The Expert

Yorum ve eleştiri bu köşenin işi ne oyunlarda söylenecek zor söz..

“A. Ertunç Burak taşısa da GameShow'un kapanmasından hemen sonra çıkan bu lanet FRP hikayesine iltifat etmeyen şahıslar adına yeni bir mana içermekte. O derginin müdavimleri bilirler Expert ilk olarak orada huzurunuza çıktı ve beklediğimden daha büyük bir ilgiyle karşılaştı. Onlara yaptığımız kalleşliğe rağmen gerçek oyuncuların bizlere olan alaka ve muhabbetlerinin bitmediğinin en güzel kanıtıydı bu. Ancak ben hiç ısınamadığım FRP-Magic'de yazmak istemiyordum ve iki sayı sonra olayı bıraktım. Ama iki sayı boyunca yorumladığım oyunları o lanet dergide terk etmek de istemedim. Bu yüzden yeni GameShow'un ilk birkaç sayısına bu eserleri aldım. Yani "Bir şey bulamadı, eskileri kakalıyor" gibi sivrilikler yapıp kafamı attırmayın benim. Bütünlüğün bozulmaması açısından bu gerekliydi. Kaldı ki tavsiye ve eleştiriye ihtiyacım yok, hepsini kendinize saklayın. Özetle Expert detaylardan zevk alanların yeri ve detay konfigürasyonu.

Selam! Bu "tekrar" lafı FRP-Magic okuyucuları için ekstra bir anlam seviyemizi belirleyen The Expert satırlarını aşağıdaki aleti 8 Gb Harddisk, 4 Mb S3 Virge, 4 Mb 3DFx çipsetli Voodoo, hızlı 512k 5SVX board, Windows tanıtacağım yapıtlarsa eski versiyonlardır. Windows aradığım ve sizler vasıtasıyla listesini her ay Expert'in WEST

FRONT Hele konu 1. Dünya

OLUM

muhtelif yerlerindeki kara ele alıyorsa değmeyin keyfime. İlkiyle bir katının her aşamasını yansıtmayı (East Front) ama bunu gerçek anlamda başaramayan Talonsoft'un "campaign serisinin" ikincisi böyle bir keyif işte. Birincisiyle ses, grafik dizayn yönünden tamamen aynı. Ancak aceleye getirildiği her açıdan belli olan E: birçok hatası düzeltilmiş. Yapay bir aşamaya yükselmiş (çok değil). Ara birim zaten yeterince sağlamdı. Aynen korunmuş. Grafikler Panzer General 2 ile kıyaslandığında daha zor, daha detaylı, binalar, silahlı çatışmalar yaratıyor ve bunlar çok iyi desteklenince de ortaya savaş atmosferi çıkıyor. Ayrıca gibi olan birim animasyonları West gözüküyor. Bütün bunlar onu piyasadaki rakiplerinden iyi kılıyor. Senaryolar Almanların ilk Blitzkrieg'inden son Berlin savunmasına kadar oldukça seçenek sunuyor. Campaign olayı ise hala çok uzun ve kimi zaman sıkıcı hal alabiliyor fakat "single battle" olayı inanılmaz zevkli. Kuzey Afrika'dan Ardennes'e pek çok korkunç derecede sıcak kılıyor. Verdikten sonra bir komutan edasıyla ve detaylarıyla olanları izlemek beni coşturdu doğrusu. Bıkkınlık geldiği an ile bir sonrakini oynamak iyi. Bu arada evet... We base strateji. Gerçi ben ısrarla bir stratejinin zaten sıraya dayalı olması gerektiğini savunan geri kafalılardanım. Real-time hikayesine aklım yatmıyor (ve tabii beceremiyorum). WF'u oynadıktan sonra bu saplantıya daha da gömüldüm. Red Alert'te, tahut War Games'te bulamadığımı WF'da bulduğumu zannediyorum. Bana daha çok Sid ustanın gerçek zamanlı Gettysburg'ünü anımsattı. Onun turn'ü gibi bir şey. Henüz yeni olduğundan bilirmiş değilim ama uzun süre oyalayacağı garanti. Almasanız bile görmelisiniz kanaatimce bile tuh

PUZZLE OF FLESH - Sierra (5 CD): Korkmak zaruri bir tepkidir. Düşünün, eğer ateşe elinizi sokmak ürkütücü bir eylem olmasa bunu yapar ve elinizi yakarsınız. Bu bağlamda korkularımızı ödlek boyutuna kaymamak kaydıyla savunma mekanizmamızın bir parçası olarak görmeliyiz. Korkmak insani, hayati ve ihtiyatidir. Ancak benim anlamadığım bazı tuhaf insancıkların korkuyu bir heyecan unsuru tarzında yaşamak istemeleridir. Bunun için filmler seyreder, kitaplar okur, daha yetmezse ayaklarına ip bağlayıp kendilerini bayır aşağı bırakıverirler. Böylece ortaya bir korku sektörü çıkarırlar. Bilgisayar oyunlarının bu pastadan pay alması da kaçınılmazdır elbet. Yalnız Phantasmagoria 2 bu işi biraz abartmış gibi. Oyun tamamen gerçek aktörlerin cirit attığı, sapkın tarzda erotizmin kol gezdiği, kanın gövdeyi götürdüğü bir korku şöleni sunuyor sizlere. Şirketin birinde amelelik yapan Curtis bir anda kendini geçmişine dayalı bazı korkunç cinayetler zincirinin içinde bulur. Pek çok bulmacayı çözerek (şükür ki puzzle değil) yaşamına yönelik sırları açığa çıkarır. Oyunun belli bir senaryoyu takip etmesi ve her problemin tek çözüm yolu olması biraz can sıkıcı gibi görünse de bana göre oyunların da kendi içinde, kendine özgü bir havası var. Oyuncuyu filmdeki aktörün yerine koyması o oyuncunun kendisini senaryo gereği oluşagelen olayların bir parçasıymış gibi hissetmesini sağlıyor. Ayrıca P2'nin kamera kullanımı, aktörlerin rol yeteneği, senaryodaki bütünlük onu bir film olarak da benzerlerinden kaliteli kılıyor. Özel teknikler kullanan yüksek renkteki görüntü efektleri ve atmosferik ses insanı alıp götürüyor adeta. P2'yi bitirdiğim zamanki hayranlığımı dün gibi hatırlarım. PC aldığıma dua etmiştim. Bugün de ilk fırsatta baştan sona oynayacağım ilk oyundur. Sadece yetişkinler için tasarlanmış gerçek anlamda bir klasik. Kaçırmak felaket olur. THE CITY OF LOST CHILDREN (1 CD): Ahhh eski günler. O güzel günler. Psygnosis'li günler... Devrimsel nitelikte eserlere imza atan büyük firma. "Parallax scroll" tekniğinin yaratıcısı dahi çocuklar. Şimdi ne mi yapıyorlar? Kucaktan kucağa zıplayıp duruyorlar hepsi o. Ha bir de sürüyle rezil oyuna imza atmaktan çekinmiyorlar. Yazık ki Lost Children da bunlardan biri. Gerçi hanım evladı Fransızlar yapmış ancak bizim iyiyle niz

Ancak ben hiç ısınamadığım FRP-Magic'de yazmak istemeye, aciz Psy atlayıvermiş derhal ve kapıvermiş yayın hakkını. Children, Frankların oldukça tanınmış iki yönetmenin yarattığı kurgu-bilim türünde bir film aslen. Seyredenlerin olumlu eleştiriler yaptığı filmin oyunu neden böyle dersiniz? Bir bakalım. Birincisi ve en önemlisi oyun eğer tam çözüme sahipseniz çok çok kısa. O kadar ki ben hikayeye az çok ısınma eğilimi göstermiştim tam... Hooop oyun bitti. Nasıl yani gibisinden ekrana bakakalmıştım. Artı olaraktan çözüm yoksa bile bir-iki bulmaca harici takılmadan ilerleyeceğiniz garantisini verebilirim sizlere. Dolayısıyla ömrü 24 saati geçmez. Alone in The Dark tarzı oynanışa sahip oyunun grafikleri başarılı sayılır. Fakat sesler ve CD müzikler için aynı lakırtıyı yapamayacağım. Fransız aksanlı muhabbetler çok yavan. İnanın oyunu sessiz oynamak hissi doğurdu bende. Senaryosu filmle ne kadar paralel bilmiyorum ancak bildiğim beni olağanüstü sıktığı: Çocukların düşlerini çalan psikopat bir tip bu veletlerden bir kısmını kaçırıp hapsediyor. Küçük bir kız çocuğunu yönetip yönlendiren bizlerde bu arkadaşları kurtarmak adına bazı faaliyetlere giriyoruz. Bunaltıcı mekanlarda dolanıp, eşya toplayıp; o eşyaları da doğru yerlerde kullanmanız gerekli. Çözümlere değişik ulaşımlar mevcut ama bu her seferinde değişiyor. Yani farklı hadiseler görmek için baştan kurup oynamanız şart. Bana bir sefer yetti. Bir daha mı derseniz asla cevabını vermekte tereddüt göstermem emin olun. SANITARIUM - (Dreamforge (3 CD)): Hemen kafadan gireyim beyler. Sanitarium bir adventure'ın ne kadar iyi olabileceğinin kanıtı. Muhteşem grafikler, inanılmaz sesler, olağanüstü bir hikaye ve kurgu, enfes akıcılık, tatmin edici zorluk Sanitarium ismiyle beraber özdeşleşmiş nitelendirmeler. Şimdiye kadar bir oyunda duygusallık boyutunda ne yaşadınız? Hiç. Burada bu var. Oynayanlar bilirler, ölüm döşeğindeki küçük kız kardeşe oyuncak bebeğini teslim ederken oluşan sahne bence bilgisayar tarihine geçecek kadar mükemmeldir. Bir computer oyununda tempoyu düşürmeden aynı filmlerdeki gibi duygusal sahneler yaratmak kolay iş değildir. Sanitarium bunu yüreklice başarmış. Yalnız bu sizi yanıltmasın. Oyun aslında bolca şiddet yüklü bir "mature". Grafik ve seslerle şiddet öğesi destekleniyor. Olaylar ilerledikçe hayretler içerisinde kalacağınız sahnelerle karşılaşıyorsunuz. Bir kaza sonucu yaşamıyla ilgili hatıralar hafızasından silinen ve gözünü akıl hastahanesinde açan, kafası sargılar içinde bir kahraman var kontrolümüzde. Bunu kumanda ederekten her bir şeyi yavaş yavaş hatırlamaya başlıyoruz. Aynen Phantasmagoria 2'deki gibi geçmişten bugüne bir köprü kurup finale ulaşıyoruz. Ben zamansızlıktan olsa gerek oyunu nihayete erdiremedim. Epey ilerde rahat rahat geçebileceğim bir bulmacanın başından hikayeyi terk ettim. Bunu her zaman yapmam. Hele Sanitarium'a hiç yapmazdım. Oldu bir kere affedin... Oyunda kullanılan izometrik grafik tekniği şimdiye kadar gördüklerimin en iyisi. Objeler, animasyonlar ekrandan fırlayacakmış gibi. Aradaki FMV'lar buram buram emek kokuyor. Daha ne diyeyim. Duymamış olmanız mümkün değil ama almamış olmanız tam anlamıyla gaflettir kanımca. Koşun bilgisayarcınıza ve yaşayın bu güzelliği. LEISURE SUIT LARRY IN LOVE FOR SAIL: Nam-ı diğer Larry 7. Amiga zamanlarında tanıştığımız Larry Laffer şaklabanının son macerası. Meşhur serinin bu en son hikayesi tamamen bir geminin içinde vuku buluyor... ve işte daha başta film kopuyor.

kötüyü ilk bil

The Expert

Önceki Larry'lerde olan akıcı, eğlenceli, kahkaha attırmasa bile gülümseten ve uzunca sayılabilecek çapkınlık serüvenlerimiz bu defa son derece kısır ortamlarda, bayıcı muhabbetlerle uzayıp gidiyor. Bizim hovarda Larry deniz yolculuğu boyunca muhtelif yarışmalara katılıp birbirinden cazip hatunlarla alakasız durumlar yaşamıyor, türlü salaklıklar yapmıyor değil... Evet bunlar var ama artık sıkıyor ya. Yani serinin öncekilerinde görmediğiniz mükemmellikte grafik, animasyon, ses mevcut. Sanki iyi bir oyun olması adına her şey ortaya konmuş fakat nihayetinde kabak tadı verdiği de ortada. Sierra bana göre uzun zamandır ruhsuz bir yapı sergiliyordu ve bu en çok da Larry'lerde ortaya çıkıyordu. İlk ikon-adventure'ları Larry 5'i, Space Quest 4'ü vs. gördüğümde bu işin büyüsünü yitirdiğini anlamıştım. Yakınlarda çıkan arcade-adventure King Quest 8'le de bir kez daha anlaşıldı ki klasik adventure olayı bitti. Bu tükeniş Larry 7'ye de çok şey kaybettirmiş. Bol animasyonlu ve dırdırlı sıradan bir Larry var karşınızda. Yine de Laffer olsun çamurdan olsun mantığına sahip, cinsellik içeren bayat komikliklerden hoşlanan yeni yetme takıma hitap edebilir. Ben oyunu bitirdim ve bazı zorlu bulmacalarla harbiden uğraştım. Amma ve lakin finalde Larry'nin bir uzay gemisi tarafından kaçırıldığına şahit olduğumda hemen orada Larry 8 için notumu verdim. 040-0 ve Sierra abimiz sınıfta kaldı.. CYBERIA - Interplay (1 CD): Cyberia ile tanışmam tesadüf eseri oldu. İsmini ve cismini hiç duymadığım, görmediğim bir oyundu. Bilmediğim sularda yüzmek adetim değildir. Ancak hiçbir şey bulamayınca dalıverdim. Önceleri hiç tutmadım ve arcade özürlüsü bir adam olarak ilk sahnede takıldım. Uzun zaman oyun bir köşede bekledi. Günlerden bir gün kurcalamak istedim. Ardından "Ohhaaa... Ortada harika bir render alem varmış da haberimiz yokmuş ya" tarzında bir tepki oluşturdu bende. Cyberia'yı yapan ekibi çok tuttuğum Redneck Rampage'den tanıyorum (Matrix). Bu heriflerin bu işi bildiklerine RR'yi oynadığım anda kanaat getirmiştim. Cyberia teknolojinin hakim olduğu bir dünya. Biz gizli ve zor görevler için yetiştirilmiş bir cyborg komandoyu yönetiyoruz. Kolay puzzle'lar, zor action sahneleriyle boğuşarak gittikçe dallanıp budaklanan birtakım hadiselere iştirak ediyoruz. Aslında oyun kısa fakat pek çok sahnede abartı uğraştığımızdan bitirmek o derece kolay değil. Bundan dolayı nefis render görüntüler ve etkileyici seslerle dolu bu oyunu noktalamak kısmet olmadı. Çok akıcı gelişen senaryosu, durmak bilmez temposu Cyberia'yı bana kalırsa bir numara yapmaya yeter. Yalnız şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Render animasyonlu oyunlar çekicilik fukarasıdır biraz. Bir müddet uğraştıktan sonra Cyb'de cazibesini yitirmeye başlıyor. Hareket serbestisi az olduğundan oynanabilirlikte az oluyor. Kolay sıkılmazsınız ama kesin sıkılırsınız desem sanırım derdimi anlatabilirim. Yine de mutlaka görün ve türün meraklılarına tavsiye edin. Yalnız piyasada bulmanız zor bunu da bilin.