Gameshow sayı 43, sayfa 30

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 30

Reaver zar yatağında bilinçsiz, huzursuzca dönüp durmaktadır; anlamsız kelimeler dudaklarında terennüm edilmektedir... CD-ROM sürücüme Compact Disc'imi taktım ve

bu yeni oyunu oynamaya başladım. 'Allah belanı versin dostum, hal' diye bir çığlık attım ve monitörüme dizimi geçirdim. İşte, Soul Reaver bu kadar güzel bir oyun. Sorusu olan? Sonra underlinglerimin saat başı önüme getirdikleri raporlarıma baktım ve bir de ne göreyim? Aman Allahım! Yazdığım yazıyı daha save edemeden on bin kişi okumuş! İnanamıyorum! İşte, bizim farkımız da bu sanırım. Hedehodomaster, lütfen gelip şu yazıyı upload eder mi: binlerce okuyucumuz bizleri bekliyor... bekliyor... bekliyor...

Woah (Amerikan uykudan uyanma efekti)!. O ne karabasandı be??!! Gerçekten böyle şeylerin yazıldığını ve bu yazılanların okunduğunu düşünemiyorum. Belki de böyle şeylerin düşünülebileceğini düşünenler olabileceğini varsayarak en iyisi susmak, diyorum.

Zebani efendinin elinden Legacy of Kain: Soul Reaver'ı aldığımda burnumun manevra kabiliyetinin ne kadar fazla olduğunu keşfetmiştim. Fakat endişelerimin yersiz olduğunu (dolayısıyla burnumun yaptığı hareketin gereksizliğini) oyunu oynadıkça anladım. “Nedir bu durmadan geyik

Tomb Raider clone'ları” diye sayıp sövmeyi düşünürken bir anda kendimi "ohaaa, yeehaa, obaaa,

Can obua (sanatsal yazar eheh)” edaları ve de nidaları arasında buluverdim.

Abi (varsa “abla” deyip kız okurla tanışma tribi falan... ıyk ehe...), oyun çok GÜZEL! Harbiden, kelimenin tam anlamıyla, güzel. Ben, bir oyunda, bu kadar güzel ve ürküten bir macera kaliteli olup da bir o kadar da hızlı ve akıcı olan grafik görmedim şimdiye kadar. Bütün bu olumlu tepkileri göz önüne alarak açıklamamızın derinliklerine inelim.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.