Gameshow sayı 47, sayfa 50

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 50

Bu oyundan çok çektik bu ay. Hem B* hem ben. İlk önce başka bir oyun yazacaktım sonra o oyun Emre'ye verildi. Ardından Kamer'e oyunu almaya geldiğimde oyunun kaybolmuş olduğunu gördüm. Bitmedi oyunu Beşiktaş'ta aradım, yok kalmamış. Sanki best-seller bir oyun gibi. Neyse Polat bir şekilde getirdi oyunu, bende başladım yazmaya. Aldığım duyumlara göre çok sağlam bir oyun değildi. Yani fazla zevk almadan bir bakış atıp oyunu yazacaktım. Aman ne güzel bu ay çıkacak olan Netshow içinde yazdığım yazılar araya girince iyice bunalmıştım. Bu oyunla belki kurtarırım diye düşünürken herkes oyunun dandik olduğunu söylüyordu. Neyse artık lanetli oyunu oynayıp, açıklama vakti gelmişti. Eve geldim, masamın üstünde bir sürü sahip olmadığım CD vardı. (Artık benim oldu) Ama devasa uzunluktaki ismiyle Tzar: The Burden Of The Crown pek ortalıkta gözükmüyordu. Bu ay her şeyin sıkışmasına ve son birkaç gündür inanılmaz az uyumama neden olan bu oyun son defa lanetini üzerime salmıştı. Her yeri aramama rağmen oyun yoktu. Aklıma oyunun kardeşimi de lanetlediği geldi. Evet ne bakıyorsunuz kesin böyle. Oyun kardeşime; beni al beni al arkadaşına götür ve orada oyna demişti. Doğal olarak da kardeşim alıp oyunu arkadaşına götürmüştü oynamak için. Ben nasıl bulacağım bu oyunu bu saatte kardeşime nasıl ulaşacağım diye düşünürken Tzar'ın laneti teknolojiye yenik düşüyordu. Kardeşime ulaştığımda hemen oyunu getir ama dikkatli ol buraya gelip açıklanmamak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Çok dikkatli ol ve hislerinin ona inanmasına

OF THE CROWN

engel ol dedim. Yaklaşık 50 dk. sonra CD elimdeydi ve artık laneti hiçbir işe yaramıyordu. CD-ROM'a koyup laneti üzerinden kaldırdıktan sonra oyunu oynamaya başladım ve...

Oyun Real Time strateji olmasına karşın içinde az buçuk adventure havası var gibi. Bakın, yani abartmayın. Sadece az buçuk ve var gibi öğelerini kullandım. Ne kadar olduğunu iyi kavrayın ha nerede oyunun adventure kısmı kandırdın bizi diye mail atmayın. Birçok kişinin söylediğinin aksine eğlenceli. Age of Kings kadar güzel mi diye sorarsanız yanına bile gelemez o ayrı. Bizi sabahlara kadar Kamer'de esir edemez apayrı. Gecenin 5'inde Emin abiyle eve dönmek için fellik fellik vasıta arayıp sonunda taksi tutmamıza neden olmaz o daha da ayrı. Ama kendi çapında single player olarak oynanabilecek bir oyun. Süper bir oyun değil, kötü bir oyun değil, vasat bir oyun değil. Oynanıyor az çok. Oyunun başında bir büyücü amcam var. Aman onu kullanırken dikkatli olun çünkü ölünce oyunu kaybetmiş sayılıyorsunuz. O kadar şeyi baştan yapıyorsunuz. Zaten oyunun genel havası yavaş. Bir de tekrar aynı şeyleri yapmak çok can sıkıcı oluyor. İlk bölümlerde, oyunun başında size birkaç ok atan asker ve birkaç swordsman veriliyor. Bunlarla bölümleri tamamlıyorsunuz. Daha sonraki bölümlerde bina yapıp asker çıkartıp orduya takır hava katmış. Bu oyunu sıkılmadan ne kadar süre oynamanıza bilmiyorum ama kısa bir süre bile olsa eğlendireceği kesin. Bir oyuna klişeleri kullanan yapısıyla

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.