Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 73
* Amiga bilgisayarlarının reklamları yeni yapılmaya başlamıştı. Fiyakalıydı epeyce. Otuz iki renk ne demekti? 512KB hafıza görülmüş şey miydi? PC bilgisayarlar tek renk uyarımlı (monochrome) ekranların önünde taştan oyma şekilleri, kasvetli görünüş ve zavallı işleyişleriyle herhangi bir karşılaştırma yapmayı akıllara getirtmeyecek kadar basitken, resmen devrimdi bu. Hız olarak 50 MHZ'lerden bahsediliyordu artık. Oysa ki C128 daha yeni sollamıştı C64'ü, yaklaşık 1 MHZ fark atarak. Sarı civcivler içinde bir siyah civciv... Yerli araba fabrikasında bir spor araba, üstü açık... Çakıl taşları arasında bir safir... Beynimizde yanıp sönen bir nokta... Hayalimiz, hedefimiz. Bir Amiga sahibi olmak,
Amiga, C64'ün son bombası “Tacın Muhafızı” (Defender of the Crown) oyununun kendine uyarlanmış sürümüyle piyasaya bir başka bomba gibi düştü. Hem de atom bombası gibi. Patlamadan bir tek Atari, ST modeliyle kurtuldu. Amstrad ve Sinclair Spectrum gibi diğer yarışmacılar ağır hasar aldılar. Çok geçmeden de benzetme oyunları piyasasına büyük bir oyun geldi. Bir F18'i kullandığınız oyunda uçak geminizi ve yardımcı gemileri düşman saldırılarından koruyordunuz. Hele bir uçak gemisine iniş faslı vardı ki, of of! Uçak gemisine yaklaştıkça görüntü büyüyor, büyüyor, en sonunda da uçak gemisindeki neredeyse bütün ayrıntıları görür hale geliyordunuz. Defalarca denerdik adam gibi inmeyi; ama çok zor yapılmıştı iniş işi (Biz de böyle şeylere hiç alışık değildik). Defalarca gemiye yaklaşır, son anda bulunduğumuz yükseklik ile güverte arasındaki fark ile yaklaşım açısının çok parasal değeri ileri teknoloji ürünü araçları kullanma hissini tatmak.
Simülasyon ya da benzetme işte bu köşede büyük olduğunu gördüğümüzde, abuk sabuk hava akrobasi hareketlerine girişirdik... (devam edebilir) EKH: Elektronik Karşı Harp (ECM, ECCM, JAMMING) Savaş her zaman silahlarla yapılmaz. Silahlar ile yapılana sıcak savaş dersek, bir de soğuk savaş var. Ekonomik savaş, propaganda savaşı Ve elektronik savaş da var. Bunlar bazen sıcak savaşın içinde de kullanılır. En sık kullanılanı elektronik harptir. Peki, nedir bu elektronik harp?
Bunu en çok savaş uçakları ve gemileri kullanır. Güçlü radarlara sahip oldukları için bunu daha kolay yaparlar ve yapmak zorundadırlar. Yoksa başkalarını tespit etmek için kullandıkları mikrodalgalar ve radyo frekansında yaptıkları yayınlar, yerlerini armut gibi belli eder. Denizde kullanılan sonar da bunun aynı etki-tepkiye yol açar.
Haberleşmenizi ve tarama cihazlarınızı, bir koruyucu kılıf içine koymak zorundasınızdır. İkinci Dünya Savaşı'nda yapılan hemen hemen tüm haberleşmeler şifreliydi. Sadece büyük zaferleri şifrelemeden; ama takma isimleri kullanarak geçerlerdi. Kuzey Afrika'daki zafer “Tilki açık havada avlandı.” şeklinde geçilir. Burada tilkiden kasıt Rommel olsa gerek. Bir de Midway olayı var. Japonlar Midway baskınının hazırlık safhalarını birkaç sahte ve gerçek haberle aynı anda geçerler. Amerikalı meslektaşları bu baskını öğrenir. Ancak sorun şudur ki bu baskının nereye yapılacağı kesin değildir. Midway gibi birçok hedef de bu baskına maruz kalmaya adaydır. Bunu anlamak için Amerikan kaynakları hemen her hedef ile ilgili bir düzmece haber uydururlar, Midway'inki de sahte bir temiz su kıtlığıdır. Kısa bir zaman içinde Japonlar Midway'in takma ismiyle birlikte sudan söz ederler. Diğer takma isimlerde ise böyle bir haber yoktur. Hedefin Midway olduğu anlaşılınca da Pasifik filosunun belkemiği Midway'a gönderilir.
Şimdi gelelim esas mevzuya... Bu gibi şeyler benzetme (simülasyon) oyunlarında nasıl kullanılıyor? Herhangi bir uçak oyununda J tuşuna basarak bir tür koruyucu perde olan karıştırıcıyı açarsınız (Jammer). Karıştırma, karıştırıcıyı kullanana herhangi bir radarın kilitlenme veya takip işlemini zorlaştırır, geciktirir, bazen de engeller. Bu bir tür EKH (ECM) işlemidir. Bazen karıştırıcılar doğrudan düşmanın radarı, hedef gösterilerek kullanılır. Bu durumda kendi yayınınızı değil; düşmanın kendi almaçlarını (sensors) perdelersiniz. Bu türü çözmek amacıyla diğer taraf da karşı çözücü kullanır. ECCM olarak adlandırılan bu uygulamayı, bu ay açıklanan Starfleet Commander'da görebilirsiniz. Gerçi onlar işlemi biraz tersten almışlar; ama olsun.
Bu aylık bu kadar... Mektup ve elektronik postalarınızı bekliyorum.
Simülasyon tutkunları korkunç makineleri tanımak, OĞR nedir? ER lemesine inceleyeceğimiz şey bu
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 72
Sene 1986 veya o civarlar. Fırçaya benzeyen kısa sert saçları ve o zamanlar iyice belirgin olan çilleri ile tekmil kırmızı görünen Omay ile birlikte yeni keşfettiğimiz türünü konuşuyorduk. Gerçekten fok | bu oyun. Bir araç kullanıyordunuz ve o aracın meşhur C64'lerin beylik içindeymiş gibi karşısındaydınız.
ufuk çizgisine doğru kai cc A £ hızla akıyor ve gittikçe küçülerek kayboluyorlardı. Veya bir yarış arabasının kokpiti içinde bir sağa, bir sola eğimli çizgiler, yaylar çizen yarış pistinde; iki renk kullanılarak çizilmiş aynı görünümlü, rakip arabaları ö 8 sollayarak bitiş çizgisine ulaşmaya çalışıyorduk. Başka bir gün, bir geminin topu veya torpil kovanıyla resmi geçit yaparmışçasına geçen düşman gemilerini vurup deliler gibi seviniyorduk... Yeni bir oyun türü keşfetmiştik: Simülasyon.
Chuck Yeager ilk ses hızını aşan pilottur.
Bu sayıda ve devam eden birkaç sayıda, konu edindiğimiz oyunların kısa gelişimini, tarihini ve beni en çok etkileyenler ve onlarla olan anılarımdan bahsetmek istiyorum.
Gerçekte bilgisayar üzerindeki hemen her oyun gerçekte var olan bir şeyleri yapay bir ortamda yapıyormuş hissini tattırmaya yönelik. Dolayısıyla her oyun da benzetme oyunu (simülasyon) çerçevesine katılıyor. Ancak bunlar diğer oyun türlerinin bağımsızlıklarını kazanmasına yardımcı oluyor. “Ne gibi farklılıklar?” diyenleriniz dövüş oyunlarındaki kişiselleştirmeyi, platform oyunlarındaki iki boyutluluğu, strateji oyunlarındaki sıra (turn) olayını düşünmeli. Baştan bağımsızlığını ilan etmiş iki oyun türü de sadece macera (adventure) ve zeka oyunları. Gerisi... Hımm! Bir düşünmek lazım.
Infiltrator'ı ilk oynadığımızda yaşadığımız heyecanı Çılgın profesör, dünyayı yok etmek üzere bir haltlar karıştırır. Biz de bu olayı durdurmak için canavar helikopterimize atlar ve “Ta! Ta! Ta! Gümmm!”... Uçuş idareleri çok basit. Hızlan, yavaşla, alçal, yüksel, silah değiştir ve ateş! O ne güzel bir şeydi öyle. Biz gittikçe karşıdaki ağaçlar, vesaire cisim bize doğru yaklaşıyordu. Düşman jetleri hızla yanımızdan süzülüyor, karşıdan gelenler ise ekranın sağ veya sol tarafından çıkarak gittiğimiz veya gitmeye çalıştığımız kokpit, altimetre, flap bunlara alışmıştık, bu saçları değirmende ağartmadık!!
simülasyon öyle bildiğini istikametin ufukla birleştiği yere kadar yere müsavi, öylece gidip, sonra hızla büyümeye başlıyorlardı. Bu oyunu, tek başına, on sekiz yaşında bir genç yapmıştı.
2. Dünya Savaşı'nda Erwin Rommel adlı bir Alman, savaşın belirli bir evresinde uzun süre gündemden düşmez. 3. Reich'ın kahramanı olmuştur. Aslında, yaklaşık bir tümen büyüklüğünde olan; ama kayıtlara Afrika Kolordusu (Afrika Korps) olarak geçen birliğiyle Kuzey Afrika'da uzun bir süre müttefiklerin başına bela olur. Canını sıktığı kişilerin başında Avrupa giyim sanayiine adıyla anılan bir tür ceket katkısında bulunan İngiliz komutan Montgomery, onun gaydalı, kısa, pantolonlu inatçı 8. Ordusu (onların mevcudu da bir ordu etmezdi ya), birkaç tane de AN: birliği geliyordu. O kadar ilginç savaşlı kadar cüretkar hamleler ve hileler denedi ki sonunda Rommel “Çöl Tilkisi” adını kazandı. İşte adını buradan alan bir oyun vardı. “Desert Fox”. Bu oyunu doyamazdım. Saldıran Stuka'ları makineli ile ateş altına almak, düştüğü mayın tarlasından ağır ağır çıkarmak, hatırlayabildiğim ilk kanlı benzetme oyunu.
Bulabildiğimiz en, Gt kabul etmeyen kötü harita ekranıydı yanlış hatırlamıyorsam.
ATF'yi hatırlıyorum da... Vay be! O neydi öyle? (PC'deki ATF'den bahsetmiyorum ha! Hala C64'teyiz) Hedefler uzakta nokta gibi belirir. Biz hedefe kilitleniriz. Bir minik kutucuk hedefi çevreler. Aynı filmlerdeki gibi... Ne güzel! Füzeyi salladık... Aa! Füze hedefe doğru gidiyor. Hem de biz başka yöne dönmeye başladığımız halde. Demek ki füze güdümlü. Kaç tane füzemiz kaldı acaba? Üstelik bize atılan füzeleri de vurarak etkisiz hale getirmiyoruz. Bunun yerine fosfor bombası (flare), demir talaşı (chaff) gibi şeyler atıyoruz. Daha gerçekçi yani. Daha güzel yani. Daha kolay vurulsak bile daha güzel yani.
C64'ün son günlerinde Cascade firması hoş bir oyun yapmıştı. Şimdi çok uğraştım, adını hatırlayamadım. Bir F18 ile kapışıyordu oyunda. Hem de birbirine denk olarak. İnişler, kalkışlar, ikmaller bu günkü tecrübemle bir facia... Gerçekçilik on üzerinden iki; ama görüntü açısından bakılırsa piyasada daha iyisine zor rastlanırdı. On üzerinden sekiz. Peki ya eğlendiriciliği? O zamanlar televizyon sabahları iki saatlik hanımlara yönelik kuşak ve akşamleyin açılmak, gece 24'te kapanmak üzere toplam sekiz saat kadar yayın yapardı. Ben televizyona bağlı C128'imin başında yayını başlayana dek bunu oynardım (okulda sabahçıydık).