Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 45
ederken ölmekten gurur duyan bir asker ve ona hizmet
Benjamin Franklin
SUN
Evet alttaki ikonlar bunlardan ibaret. Bir de ekranın üzerinde Save/Load gibi işlemleri yapabileceğiniz bir menü var. Yalnız bu menüyü M tuşuna basarak açıyorsunuz. Aksi takdirde oyundan çıkmanızı sağlayacak sihirli Exit seçeneğini bulamazsınız ve benim yaptığım gibi Alt+Del tuş kombinasyonunu denersiniz.
Ekrandaki birliklerinizi Mouse'un sol tuşu ile seçiyorsunuz ve yürütmek istediğiniz kareye (peteğe demek istedim çok pardon) sağ tuş ile tıklayarak seçtiğiniz birliği hareket ettiriyorsunuz. Ateş etmek içinse alttaki Move/Fire Mode ikonuna tıkladıktan sonra (mouse hedef işaretine dönüşecek) canına kastı olduğunuz düşman askerine sağ tuşla tıklıyorsunuz. Ay Allahım ne kadar eğleniyorum olmaz bu kadar güzel bir oyun. Neyse.
Double Time: Seçili ünitin iki Turn hakkını bir seferde kullanmasını sağlar. Save AP's for Firing: Ünitin Action Point'ini bir sonraki Turn'de ateş etmek için depolamasını sağlar. Save AP's for Unloading: Buda seçili ünit eğer bir taşıma aracıysa bir sonraki Turn'e asker bırakmak için Action Point'ini saklar. Air Attack: Belirlediğiniz yere havadan saldırı yapmaya yarıyor. Yani uçakla bombalamadan bahsediyorum, tank ile zıplayıp düşmanın üzerine atlamak değil yani. Remove From Map: Seçtiğiniz üniti haritadan silmeye yarıyor. Ancak bunu yapabilmemiz için ünitin haritanın en kenarına yakın olması lazım. Unit Bases:
Birliklerinizden birini seçtiğinizde ufak bir ekranda o asker ile ilgili bilgiler çıkıyor. Buradan askerlerin moralini, gücünü, megalomanyaklık oranını ve Action Point'ini görebiliyorsunuz. Action Point'iniz bittiğinde o Turn için yapabilecekleriniz de bitmiş demektir. Kısacası End Turn zamanı.
Son olarak biraz da oyun hakkında vahşi eleştiriler yapalım. Bu oyun beni Turn Based stratejiden iğrendirdi diyebilirim. Bir kere grafikler çok iyi değil, sesler ise iğrenç. Sesler sanki eski bir çıkan mono sesler gibi. Ateş ettiğinizde çıkan “ciuuuwv” sesleri insanın kulağını tırmalayacak cinsten. Müzikler ise eski Commodore 64'teki platform oyunlarının müzikleri gibi. Oynanabilirlik deseniz aynı berbatlıklar serisinin en ucunda parlayan bir yıldız gibi. Bunu iyi anlamda anlamayın yalnız. Bu kadar mükemmel ötesi özelliğin (?) yanında oyundaki en büyük bombayı söylemek istiyorum, (sona saklamıştım) o da animasyonlar. Aslında kareler demek daha doğru olur. Animasyon sözcüğü bu oyunda iltifat gibi durdu. Animasyonlar üç-beş kareden ibaret. Bir askeri hareket ettirdiğinizde çizgi film gibi ufak
— gösterir
Askerlerinizin ve diğer birliklerin altlarında yuvarlak simgeler oluşturur. Visible Hexes: Seçtiğiniz ünitin görüş alanının dışındadır. Reachable Hexes: Seçili askerin o Turn'de yürüyebileceği kareleri (pardon petekleri) gösterir. Range: Seçtiğiniz ünitin atış menzilini gösterir. Yalnız bu menzil iki şekilde gösteriliyor. Mavi ile gösterilen (uzaktaki) bölgeye ateş ettiğinizde daha az hasar veriyorsunuz. Yakındaki kırmızı bölgede ise daha fazla hasar veriyorsunuz. Tabii düşmana o kadar yaklaşmak çok kolay değil. End Turn: Yetti artık bu kadar oynadığım, al biraz da sen işkence çek dediğinizde End Turn ikonuna tıklıyorsunuz.
animasyonlar ile uçarcasına koşuyor. Ateş ettiğinizde ise o yöne doğru giden birkaç ince çizgi görüyorsunuz. Mükemmel bir efekt doğrusu ne diyelim. Bu devirde bu teknoloji. Aslında böyle bir oyun için Ses Grafik Patlama Efekti cart curt falandan çok atmosfer ve eğlence yani kısaca Ruh önemlidir. Ancak üzülerek söylüyorum bu oyunda hiçbiri yok. Ne oldu? Üzülmediniz umarım. Boşuna yazının başından beri bu oyun bir Maymunsu demiyorum ya. Neyse uzun lafın kısası beni dinleyin ve bu oyunu almayın. Yani aslında yine de karar sizin isterseniz alın, mazoşist olan sizsiniz, siz mazoşistseniz ben ne yapayım. Ama oldu ya eliniz kaçtı oyunu aldınız, veya iri yarı Rambo gibi bir kargo oyunu kapınızın önüne kadar getirdi ve “AL ULAN!” dedi, o zaman Rising Sun'ı bilgisayarınıza yüklemektense, bu CD'yi daha yararlı bir şekilde kullanabileceğiniz değişik alternatifler var. Mesela CD'nin kenarına jilet takıp frizbi niyetine kullanılmak üzere içinde “Target: Polat” yazılı bir kullanma kılavuzu ile en yakınınızdaki Engin Ablaya (abiye pardon) teslim edebilirsiniz. Ayrıca bu oyuna vereceğiniz paralar ile çok daha yararlı şeyler yapılabilir. Başka diyeceğim bir şey yok. Birazdan tüm CD'yi olduğu gibi CD'den Zeboş'a yollayacağım-heh: İkinci Dünya Savaşı'nı — heh heh. Ben çektim, bir 20 Tüm — | pentium 200 / 32 Mb Ram/ karşımızda. Yazarımız — | Win biraz da o çeksin. oyunu yazarken
Gece gündüz Rising hayata küstü. Oyun o kadar kötü ki, buna Sun oyna inşallah yereceğiniz parayla o limon alın dedi...
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 44
RIswan 19401. vıllann hemen bas! 1 “a a' Pasifik Isınacak!
için çok teşekkür ederim. Çünkü insanın böyle iğrenç maymunsu bir oyunun tanıtımını okuması için iki nedeni olabilir. Ya benim hatırım için okuyordur, ya da aklından zoru vardır. Üzgünüm ama Rising Sun'ı yeryüzünde sıkılmadan oynayacak insan tanımıyorum. Ama aynı oyunu acımasızca “AL YAZ!” diye verecek bir editör tanıyorum. Heh heh heh. Neyse, eğlenceli bir yazı olur umarım. Arada size oyundan da bahsederim sizlere bu yazıyı okuma nezaketini gösterdiğiniz
Deminden beri “Acaba oyunun hangi kötü özelliğini anlatarak başlasam” diye düşünüyorum fakat o kadar çok alternatifim var ki hangisini seçeceğime bir türlü karar veremedim. En iyisi herhangi birinden başlayalım, nasıl olsa kötüdür. Oyunumuz kendinden beklenecek iğrençlikte ve uzunlukta bir demo ile başlıyor. Demodan da anlayabileceğimiz gibi (sabredip izlediyseniz tabii) Rising Sun 2. Dünya Savaşı konulu Turn Based bir strateji oyunu. Aslında demoyu izleyerek Rising Sun'ın Turn Based bir strateji oyunu olduğunu anlayamıyorsunuz, bunu ben uydurdum. Aslına bakarsanız demodan hiçbir şey anlayamıyorsunuz. Aslında demo bile yok onu da ben uydurdum dermişim heh heh. Ama ne yazık ki var evet. Neyse demo üzerinde daha fazla durup onu medyatik yapmak istemiyorum. Demoyu geçtikten sonra karşımıza her strateji oyununda bulunan klasik bir menü çıkıyor. Bizde klasik olarak direkt Campaign diyerek görevlere başlama umuduyla klikliyoruz. Şimdi taraflardan birini seçmemiz gerekiyor. Genellikle seçebildiğiniz iki ülke var. Bunlar İngilizler veya Japonlar. Bazı görevlerde Amerika'yı da seçebiliyoruz. Taraf seçiminden sonra yine aynı yerden kendimize bir karakter resmi seçiyoruz. Bunların oyuna bir etkisi olmadığından en yakışıklısını seçin. Tabii yakışıklı bir resim bulabilirseniz. Yalnız bu son anlattıklarım yani resim seçme falan Campaign oyununda yer almıyor. Onları Play Scenario dediğinizde ayarlıyorsunuz. Neyse ismimizi ve hangi birliği yöneteceğimizi de belirledikten sonra görev ile ilgili detayları okuyup oyuna başlayın.
Oyuna başladığınızda iğrenç yeryüzü şekillerine benzetilmeye çalışılmış bir harita göreceksiniz. Bu harita peteklere ayrılmış ve birliklerinizi (şu pixel yığınlarından bahsediyorum) bu peteklere taşıyorsunuz. Bu görünümüyle Rising Sun biraz Panzer General'a benziyor diyebiliriz. Gerçi bu söz oyuna biraz hakaret gibi oldu ya neyse. Bu arada dikkatimi çeken bir şey var o da bu oyun ekranını oyunun yapımcıları 3D MAP olarak nitelendiriyor. Tüm help dosyalarında falan bu ekrana 3D diyorlar. İyi ki sistem gereksinimlerine de 3D Accelerator Required yazmamışlar. Ne diyeyim, Zeboş yesin sizi inşallah heh heh heh. Ne diyordum? Ha tamamı, ekranı. Ekranın altındaki barda oyunda kullanacağınız pek çok ikon var. Bu ikonların bazıları, daha doğrusu en çok kullanılanları aslında canımın tanıtmak istedikleri şunlar;
Move/Fire Mode: Seçtiğiniz üniti yürütme ile ateş ettirme modları arasında geçişler yapmaya yarar. Load/Unload: Seçtiğiniz ünit eğer bir taşıma aracıysa içindeki askerleri bırakmaya veya içine asker almaya yarar. Toggle Digging-In: Ünite belirlediğiniz yeri kazmasını emredersiniz, Çabuk kaz!