Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 53
Hava savaşının oyuna dahil olmasi çok hoştu gerçekten, ama yine de bu yeterli bir başarı değildi. Yine düşman aynı yerden aynı şekilde saldırıyordu, ve yine düşman üssüne girip de kilit binaları yıkınca diğer tüm binaları satıp size saldırıyordu. Fakat biz, oyuncular, bütün bunlardan bir adım ileriye gitmiştik. Ve bizi önceleri çok etkileyen bu gibi şeyler artık pek bir mana taşımıyorlardı. Yine de, Red Alert zamanının en iyi oyunlarında biriydi, ve biz... yine oynadık. Sonra uzun bir bekleme dönemi. Tiberian Sun gelecek mi diye bile sorduk kendimize, çünkü bir aralar gerçekten hiç haber yoktu. Sonra ilk haberler duyulmaya başlandı. Daha oyunun çıkmasına aylar clan'lar kuruldu. Sitelerde röportajlar yayınlarıdı. Nefesler tutuldu... Sun beklendi...
Ve işte oyun karşımızda. Gerçi biraz daha erken bekliyorduk ama (iki sene kadarcık ufak bir gecikme, arkadaşlar arasında nedir ki), sonunda oyunu install etmeye başlamamız ne kadar İyi olacak değil mi? CD'yi takın, kalite kokan setup'a başlayın, ben © sırada oyunu kimler oynayabilecek, kimler oynayamayacak size onu anlatayım.
Sistem Özellikleri
Oyunumuz orta halli bir bilgisayarda çok rahatça çalışabilecek gibi gözüküyor. 52 MB HAM'I, 2 MBMicrosoft DirectDraw uyumlu ekran kartı (ki oyun 256, 16 bit ceya 32 bit renk ile, 640x480 ya da 800x600 Oynanabilecek) ve 150 MB boş yeri olanı bir Pentium 166'da çalışabilecek deniyor. Gerçi bunlar minimum ihtiyaçlar, ancak bizim kişisel görüşümüz oyunun bu makineyi bile çok zorlamayacağı.
SEE”
demolar göreceğimizden filmlerinde görebileceğiniz herkes hemen hemen burada) önce size konuyu da anlatmak gerekir diyerek, geçen üç oyunu bir kılan hikayeyi yazmaya başlayalım.
Red Alert
Yıl 1946. Albert Einstein dünyanın kaderini, geçmişi ve geleceği değiştirecek bir yol bulur. Hitler'in yerinin kesin olarak bilindiği bir zamana yolculuk eder, ve onunla el sıkıştığında, Hitler tarihin akışından sonsuza dek kopmuştur. Bunu niye yaptığı tam olarak bilinemez ama, herhalde sebep, İkinci Dünya Savaşı'nı engellemektir. Fakat Einstein'in planlamadığı bir olay gerçekleşir. Almanya, Hitler'in liderliği olmadan Dünya ile savaşacak bir güç halini almaz ama, hiç hesapta olmayan başka bir olay gerçekleşir. Joseph Stalin, Sovyet İmparatorluğu'nun komünist lideri, Demir Perde'sini dünyanın tamamının üzerine çekmeye çalışır. Vine büyük bir Dünya Savaşı patlak verir. Taraflar Komünist Rusya'ya karşı birleşmiş müttefikler, Fransız, İngiliz ve Amerikalılardır. General Gunter von Ensling'in yönetimindeki müttefikler, Rusya'yı durdurmayı başarırlar.
Tiberian Dawn
Yıllar geçer. Bizim yaşadığımız zamandan biraz daha ilerisinde, İtalya'daki Tihar
Irmağı yakınlarına uzaydan düşen bir meteor ile birlikte gelen kimyasal bileşen, toprağın içindeki mineralleri — (gg üzerinde toplar. Bilim adamları bu maddeye ismini verirler. Dışarıya
Arademolar güzel
Bunun sebebi ise oyunda Voxel Tech'in kullanılmış olması. Bu oyun motoru 3D desteklemiyor ancak çok iyi ve hızlı bir motor. Örneğin Delta Force bu oyun motorunu kullanmıştı, ve grafikleri performansa göre çok çok iyi, Ancak, oyunun haritalarının bu sefer çok büyük olacağından (RA'dakilerden iki ila dört kat arası daha büyük), çok büyük haritaların belki performansı düşürebileceğinden endişelenebiliriz.
Install bittiğine göre artık oyunu yükleyebiliriz. Tabii şimdi süper verdiği gaz yüzünden insanları öldüren bu bileşeni bir makine yardımı ile toplamayı başaran ilk kişi, Brotherhood of Nod diye bilinen bir terörist grubun lideri Kane'dir. Bu başarı, terörist gruba sınırsız kaynak getirdiği için, örgüt güçlenir ve dünyayı ele geçirme planlarına başlar. Ona karşı kurulan birlik, Global Defense Initiative, uzun bir savaşın ardından galip gelir, Nod Afrika'ya çekilir ve Kane'in laboratuarı top ateşine tutulur. Kane'in öldüğü sanılmaktadır.
Tiberian Sun
Bu sefer iler biraz karışmış durumda. Tiberium her bir tarafı kaplamaya başlamış ve GDİ tiberium'un daha az yayıldığı kutup bölgelerine doğru çekilmiştir. NOD eskisine göre bütünlüğünü kaybetmiştir. Oyunun içinde senaryo çok daha dallanıp budaklanıyor, onu da söyleyeyim dedim.
Evet, oyun açılırken karşımıza çikan demo heyecanı verici, Bu sefer işi gerçekten abartmışlar. Gerçek aktörler, gerçek setler, müthiş oyunculuk... Westwood elinden geleni yapmış gözüküyor. Ve oyun başliyor. Alışılagelmiş olacağı gibi seçebileceğimiz iki taraf var. Brotherhood of NOD ve Global Defense Initiative. NOD bu oyunda kimliğini birazcık değiştirmişe benziyor. İlk oyunda resmen “kötü” diye adlandırılabilecekken, bu sefer bir bakıma manalı bir konseptin arkasına sığınmış, bir amaç uğruna savaşan askerler görüntüsü veriyorlar. Kane'e olan bağlılıkları insanda garip bir sempati uyandırıyor. GDİ ise bilindik amaçlar uğruna savaşıyormuş gibi. Açıkçası iki tarafla da oyunu bir süre oynadım ve NOD oynamaktan daha büyük bir zevk aldım. Neden derseniz buna belki demolardaki güzel bayan, belki de NOD bölümlerinin dizaynındaki başarı derim, Yalnız, o yedinci bölümü dizayn eden şahsiyet, benimle bir görüşsün derim. Nasıl bir fikirdir, nasıl bir amaçtır anlayamıyorum. Cannon Fodder oynamak değil amacım aslında, asıl amaç strateji oynamak, ancak bu kadar sene sonra bir Cannon Fodder bölümünü bu kadar güzel arka plan grafikleri ile görmek amacında değildim. Her neyse, o bölüm dışında genelde bölümler İlginç.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 52
Umut ile beklenen ama gelmeyecek sanılan sonunda geldi. Olmayacak sanılan, umudun, kaybedildiği anda piyasaya sürülen bir kaç resim, basına sızdırılan bir kaç haber ile canlandığı, ancak geçen zaman ile yavaşça soluverdiği günlerin ardından, sonunda dağların ardından Tiberian Sun gözüktü. Bulutlar dağıldı, oyunun kutusunun türkçe olduğu  göze çarptı, bu olumlu bir gelişme olarak nitelendirildi, ve haberlerde okunanlar doğru muymuş diye, yıllar sonra yine © heyecanla açıldı jelatin. Dune 2 ilk geldiği zaman, yani bundan yıllar, yıllar önce, sahip olduğum Amiga'da oyunun bölüm atlama ekranında sorun yapması yüzünden, arkadaşlarımdan her bölümün en başının save'ini almış ve tek tek onları oynamıştım. Bu acı ile yaşanamayacağını düşündüğümden (arkadaşlarım sekizinci bölümü geçemiyorlardı), o zaman ilk PC'mi satın almıştım. Beni bu kadar heyecanlandıran nedir size tam olarak açıklayamayacağım, ama, her nedense, Dune2'de beni çeken bir şeyler vardı. Zamanına göre inanılamayacak kadar k güzel demoları vardı, bu, kalite açısından oyuna artı puan veren bir özellikti öncelikle. Hem ayrıca daha önce görülmeyen bir türün ilk oyunu olması önemliydi. Sonuç olarak real-time strateji son bir kaç yılın en çok tutan oyun çeşidi olduğuna göre Dune2 bu türün ilk ömeği 4 diberan Sun kaç senedir geldi mi, geleçek mi derken bek emeve değdi!!
peki ayın oyunu olmayı haketti mi? okuyun olarak böyle bir ilgiyi zaten hak etmişti. Aradan geçen yıllardan sonra bile oyun konsepti olarak bugün yakalanabilen çok daha ilginç bir fikir yok. Aslında bugün Tiberian Sun'da gelinen noktanın başlangıcı Dune2 olmasına rağmen, bir çok kişi, hatta kitleler © oyunu hatırlamazlar. O yüzden serinin başı diyebileceğimiz oyun Command&Conauer'dir. Şu günlerde adı Tiberian Dawn olarak anılan Command&Conaer, rafları ilk vurduğu gün, Dune2 ile tanışık olan olmayan, hemen hemen herkes en azından bir kere bakmıştı. Westwood yine ne yapacağını bilmişti. İnanılamayacak kadar güzel grafikler (o zamanlar için), çok temiz bir arabirim, harika denebilecek bir oyun sistemi ve kalite kokan menüler ile (install ekranında bile bu hissedilirdi) türden hoşlanmayanları bile bu büyüye kapıldılar. Zaten bu işlerin içinde olanlar (bizler) ise çok farklı tatlar bulmuştuk. Çok iyi bir yapay zekanın yanında, bence Command&Conaver'ı bir dönüm noktası yapan özellik, oyun boyunca her ünite kullanılıyor olmasıydı. O zamana kadar bizim alışık olmadığımız bir durum da vardı: her silah her üniteye aynı zararı vermiyordu. Bu, oyuna çok farklı bir stratejik tat katmıştı. Bölümlerin hazırlanışı, sunuluşu, ve oyundaki her ünitenin -bir şekilde- gerekli olması, C&C'yi farklı yapandı. Hemen ardından, kısa bir süre sonra (siz onu bir de bize sorun, bekleye bekleye renk değiştirdik) Red Alert geldi. Aynı oyun motoru üzerinde kurulmuş, hemen hemen aynı özelliklere sahip, ancak çok daha farklı bir zamanda geçen Red Alert, aslına bakarsanız, bence bekleneni veremedi. Zaten Westwood açısından da bir dönüm noktasıdır bu. O zamana kadar her yeni oyunda bir kaç adım ileriye giden firma, bu sefer yeni grafikler (hi-res) ve daha da güzel ara demolar dışında ileriye gidememişti.