Gameshow sayı 43, sayfa 65

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 65

Üçüncü şikayetim yapay zekanın değişmemiş olması. Hala düşman aynı yerlerden aynı askerlerle saldırıyor. Tabii bu konuda kimseye kızmıyorum, fakat daha iyi bir AI olsaydı da keşke oynarken bunlar dikkatimizi çekmeseydi (örneğin her sefer aynı yerden APC ile gelen düşmanın APC'leri sağ tarafa yığması gibi) ve konsantrasyonumuz bozulmasaydı. Yapay zekanın insan gibi düşünmesini talep etmiyorum tabii ki, ama en azından diyorum, nereye nasıl saldıracağını daha iyi bilseydi. Son olarak da bu sefer oyundaki demolara bir eleştiri yapacağım. Artık abarttığıma inanabilirsiniz ama önce bir durup dinleyin. İlk oyunlarda demolar bölümlerle ilgili daha açıklayıcı olurlardı. Yani o demoyu seyredince bölüm hakkında fikir sahibi olurdunuz ve kendinizi savaşın içinde bulurdunuz. Ancak şimdi kalite olarak daha başarılı olsa da, demolar oyundan bağımsız gibiler. Bana verdikleri izlenim “bak bu bölümü de geçtin, aferin, al sana bir demo hediye edelim” şeklindeydi. Hep şikayet ettik, tabii bunlar oyunun negatif yönleri. Oyunun pozitif bir yönü yok mu diye sormanız doğru olur. Evet var. Öncelikle, her ne kadar şikayet etsem de, çok sayıda ünite olması oyunun önemli bir artı noktası. Örneğin Multiplayer oynarken rakibinizin ne ile saldıracağını anlamak ya da tahmin etmek son derece zor. Her ünite oyun içinde doğru kullanıldığında başarı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Oyunun zorluk derecesi de güzel ayarlanmış. İnsanı sıkmayan, ama kolay bitmeyecek bir zorlukta seyrediyor. Ha, bakın bunu da söyleyeyim. Diğer strateji oyunlarında genelde bilgisayar sizi yok etmeye çalışır (ki normaldir bu). Oysa Tiberian Sun'da siz oyunu kazanıncaya kadar oyalamaya çalışıyor gibi bir hali var. Bu yorumu bir kaç arkadaşım daha yaptı ve bence Tiberian Sun hakkında çok şeyi ortaya koyan bir bakış açısı... her neyse. Multiplayer Game'de pause olmaması gibi önemsiz bir ayrıntıyı da pas geçiyorum. Anlayacağınız gibi oyundan memnun kalmadım. Beklediklerim çok farklılardı, çok iyilerdi ondan mı acaba? Olabilir. Yine de oynadım, bitirdim. Eskilerin hatırına. Bakalım bakalım daha neler varmış? Az önce gezdiğim bir NET sayfasında gördüğüm bir haber beni deliler gibi heyecanlandırdı. Panzer General 3D çıkacakmış. Henüz heyecanlanmak için çok erken ama olsun, beklemek hayatımın önemli bir parçası onu bir adım daha ileriye gidip daha da yüzüstü bırakmak olmaz. Starcraft oynamaya başladım deliler gibi. Bence çok güzel bir real-time. Kesinlikle bir göz atın eğer pas geçtiyseniz. Ama hala ve iddiayla, gelmiş geçmiş en iyi single player real-time strateji Dark Reign diyorum. Multiplayer'da Starcraft ve Age of Empires kazanır. Age of Empires demişken, şu yazıyı yazdığım günden bir hafta kadar önce Kamer'deki ACE takım turnuvasını Burak Bayburtlu ve ben, Team BüO's kazandık. Yaklaşık bir hafta sonra da single tournament'i kazanacağım. Haberiniz olsun. Gelen, katılan, bizimle oynayan herkese çok teşekkürler. Hazır aklıma gelmişken, benim TA: Kingdoms yazımla ilgili bana mail atan bir arkadaş oldu. Gerçi evde olsam ismini de yazardım ondan özür diliyorum ama şu anda Kamer'deyim ve o mail'a ulaşamayacağım. Uzun bir geçmişe dayanan oyun tecrübem, sağduyum ve insanlık namına hissettiklerimden dolayı (Afrika'da açlara yardıma gittim diyeceğim sandınız bir an için değil mi) oyunu kötü bulduğumu yazmıştım. Tabii bu bir yorum. O beğenmiş olabilir. Böyle durumlarda genelde ben zaten yazıda sadece yorumumu yazmak yerine oyunda beğenmediklerimi yazmayı deniyorum. Böylece benim beğenmediğim bir şeyleri başkalarının beğenmiş olması ihtimaline karşı bir önlem almış olmayı umuyorum. Oyunun grafiklerini neden beğenmediğime gelince, bence grafiklerin iyi olması kadar oyuna su yararlı olması, oynama isteği vermesi, nasıl desem, sıcak olması önemli. Yani bana kalırsa eğer, Half-Life'ın grafikleri hiç de iyi değiller. Göz göre göre bir ay daha geçti Polat'ın bana bu ay attığı Clans ve Constructor Underworld kazıklarını hayatım boyunca unutmayacağım. Ayrıca bu ay hayatın bana attığı kazıkları da asla unutmayacağım. Eylül'ün gelmiş olmasına aldırmayan lanet olası sivrisinekleri, allerjiden şişen eklemlerimi, bekleneni veremeyen insan ve oyunları, kesinlikle unutmayacağım. Ha bir de, geçen ayki dergiyi alıp da çok gülümseyen gözlerle bakanları, “aramıza yeniden hoş geldiniz” diyenleri, bizi özleyenleri, iyi arkadaşlarımı, zor günlerimde sırtımı dayayabileceğim insanları, insan olma, birey olma aşamalarını atlatmış ve bir şeyler kanıtlamak adına değil, hissettiklerini yaşamak adına var olanları asla unutmayacağım. İyi ki siz varsınız.

dedi ve yola çıktı Burçak. İlk adımını atmadan önce nereye gittiğini bilmiyordu ama, baktı ki o yürüdükçe yol uzuyor, hemen anladı nereye gittiğinin değil yolun önemli olduğunu. Bu düşünce ona saçma gelse de, süslemeye başladı yaşamını, gecelerini ve soluk gündüzlerini..

Yani yine

Mavra yapmak için, gülmek eğlenmek için

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.