Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 94
“Evvel zaman içinde bir küçük çoban varmış. Kendisine ne sorulsa tam karşılığını verirmiş. Böyle diye her yanda adı çıkmış. O ülkenin kralı da bunu duymuş, inanmamış, oğlanı çağırmış. Demiş ki:” “.Sana üç şey soracağım.. Bunlara karşılık verebilirsen seni kendime oğul alacağım. “Küçük Çoban", Masallar yaşayan her canlı varlık bir eylemde bulunur, Yaşamak demek, eylemde bulunmak demektir; ve eylemde bulunmak demek, bir şeyleri “Evet"lemek, olumlamak, başka şeyleri de olumsuzlamak demektir. Bundan hiçbir şekilde kaçış yoktur. Hiç hareket etmeyip kımıldamadan bir yerde durmak bile bir eylemde bulunmak; dinginliği onaylamak, hareketi ise onaylamamaktır. Yaşam sürekli, her an verilen “Evet"lerle ve “Hayır"larla geçmektedir. İnsanın da hayvan gibi, bu durumdan kaçışı yoktur, Her an, bir şeyleri olumlamak ve onun dışında kalanları olumsuzlamak zorundadır insan da, Ama bununla birlikte insanın hayvandan farkı, onun aynı zamanda eylemlerine bir gerekçe bulan; onları kendi ve diğer insanların gözünde geçerli kılmaya çalışan bir varlık olmasıdır. Oysa hayvanın böyle bir çabası yoktur. Hayvan eylemde bulunur ve bulunduğu eylemin neden doğru olduğunu, kendine ve diğer hayvanlara anlatmak gibi bir çaba içine de girmez; eyleminin neden geçerli olduğunu anlatmak için söylev vermeye çalışmaz İnsanın ise hem kendisine hem de diğer insanlara, eylemlerinin geçerliliğini, doğruluğunu anlatmak gibi zor bir “görev"i vardır. Onun tüm eylemleri, ancak bir “masal” içinde anlamlı ve geçerli bir duruma gelir. Yoksa, -doğanın masalı olan mümkün olduğu kadar uzun ve haz dolu bir hayata ulaşmanın dışında- yapılması ya da yapılmaması söylenen her şeyin temeli boşlukta kalır. İnsanı hayvandan ayıran, insanın kendine masal oluşturmayı becerebilmesidir. Biz dilimizde çoğunlukla, “Bırak bu masalları!" 'Masal bunlar!” gibi olumsuz anlamlar yükleriz “masal” sözcüğüne, masalların gerçek olmamasından dolayı. Oysa benim burada kullandığım anlamdaki “varoluş masalı"yla insan, kendi varoluşuna bir anlam katar; kendini, doğadışı bir *masal'ın kahramanı yapar. Burada dile getirdiğim anlamıyla insanın gerçeğidir, yukarıda söylediğim şekilde kullanılan anlamıyla masal değil. Hayvan bu dünyayı her zaman gerçeklikle içiçe yaşar. O, kendine bir “masal” oluşturamaz; bunun için de onun yaşamı tekdüze bir ölüm-kalım savaşından başka bir anlam ifade etmez. Yaşamdan ölüme sürüp giden bir savaştır onun yaşamı. Doğanın masalının gönülsüz oyuncusudur o... Bir hayvan diğerine “Neden bunu yaptın?" ya da “Neden böyle yapmanın doğru olduğunu düşünüyorsun?” demez. Av olan hayvan, kendisini avlayan hayvana, “Neden beni yakaladın alçak hayvan; senin hiç vicdanın yok mu?" demez. Diyebilseydi, kendisini avlayan hayvan şaşkınlıkla ona şöyle derdi: “Sen neden bahsediyorsun; ben yakaladım, sen yakalandın; ben yaşayacağım, sen öleceksin...” Acı ve haz, yaşam ve ölüm... Doğanın masalında işte bu gerçekler vardır... İnsan da bu doğa masalının içindedir; onda da acı ve haz, yaşam ve ölüm vardır. Ama o, bir tarafta yaşam ve bir tarafta ölüm olan bir boşlukla, doğanın bu “kuru” masalıyla yetinmeyip kendine sorar: “Burada olmamın amacı nedir?”, “Ben burada ne yapıyorum?”, “Ne yapmalıyım?” O zaman yapması gerekeni kendisine söyleyecek, yaşamını tekdüze bir yaşamda kalma mücadelesinden kurtaracak, onu “anlamlı” bir bütünlük içerisinde tutacak daha farklı ve daha “güzel” bir “masal” gerekir, içinde rol alacağı. Bir masal ki, “Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde...” diye başlayacak ve aslında her şeyin nasıl başladığının, var olanların özünün ve kökeninin ne acı ve haz,
BAKIŞ
"İnsanda bu doğa masalının içindedir. Onda da acı
Gelir ağlarız bu bu da ölümdür
Ausone de Chancel
Murad OMAY olduğunun, insanın bu var olanlar içindeki konumunun, doğasının ve kökeninin ne olduğunun; ve her şeyin sonunun ne olacağının cevaplarını verecek. Herkes, nerede doğmuş olursa olsun; içinde bulunduğu yerdeki din, felsefe, bilim, sanat vb. etmenlerin değişik oranlardaki katkısıyla -ve diğer kültürlerin, *masal"ların da etkisiyle- oluşan böyle bir “masal'"ı dinleyerek, var olanlara ve varoluşuna anlamlı bakmaya başlar. Büyüklerinden duyduğu -ve eğer isterse ve yapabilirse kendi zevkine göre şekillendirebileceği- bir “Masal'ın içine yerleştirir kendini, ve böylece kendine doğanın koyduğu amaçlardan başka bir amaç belirler; yaşama ve ölüme, yaşam ve ölüm dışında bir anlam kazandırır ve bu şekilde insan olur. İnsanın bu şekilde, var olanları ve varoluşunu, kendi göre anlamlandırma ve heyecanlı kılma olanağı vardır. Ama bu şekilde o, hayvandan farklı olarak, sadece yaşamak için değil; kendi masalında rol almak istemeyenleri, ya da onun istediği şekilde rol almak istemeyenleri öldürme olanağına da sahip olur. Hayvanın doğa masalında "iyi"si, hayatta kalma ve haz, “kötü”sü ölüm ve acıdır; insanın “iyi"si ve “kötü”sü ise onun kendi “masal'"ı içinde belli olur; onda iyi ile kötü, daha heyecanlı bir masal içinde yerlerini alır... İnsan için ne tek masal vardır, ne de yaşamla ölüm arasında tek anlamlı bağ... Her insan kendi masalında "iyiler"dendir ve “kötü"lere karşı "onurlu" bir mücadele verir. Ama onun masalının “kötü"leri de, masalının “iyi"leridir. Bu noktada, bunun bilincine varan insan bir karar vermekten kaçamaz. İyi ile kötünün, yaşamda kalma ve haz alma ile ölüm ve acı çekme olduğu yalın doğa masalıyla yetinmek, -ya da ona “dönmek'- istemiyorsa insan, önünde bir kaç seçeneği vardır: İsterse, ona doğduğundan beri anlatılan “varoluş masal'ını -varsa aklına ve gönlüne ters gelen yönleriyle birlikte- kabul edebilir. Ya da isterse sadece dinlemekle kalmayıp, o masal"ı aklına ve gönlüne uygun bir duruma getirmek için çaba harcayabilir. Veya kendi aklına ve gönlüne uygun bir “masal” oluşturmaya çalışır ve "İşte benim varoluşumun anlamı budur!” diyen kendi masal kitabını yazmış ve bu masalda kendi rolünü kendi belirlemiş olur. Ve bence ne kadar çok “masal” dinlemişse bunu yapmadan önce, o kadar güzel bir “masal” oluşturacaktır kendi aklı ve gönlünce. Gelecekte belki herkesin içinde bir rol oynayabileceği bir “masal" oluşturacağız insanlık olarak; ve bir filmde rolünün hakkını vererek oynayan herkesin kahraman olması gibi, bu “masal"da da, kendi görevini yapabildiği oranda yapan herkes kahraman olacak; ya da belki dünya üzerinde herkesin kendi bütünlüklü, güzel, anlamlı “masal"ının kahramanı olabileceği bir düzen kuracağız. Kimbilir? Mutlu yıllar!
edir. Onda da acı overDose 9 1
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 95
O son hazırlıkları yapıyordu. Kamer yaylaları bir güne daha veda etmeye hazırlanıyordu. Karanlık çökmek ve çökmemek ikileminde anlamsız gidip gelmeler yaparken vadide bir ses duyuldu. Ya da yaylada... Emin değilim... “Zıpla! Zıpla diyorum sana... Zıpla! Dans et!“. Hep güzel bir kızla dans etmek istemişimdir. Kader bazen insana seçici davranma fırsatı vermez. 14'lü Browning kurşunları ile yetinmek zorunda kalırsın kimi zaman. İnsan dans ederken daha farklı düşünme fırsatı buluyor. Avrupa Topluluğuna girdiğimiz şu günlerde başlıklı köşe yazıları Avrupa Topluluğuna girmeye başladığımız şu günlerde demiyerek başlayan köşe yazılarıyla nasıl bir çatışma içerisinde? Ve 14'lü Browning'iyle birlikte Zebani bu çatışmanın tam olarak neresinde? Sonuç... Yine hüsran, yine kafaya fırlatılan bir CD ve ufukta patlayan bir roketatar. Ve Kamer yaylalarında açılan bir diet kola sesinin kıvrak yankısı... Ya da vadi... Emin değilim... İNDİANA JONES INFERNAL MACHINE İngilizce'de bir deyim vardır. “No Man comes out” Yani Indiana'dan adam çıkmaz. Bu söz Çorumlulara bir şeyler hatırlatabilir. Ama çıkmadı ki bir Jones Çorum'dan. Şöyle kırbaçlı mırbaçlı. Hayır bu Indiana'dan çıksa iyi. Lucas Arts gibi bir yerden çıka çıka hop hop hoplayıp zıp zıp zıplayan bir Indiana Jones, yakıştıramadım. Sen git Indiana Jones gibi bir efsaneye Tomb Raider tadında bir oyunla son ver. Oyun boyunca kahramanın kıçını gördüğüm bir oyun oynayacaksam, şahsen, kimse kızmasın, ben Lara Croft'u tercih ederim. Hayır bana sapık da demeyin. Kırbacı olan ben değilim... Efendim Babil Kralı, kendisi beni çok severdi rahmetli, Kral Nebuchadnezzar II, Babil Kulesi yaptırdıydı zamanında. Eski Age of Empires'çılar bilir Babillilerin kuleleri hitpoint'leriyle meşhurdur. Indiana Jones bu ya, kulağına orada acayip şeyler olduğu çalınır ve Rus arkeologlarla sidik yarıştırmak üzere olay yerine gelir. Sen Marduk diye kanatlı bir tanrı oraya cehennem makinesi diye bir Japon icadı koy. Sonra bizimkiler çıkarmaya çalışsın. Bu oyunda kanımca -hoş benim kanımı ne kadar takarsınız bilemem- Indiana Jones ruhu korunmaya çalışılmış olmasına rağmen alışılageldik puzzle çöz level geç mantığı oyunu Tomb Raider akışkanlığında bir bilgisayar fırıldağına çevirmiş. Yok ben yapı itibariyle -metal aksamım da göz önünde tutulursa- hopla zıpla ve puzzle'ları çöz türü oyunları sevmedim sevemedim. İyi bir Indiana Jones olabilmek için gerekli materyaller nelerdir? Evde denemeyin:P 14'lü Browning: Ne Indiana'yla ne Jones'la alakası var. Zebani kullanıyor. Bu yazılar nasıl yetişiyor sanıyorsunuz.
Kuduralım Yarabbi!
Rabbim. Şu Indiana'lı kuluna yardım elini uzat. Hayır ben de bıktım bu heriften bir sanal oğlan macerası: Indiana Jones: Infernal Machine
Lenslerim! Lenslerim! Düşürdüm! Bittim beni ine
Seni ront yaparken yakalamayım bi' daha
Infernal Mach
lana Jones lan macerası
Koskoca Indy duvarlara tırmanıyor. Vurdu başına senin abazanlık!
Jones Efendi. Sen hala oyunlarda... Millet senden film bekler. Oyunda bekler ama ikinci planda!
İnd
Ol almayayım aklını! Sen Indiana'lı sokmayayım o kırbacı cebine!
bir sanal oğ
Jones'un. Kömürler yakıştı mı sana? Hayır apartman o açıdan
45 kalibrelik tabanca: Meg'in favorisi. Garsonun iyi yemek getirmeyip geyik yapması durumunda kullanır. Meg'e göre hazine en iyi garson ölü garsondur. Oyunda yılan filan gibi öteberi vurmaya yarar. Bul dur. Nereye kadar? Gel Yumruk: Muder'in yumruğu nette, bin kaplan, 28 tilki ve 14 iri tavus kuşu gücündedir derler. Kurşun bittiyse ve kaçmak da seni Kamer'e götürür şanınıza yakışmıyorsa oyunda böyle bir opsiyon da var. Kırbaç: Cadı Loz'un favori silahı. Öldürmez süründürür. Çeşitli façalar edinmenize sebep olur. Kamçılı adam olur da kamçılı kadın olmaz mı? Pompalı shotgun: Kodu mu oturtturan bu nadide silah Search Engine'in arayıp da bulamadığı bir parça. Deodorant ve çakmak kombosundan çok öte bir şey. Hem yakın hem uzak dövüşte gerekli öldürme tatminini yaşatır, sizi ve ailenizi mutlu eder. Yarı otomatik makineli: Hüseyin'in yarısını yarı otomatik makineli ile diğer yarısını tam otomatik makineliyle taradık. Sonuç... Mükemmel..
İntihara meyilliyim şu sıralar. Yollayın mail
9 2 oVerdosE