Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 94
Kuduralım Yarabbi!
ir ay. Şu mavi gezegenin kendi 80 veya 31 kere (dönmesi. Bu gezegenle olan tek bağlantım da geçtiğimiz ay kopma noktasına geldi. Istanbul'da bir robotun yapabileceği çok fazla attraksiyon olmadığını da bu boşa geçen bir ay içerisinde öğrendim. Gameshow bünyesinde uzun zaman hiçbir yabancılık çekmedim. Ama gameshow yine kapanma noktasına gelince iş başa düştü ve yepyeni bir sorunum olduğunu öğrendim. Örneğin ben iş bulamıyorum. Bir robota kolay iş vermiyorlar. İlk olarak
The Sims gazetelerden iş bulmayı denedim. Tabi ki 4 bu kadınla evlendim iyi mi yaptım acaba?
Olmadı. Haftada bir gün “İnsan Böyle de öpülmezki? nerden öğrenmiş bunu? Kaynakları” eki veriyorlar. Tabi ki insan arıyorlar. Üniversite, eğitim, tecrübe hepsi boş. Önce insan olmak. Sonunda - Yahu bu Sims aleminde kendimize göre kız da bir arkadaşın vasıtasıyla (MEG), izan Dulamadık. Cadaloza kalıcaz bu gidişle. Denizcilik işletmelerinde iş buldum. Meg'le görüşmeye gittik. Denizcilik İşletmelerinde işe almayla ilgili memür MEG'i dinledi. Beni uzun uzun süzdü. Ve işe aldı. O günden sonra tam bir ay boyunca Beşiktaş Kadıköy arasında jeton atılan “Turnike” olarak çalıştım. Uzun bir süre 15 gün kadar hayatım bu rütinlikte geçti. İnsanlar bana jeton attı. Taki o güne kadar. O gün sis vardı.
Vapur seferlerinde tehir olmasını — | BAL Ba. SİS - Bak bu sefer ne yapıyor bu kadın? Burda olma iskeleye doğru bilinmeyen bir güç çe ki? Bu kadar ateşli olmayı nerden öğrenmiş? tarafından çekildiğini hissettim. Kalabalık ©) - Bak şimdi bunlar ne yapıyorlar? şu beyaz seni adi bir pislik torbası gibi yenip bir böcek gibi çılgınca jeton atıyordu. Bir turnike ezeceğinden bahsetmesi bu özelliğin Ertunç'la ne olmanın en önemli özelliği olan “görev — fe kadar özdeşleşti yerini terk etmeme" kuralını ilk ve son defa orada bozdum. Yerimi terkettim. Hava yağmurluydu. Sisten göz gözü “görmüyordu. Koşarak iskelenin kenarına doğru ilerledim, Yağmur damlaları metal aksamıma damlayıp, korozyona sebep olacak bir şekilde, vücudumdaki nem oranını arttırıyordu. Vücudum o acaip istekle beni iskelenin sonuna doğru çekiyordu. İşte o anda o acaip sesi düydüm. Tak taka... Evet. Sislerin arasında belli belirsiz görüyordum. Bİr taka bana doğru yaklaşıyordu. Takanın tam ucunda bir ayağını takanın burnuna
>göstermiyor mu? Gösteriyor. Peki ben bu uzun cümlelerde noktalama işaretlerine herhangi bir önem niye vermiyorum, çünkü ben Zebani gibi NEAT bir kişi değilim: Yani sallarım. Bakın nasil da sallıyorum. Mesela az önceki cümlenin sonuna soru işareti koydum mu? Koymadım. Ama buna koydum neden? Çünkü anlamsız. Siz benim cümlemin soru olduğunu o noktalama işaretinden anlayacaksanız zaten yazıyı da okumayın. Active bambaşka bir özellik. Ben bu özelliği direk Cadı LOz'la bağrdaştırabiliyorum. Hatta ona hiper aktif de diyebiliriz. Hatta demeyebiliriz de. Yazıyı okuyup bize tekme atmasını ister miyiz? İstemeyiz. Bakın işime gelince ne güzel de soru işareti koyuyorum.
yaslamış elini beline koymuş bir şekilde Tt a Playful sim karakterinizin ne kadar eylenceli bir orda duruyordu. Saçları boğazın MARA AI yaratık olacağını gösterir. Misal Playful bir yaratık olarak karizmatik dalgalanmalar yapıyordu. sizlere direk Meg arkadaşımızı gösterebilirim. Espiriden
Evet bu Zebaninin ta kendisiydi. Bir espiriye mutluluğa koşan bir kır böceğidir parıltı gördüm. Bu her zamanki gibi ©: Sürekli dergi açar kapar. Misal geçen gün bize geldi aşladıkları yere dönmüşler, Sims... Bu oyun çıkış olarak. 9 arat bana direk komplike'bir anımsatıı. Ve öyle. Tek — Eyvahi'dedi. Dergiyi açık unuttum:) Oradaydı. Cadı Löz: Mouse, Set, Mert, — fark yaratık insan olduğu için tiple kendinizi Bir diğeri de Nice, Bu siminizin ne kadar iyi huylu Timur... Kaptan Meg ise gözünü ufka — Der onu Ça yapamıyorum. siz — o gösterir. Örnek ise Engin. İyi huylu olmasa Si bütün arabesk kitlesini Bu berbat hayattarı saral hayata alev püskürtsün, elektrik versin, Kurşunlasın hazırlardı. Taka taka seslerinin arasında — dâvet ediyorum, Komşularını sen seçiyorsun, bir işin oluyor. Hay allah bu ay da yazımın sonuna gelmişim. belli belirsiz bir şey duydum. Batmak ya Ki beni en heyecanlandıran nokta burası, Sevgilin oluyor. Bakalım bir daha ki ay yazının sonuna gelebilecek da batmamak işte bütün mesele bu. Alıyorsun o sevgiliyi, artık yeme de yanında yat. Benim bila iyim? Ya da yazı başlayacak mi? Bakalım o taka Şİ yi devrelerimde kıpırdanmalar yaratıyor.
Yarattığınız karakterin bazı özellikleri var. Örneğin NEAT. Bu ak ie hayatla turnike: HE sizin titizliğinizi gösteriyor. Misal Zebani... Dergi yazılarını çok — “Mak ister ki?
NEAT bir şekilde zamanında ister. Ama onun gösterdiği bu titizliğe biz danalık yapıp geç yazı vererek cevap verince © da kuduruyor tabikine.
Outgoing ise bir başka özellik ki bu da cana yakınlık tahara mailliyim şu sıralar. Yollayın mail demek. Misal Ertunç! Bir organizma cana Ertunç kadar yakın Www.sa nalogla om olabilir mi? Olamaz. Naber deyince sana ne demesi, elini
Sizler için bu acaip simülasyon oyununu yorumlayacaktım. Oyuna baktm. Bu adamlar Sim city Sim bıdı Sim Wudu diye diye artık iyice
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 95
Özlemiyle yanıp tutuştuğunuz, kendisine bir an önce kavuşmak için her türlü fedakarlığı yapacağınız Cadı Loz'unuzla yine berabersiniz........Ya yapmayın çocuklar! Bir ay o kadar da uzun bir süre değil. Benim işte Cadı Loz... Hani sürekli Zebani ile didişen, her ay adı Çataloz, Cadaloz filan diye değiştirilen, kızdıklarını kurbağaya, böcüğe filan çeviren Cadı Loz... Hatırlıyorsanız en son hediyelerden bahsediyorduk. Ben yine hatırladığınız üzere başcadının bana alacağı hediyeyi büyük bir merakla bekliyordum. (“Bize ne senin hediyenden” diyen sevgili okurum bir adım öne çıkabilir mi lütfen? ********)
E: bir ay aradan sonra yeniden beraberiz.
Başcadının bana ne hediye aldığına inanamayacaksınız. Ben de önce inanmadım. O kadar heyecanlanmıştım ki bir ara başcadıya sarılayım derken kadının şapkasını düşürüverdim. Altından çıkan bigudili saçlarını görmemiş gibi yapmaya çalıştım. Ama o kadar komik ve karizmadan uzak bir hali vardı ki rahatça gülebilmek için lensimi düşürmüşüm numarası yapıp eğildiğim yerde gözlerimden yaşlar gelene kadar güldüm. Başcadı'ya en son 200 yıl önce bu kadar çok gülmüştüm. Cadılar Birliği'nin düzenlediği sempozyuma konuşmacı olarak katılacaktı. Bu sempozyumdan bir gün sonra da kıyafet balosu vardı. Ama bizim yaşlı başcadı ikisinin tarihlerini
A birbirine karıştırınca balkabağı kıyafetiyle konuşma yapmak zorunda kalmıştı. Ancak o zaman rahatça gülebilmek için lens düşürme numarasını yapamamıştım. 200 yıl önce bu numarayı yapmam oldukça kafa karıştırıcı olurdu herhalde... Yine daldım detaylara...Eminim neden bahsettiğimi hatırlamıyorsunuz bile, Başcadının bana aldığı hediyeden bahsediyordum. Bana konuşan bir ayna almış. Yani başcadı öyle olduğunu söylüyor. Ama nedense benimle konuşmayı reddediyor. Bende ki de şans işte...O kadar yıl bekle bir konuşan aynan olsun..Sonra da konuşan aynanın konuşmayacağı tutsun...Sonuç yine hayal kırıklığı, aman diyeyim sataşmayın!
taşmayın iyiyim sa aman d
Bana sizi en çok hayal kırıklığına uğratan hediyeyi yazın demiştim. İyi ki de demişim. Sizden gelen mektupları okudukça hediye konusundaki kendi hayal kırıklığımı unuttum. Hele bir mektup var ki içlerinde... Uyarıyorum bu mektubun duygusal içeriğine dayanamayacaklar lütfen sayfanın kalanını okumayı bırakıp, Ertunç'un oyun açıklamalarını filan okumaya başlasınlar. Hatta hızlarını alamayıp oradan Sanaloğlan'ın sitesine gitsinler ve hala açılmadığını görüp sinirlenip duygusal moddan iyice uzaklaşsınlar. Hala işe yaramadıysa Zebani'yle bir dakika kadar konuşsunlar. (Farkındaysanız son çare olarak Zebani'yi öneriyorum. Çünkü kendisi sadece aşırı duygusallar için geliştirilmiş oldukça ağır bir dozdur. Bir dakikanın üzerinde konuştuğunuzda duygusallığı bırakmanın ötesinde önünüze kim ve ne çıkarsa çıksın sinir olma yetisini kazanırsınız. ) Evet ben bütün uyarılarımı yaptım. Şu anda bahsettiğim mektup aşağıda olmalı. Orada değil mi? Ay bakamıyorum bile....Gelemem böyle duygusallıklara...Neyse bulup okuyun işte...Bitince de bana haber verin
Sevgili Cadıloz ben hayatım boyunca iyi bir insan olmaya çalıştım. Her zaman benim isteklerim diğer insanlarınkinden sonra geldi. Onlar mutlu olsun diye kendi mutluluklarımı hep erteledim. Sırasında ezildim, çok kırıldım ama yılmadım. Sonunda hep iyiler kazanır diye sabrettim. Ta ki o güne kadar....
Doğum günü... O talihsiz gün...... ve o gün 23.sünü kutlayacaktım.. Arkadaşlarım genelde doğum günümü hep unuturlardı. Ama onlara asla kızmazdım. Ne de olsa iyi bir insandım ben..Neden böyle bir şey için arkadaşlarımın kalbini kıracaktım ki? Bu sene de her sene olduğu gibi kendi kendime evimde tek başıma “İyi ki doğdum ben" diyerek pastamı kesecek ve yine kendime aldığım hediyeleri sanki içinde ne olduğunu bilmiyormuş gibi heyecanla açıp aynada kendime teşekkür edecektim. Ama eve geldiğimde kapının önünde kocaman bir paket buldum. “Bu doğum günümde kendime böyle bir hediye paketi yaptırmış mıydım acaba?” diye düşündüm. Kendim dışında birinin doğum günümü hatırlayıp bana hediye alması aklıma gelebilecek en son ihtimaldi. Ama paketin üstünde “Sevda'dan sevgilerle...” yazıyordu. Sevda...Kalbimin sahibi olan o kız.. Varlığımdan haberi olduğunu bile sanmıyordum. Paketi alıp eve girdim. Kalbimin bu heyecana dayanacağından emin değildim. Ama hayatımda aldığım ilk hediyeyi de açmadan ölmeye niyetim yoktu. Büyük bir cesaretle paketi açmaya başladım.........
(Bitti mi mektup? Ne??!!! Bitmedi mi daha? Bu kadar uzun muydu bu mektup yahu? Sıkıldım beklemekten....Neyse biter bitmez haber verin bana...Ve bir dahaki sefere bu kadar duygusal içerikli mektuplar göndermeyin. Ben bir cadıyım, Pamuk Prenses değil!!..)
Hala inanamıyordum. Demek Sevda da benden hoşlanıyormuş. Bir günde iki sürpriz bana göre değildi. Cümleyi değiştiriyorum. İki kötü sürprizi ben bile kaldıramazdım. Hediye benim zannettiğim Sevda'dan gelmemişti. Bir başka Sevda'dan.....Sevda Kartopu'ndan gelmişti...Bu okulun en yapışkan ve çirkin kızıydı. Ve hediye olarak da bana kendi resmini gümüş bir çerçeve içinde göndermişti. Arkasındaki notta “Yanında olmadığım zamanlarda yokluğumu hissetmemen için” yazıyordu. Üstelik resimde sanki uğrayacağım şoku bilircesine sırıtıyordu...O günden sonra doğum günümü kutlamaya son verdim...
Hasan Kalfaoğlu/İstanbul
Tamam mektup bittiğine göre ben devreye girebilirim. Hasan bence hak ettiğini bulmuş. Aferin o kıza. Severim erkeklerin hayatını cehenneme çevirip onları dumura uğratan kızları, Aslında o kızla en kısa zamanda bağlantı kurup yanıma stajyer cadı olarak filan aldırmalıyım. Sizin hayatınız da duyduğuma göre oldukça sorunsuzmuş. Bu kadar mutlu olmayı kimse hak etmediğine göre hayatınızı tekrar eskisi gibi sıkıcı ve sorunlu getirmenizi istiyorum. Bunu, nasıl mı başaracaksınız? Aşağıda verdiğim kelimeleri kullanarak bana küçük bir hikaye yazarak. Kelimelerden en az beş tanesini kullansanız da olur, (Son anda yumuşadım)
Pis bir cadı
Zebani, anahtar, zil, korkunç, radyo, rüya, cadı, Sihir, gazete, horoz, araba, süpürge, fil, yıldırım, peri. Kötü bir cadıyım beeeeen!!!!! nesra@netone.com.tr
O O O oVerdOsE 9 3