Football World Manager
Retro bilgisayarFatih Terim Efekti
“Biz çıkıp topumuzu oynadık ve aslanlar gibi mücadele ettik. Oyuncularımla gurur duyuyorum. Kim çıkarsa çıksın fark etmez. Aslanlarım benim, Müfit gel buraya tokatlayacağım seni” derken oluşan bir efekttir. Fakat bunun haricinde genel olarak hemen önündeki hakeme bağırılıp çağrılırken (yan hakem), karşı taraftaki haksız ofsayt pozisyonunu veren hakemi azarlanırken (öbür yan hakem), penaltı pozisyonunu vermeyen hakeme küfür edilirken (orta hakem!), sahaya kadar girip oyuncuyla konuşmak istendiğinde başka birisince engellenen kişiye savunma yaparken (4. hakem) ve hakemler hakkında ileri geri konuşup ceza alındığında tepki gösterilirken (merkez hakem kurulu) oluşur. Bu efektin efektif olabilmesi için gerekli gereksiz her pozisyona tepki kusmak gerekir. Uyarı yararsız olduğu gibi tokat olarak sahibine geri dönme olasılığı 9/1000'dir.
“Bak, teke tek, yedi, yok, güme, size de aynısı oldu, biz penaltı dedik mi? Hayret bir şey!” - “Abanmak yok abi! Oynamam valla!” Ne bunlar demeyin hemen, biraz yakından bakın, hepsini tanıyacaksınız. Mahalle maçlarının değişmez cümlelerinden bir seçme yaptım size. Bana kalırsa, küçüklükten gelen bu tip şartlanmalar yüzünden futbolumuz yerinde sayıyor. Gülmeyin, ciddiyim ben. Mesela FIFA'ya bir başvuru yapılmalı ve futbola “üç korner bir penaltı”, “gol atan kaleye”, “kaleci-oyuncu” gibi kurallar getirilmesi istenmeli. O zaman Dünya Şampiyonu olmazsak neyim... Futbol konusundaki, ilerde tez haline getirmeyi düşündüğüm dahiyane (bakmayın öyle) fikirlerimi geçersek, bu ay bir son dakika golüyle karşınızda olduğumu göreceksiniz. Bu nefis golün sahibi ise, gerilerden gelip kafayı çakan Zebani. Kendisi sağ olsun, bu ay suyumu çıkarana kadar bana yazı yazdırmaya karar vermiş olduğundan, “al iki günde şunu yaz”, “o bozukmuş, şunu al bir günde yaz”, “mümkünse yarım saatte overdose'u da yaz” gibi şekillerde karşıma çıktı. Ben de makus kaderime boyun eğdim ve işte Football World Manager 2000'le huzurunuzdayım. Aslında menajerlik oyunlarıyla aram pek de iyi değildir ama bu işin hastası arkadaşlarım da yok değil. Onlar arasında yaptığım ufak çaplı araştırmada bu oyunun, bir devam oyunu olmasına rağmen, pek de duyulmuş olmadığını öğrendim. En azından hatırlayamadılar. Aslında buna da pek şaşırmadım çünkü menajerlik oyunlarının isimleri birbirine benzer (“bilmem ne menajer”). Haliyle bir süre sonra hangisi hangisiydi hatırlamak zorlaşıyor. Hatta dikkat ettiyseniz bu tür oyunların hemen hepsinin kapağında Fatih Terim gibi bağıran bir adam vardır, keza bunda da var (bağlaç yaptım size). Peki FW Manager 2000'in diğerlerinden ne farkı var, derseniz; benim en çok dikkatimi çeken 70 ülke ligine yer vermesi ve bunların arasında Türkiye 1. Ligi'nin de bulunması oldu. Kesin konuşmak istemiyorum ama sanırım bir menajerlik oyununda bizim ligden bir takım seçme şansı ilk kez bu oyunda var. Bu ülkelerin ne kadarının oyununuzda yer alacağına başlarken karar veriyorsunuz ancak ne kadar çok ülke seçerseniz bellek ihtiyacı o kadar artıyor. Ben önce açgözlülük yapıp hepsini seçtim, oyun kilitlendi! Ben de on ülkeyle yetinmek zorunda kaldım. Yapımcı firma Ubisoft, bilmem kaç bin kulüplük veritabanıyla böbürlenedursun, Avrupa dışındaki çoğu ülkede kulüplerin bilgileri doğru olduğu halde futbolcu isimleri yanlış. Mesela bizde Galatasaray, Fenerbahçe dışındakilerin hepsi
N a o de ay es didu. Diz penat dedik mit Hayret bi gey hun
“Canıtın abi, bir isim de sen söyle, İstanbulspor'a kadro yazacağım” şeklinde hazırlanmış. Aynı durum Brezilya, Avusturya gibi ülkeler için de geçerli (araştırmacı yazar :) ). Oyuna başlayıp ülkeleri seçtikten sonra bir menajer yaratmalıyız. Sağdaki menüden bir kulüp seçmekle kalmıyor, menajerin yüzünü hatta ırkını bile seçebiliyoruz! Yalnız 6 yaşında bir menajer yapmak da mümkün, yani hayal gücünün de bu kadarı! Menajerinizi yarattığınızda 4 yıllık bir sözleşmeye imza atmış oluyor ve oyuna başlıyoruz... FW Manager'da, benzerlerinde olduğu gibi silsilesiyle baş başa kalıyoruz. Menüler başta sizi korkutacak da olsa, aslında çok da karışık olmadıklarını göreceksiniz. Ubisoft oyunda Windows tarzı bir sistemi benimsemiş. Örneğin bir futbolcu ismine çift tıklayınca onunla ilgili bilgiler görülebiliyor ya da menüler arasında gezinmek için sağ tuş veya “back/forward” butonları kullanılabiliyor. Oyunda tüm menülere üstteki araç çubuğundan erişmek mümkün. Buradaki butonlara sağ tıklayarak alt menülere de anında erişebilirsiniz. Bu menülerin hemen hepsinde konuşabileceğiniz, bilgi alabileceğiniz yardımsever insanlar var (antrenör, kulüp başkanı, yardımcı menajer...). Bunların isimlerine tıklayarak dertleri neymiş öğrenebilirsiniz. Hemen belirteyim; benim şu an birinci vazifemin, menülerin tüm ciciğini biciğini sizlere tek tek açıklamak olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ama yanılıyorsunuz. Bunları benim yardımım olmadan bulabileceğinize inancım sonsuz olduğundan ve bütün yazıyı menülerin tamamını Türkçe'ye çevirerek doldurmak istemediğimden, uzun süre düşünüp taşındıktan sonra, sizlere ilk maçıma hazırlanırken yaptıklarımı özetlemeye karar verdim. Böylece oyunu almamış olanları oyuna, almış olanları da menülere ısındırmış olacağım. Evet arkadaşlar, oyuna başlayınca ilk işim üstteki araç çubuğundaki kravatlı adam resmine tıklamak ve menajerlik bilgilerime erişmek oldu. Alttaki menülerden ayın menajeri, menajerler sıralaması gibi bilgilere erişebileceğimin bilincindeydim ama henüz yeni başladığımız için pek önemsemedim. Fazla oyalanmadan, yanındaki ikona basıp kadro (squad) menüsüne geçtim. Antrenöre, doktora falan bir merhaba deyip alttaki beş ikonu inceledim. İlki takım menüsüydü, buraya girip takımın kadrosunu inceledim, oyuncuların yerlerine bakıp buna göre, istediğim formayı istediğim oyuncunun üstüne sürükleyip, ilk on biri belirledim. Formation sekmesine de bir tıklayıp sahayı görünce tatmin oldum. Sağ tıklayıp, açılan menüden ikinci seçeneği, genç takımı seçtim. Bunların gelecekteki yıldız adayları olduğunu bildiğimden, gözümü üstlerinde tutmaya adeta and içtim (saçmalıyorum galiba). Sonra antrenman programını düzenlemem gerektiğini hatırladım ve üçüncü alt menüye geçtim. Schedule sekmesinde, yaptırmak istediğim işin resmini alıp aşağıdaki takvime eklemek çok kolay olmuştu. Individual training'e geçtim. Özel antrenman yapacak futbolcuları ve çalışacakları özellikleriyle bunlara ayıracakları zamanı belirledim. Team training sekmesinden de takımın çalışacağı formasyonu belirledim, hatta 20 tane “custom” taktik ilişti gözüme, bunları seçip saha üzerinde futbolcuları oraya buraya sürüp bir kaç taktik de hazırladım. Bunları ilerde maç anında kullanmak üzere aklımda sakladım. Dördüncü alt menü olan sakatlık bilgilerini bir çırpıda geçip taktik editörüne vardım. Takıma oynatacağım taktiği seçtim, istediğim oyunculara da tıklayıp alttaki menüden hırs, pas uzunluğu ve atak/defans yüzdelerini ayarladım. Team tactics kısmından da bunların takım için ayarlarını yaptım. Artık kadrom hazırdı, taş gibi bir takım sürebilirdim sahaya... Sonra düşündüm de, bu kulüpte yeniydim, hakkında biraz bilgi edinsem fena olmazdı. Hemen üstteki saha ikonundan kulüp ekranına geçtim, başkanın elini eteğini öpüp yaladıktan sonra (ne var?) ilk alt menü olan kulüp bilgilerine baktım. İkincisine geçip stadımızı inceledim. Üç boyutlu olarak bakma şansını yakalamışken kaçırmadım ama seçtiğim stad olan İnönü'de beleştepe yoktu! “Oyun gerçekçi olmamış” diye hayıflandım :). Daha sonra, paralar arttıkça tribünleri genişletme ümidiyle bu ekrandan ayrılıp kulüp başarılarına baktım, süper bir forma yaptım bir de yaptığım transferleri inceledim (aslında henüz yapmamıştım ama neyse).
Hazır daha sezonun başlamasına vakit varken bir kaç transfer bombası patlatmanın tam vaktidir diye düşündüm ve
4 O OYUNLAR
Doğru haber, iyi hizmet! Ayrıca cesuruz da!
oyununda bir çıka!
GAMESHOW SPOR GAZETESİ Televole
muhabiri Galatasaray idmanında bir araba dolusu dayak yedi.
muhabiri sırayla tokattan geçirdiler. Tokattan sonra da üstüne katran döküp tavuk tüyüne bulayarak bir kütüğün üstünde hudut dışına attılar. “Merhaba Gameshow” diyerek değişik bir başlangıcı yapmak için orada bulunan Zebani ise bu olayın hemen ardından olay yerinden hızla uzaklaştı.
Galatasaray'ın gündüz idmanında meydana gelen (sanki gece idmanı var!) sevindirici olayda futbolcuları sürekli “maraba televole” diyerek taciz eden muhabir K.Z (yaş 26), Fatih Terim'in bir el hareketiyle futbolcuların saldırısına uğradı. Uyarıyı alır almaz ok gibi K.Z'nin üstüne fırlayan aslanlar (bize ne oluyor talihsiz
HAKAN ŞÜKÜR EZİLDİ
ü ill! | hunharca sevincin sonu © tüm maçlar 1 hafta ertelendi! geleni geçeni yendiği maçlardan birinde barbarca
Televole muhabiri hastanede keyif çatıyor. İşverenlerine bir an önce bildireceğiz
Bu hafta oynanması gereken maçlar, ligdeki tüm kadınların aynı anda göllerine yaşamak isteyen iş futbolcular, gol atan Hakan üzerine 1 hafta iptal Şükür'ün tepesine edildi. Hepsine geçmiş Hakan'ın kafasına geçmiş Molped 76 dikiş atıldı. O kullanmalarını Kadın oyuncular yorum yapmaktan tavsiye ederiz. kaçındılar. Halbuki çok doğal ise hala “önemli olan Galatasaray'ın başarısı” dedi
Resimde Galatasaray'ın değil, başka bir takımın gol sevincini görüyorsunuz
hemen topa vuran ayak (evet öyle!) ikonuna tıklayarak ilgili menüye ulaştım. Burda ajanımla ufak bir geyik çevirip transfer listesi alt menüsüne geçtim. Dikkat ettim, takımımın ülkesinde oynamamış futbolcular hakkında bilgi yoktu, bunlardan istediklerimin peşine ajan taktım ve raporlarını beklemeye başladım. (sol alttaki scout butonu) Onun üstünde iki düğmecik vardı, bunlardan “approach club” ile seçili oyuncunun kulübüyle transfer görüşmelerini başlattım. Filter ile de aradığım oyuncunun yaş, fiyat gibi kriterlerini belirleyip oyuncu listesini düzenledim. Buradan birkaç transfer yapıp ayrıldım. Devam eden transfer görüşmeleri, maçın adamı ve ajanlar alt menülerine de bir göz atıp işlerimi tamamladım. Oyuncu alımı bedava değildi tabii, hemen mali durumumu kontrol etmeliydim. Para ikonuna tıkladım ve gelen menüden finans ve reklam sorumlularıyla çene çaldım. Buradaki alt menüleri inceleyerek kulübün paracıklarının nerelere aktığını öğrendim: ödeme listesi (kimin maaşı ne kadar), banka (kulübün fonları ne kadar), job centre (bu koçu kovmalı, yenisini almalı), accounts (dengesi) ve account chart (bunun grafiklisi). İşler tıkırındaydı, şimdilik rahattım. Yeterince bilgiye sahiptim artık, susuzluğum dinmişti. İlk maçımı oynama vakti gelmiş çatmıştı. Hemen forma ikonuna tıkladım. İlk iki alt menüyü, lig ve kupa maç tarihlerini inceledim ve friendlies'e geçip bir dostluk maçı ayarladım. Takım hazır olduğu için, hiç tereddüt etmeden sağ üstteki çift ok ikonuna bastım ve maç gününe ulaştım! Maç günü bu ok ikonları değişti ve yerlerine kramponla top ikonları geldi. Top ikonu maçın skorunu şak diye suratıma yapıştıracağı için ona dokunmadım, krampon ikonuyla maçı oynamayı tercih ettim. Gelen ekrandan da “proceed” tuşuyla maç ekranına ulaştım. Bir menajerlik oyununun en mühim özelliklerinden biri de maçı nasıl seyrettirdiğidir. FWM'da, sağ üstte, ekranın dörtte biri kadar bir karede, maçın önemli anlarını üç boyutlu animasyonlarla vermek tercih edilmiş. Bunlar gayet gerçekçi (hareketler, boşa atlayan kaleciler, çeşitli açılar vs.) ama bir süre sonra bayabilir tahminimce. Sol üstteki “pause” tuşuyla oyunu dilediğimde durdurup gerekli değişiklikleri yapabildiğimi gördüm. Ekranın altındaki düğmelerle de topun oynandığı bölgeleri, oyun pozisyonunu, istatistikleri, diğer maçların skorlarını, sahaya yayılışı, taktikleri ve oyuncu değişikliklerini görebiliyordum. Hoşuma giden bir özellik de, kadromdaki bir oyuncuya tıklayınca gelen menüden oyuncuyu övmek, cesaretlendirmek veya eleştirmek gibi üç seçeneğe sahip olmamdı. Neyse, maç takımımın 1-0'lık üstünlüğüyle sona erdi. (ooleyyy ooleyyy oleyy... ehem, öhöm!). Hemen gazete ikonuna tıklayıp kulütten ve federasyondan gelen mesajlara bakıp gazeteyi inceledim. Gazetelerde bizim müthiş başlıkları da aramadım değil hani (Borussia, yendik mi lan? gibi). Artık lige hazır sayılırdım ama henüz bakmadığım iki menü kalmıştı ki bunlar da zaten bana lig başlayınca lazım olacaklardı. Biri, grafik ikonuna basınca gelen menüydü. Buradaki alt menüler sayesinde seyirci sayısını, ligdeki başarı grafiğimi ve puan durumunu görebilecektim. Bir de düdük ikonu vardı ki, bunu da kulübün disiplin kayıtlarıyla oyuncuların gördükleri kartları incelemek için ve hakemler hakkında bilgi alıp takımı buna göre sahaya sürmek için kullanacaktım. Benden bu kadar, arkadaşlar. Geriye dönüp şöyle bir bakınca gördüm ki, tersini söylemiş olduğum halde çok sayıda menü açıklaması yapmışım, ama yine de detaylara girmeyip, tutarlı olmuşum, aferin bana! Eh, artık son yorumları yapma zamanıdır gibime geliyor:
- Oyun bir menajerlik oyunundan beklenen her şeyi veriyor, burası kesin. Menüleri temiz ve kullanışlı. Yeterince ayrıntılı ve eğlendirici gözüküyor. Ama bana sorarsanız oyunun ruhu pek yok gibi. Beni havaya sokmayı başaramadı. Mesela, uzun süre önce oynadığım iki disketlik Ultimate Soccer Manager oyunundan çok daha fazla keyif aldığımı hatırlıyorum. - Özellikle günler geçerken çok fazla bekletmesi insanı sıkıyor. - Başta değindiğim gibi, kadro yanlışları oyundan çok şey götürüyor. - Oyun çalışmak için “illa da en az 800*600 çözünürlük isterim” diye tutturuyor, çözünürlüğü öyle ayarlayınca da hata mesajı veriyor! Ben 1024*768'de oynamak zorunda kaldım, işin kötüsü oyunu bu yüzden pencerede oynamak zorunda kaldım. (pencere hakkında kötü espri yapanı vururum!) - Oyunun tek bug'ı bu olsa yine iyi. Yaptığım araştırmada öğrendim ki, job centre'da bir antrenör seçerken veya maç sırasında nedensiz yere çökebiliyormuş oyun. Ayrıca 2010 yılından sonra pek bir zevki kalmıyormuş (bu bilgileri oyunla ilgili yabancı bir forumdan aldım, üstelik orada Türkler'den gelen mesajlara da rastladım. Biri “I liked this game because...” gibi uzun bir mesaj atmış, bir başkası da “helal abime, süper yazmışsın!” diye Türkçe cevap yazmış. Biraz güldüm de bu olaya ondan anlatıyorum. Boş verin) - Oyunun sitesinden (www.footballworldmanager.co.uk) bir “data editor" programı çekip istediğiniz bilgileri değiştirebilirsiniz. Bence bu oyuna fazla yüz vermeyin, Premier Manager çıkacak galiba yakında onu bekleyin. Yine de karar sizin... - Yazı biraz kuru oldu ama kusura bakmayın. Ne zor şartlar altında yazıldığını bilseniz bana hak verirdiniz. Öbür aya telafi ederiz inşallah... Neyse, yeter bu kadar bilgisayar başında oturduğumuz. Hadi gelin, bir çift kale maç yapalım da havamızı bulalım. “Taş yok mu orda? Tamam, siz kaleleri kurun, ben geliyorum!..."
Ubisoft Action-adventure
P166 32 MB RAM/ 320 MB HD/ Win 95-98.