Gameshow sayı 43, sayfa 24

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 24

Tomb Raider oynadı iseniz -ki bu oyunu aldıysanız, kesin, daha önce oynamışsınızdır- oynanış tarzı hiç de yabancı gelmeyecektir. Yine, klasik, arkadan görünüş kamera açısı var oyunda. Rynn'imizin zıplaması, hoplaması, yuvarlanması ve yaptığı diğer bütün aksiyonlar (Ne gibi?), aynen Lara Croft ablamın yaptığı gibi: Direkt kaparsınız. Inventory'niz var doğal olarak. Buradaki nesneleri ENTER tuşuyla kullanabiliyorsunuz. Yine aynı tuşla çevrenizdeki diğer etkileşimli şeyleri çalıştırabiliyor ya da aktif hale getirebiliyorsunuz. Mouse kullanımı çok önemli. Hedef alırken çok büyük yarar sağlamakta (Delta'cı gençler bilir. ehehe) Hedef alırken, dedim de, arada ne tür silahlar,

Herla,

lalan t dik did ugunu da an tarayianlar,

Short Sword: Geyik. Ezik, ehe. Kolay kullanımı var; ama işe yaramaz bea hocam. Long Sword: Hah, bu hoş işte. Fiyat/performans açısından en iyi diyeceğim, olmayacak. Anlayın işte. Başlangıç için en iyi seçim. Mace: Bunları açıklamak anlamsız aslında; ama yine de aklınızda bulunsun. Direkt ve öldürücü vuruşlar için çok iyi; ama çabuk olmak gerektiğinde ağırlığı yüzünden handikap oluşturabiliyor. Bow: İşte, en zevkli silah, Delta Force aklıma geliyor oynarken. Zoom olayı falan var. Çok iyi bea! Long'u makbuldür. Ehe.. Alternate attack'la kullanın.

Arokh amcamınkiler: Her ejderha öldüğünde, cesedinin yanında yaşam özünü ve gücünü içeren bir kristal oluşur. Bunu başka bir ejderha alarak, ölü ejderhanın gücünü kendisine alabilir. The Bond'u oluşturan sistem gibidir bu.

Fire Rune: Bu topları veya direkt olarak ateş kusmasını sağlayan şey. — Ice Rune: Gerek yok. Dondurur işte. Sonra bir dokunun ve parçalara ayrılsın düşmanınız — Lava Rune: Bu baya iyi. Resmen canlı yanardağ oluyorsunuz. Bir kusunca etraftaki her şey yanıyor abi,

| Bir de zırh giyme olayı var. Klasik leather bir de chain mail. Salla, Sihirli Zımbırtılar: Health Potion: Açıklamaktan iğreniyorum; ama evet: Sağlığınız için, Health Potion için — Potion of Invulnerability: Başınız dara girdiğinde bire bir. Bir süreliğine herhangi bir ataktan korunuyorsunuz. Çok gerekli olmadıkça kullanmayın. Flame Crystal: Baldur's Gate'deki benzeri gibi, bunu kullanınca etrafınıza çemberimsi bir şekilde ateş yolluyorsunuz. Dememe gerek yok; ama etrafınız çevrildiğinde kullanın. Heh. “Lightning Crystal” Olayı üsttekine benzer bir şekilde. Fakat daha etkili. Daha fazla yöne gidiyor ve atlaya atlaya gittiğinden acayip zarar veriyor. Şimşek misali. Hava ataklarında da kullanılabilir.

Kullanılabilir tabii de.. Biraz da oyunun geneli hakkında fikir vermek isterim. Ya, Drakan güzel bir oyun, hoş bir oyun da. Nasıl diyeyim ruhu yok ya... İlk bakışta, her yerden bir şeyler alıp çırpmışlar oyun çıkartmış, diyorsunuz -veya diyorum-. FRP öğeleri, oyunun büyük bir kısmını Baldur's Gate'in FPS'si gibi, demek istiyorum;

ama ne kadar uyar bilmem. Dragon-riding olayı, oyunu diğerlerinden farklı kılan bir kısım. Baya hoş. Rynn de Lara'dan daha güzel değil; ayrıca onu da arada söyleyeyim. Senaryo güzel gelebilir ilk başta; ama derinine indiğinizde yine bildiğiniz bir çok şeyle benzer olduğunu görüyorsunuz. “Abi ben takmam senaryo menaryo, grafiklerden bahset.” bab'ında bir laf ederseniz de diyeceklerim şudur: Grafikler süper. Harbi çok iyi. 3D modelling falan, çok iyi yapılmış. Gölgelendirmeler, ışıklandırmalar çok gerçekçi. Tabii bütün bunların bir bedeli olduğunu söylemek de gerekiyor di mi? Benim Asus TNT'imde 800*600 32 Bit'de hafif yavaş çalıştı. Niye, anlayamadım. TNT2 zamanı geldi, demek bea. Uhuhu, Belki de oyunun bir yazılım hatasından falandır, kesin bir şey diyemeyeceğim (Kendimizi avutuyoruz. eheh) Sesler de baya gerçekçi (Zeminden zemine değişmesi vb..): ama canavarların, yaratıkların sesleri üzerinde fazla uğraşılmamış gibi geldi bana. Baştan savmamı. Beğeneni vardır, bir şey diyemem. Multiplayer içinse kesin bir bilgi veremeyeceğim. Oynamadım; fakat Net'ten, multi oynayan birkaç elemana rastladım. Baya zevkli, dediler; ama dragon başında deathmatch yapmak havuzda, denizde deve güreşi yapmak gibi bir şey olsa gerek kanısındayım. Zaten o kadar iyi konfigürasyona sahip makine bulup da gidip Drakan oynamak... Yani bilmiyorum. Delta Force RulaZ, diyen bir insanım, Hatta gelin Kamer'e oynayalım. Hatta ben şimdi Efendim?... Yazı mı bitsin?... Peki. Uhu Sonuç olarak: Drakan: Order of the Flame, iyi bir oyun. O kadar ama. Ne eksik ne de fazla. Tomb Raider'ı, Ecstatica tarzı ve havasında oynamak isterseniz alın, derim. Yoksa, pek tavsiye edebileceğimi sanmıyorum. Bir de, Drakan'ın şu anda Türkiye'de olan versiyonları beta veya o tür bir şeyler. O yüzden birçok bug göze çarpabilir. Takmayın. Öyle... Yazımı Ray Bradbury'nin "G. B. S. - Mark V" adlı hikayesinden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. “Ne alaka?” demeyin, koyarım.

“Bay Shaw,” Willis başını salladı, hafifçe güldü, “Neden bana, tanıdığım herhangi bir insandan daha canlı görünüyorsunuz?” “Çünkü delikanlı,” diye yumuşak bir sesle yanıtladı yaşlı adam “Senin ellerini sıcacık yapan düşüncelerdir, tamam mı? Ben kavramların yürüyen anıtıyım, düşüncelerin motifiyim, mucizenin ve felsefenin elektrikli sayıklamasıyım. Kavramları seversin. Ben kavramların deposuyum. Senin devinen düşlerin var. Ben deviniyorum. Sen abuk sabuk konuşmayı, palavrayı seversin. Ben mükemmel bir palavracıyım. Sen ve ben, birlikte, Alpha Centauri'yi çiğneyip evrensel mitleri tükürüyoruz. Halley kuyruklu yıldızının kuyruğunu çiğniyoruz, ağlayıp sızlayarak amcasını çağırana değin Atbaşı Nebulası'nı ısırıyoruz. Bizi yaratan bu. Sen kitapları seversin. Ben kütüphaneyim. Sen beni, kaburgalarımı gıdıklıyorsun, Ben Melville'in Beyaz Balinası'nı kusuyorum. Kulağıma fısılda, sana Platon'un Devlet'ini inşa edeyim, sen de içinde yaşa. Sen oyuncakları seversin. Ben bir oyuncağım, inanılmaz bir oyuncağım

Psygnosis Action-adventure

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.