Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 54
iç unutmam, sene 1991 aylardan Okullar yeni açılmış, ben kendi meşrebimce eğlenirken kapı çaldı. Babam çok kez beni bu şekilde şaşırtmış olmasına rağmen bu kez farklıydı. Elinde büyükçe bir koli, kolinin üzerinde “14" Monochrome Monitor” yazısı. İngiliz dilini sökeli henüz bir yıl olmamışken bile bu kelimelerin anlamını kavramak zor olmamıştı: ilk bilgisayarım sadece birkaç metre ötemdeydi! Ve o gece büyük bir heyecan sarmıştı alleyi, belki de benim hayatıma yön verecek bir geceydi o gece; ama kimse bunun farkında bile değildi. Yıllarca uğruna yanıp tutuştuğum o muhteşem alet gelmişti eve, Şu an siz yeni nesle anlatmak çok zor bu duygularımı; ama tarif edilemez derecede mutlu ve sevinçliydim. Sadece 720KB bir disket sürücüsü ve birkaç disketten oluşan arşiviyle, nokta vuruşlu yazıcısıyla, 286 işlemcisi ve Hercules Monochrome ekranıyla evin baş köşesine kuruldu bilgisayar, tabi itinayla. Ama o anlatılamaz duyguların yanında bir de burukluk vardı; çünkü o zamanlar Amiga500 fırtına gibiydi, herkes çocuğuna Amiga500 alıp zevkle oyun oynatırken babam neden bir PC almıştı? Ben burada babama sonsuz teşekkürlerimi tekrar sunuyorum, sanırım fazlasıyla doğru bir seçim olmuş baba! Tabi o an için bunu anlamam zordu; ama ne yapalımdı? Bilgisayar bilgisayardı ve ilk taktığım disket üzerinde yazan disketti. Tabii sistem disketinden sonra ;). Babama söylemiş bilgisayarı aldığı yer, "Disketin üstünde yazanı ekrana yazıp a basın" demiş. Ben de öyle yaptım, tabi tuşların yerini Zar zor bularak. Derken ekranda o hafızamdan hiç çıkmayan görüntü: “Broderbund Software presents" ve arkasından “Prince of Persia", Bakalım neymiş bu, diye beklerken pat diye Oyun başlamaz mı? Önce bir sağ sol ok tuşlarına bastım, o döneme göre inanılmaz gerçekçilikte (ki bunu anlamak için iki üç oyun almam yeterli olmuştu) sağa sola dönen bir adamla karşılaşmıştım. Biraz dolaşınca bir adamla karşılaştım ve bu adam beni, sanırım iki saniyede, öldürünce ben de oyundan soğuyup bir kenara koydum. Evet, ilk heyecanla daha çekici gelen Test Drive 1'e (şu sıralar sanırım 6.sı yolda) sarıldık; ama Prens'i oynamayı kesinlikle bırakmadım. Aradan birkaç yıl geçtiğinde ben biraz daha büyümüş, biraz daha bilgisayardan anlar olmuştum(tabi bu arada Prince 1'i de yaklaşık on defa bitirmiştim) ve ikinci oyun “Prince of Persia: The Shadow and The Flame" geldiğinde tabiri caiz ise yer yerinden oynamıştı. Birincisi milyonun üzerinde satan oyunun ikincisi daha da çok satmış, zamanının en güzel grafik animasyonları ve 1001 gece masalı tadında senaryosuyla her oyun severin, eminim, saatlerini ve kalbini çalmayı başarmıştır. Neydi bu zavallı İran prensinin hikayesi? Prensimiz, kendi halinde, prensesi ile evleneceği günü beklerken adayına göz koymuş olan hain vezir Jaffar, prensesi kaçırır ve kulesine gizler. Prensi de zindanlarına atan Jaffar, ne yazık ki İlk oyunun sonuyla birlikte kendi hazin sonuna da kavuşmuş olur. Ama kötü bu, kötüye bir **k olmaz, derler ya... bu sözü doğrularcasına eskisinden daha da kuvvetli bir şekilde geri gelir Jaffar. Bu defa yarattığı ilüzyonla prensi bir dilenci, kendini de prens gibi gösterir. Sonuç malum, prens İran sokaklarında prensesine kavuşmak üzere yollara koyulur. İşte, burada size klasikleşmiş gibi gelecek olan senaryo, aslında hepimizin belki de yüzlerce kez büyük annelerinden dinlediği 1001 gece masallarının çok güzel bir uyarlamasıdır. Preris, aşkına ulaşmak için 1001 türlü zorlukla karşılaşır, karşısına hayalet kafatasları mı çıkmaz, kuş sarayındaki kuş adamlarla mı savaşmaz? Ancak bir çok mucize ile karşılaşan prens, kuş adamların sarayında “Flame"i alacağı sırada can verir; ama oyunu oynayanlar bilirler- burası beni çok fazlasıyla etkilemiştir- can verdiği sırada eski kahramanımız, çok sevdiğimiz Prensimiz geri döndü. ger arinc: of persis
5) 2 OYUNLAR
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 55
Ders: Tarih (yine mi?)
gölgesi (ki bence bu onun ruhuydu) kalkar ve alevi alarak. prensi tekrar diriltir. O artık kutsal biridir kuş adamların İN gözünde, hepsi secdeye yatar, Derken prens, Jaffar'ı sonsuza dek yok ederek prensesine kavuşur. İşte, prens ve prensesin hazin öyküsü budur arkadaşlar. ği. ÇIKIĞI tec! Ayrıca oyunun sonunda üçüncü oyunun müjdecisi lam bir ef henüz gibi bir cadı gösterirler, prens ve prensesi uçan atta bilmiyordu. O zamanlar 25 yaşında saraylarına dönerken gözetleyen bir cadı. gra lan da müzil Ancak, ri g hepimizin bildiği gibi bu zengin oldu. Nerdeyse tüm dergiler oyunu göklere çıkardı vs. vs Oyun neden bu kadar tutmuştu? Bi kere zamanına göre, daha motion Capture teknolojisi yokken (yani emekleme dönemindeyken) Mechner kahramanın hareketlerini gerçekten de "gerçekçi yapmıştı (o oyunda zamanlar inanılmaz bişeydi bu (çok şaşırdığımı hala hatırlıyorum). Hikaye klasik 1001 gece masallarını andırsa da oyunun geçtiği mekanlar dizayn veriyordu. Yani Prince Of Persia, sarayın bilinmeyen tehlikeli dehlizlerinde esirlikten kurtulup aşkını arayan bir prensin başkaldırısıydı.
k ve ladı. O üçüncü oyun hiç çıkmadı! Benim bir yazarın eline kaç defa böylesine inanılmaz bir serinin yeni Oyununu tanıtma fırsatı geçebilir? Hele bir de ilk oyunun onuncu yıldönümünü şenliklerle kutladığımız(!) bu günlerde ilaç gibi geldi POP3D. Yukarıda hikayesini okuduğunuz oyunun daha kısa bir de tarihçesini yine bu sayfadaki “Ders: Tarih” kutusunda bulabilirsiniz. Hikaye ve tarihçe tamam olsa da biraz eski oyunlardan bahsetmek istiyorum, tabi yenisiyle kıyaslayarak. İlk Oyunda prensimiz zayıf ve çelimsiz iken, ikinci — oyunda bilgisayarların grafik ve seş teknolojilerinin gelişmesiyle çok de güzel grafikler ve sesler ileçıkmıştı POR. Tam bir arcade/adventure olan oyunda yol bulmaca Bİ karşınıza çıkıyı ri da cabası. Bu formatı
“atla... düşen köprüyü geç... aman bıçağa dil defa üç boyutlu olarak. — Uzun süre “Ha çıktı, ha çıkacak..." diye beklediğim bir oyun olmakla Eski oyunların bir 1 olarak, bu oyun beni fazlasıyla tatmin etti. Aynı beraber, zaman aşımına uğrayarak üç değil de 3D olarak geldi İran'ın — formatta pek çok oyun, POP1 ve POP2'den esinlenerek hazırlanmıştı. prensi, ve bu defa da mükemmel geldi! — Lara Croft'un Tomb Raider serisi (ki dördüncü oyun yolda) veya Oyunun hikayesi yine masal gibi... de dahil, Tabi her oyun kendine has yeni bir karakterle Bu defa prensesin hain kardeşi Assan (muhtemelen bizlm Hasan'la aynı — gelirken. orijinal prensin biraz üst-baş değiştirmiş haliyle geliyor. isim) Sultan, Prens ve Prensesi tuzağa düşürüyor. Tek arzusu ise yarı Prensimize neler oldu, neler bitti?... Arada geçen olayları anlatan bir hikaye kaplan yarı insan olan oğlu Rugnor'un mürüvetini görmek, tabi prensesle — Mevcut değil. İşin aslına bakarsanız Apple ll bilg kardeşinin evlendirerek. Adet yerini bulsun demişler, bence iyi demişler hayırlı olsun görüntüsünü kaydedip oyun yapan tek kişil ; CRM Mechner(ki tahmin ediyorum ki Broderbund Belki de yukarıdaki hikayeleri anlatıp başınızı ağrıttım; ama düşünsenize — ediyor...) İlk iki oyun ikişi Ki