Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 92
zebaniye benzetirim haberin olsun,..eheh), Neyse şimdi soru moduna geçiyorum. 1- Metal dinlediğini biliyorum (bir zebaniye de bu yakışır zaten). Iron Maiden da dinliyor musun? Dinliyorsan en sevdiğin parcası hangisi? Ha bi de Metallica nin konserine gitmemişsin. Tebrikler! Bende ve gitmemde. 2- Ya benim bilgisayar iyice tozuttu. Bios daki ayarlar tam olmasına ramen hard disk gözükmüyor. Yoksa hard disk mi yandı (anamın!!!)? Nooolurr bi akıl ver. Yoksa ikinci mektubum satış ilanları olcak (bıktım walla). 3- Delta Force ve Fifa da daha fazla havalanmayın (beni de daha fazla kızdırmayın). Hepinizi harcarım! 4- “Be kardeşim bilgisayarın çalışmıyorsa nası mail attın” dediysen sırf şu GâMeShow uğruna kafelerde sürünüyorum. Sen şimdi “Kafelerdekilere ne demek istiyorsun sen" falan da dersin (ben seni bilirim). Ne diyim? Allah yardımcıları olsun. Eveeet! Hepsi bu kadar. Hadi şimdi yıkıl karşımdan. Bak hala duruyor. Cevapla çabuk! ;-) Cenk HACIOĞLU
Zebani: “Şeytanın Avukatı" filmini seyrettin mi? Ordaki şeytan yaratık biçiminde Miydi? Faust'u bunlara hazır mısın? Geleceksen bozuk HD'yi de getir de kafana çalayım onu, He hel! Alınmıyorsun di mi? 4- Timur Gameshow uğruna Taaa Amerikadan yazıyor. Sen yat kalk haline şükret! Biz hepimiz her ay Gameshow uğruna 10.000'lerce kelime yazıyoruz (oh mesajda verdim!) Bu ay küstahlar çoğunlukta bakıyorum. Ne yapayım ben size? Buldum: “OVERDOSE'A MEKTUP YAZMAYAN KÜSTAH OLSUN. KİMSE YÜZÜNE BAKMASIN. BAKANLARDA İĞRENİP KAÇSIN. AMİN!"
Slm; adiler adisi Zebani... Ne demek ne biçim giriş... Eğer sen de bi yazara 5 yazıyla “beş” mektup (belki 6'dır. Artık sayısını bile hatırlayamıyorum!!!) yazıp hiç yanıt alamazsan, sen de böle başlardın mektubuna. Bu yüzden sana “Nbr?” falan da yok. Kötüler hep ii olur (Yalaaaaaannn). Neyse daha fazla uzatmadan sorulara geçelim (çünkü senin sorulara ne kadar ii cewap werdiini we bunu! sadece bir saniye kadar düşündüünü biliorum.). İnşallah adam gibin yanıtlarsın (ve hatta inşallah yayınlarsın!!): 1. HMM3'ün Evil Campaign'ini (ilk üçünden sadaki|Yok; belki bilmiosundur die şeettim)) bitirebildin mi (tabi oynadıysan) Bitirebildiysen accuk taktik werde biz de
Burçağın oynadığını biliyorsun bende oynadım ama fazla değil!). Bi de tutup ona sor diyorsun? E sen niye sormuyorsun? Mailini de biliyorsun. Hadi baklim hadi. Üstelik sorunun cevabını da biliyorum ama sen bana “adi” dedin di mi? Hah haaaaa! (Burçak söyleme bu adama cevabı. İsmini bile yazmamış!) 2- Söylemiş ve orijinalinide şöyle: “Adi, adi, adi 3- Her ay extra gicik bir tiple uğraşmak eğlenceli olmaya başladı. Olayı biliyorum isimsiz kahraman! Tatyana için herşeyi yaparım. Sen yapar mıydın? Hiç sanmıyorum! 4- Olm niye yazayım buraya? Orda yazıyorsa tamamdır. Sen gelsene bigün Kamere tanışalım seninle. Ama geceyarısı gel (Kamerin birçok işlevi olduğunu artık anladınız di mi?) 5- O kampanyalara yenileri eklenecek. İlki “okuduğunuz yazara arsızca sıfatlar yakıştırmayın” kampanyası olacak. Senden destek bekliyorum (diğerlerinden de kınama! Nasılda trajik hale getirdim olayı yaaa). “Parantezler bana senden bulaştı” diyorsun ama hala yuvarlak parantez kullanıyorsun. Nasıl iş bu? Boşver... Hadi al sana mesaj: “OVERDOSE'A MEKTUP YAZIN AMA YAZARIN HAKETMEDİĞİ HAKARETLER YAĞDIRMAYIN. YAZIKTIR, GÜNAHTIR ÇOÇUĞA!". He he, abarttık galiba biraz.
pano pano pano.
okudun mu? Orda ki Mefisto yaratık mı? Hayır. Siz ölümlülerin öğreneceği daha çok şey var. Çoook! Al sana cevaplar: 1- İron Maiden tahli ki dinliyorum. Bruce geri döndükten sonraki albümlerini de açıkçası Merakla bekliyorum. Fear of the Dark gibi bir şaheser bekliyorum. Iron Maiden'ın en sevdiğim albümü o dur. Hatırlıyorum “Affaid to shoot strangers"da kendimden geçip bayılmışım. Serum tedavisiyle kendime geldim. Metallica konserine gitmedim. Bizim gıcık konser seyircisine katlanamadığım için. Bu da başka bir yazı konusu tabii ki. 2- Yaaa neden Search Engine mail atmiyorsun? Yani bu adam bu sorunlar için yazıyor o köşeyi Benim fazla teknik bilgim yok ama bios'da HD detect yaptın mı? HD'nin üzerindeki Jumper ayarları doğru mu? HD'nin bağlantılarını kontrol ettin mi? HD'yi hiç düşürdün mü ya da ona benzer fiziksel bir harekete maruz kaldı mı (böyle durumlarda okuyucu kafa bile kırilabiliyor) neden Search Engine mail atmıyorsun? (lay bunu söylemiştim). Ayrıca HD'ni o durumda Panoda satışa mi çıkaracaksın? bozuk olduğu halde. Sen hiç utanmıyor musun? Bozuk HD satarak başkalarını kandırmak nasıl bir arsızlıktır? Bu alçaklık değil mi? Neden Search Engine mail atmıyorsun? Jay ay ne oluyor bana?)... 3- Ordan konuşmakla olmuyor. Geleceksin Kamere ve bu yazdıklarını yüzümüze söyleyeceksin. Sonra da oturup, oynayacaksın ve yenildiğin zaman surat asmayacak, seninle dalga geçildiğinde küsüp kaçmayacaksın. Bütün
7) Dark Earth (MAX, Uprising) 8) Civilization 2 ( Master of Orion 2, Gettsburgh) 9) Sub Culture (Star Wars:Rebellion, Conguest Earth)
Selam nasılsın iyi misin? Garip oldu ama neyse. Yeni bi köşe yapıyomuşun satılık cd felan gibi, bizimde bi hayrımız dokunsun dedik. Elinde Metallica'nın "live shit:Binge and Purge" olanlar bana bi mail atsınlar. E-mailim yavuzang@dusa.net. Yavuz Angınbaş bitirek. Bitiremediysen bitiren birine sor da bize taktik wersin (Burchag'a sor; o bilir böle şeyleri). 2. Napolyon gerçekten “Para, para, para” demiş midir? Demişse bunun orjinalini bilio musun? Biliosan nea? 3. Sen Count Strahd von Zarovich yerinde olsaydın Tatyana için aynı şeyi yapar mıydın? (Olayı bilmiosan Efe Mumoğlu'na sor da ören; hatta öret...) 4. Son olarak Baywatch kuralı 1 çok hoşuma gitti. Dier Baywatch kurallarını (2,3,4,...) da söyler misin? (“Baywatch kuralı da nea bea?” diosan eğer; ben de “Bir GAMESHOW yazarına hiç yakıştıramadım" derim. Nassı olurda dergide yazanlardan haberin olmaz?? (Kopya: Sayı:36 Sayfa:11 (e, orda da bi zahmet sen bul bea!) | ) 5. (Pardon bi soru daha warmış) Yaw senin bi sürü kampanyan falan oluodu (Parantezler bana senden bulaştı!!), ne oldu o meşhur kampanyalara??
Zebani: Bana bir sürü sıfat yakıştıran oldu cehennemin bekçişi, efendisi, kölesi vs. vs. Ama hiçbirisi çıkıpta "adi" hemde adisi' dememişti. Bugüne kadar. Ne diyim? Teşekkür ediyorum. Bunu haketmediğimi düşünüyorum Çok kırıldım. Benimde bir kuğu kadar zarif ve hassas bir kalbimin olduğunu bilmiyorsun (hö?) Nasıl cevap vereceğim ben şimdi sana? En azından deneyeyim: 1- Ben anlamıyorum bu tavrı yaaal Bak bu oyunu r. pazarlik payi
(Evet dostlar işte bu ayın sonu.) Yeni bir şeylere başlamış da olsak bir yerde son nokta hep olmak zorunda. Ama şimdilik buna son nokta demeyelim de üç nokta diyelim... Önümüzdeki aya kadar üç noktanın gerisini tamamlamak için tekrar burada olacağım. Eleştirilerinizi, mektuplarınızı ya da maillerinizi bekliyorum. Hayallerle dolu overDose 8 9
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 93
Ayın Hikayesi
Hikayem büyük bir patlamayla başladı ve büyük bir patlamayla sona erdi. Aslında arka plana yaşamımın informasyonunu koymalıyım sizlere anlatırken hikayemi, bu detaylar konusunda açıklayıcı olabilir, en azından bu hüzünlü lunapark hikayesini gözlerinizin önünden geçirebilme fırsatını yakalamış olursunuz. Oysa ben böyle bir anlatım için şimdi edebi bir yorgunluğun içindeyim ve senin -okuyucu olarak- yapman gereken tek şey önünde duran basılı materyali okumak ve çekip gitmek. Unutma ki kafanda kalacak olan soruların sorumlusu ben değil, yine sen olacaksın. Fakat biliyorum ki sen benim okuyucum olarak bunların üstünde düşünmezsin, okur ve gidersin, elbette açıktır ki bundan daha fazlasını yapman benim tarafımdan senden beklenmiyor. Uyandığımda sanırım öğle saatlerini geride bırakmıştım, bazı insanlar hatta hemen hemen tüm insanlar bu zaman dilimine akşamüstü veya öğleden sonra demek gereksiniminde bulunuyorlar oysa benim için pek bir değeri yok, günün sönük anlamsız saatlerinden birisi; başınıza çok önemli bir olay gelecek olsa hatırlayın ki büyük bir ihtimalle bu olay öğlen, akşam veya olsa olsa sabah gerçekleşir. Siz hiç öğleden sonra güneş çarpmasına uğrayan bir turist gördünüz mü? Kahvaltı yapmadım, ya da herhangi bir şeyler atıştırmadım da diyebiliriz, zaten kahvaltının sabah zaman dilimine özgü olmadığını bir bebek bile bilebilecek güçtedir. Salona geçtim, bu ani kararım ister çekti. Hayır hikayeye mistik bir öğe katmıyorum, “duman” benim ev kedim, ona verdiğim isim bu, sanırım o da bunun ona uygun bir isim olmadığını düşünüyor, varsın düşünsün pek hala biliyor ki yaşayanlar için isme gereksinim yoktur, hele hele bir kedi bunu birçoğumuzdan daha iyi biliyor olsa gerek. Kedi mırıldanarak ve horlayarak ayaklarıma sürünüyor şimdi. Oysa daha dün gece yataktan tarafımdan ona doğru yöneltilen bir tekmeyle yerde yuvarlanırken bulmuştu kendini, ama şimdi beni küçük düşürüyor bağışladığını gösteriyor, duygusal olarak eziyor beni, bir kez daha kedilerin insanlardan IQ ve EQ alanında fersah fersah önde olduğunu gururla kanıtlıyor gibi. Tabi ben bu hareketlerinden bana yılıştığını çıkarıyorum, tıpkı beni aldatmış bir kadının değersiz soluğunu yüzümde hissettiğim gibi. İnsanlarda aptalca bir sahiplenme duygusu vardır. Kendilerine adanan sadakat en önemli tapınma işaretidir onlara göre. Köpekler ise şuursuz hayvanlardır, ortalarda ne olup bittiğinden pek de haberleri olmaz, onlar siz ne istiyorsanız onu yaparlar, hareketleri basit mantığınızla sınırlıdır. Hiç pencerenin kenarında yağan yağmurdan anlam çıkarmaya çalışarak bakan bir köpek gördünüz mü? (Bana sorarsanız ben böyle bir insanın varlığından bile kuşku duyarım) Köpekler nabza göre şerbet vermede üstün yaratıklardır, politikacılar bile onlar kadar kıvıramaz bu işte insanlar tarafından kullanılmalarının sebebi budur, unutmayın ki onlar kedilerden önce evcilleştirilmişlerdir. Evcilleşme süreci onların sınırsız kölelik hizmetlerinin kedi karakter sahibidir, zorlamayla bir şey yaptırmanız mümkün değildir, tıpkı kadınlar gibi şirinliklerini ve çekiciliklerini koyarlar poker masasına, resti hep onlar çeker siz görmezsiniz, korkar ve kaçarsınız bu oyundan. Önce mutfağınızı sonra evinizi alırlar elinizden, kumardan daha zararlıdır bir kedi sahibi olmak. Doğal olarak insanlar en fazla bir köpekteki kadar zekaya sahip olduklarından, teslim ederler kendilerini o küçük hayvanların gözlerine. Kendi içlerindeki türsel teslimiyet duygusu onlara karşı kayıtsız kalmalarına yol açar, insanlar ve köpekler evcil dünyanın yüz karalarıdır. Hem zaten, ağzından salyalar akıtarak üstünüzde hareket etmeye çalışan bir yaratık ne kadar sevimli olabilir ki? Tam bunları düşünerek evden çıkmak üzereydim ki aklıma uzun zamandır yapmak istediğim bir şey geldi. Dumana yanaştım, onunla konuşmuş olabilirdim: *Gidiyorsun demek, yine kaybettiğinin farkındasın. *Sence artık kalacak başka bir yer bulabilir miyim ki? *Beni ilgilendirmez, bulsan iyi olacak. *Peki, ev senindir artık. Oysa böyle bir diyalog asla geçmedi aramızda. Geri döndüm, kediyi tuttum, ayaklarını yerden kestim, cama doğru yönelip onu boşluğa bıraktım. Özgürdüm artık. İnsanlar ve köpekler benimle gurur duyuyor olmalı, dedim kendi kendime, aşağı doğru ciyaklayarak düşen hayvana bakarak.
Bu ayın en iyi hikayesi Bulut Cebeci adlı arkadaşımıza ait. Bulut hikayeyi yollamışsın ama hani adresin? Adresini yolla ki oyununu gönderelim