Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 26
hayatına girmesi ilk yapıtlardan tek ve ışınlanma ürpertici bir telefonun Ne güzeldi; ne sakindi de birkaç saatliğine sine... Oysa ki beş dakika önce başmühendis Scott, 1 yabancı bir gezegene ışınlamamış mıydı onlara? Acaba parsek bir kilometreden ne kadar büyüktü? Uzay gemisi mazot mu yoksa benzin mi yakıyordu? — A YAŞI TUTMAYANLAR İÇİN TARİH BİLGİSİ (mühim konular, alınacak dersler, vs, vs.) Yolu, vaktiyle bir Amerikan dizisiydi. Bahsettiği şeyler, Amerikan halkına birçok bilim-kurgu ögesini yeni tanıtıyordu. Hatta bazı insanlar belki de lazerden önce fazer (phaser) lafını öğrendiler. Atılgan gemisi, uzayı keşfetme göreviyle dünyadan ayrılıyor, yıllarca kendi yağıyla kavrularak uzayı geziyor; yabancı medeniyetler, yaşam şekilleri ve uzay oluşumları hakkında bilgi topluyorlardı. Burada bir gönderme ile karşı karşıyayız. Atılgan yani 2. Dünya Savaşı'nda Japonların Pearl Harbor baskınından, devriye görevi sebebiyle dışarıda olduğu için kurtulan meşhur uçak gemisinin de adı. Bu gemiyle Amerikalılar daha sonra savaşta çok önemli başarılar elde ettiler. İşte bu geminin adına gönderme yapılarak Atılgan, film icabı uzayın derinliklerine gönderilir. Uzayda karşılaştığı sorunları da mümkün olduğunca barışçıl olarak çözmeye çalışır bu Atılgan gemisinin sokulgan barış kafi gelmeyince de asılın fazerlere. Belki de Uzay Yolu serisi için toplamda yüzlerce bölüm çekilmiştir (Silkmede bir koparmada yedi yüz elli beş.). William Shatner "Kaptan Kirk" rolüyle, Leonard Nimoy “Mr. Spock” rolüyle, Sadri Alışık “Turist Ömer Uzay Yolu'nda" filmindeki kendi rolüyle büyük toplamıştır (bkz. Turist Ömer Uzay Yolu'nda). Tabi, artık bu diziyi ekranlarımızda göremiyoruz. En azından kendi ekranlarımızda. Şaşırtıcıdır ki yeryüzünde geçen ve ana teması birini madden aldatması (lügat caizse boynuzlaması) olan pembe diziler hala sürmekte (BKZ pembe diziler). Buna karşılık, pek de mantık sınırları olmayan, hayali güçlü kişilerce “uydur uydur” yöntemi uygulanarak on binlerce bölümü üretilebilecek kurgu dizilerinden insanlar sıkılıyor. Hayret ediyorum! (Siz de edin, bkz ebegümeci) BİR OYUNDUR Kİ BEN canımızı sıkar ay aman sıkar hale geldi. Oyunda amaç: Herhangi bir taraftan birini seçip en dandik uzay gemisi ile maceraya koşmak. Tabii tahmin ettiğiniz gibi başarılarınız size rütbe ve “prestige” kazandırıyor (İyi alıştılar şu prestige olayına haa!). Artar rütbeniz, sizin şak diye deniz kuvvetlerine girmenize ve şap diye uzay milletleri arasındaki münasebetlere dalmanızı YÜKLEMENİN ARDINDAN... Apansız yeni oyunların tanıtımına geçiliyor. Ben şahsen “Bu da ne!! Oyun bu mu?!” oldum. Aslında gördüğüm şeyin reklamlar olduğunu, görüntülerin video kaydı olduğunu fark ettiğimde anladım. Reklamlar bitince haberler başlamıyor. Sizin gidip, masa üstüne size bırakılan kısa yola, (Uzay Yolu alameti farikası) çift tıklamanız gerekli. Esas giriş işte karşınızda. Beşrev faslı bittikten sonra oynamak istediğiniz medeniyeti seçebilirsiniz. Ekranlar bir sürü incik düğme ve renkli kutular ile dolu. Ancak bunlardan sadece bazıları kullanılır ve işinize yarar. Bunların hangileri olduğunu yazıyı takip ederek anlayabilirsiniz. Oynamak istediğiniz medeniyeti seçtikten sonra, karşınıza ana ekranlardan ilki çıkıyor. Bu ana ekranda sağ üstten, oyunun zorluk düzeyini ayarlıyorsunuz. Hemen altında yapımcıların isimleri ve oyundan çıkış var. Sol ise oyunun şeklini belirlemeniz için seçenekler var. “Campaign” hazır görevleri içeriyor. “Skirmish” bir tür görev hazırlama altyazılımı. “Multiplayer” ise bilinen hat üzerinden oynama. Bunların altında da oynarken kaydedilen görüntülerin izlenebildiği yer olan “Film Room” ile sadece oyunda kullandığınız tuşları değiştirebildiğiniz bir yer var. Ağ üzerinden oynayanlar zaten olayı aşmışlardır. Bu sebeple ben seferberlik yolundan anlatmaya devam ediyorum.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 27
Ediyorum. İşte ana seferberlik ekranı. Buradan önceden kaydettiğiniz bir oyuna devam edebilir veya yeni bir seferberliğe başlayabilirsiniz. Seferberlikte bilimsel ilerleme tarihini belirlemeniz sizin yararınıza. İleri tarihler, erken tarihlerde olmayan gemileri de oyuna katıyor. Hazır bu ekranda iken isminizi de yazın isterseniz. Hemen ardından gelen ekranda, sırasıyla en üstte kaydetme ve yükleme seçenekleri; eğitiminizi yapmanız gereken (Bu çok önemli, gerçekten önemli, bütün burada.) "Academy"; egonuzu tatmin için uzun uzun bakacağınız, karnınızı doyurmayan madalya ve rütbeler ekranı (Yegane hususiyeti; seçkin görevlendirmeler buradan yapılıyor, alçakgönüllü arkadaşlar da arada bir girmeyi ihmal etmesinler.); güvertedeki diğer subayları aldığınız “recruiting office"; yeni ve eski gemilerin egzozuna kadar tanıtıldığı kütüphane “library”; gemilerinizin tamiratı, geliştirilmesi, alım satım işleri yapabileceğiniz “Shipyard”; gemilerinize füze, asker, uzay mekiği alabildiğiniz “spacedock” ve galaksideki son gelişmeleri izleyebildiğiniz harita. Yeni görev (new mission) seçeneği ile bir görev alırsınız. Görevden dönüş pek kolay değil. Bu sebeple yapımcılar, görev ile ilgili bilginin verildiği bu ekranda, ayrıca eleman ve malzeme alımı ile ilgili yerlere bir giriş eklemişler.
GÖREV BAŞLADI... O DA NE?... AMANİN!... BU NE?... NE OLUYOR?... NASIL YANİ? Diye bana sormayın. “Peki kime soralım?" diyorsanız, bir düşünürüz belki. Ama iyiliği önce siz kendinize yapmalısınız. Şu anda karşınızda gördüğünüz ekrandaki her renkli kıvır ya bir gösterge ya da bir kumanda düğmesidir.
Burada gemi idaresi ile ilgili komutları ve yerlerini öğrenmek isteyenler iyi dinlesin: İngilizcesi, sinemada alt yazıları okumadan söylenen on laftan en az üçünü anlayabilme düzeyinde ve üstünde olanlar (Yabancı dil kurslarındaki kur ve seviye tespit olayını boş verin, esas tespit imtihanı budur.) vakit geçirmeden bütün görevleri tamamlasın. Bu görevlerde aşağı yukarı bütün kontroller güzel güzel anlatılıyor. İngilizcesi olmayanlar da, eh ne yapalım, anlatacağız hepsini galiba: GEÇİN BAKALIM KOMUTAN KOLTUĞUNA *Hoş geldin üsteğmenim. Ben tuğamiral Zartlox. Şimdi sana geminin bütün kontrollerini anlatacağım. Ardından da savaş ile ilgili birkaç küçük numara. Beni dinlemen senin yararına olur. Dediklerimi yapıp yapmamakta da serbestsin. “D” ye bas. Uzay senin düşmanın veya dostun olabilir. Onu iyi tanı. Şimdi ye bir daha bas. Altta “speed” yazılı çubuğu görmüş olmalısın. Oradan hızını ayarlarsın. Her uzun çizgi beş parseklik hız eder. Hızını on parseğe çıkar. Gerekmedikçe on beşin üstüne de çıkma. Enerji kaynağın ve onun üretebileceği bellidir. Bütün gemilerdeki sistemler güç kaynağınıza bağlıdır. Bu da tek yoldan dağıtılır. Eğer çok hızlı gidiyorsan, silahların geç dolacak, kalkanların ise zayıflayacaktır. Şimdi “R” tuşuna bas. Gemin kırmızı alarma geçti. Bu konumda kalkanların ve silah emniyetin açılır, silahların dolmaya başlar. Sağ alttaki üç rengi (Yeşil, sarı ve kırmızı.) trafik lambası sanmamışsındır umarım. Bunlar geminin alarm durumlarıdır. Demin yeşildeydin. Sarı alarm sadece kalkanlarını açar. Bir göktaşı bulutuna giriyorsan sarı konumuna geç. Gemin kaportacıdan yeni çıktı. Bir çizik bile istemiyorum. Solda gördüğün minik ekranlardan çeşitli bilgi ve
Kaptan Picard işi bilir. Data denen android çok akıllıdır ama arada bir saçmalar. Worf ise...
Atılgan yine iş başında ki
Meg'le Star Trek
hakkında dünyanın en ufak röportajını yaptık
-Meg bize Star Trek hakkında ne söyleyebilirsin?
-İğrendiğimi...
-Ama ışınlama olayı güçlü bir hayalgücü
-Hayır çok saçma!
rünü di mi?
-Star Wars'daki ışın kılıcından daha mı saçma?
-Kafamı karıştırma! -Sensin “kafamı karıştırma” -Ne salak şeysin olm sen!