Gameshow sayı 43, sayfa 84

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 84

Uzak Dünyanın Şarkıları - Arthur C. Clarke

Bilimkurguyu bilenler bilir! İletişim uydularının da babası olan zeki, yaratıcı bir bilimadamı, sayısız dilde baskılar yapmış. Ülkemizde de bir hayli tanınıyor. Fakaaaaaaaat! üslubu çok sıktı artık. Clarke'ın okuduğum romanları arasında en yaratıcı olanı bence 2001: Space Odyssey ile Rama'dır; o da ilk kitabı, daha sonrakiler değil (serinin diğer kitapları maalesef “uzayda Dallas” dizisi olur). Romanlarının kurgusu sağlamdır, hikayelerinin özü de iyidir fakat o dediğim üslup kendini o kadar tekrarlar ki bir sonraki kitabını alırken yine tanıdık olaylar, kişiler ve mecburi bir sonla karşılaşacağınız hissine kapılabilirsiniz. Bu roman da öyle: Dünyanın yok olmasıyla seçilmiş 1 milyon insan Thalassa gezegenine doğru yola çıkarlar. Bu gezegen insanoğlunun yıldızları keşfetmek için geliştirdiği tohum gemisi tarafından bulunmuş ve üstünde hayatı başlatmıştır. Gezegen sakinleri için atalarının gelişi onlar için büyük bir sürpriz olur. Başlarda ilginç olan (özellikle yıldızlar arası yolculuk teorileri) ancak daha sonra cıvıklaşan bir roman. Hele hele

THE SONGS OF duygusal bölümleri en ateşli pembe dizilere taş çıkartır! Alın ama bir şey beklemeyin,

Sinema: The MATRIX

oyun Roller Coaster Tycoon: Sid abimizin ilk yaptığı oyun olan Railroad Tycoon'ı hatırlarsınız sanırım. Gece gündüz, aç susuz kalarak sadece bu oyunu oynamaktan ölme haddine gelmiştim de annem son anda serum takarak kurtarmıştı beni (isterseniz sorun!). O

Hatta mükemmelden biraz daha iyi! Bilimkurgu filmlerinin gittikçe sıradanlaştığı bir dönemde Matrix tam anlamıyla hem türde olsun hem de sinema sanatında olsun tam bir devrim niteliği taşıyor. Ayrıca felsefi altyapısı da oldukça sağlam. Yönetmenler (Larry ve Andy Wachowski kardeşler) senaryoyu yazarken sanırım hem William Gibson'ın “Neuromancer” serilerinden hem de Stanislaw Lem'in “Kongre”sinden bayağı etkilenmişler. Film genelde gerçek ve hayal üzerinde odaklanmış. Gündüzleri software yazılımcısı olarak çalışan, geceleri ise hacker'lık yapan Neo (Keanu Reeves), Matrix'in ne olduğunu bulmaya çalışmaktadır. Kendisine Matrix'in ne olduğunu açıklayacak tek kişi olan Morpheus'a rastladığında Matrix'in kabus dolu gerçekliği (ya da hayali? Nasıl? İkilemde miyim?) hayatını ters yüz edecek ve size de bu sinema şölenini ağzınızı bir karış açık şekilde izlemek kalacaktır. Görsellik, ses, müzik, efektler olağanüstü güzellikte. Bir veya iki değil, sürekli gidilmesi lazım!

Tycoon'dan sonra Sid amca ve Microprose oyunun bayağı kaymağını yedi ve Microprose neredeyse tüm strateji olabilecek materyallerin üstüne tycoon etiketi yapıştırarak piyasaya sürdü. İşte bunların sonuncusu Roller Coaster Tycoon. Trene benzer vagonlara binip eğri büğrü ve yüksek rayların üzerinde hızla yol alıp avaz avaz ulutan ve bu sayede tepeden tırnağa adrenalin olunan bir eğlencenin “tycoon” versiyonu oyunumuz. İlk oynadığımda nedense Theme Park oynamışım gibi hissettim zira o derece benziyor. Daha sonra “tycoon” hastalığının etkisinden olsa müzik araçlardakinden daha fazla çığlık atabiliyorsunuz. İşte “Tycoon” farkı, olsun o kadar. Almalısınız!

gerek tüm benzerlikleri unutup kendimi bu oyuna kaptırmam sonucunda yazıyorum bu satırları. Zannımca “Tycoon” olan bir yerde diğer oyunların pek şansı yok gibi. Bunda da yine parkınızı kuruyor, işletiyor, genişletiyor ve zafer kazandığınızda ise o

Tİ Hi

In Flames - "Colony"

İlk var bu ay. Önce Testament'dan başlayayım. Güzel albüm! Her ne kadar o ilk büyülü Testament olmasa da (grup bunu iddia ediyor) müzikal açıdan doyurucu. Fakaaaaaat işte sorun! Kalıcılık yok. Testament'in "New Order"ını hala dinlememe rağmen bu albümü sadece 1 hafta dinleyebildim. Ayrıntı yok, sadece birkaç akılda kalıcı melodi o kadar. Grubun elemanlarının alanında en iyiler olması da bir şey değiştirmiyor demek ki. Evet içten çalmışlar, sert ama kalıcı değil. “Souls of Black” albümü ile Alex Skolnick'in gitmesinden sonra Testament'in vasat grup olduğunda ısrar ediyorum. Ve In Flames. Nefis, mükemmel. İşte Avrupalıların Death Metal'e ne kadar çok şey kattığının resmi kanıtı bu albüm. Her parçanın derinliklerine işleyen bir melodi zenginliği. In Flames'in en iyi albümü bence. Özellikle “Zombie Inc.” ve “Resin” parçalarını dinledikten sonra hayata bakış açınız değişecek (vay be!),

8 2 oVerDoSe

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.