil. Fiyatları ise sitenin içinde yazıyor. Genelde uygulanan bir shipment fiyatı vardır ve alınan her “parça” başına bir miktar daha shipment ödersin. Bizim Serkan geçenlerde öyle piyano aldı Yahoo'dan. Yahoo'nun güvenilir olduğunu söylemiş miydim?
3. Türkiye'de Blizzard'ın yetkili distribütörü var mı? Kısaca söylemek gerekirse, Diablo 2'nin orijinalini nereden alacağım? Zeb: Kısaca cevaplamak gerekirse distribütörü yok. Orijinali almak için iki seçeneğin var: 1- Çıktığı tarihten itibaren bazı bilgisayarcılar orijinalini getirtirler (ne tüccardır onlar!). Onları takip edebilir ya da önceden ayırtabilirsin. 2- Blizzard'ın sitesinden ya da internette oyun satan diğer sitelerden çıkış tarihine yakın pre-order yaptırabilirsin. Fakat bu güvensiz bir yol tavsiye etmem ayrıca shipment fiyatları çok pahalı (komiğim di mi?)
4. Diablo 2 demişken, adamlar “Collector's Serie” içinde neler olacağını açıkladılar: çıkış tarihi yakın mı ne? Zeb: Hayır pek yakın değil: Oyunun ıcığı cıcığı ne varsa kakalamak istiyorlar. Hatta yakında programı yazan adamın üstündeki tişörtü çıkartıp satarlarsa hiç şaşırmam. Onlar da başka bir tüccar işte,
5. Son sorum yine bir eleştiri: çok yazım yanlışı yapıyorsunuz. Hiç değilse ayrı yazıları “-de” ile bitişik yazılan “-de”yi ayırt edin. :) Zeb: Anladım bu konuda diğer arkadaşları da uyaracağım (gıcığım di mi?)
Teşekkürler ve başarılar. Metin Zeb: Biz de sana teşekkür ediyoruz düşüncelerini paylaştığın için ama şunu söyleyeyim görmediğiniz ve duymadığınız bir sürü moral bozucu faktörler var dergi ile ilgili. Onları bir bilseniz gözyaşlarınıza hakim olamazdınız, biz de dokunamazdık o gözyaşlarına (duygusalım di mi?). Neyse, Adamın biri bara girmiş ve “Garson! herkese benden bira, ama Overdose'a mail atarken, Wordpad'de Türkçe karakterle yazıp rtf kaydederek göndermeleri şartıyla. Yoksa zıkkım içsinler" demiş. Bende oradaymışım (sızmışım!)
Merhaba Zebani, Bir gün canım sıkıldı bir hikaye yazayım dedim (zaten onu yolladım). Senin beğendiğin gibi bilim kurgu değil ama biraz daha sıksam matematik kurgu bile olurdu. Şu aralar Rainbow Six'i okuyorum. Stratejiyi fazla sevmem ama Age of Kings'i alınca fikrimi değiştirdim. Şu .rtf olayı nasıl oluyor ya? Yazıyı yazdıktan sonra “save as” dedikten sonra aşağıdaki çubuktan rtf'yi seçip öyle kaydetmek değil mi? Ben bundan önceki mailimi öyle yolladım ama mektup mektup mektup mektup mektup mektup mektup mektup mektup keşke yollasaydın diye mail geldi senden (çok ciddi gidiyorum di mi ?). Havamda değilim ondandır. Birkaç soru sorayım dedim (şimdi sorularıma geçeyim deyip hiç soru sormayanlar var dikkat ettin mi bilmiyorum ben de biraz öyle yapacağım). Zeb: Zaten hikayelerin illa da bilim kurgu olmasına gerek yok. Yeterince sürükleyiciyse bi aşk hikayesi bile olabilir (iğrencim di mi:))J). Mesela Edgar A. Poe'nun “kuyu ve sarkaç” ya da Franz Kafka'nın “sömürge kolonisi” gibi hikayeleri de büyük bir zevkle okurum, hala okurum (ana fikir; sadece bilim kurgu hikayeleri okumuyorum), Rtf kaydetmek aynen dediğin gibi oluyor. Çok basit bir işlem. Madem havanda değilsin ben seni biraz havaya sokayım da yerin dibine:))) Bi de cevaplara geçeceğini hissettirip cevaplara geçmeyenler var. Biliyor musun kim bu? Bak sana hayat hikayemi anlatayım. Kayıp bölümleri buldum. Bir gün...